7180570-md

Hayat üzerine, 1 bölüm: Büyükşehirlere sıkışmış tekdüze hayatlar

Büyük şehirlere sıkışmış hayatların tekdüzeliği ve bunu kırmaya çalışan insanların çıkış yolu bulamamaları üzerine bugün çok iyi bir yazı vardı zaytungda. http://www.zaytung.com/haberdetay.asp?newsid=96722

“Bundan sonra hedefim eli yüzü düzgün, çalışan bir kadın bulup evlenmek, 2 çocuk büyütmek ve 30 sene sonra şu an çalıştığım bankadan şube müdürü pozisyonda emekli olup, Ayvalık tarafında bir yazlıkta kalp krizinden ölmeyi beklemektir” sözleriyle kendisine çizdiği yeni yol haritasına dair önemli ipuçları verdi.

alıntısıyla özetlenebilecek bu yazı, en korktuğum yaşam tarzını simgelemekte. Trainspotting’deki o muhteşem açılış konuşmasıyla da pekiştirirsek:

Bir hayat seç, Bir iş seç. Bir kariyer seç. Bir aile seç. Kocaman sikik bir televizyon filan seç. Otomatik bulaşık makineni, arabanı, CD çalarını ve elektrikli ev aletlerini seç. Düşük kolesterolü, dişlerine ilk günkü gibi bakmayı, sağlıklı bir hayatı seç. Morgage ödeme planını seç. Başlangıç için bir ev seç. Arkadaşlarını seç. İyi bir tatili ve bavulunu akıllıca doldurmayı seç. En güzel sıçtığımın fabrikasının, en güzel sıçtığım elbisesini seç. Çeşit çeşit oturma grupları arasından taksitle bir tane seç. Dini ve dua ederken en bok olduğumuzu düşünmeyi seç. Kanepeye oturup bir taraftan ruh sömüren o salak programları izlerken abur cuburları tıkınmayı seç. Ve sonunda sizden sonra yerine geçsin diye doğurttuğun bencil veletler için bir utanç kaynağından başka bir şey olmayan sefil evinde son nefesini vermeyi seç. Bir gelecek seç. Bir hayat seç. Ama neden böyle bir şey yapmak isteyeyim ki? Bir hayat seçmemeyi seçiyorum. Başka bir şeyi seçiyorum. Sebep mi? Sebebi yok.

Gerçekten de vasat hayatlar var Türkiye’de. Evliyseler, pek konuşacakları bir şey kalmamış oluyor. Evli değillerse, ilerleyen yıllarında pek bir şey konuşmadan geçireceği  ama yine de kendisini yanlızlıktan kurtaracak birini arıyorlar. Halkın bir kısmı sosyal aktivite olarak kahvehaneye giderek ve arada namaz kılıp abdest almarak geçiriyor günlerini..  Diğer kısım ise, bara cafelere fln giderek.. Sürekli aynı mekanlara gitmenin aidiyet hissiyatını duyumsayarak.. Pek çoğu işe gitmek için 7’de 8’de evlerinden çıkıyorlar, akşam 7’de 8’de güç bela dönüyorlar. İşten evlerine döndüklerinde de 1 – 1,5 saat kadar haber izleyip bi güzel sinirleniyorlar, ardından bitmek tükenmek bilmeyen 2 saatlik türk dizilerinden izleyip yatıp ertesi gün tekrar aynı şeyi yaşıyorlar.. Pek çoğu kendilerinin en ufak bir ilgisi olmayan şeylerde çalışıyorlar, “önemli olan işin yetişmesi ” diyip profesyonellik maskesi takıyorlar. Sonuçta ödemeleri gereken banka kredileri var, kimisinin ev kredisi, kimisinin araba kredisi, kimisinin kredi kartı borcu.. kimisinin daha fazla borcu.. Evin faturalarını da ödemeleri gerekiyor.. haliyle çıkıp gidemiyorlar işlerinden, “muhtaçlar” oradan gelecek aylık ücrete.. Eminönünde sokakta tezgahtarlık yapan da, bir banka da veznedarlık yapan da, bir fabrikanın satış pazarlama temsilcisi de.. yani hiç bi işi yapan insan, bir dakika durup düşündüğünde yaptığı işin kendisine “para kazanmak”tan başka bir şey getirmediğini anlar anlamasına ama bunun huzursuzluğuyla başetmenin zorluğuyla uğraşmaktansa, yoksayarak hayatına devam etmeye çalışır.

Bunu yoksayamadığı vakit, ayrıca yaşlanmakta olduğunu da anlar insan. Yaşı kaç olursa olsun, bir kaç sene öncesinden yaşlıdır işte.. İleride daha da yaşlı olacaktır, ve bu bilinçle “halimize şükredelim” ile “Hassiktir ömür bitiyor” arası gelgitlere başlar. O vakit ya düşünmeyi bırakır, işleriyle daha da meşgul olur. Ya da hiçbirşeyin sıradanlıktan öteye gidemeyeceğini kavrar ve yorulur..  Yiğit Özgür’ün dümdüz bir şekilde yüzümüze çarptığı karikatürü o tıkanmışlığı, o yorgunluğu çok iyi özetler aslında:

“Bir hayat seçmemeyi seçiyorum, başka bir şeyi seçiyorum” lafı film içinde eroin’i kastediyor ama eroin gibi intihar gibi seçeneklerin de dışında seçenekler var, o kısım daha optimist olacak, böyle depresif değil. Onu da bu yazıyı uzatmamak için ikinci bir post olarak paylaşacağım.

Share/Bookmark
Share: