brain

insan beyninin intel işlemcilere kıyasla vasat tasarımı (eğlenceli bir kıyas)

Hikaye üzerine geyik materyaller toplamaya devam ediyorum. 2 gece önce epey takıldıydım insan beyninin tasarımıyla ilgili düşünüyordum ve de not almamıştım, dün daha sistematik bir halde düzenledim biraz.

Üniversitede aldığımız bi neuroscience dersi vardı. Latince beyin parçalarını ezberleyemediğim için güç bela geçmiştim ama olsun, epey şey öğrendiydim o derste 🙂 yine o derste misal insan gözünün saniyede 2gb’lık bir data transferi olduğu aklımda kalmıştı. Şimdi akıllı tasarım var ya güya Allah yeri göğü insanı “çok zekice“ “kusursuz“ bir şekilde yaratmış.. bunu digital teknolojiyle kıyaslayım dedim. (evet üşenmedim yaptım böyle bi kıyas, komik ve ilginç geldi) 🙂

Şimdi bir intel işlemciyle insan beynini nasıl kıyaslanır? Çok detaya girmeden basitçe anlatayım. İnsan beyninde neuronlar var. (sinir hücreleri) Bu neuronlar bizim data transferlerimizi sağlıyor. Misal biri sırtına dokunduğunda, o neuronların birbirine veriyi aktarması ile beyne ulaşıyor ve orada işlemlerden geçiyor ve sana dokunulduğu bilgisi oluşuyor. (internete bağlandığımız ethernet, ya da ne bileyim fiber optik kablolar falan da az buçuk aynı mantıkla çalışıyor)

Neuronlar birbirine veriyi synapse adı verilen bağlantı noktalarıyla aktarıyor. Bu bağlantı noktaları bizim tüm yaşam fonksiyonlarımızı, diğer bir değişle bizim tüm işlemlerimizi yapıyor. Işlemcilerde de synapse’larla aynı mantıkta çalışan transistor‘ler var. Transistor sayısı arttıkça işlemci gücü yükseliyor. Aynı şekilde synapse sayısı arttıkça beynin işleme gücü artıyor. ya da tersi durumda işlev kaybı yaşanıyor. Misal kafaya darbe aldığında synapselar bir süre çalışmayabiliyor, göz kararması gibi şeyler yaşanabiliyor. -gözle beyin arası iletişim kopuyor- [sadece örnek]

Şimdi biz de insan beynindeki synapse ile intel işlemcilerdeki bu transmitorleri kıyaslıyacağız. (Synapse’ların da açık veya kapalı olma durumları olduğu için digital teknoloji gibi iki bit olarak hesaplıyorum.)

Şimdi kutsal kitap wikipedia’ya göre insan beyninde yaklaşık 100.000.000.000 (100milyar) neuron var. Ve her bir neroun yaklaşık 1.000 tane başka neurona bağlı. Kabaca hesaplarsak

100.000.000.000 X 1.000 = 100.000.000.000.000 (100trilyon)

100.000.000.000.000 / 2 = 50.000.000.000.000 (50 trilyon) synapse var demektir.

(100trilyonu 2’ye bölmemiz gerek çünkü her synapse’ı 2 kere saydık. (1 neuron 1.000 neuronla bağlanıyorsa, 1.000 neuron da o 1 neuronla bağlanmış demektir. Yani 2 kere saymışız demektir. O sebeple 2’ye böldük)

Bir intel i7 işlemcide ise 731.000.000 (731milyon) transistor var. (kaynak)

Haliyle insan beyninin işlem kapasitesi bir intel i7 işlemciden:

50.000.000.000.000 / 731.000.000 = 68.339 kat daha yüksek (yuvarlak olarak 70bin diyelim)

yani insan beyni bir i7 işlemciden yaklaşık 70bin daha yüksek işlemci gücüne sahip diyebiliriz. tabi burada başka faktörlerde eklenebilir, misal biri digital biri analog ama kabaca durum böyle. İnsan beyni, i7 işlemciden yaklaşık 70bin kat daha güçlü bir işlemci.

Peki hal böyleyken Allah’ın insan beynini tasarlayışı gayet de “Akıllı bir tasarım“ gibi gelebilir. Diyebilirsiniz ki Bak gördün mü, 70bin kat daha güçlü bir işleme kapasitesi var. Ama gözden kaçırılmaması gereken 2 nokta var.

1- Aşağı yukarı 20-30 yıl içerisinde insanlar Allah’ın yarattığı “kusursuz tasarım“ denilen insan beyninin kapasitesine ulaşabilecek potansiyeli var. (1971’de 2300transmittor varmış işlemcide 2008’de i7işlemcide 731milyon transmittor var. 300Bin kat gelişmiş transmittor sayısı. Intelin i7’yi 70Bin kat geliştirmesi yeterli insan beyniyle denk işlem kapasitesine sahip olması için. Sonrasında insanın yarattığı tanrının yarattığını geçmiş olacak.

2- Bu daha da önemlisi, yaratım o kadar zekice hesaplanmış değil. Kasporov’un bilgisayara karşı satranç maçlarını kaybettiğini biliyoruz. En yüksek işlemli insan beyinlerinden birine sahip kasporov bile bilgisayara yenildi. Normal insanlar, i7 işlemcili bir bilgisayarda iyi bir satranç programına karşı rekabet edemez. Peki 70bin kat daha iyi bir işlemci gücüne sahip insan beyni, kendisinden bu kadar düşük bir “Teknoloji“ye niye kaybediyor?

Bunun cevabı “Akıllı tasarım“dan ziyade “Vasat Tasarım“ oluşumuzda yatıyor. Digital bir işlemci, tüm gücünü belli bir işleme verebiliyorken, insan beyni tüm gücünü bir işleme veremiyor. Misal Beynimizde görme merkezi var, görmeyle ilgili konularda sadece o bölge ilgileniyor. Duyma merkezi var, duymayla ilgili konularda o bölge ilgileniyor. Ama duyma merkezi, görme merkezinde yapılan işlemlere herhangi bir etkisi olmuyor. Bu yüzden hiç bir zaman tam performans bir konu üzerine yoğunlaşamıyor beynimiz.

Bu olay genel olarak tüm analog makinelerde böyle. Analog cihazlarda belli parça belli konudan sorumlu bu sebeple hantal oluyorlar. Digital teknolojilerde ağırlık yazılımda oluyor, bu sayede potansiyelini daha verimli kullanabiliyor. Parçadan kastım mekanik parçalar, misal analog eski tip saatlerin içinde çarklar dönerek bize sonuçu yani saatin kaç olduğunu söylüyor, digital saatlerde saatin işlemcisi içinde bir yazılım var bu yazılımın işlemciye işlemler yaptırması sonucu bize sonucu yani saatin kaç olduğunu söylüyor. İçinde işlemci ve yazılım olduğu için, digital saatin yazılımını biraz geliştirip tarih ekleyebiliyoruz. Ya da dünya saatleri ekleyebiliyoruz. Ya da kronometre ekleyebiliyoruz. Çünkü bir kere digital saati yapınca, diğer şeyler yazılımsal geliştirmeler oluyor. Ama analog saatte kronometre eklemek için, mekaniksel eklemeler yapmak gerekir. Analog bu sebeple daha verimsiz olmakta.

Bir de insan beyni de analog oluşu sebebiyle işlemleri uzun süre devam ettiremiyor. Bu sebeple, Bir konu üzerine düşünürken belli bir seviyenin üzerine çıkamıyoruz. Misal bilgisayara bir işi hesaplamasını istersem, 1saat 1gün 1yıl veya çok daha uzun süre işlem yapmaya devam edebilir. Ama insan beyni o kadar uzun süre işleme devam edemez. Mementoyu izleyenler hatırlar bir short-term memory‘miz var belli noktalarda sıfırlıyor kendisini. Bu sebeple uzun süreli hesaplamalar yapamıyoruz. Bu sebeple de bilgisayara karşı kaybediyoruz.

Kısacası 70bin kat güçlü bir işlemciye sahip olmamıza rağmen, vasat bir tasarım yüzünden beynimizin potansiyelini tam kullanamıyoruz. Benzer sebeplerle bizden çok çok daha büyük beyine sahip filler, bizden daha zeki değiller.

Hammallık yapıyoruz, beyin bedava diyen elemanın dediği gibi 🙂

Evrimsel olarak bakınca bu gayet normal. Sonuçta uzun süreli hesaplamalar yapmak için evrilmedik. Yemek yemek sevişip üremek türümüzü devam ettirmek ve hayatta kalmak için evrildik. Bunlar için de çok aşırı düşünce kapasitesine sahip olmamız gerekmiyor.

Ama ben Allah olsam, insanlara digital beyin düşünürdüm 🙂 Bizi eski tip analog teknolojiye mahkum etmesini ve yeterince verimli tasarlayamamasından ötürü kendisini buradan kınıyorum 🙂

bi de insan makinesi hikayem de pek tabi gerçekleşebilir 🙂

Yorum yapıp düşüncelerinizi paylaşırsanız sevinirim. Dediğim gibi, bunu kullanmayı düşünüyorum, farklı bakışlara ihtiyacım var..

Share/Bookmark
Share:

24 comments

  1. Merhaba dostum. Yazını keyifle okudum. Sadece bitişi güzel değil bana göre.

    Satranç oynayan kocaman bir metal yığını karşısında, etten kemikten hiç bir yerden enerji almayan, kendi enerjisini kendi içinde üreten ve bunun içinde patates, domates su ve benzeri tamamen organik maddeler kullanan bir yaratık var.

    Bu yaratık aynı zamanda araba da sürebilirken, karşısındaki demir yığını taşınmak için belki de hiç zeki olmayan ancak araba sürebilen bir Şoför’e ihtiyaç duyuyor.

    Yüce yaratılış’a böyle meydan okumak bence anlamsız.

    Sevişip üreyebilen ve yemek yiyerek hayatta kalabilen insan ırkı yanında kendi küçük makinelerini üretebilen ve soyunu devam ettirebilen bir bilgisayar ırkı’nın üretilmesi herhalde epey bir zaman alacaktır 🙂

    Bence tıpkı intel işlemcilerin çözeceği işleme odaklanması gibi sen de sadece işlem gücüne odaklanmışsın.

    Burada evrim ve/ya yaratılış teorisi üzerine tartışmak istemiyorum zira herşeyi bu kadar basite almak ta o kadar basit değil. Bu kadar şey tesadüf olamaz.

    1. Öncelikle yorumunuz için teşekkürler ve de evrime girmediğiniz için de sağolun 🙂 o başka bir günün konusu..

      şimdi argümanlarınız üzerinden tek tek gideyim.

      1 paragraf: enerji üretimi: makinelerin çoğu enerjisini kendi üretemiyor ama bu o kadar da önemli değil şu aşamada. Güneş paneli rüzgar turbulatörü vs gibi bir panel bağlarsak kendi enerjisini kendisi üretebilir. (bu paneli de power supply gibi makinenin bir parçası olarak görmek gerekir) Yani ilerleyen yıllarda enerji olayına çok daha aşmış çözümler getirilir.

      2. paragraf: Doğal zeka vs. Yapay zeka: çok güzel bir örnek verdiniz şöförlükle. Araba otobüs vb. Kara taşıtlarında kesinlikle şöförsüz kaza yapar (şu anki teknolojiyle) ama uçakta insan pilot yerine auto pilot çok daha başarılıdır. Hata payı insandan daha düşüktür. Kazaları oranlayınca (aklımda kaldığı kadarıyla) her 10 uçak kazasından 8’ini pilot hatasından oluyor. Yani autopilot insandan üstün uçak konusunda

      3. Paragraf: Zaman alacaktır tabiki 🙂 bakalım bizim ömrümüz yeter mi 🙂

      4. Paragraf: Evet işlem gücüne odaklandım ama ilaveten tasarım konusuna da odaklandım. Yani kusursuz bir tasarım değil, epey kusuru var. Ayrıca hantal bir yapısı var, 19. yüzyıla kadar yeterli bir işlemciymiş (beyinmiş) ama sonrasında limitlenmiş.. 21. yüzyılda zayıf kalmaya başladı, bir update gerekiyor 🙂

      Beyni digitale aktarılmaya çalışıldığı bir çalışma var şu anda ama detayları öğrenemedim henüz.

      Sevgiler..

  2. ek bilgi: doğadaki tüm sistemlerin ortak bir noktası da ekonomik olma eğilimleridir. beyinde de bahsettiğin transmittorlerin hepsi aktif degil. belirli ve ekonomik veriyolları var. o hatlar dışına sıradan insanlar pek çıkamıyor. biraz da tembellik gibi yani. böylece beyin biraz daha hantalmış gibi gözükse de fiyat/performans daha da iyileşmiş oluyor. 🙂
    bir de karşılaştırmak için daha fazla ortak değişmeyen olması gerekmez mi?

  3. Aşağı yukarı aynı şeyi düşünüyoruz çağlarcım, enerji tüketimi konusunda ekonomik olmak; tabiki doğadaki canlılar için yaşamsal öneme sahiptir. Ama ben işlem gücünü kıyaslıyorum, temel sorun uzun süreli işlem yapamıyoruz, kısa dönem hafıza bizi kitliyor. Bilgisayar gibi çok daha uzun süreli (aylar yıllarca) hesaplama yapamıyoruz. kağıt kalem olmadan aklımızdan ne bileyim 5658744357’i 68793’a bölemiyoruz. Bir şey okuduğumuzda hafızaya hemen alamıyoruz (hatta tamamını düşününce hafızaya hiç alamıyoruz/ezberleyemiyoruz.)

    Şimdi doğadaki bir canlının böyle bir ezbere ya da matematiksel güce ihtiyacı tabiki yok. Su yollarını fln hatırlasın yeter 🙂 Onun için bahsettiğin fiyat performans olayı doğadaki bir canlı için baya iyi. Ama ben, daha yüksek işlem gücü isterdim. Daha fazla fiyat verebiliriz sonuçta insanların obezite sorunu var, çok rahat enerji aktarabilir. 🙂 (Fiyattan kastımız besin tüketimi değil mi ikimizin de?) yani 150 i.q.’lu biri görünce dahi süper zeka fln deniyor, 1.500 i.q. ne bileyim 15.000, ya da 1.500.000 i.q. sahibi olduğumuzu düşünsene neler neler yapabileceğimizi.. 🙂

    daha fazla ortak değişken konusunda haklısın da o biraz daha uzman birinin işi 🙂 ama 70bin kat güç olayı değişse misal beyin 200bin kat güçlü olsa i7’den veya 10bin kat daha güçlü olsa ne farkeder ki? insan beyni çok daha güçlü i7’den (bunda hemfikiriz sanırım) ve de i7’nin yapabildiği işlemleri yapamıyor. Benim yoğunlaştığım ilgilendiğim nokta bu.

    ek bilgiler sunmaya devam eyle, link fln at, genetik bakışlar lazım bana 🙂

  4. Özgür bey merhaba;

    Yazınız sayısal veriler göz önüne alındığında doğru olabilir, ancak birde işin gizemli tarafı var.Evet beyin yapımız yemek yeme,sevişme vb.gibi bir çok yaşamsal faaliyetler için tasarlanmış gözükse de acaba gerçekten böyle mi ? Halen daha beynimizin yüzde kaçını kullanıyoruz sorusuna tam olarak net bir cevap bulunabilmiş değil.Durum böyle olunca insan beyninin sınırlarını biliyorum demek ne kadar doğru olur. Bir agnostik olarak olayı birde yaratıcının (Allah,Tanrı) gözünden görmeye çalışalım tabi bir yaratıcı varsa 🙂 Siz onun yerinde olsaydınız mükemmel özelliklere sahip bir beyin yada bir canlı yaratmak ister miydiniz? Empati yapmam gerekirse ben mutlaka özellikleri kırpılmış bir canlı yaratırdım. İnsanoğluna bir baksanıza analog beyin yapısı ile dünyayı ne hale çevirdiğine :))

    Saygılar…

  5. Merhabalar.. Öncelikle son yorumu yazan arkadaşa yanıt vereyim…Sevgili Önderhan arkadaşım, bence dünyayı bu hal dediğiniz hale çeviren acaba analog düşünme şeklimiz midir? Sakın bir gün bu dünyayı öyle yada böyle terk edeceğimizi özümseyememiş olmamız sebebiyle, sahip olmaya çalıştıklarımızı paylaşmıyor olmamız, dünyanın orasını burası sahiplenmeye çalışmamız, bütün bu malların geçici olduğunu unutup, kişisel servet, ya da ailevi servet biriktirmek uğruna her türlü yıkımı meydana getirmek olmasın? 🙂 Bunun aksi olsaydı zaten elimizde bir şey tutamayacağımızı görür paylaşırdık…

    Evet şimdi de af dileyerek yukarıdaki yazıya yöneleyim… 🙂
    Evet Kasparov yeniliyor, ama bir bilgisayarın içinde oynanan bir oyuna yeniliyor. Yani ortada bir satranç tahtası bir kenarda oturan Kasparov diğer kenarda da bir makine yok.. Şimdi sen diyebilirsin, onu da yakında yapacaklar…Yani bir makine oturuyor olacak ve ellerini uzatıp taşları hareket ettirecek…Peki bunu yaparken aynı anda arkasındaki oturan bir adamı da algılayabilecek mi? Görebilecek mi demiyorum, algılayabilecek mi diyorum! Yani kafasına 360 derece kamera koymak bir işe yaramaz. Algılamaktan kastım şu. Mesela ben bir odaya girdiğimde içerideki ruh hallerini, yani kimin o sırada üzüntülü, kimin yapmacık, kimin mutlu olduğunu sezinleyebiliyorum.. Sence bir makine bunu yapabilecek mi?
    .Peki ortaya satranç değil de tavla koyalım 🙂 🙂 🙂 O zaman Kasparov’u bilmem ama benim karşımda bir makinenin hiç bir şansı yok!.. İşin içine rastgeleliğin niyet ile yönlendirilmesi girdiği zaman, sadece doğrusal çalışan bir makinenin hiç bir şansı kalmıyor… Hatta beklemeye bile gerek yok, hemen internetten bir tavla oyunu indirip deneyebilirsiniz.. Kim diyor tavla, hayata satrançtan daha uzak bir oyun diye!…

    Buraya kadar olan yazdığım kısımlarla ilgili, insanın başarabilecekleri ile ilgili, Carlos Castaneda’nın kitaplarını öneriyorum… Yüreğiniz ve zihin kalıplarınız size izin verirse buyrun okuyun…

    Bana bir makinenin doğrusal ve zihinsel kapasiteye yönelik yapabileceği müthiş hesaplamalardan bahsedebilirsiniz… bu arenada bir insan beyni onunla yarışamaz, ok… Ama insanın beyni zaten bunun için tasarlanmadı… Kaldı ki insanın beyni zaten bedenin geri kalanından ayrı çalışsın diye de tasarlanmadı…. Mesela yukarıdaki yazıyı yazan sevgili arkadaşımızın muhtemelen kök çakrası, kuyruk sokumu çakrası ve alın çakrası çok iyi çalışıyor, ama kalp çakrası ve taç çakrasının işleyişi zayıf…. Ama bunlar sadece tahmin, sonuçta bu konunun uzmanı sayılmam… 🙂

    Sevgilerimle

    Şu tanrının insanı zayıf yaratması meselesine ise diğer yazılarında yeterince yorum yazdım sanırım, o yüzden burada tekrar yazmıyorum ve seni okuma zahmetinden kurtarıyorum…

  6. O zaman su da sana mantikli gelmeli:eger bir insan bir duzenek kurarak herhangi bir tasi saatte 100km/sa basarirsa artik tas insandan ustun bir varlik olur cunku insanlar saatte 100 km kosamaz. Iste senin verdigin ornekler hep buna benziyor ama senin verdigin orneklerdeki fark elektronlari hizlandiriyorlar sadece. Bence hicbirsey insandan ustun degil.

  7. İşlemci düşkünü arkadaş, o işlemcileri de insan beyni üretiyor.
    Yukarıda yazmışsın gözün saniyede aldığı fotoğraf 2 GB diye. Hayatın boyunca gördüklerini ve duyduklarını 70 yıl süren bir sinema filmi olarak düşünsen bu kadar bilgi beyinde mercimek tanesi kadar yere (hafızaya) yazılıyor. İnsan gözü 16 milyon renkten daha az çözünürlüğe sahip değildir. Blueray bir film 8-10 GB yer kaplıyor. Acaba insan beynindeki mercimek tanesi kadar kuvve-i hafıza kaç GB bilgi depolayabilir.

    Evet balarısı fıtratça ve vazifece öyle bir mu’cize-i kudrettir ki; koca Sure-i Nahl, onun ismiyle tesmiye edilmiş. Çünki o küçücük bal makinesinin zerrecik başında, onun ehemmiyetli vazifesinin mükemmel proğramını yazmak ve küçücük karnında taamların en tatlısını koymak ve pişirmek ve süngücüğünde zîhayat a’zaları tahrib etmek ve öldürmek hâsiyetinde bulunan zehiri o uzuvcuğuna ve cismine zarar vermeden yerleştirmek; nihayet dikkat ve ilim ile ve gayet hikmet ve irade ile ve tam bir intizam ve müvazene ile olduğundan, şuursuz, intizamsız, mizansız olan tabiat ve tesadüf gibi şeyler elbette müdahale edemezler ve karışamazlar. İşte bu üç cihetle mu’cizeli bu san’at-ı İlahiyenin ve bu fiil-i Rabbanînin, bütün zemin yüzünde hadsiz arılarda, aynı hikmetle, aynı dikkatle, aynı mizanda, aynı anda, aynı tarzda zuhuru ve ihatası, bedahetle vahdeti isbat eder.”Şualar ;156 “

  8. yazınla çok ilgilendim bilgisayar konusundada beyin konusundada az çok bilgi sahibiyim bazı konularda katılıyorum örnek olarak intelin insan beyninden saniyede daha fazla işlem yapabileceği bir gün gelecek fakat yukarıda yorumlar da haksız sayılmaz bazı yerlerde sen kıyaslamanı sadece bunun üstüne yapmışsın tabi aslında ikisi tüm özellikleri ile kıyaslandığında işlemci demek o kadar ezik kalırki bir beyine bunu bi düşün araştırmanı genişlet takip edicem seni bize de yararlı oluosun en azından şunu düşün o beyin sadece gördüğünü duyduğunu dokunduğunu yediği yemeklerin tadını kokuları kaydetmekle kalmıyor (hardisk)daha sonra onlar an bile denemeyecek sürede hatırlıyorda(call) yani bütün bi bilgisayarın yapabileceklerini yapıyor üstüne tad alıyor koku alıyor (bilimsel araştırmalar ilerletiliyor sonuçlar alınmaya başlandı çok zayıfda olsa) hissediyor yaratıcılık cabası birbirlerine benzetiyor yorumluyor hiç görmediği şeylerin varlığını hesaplıyor(kuantum teorisi henüz bir elektron dahi fotoraflanmış değil hala olabileceği yerlerin olasılıkları söz konusu kaldıki bu bu konunun harfi bile olamaz bi deryadır kendisi girmeyeyim) birde şu varki öğrenebilen bir bilgisayar sistemi henüz yok gittiğin yolu hatırlamak bir öğrenme değildir zaten google ın arabassıda yapıyor bunu okulda iki adet küme sorusu görüp sınavda hiç alakasız soruları çözmek gibi bişeydir öğrenme süreci kaydetme anlama soruyu gördüğünde hatırlama yorumlama veriyi tekrar düzenleme uyum sağlama yaratıcılık gibi faktörlerden sonra birde onu kağıda dökmek kalırya orada bile hiç biryere makineler gibi referans alınmamış bir kağıt parçasına neresine yazmak nasıl yazmak gibi daha sayamadğım okumaya sıkılırsın binlerce faktörü hesaplar hepsinin üstüne onlarca dış etkene sıcaklıktan rüzgara gibi kendini hazırlar ve kendi yaşamsal faaileyleri için bir kalp atışı gibi tıpçısın anladığım kadarı ile daha iyi bilirsin birçok fonsiyonuda dolaylı yada doğrudan organize eder ve herşeyden önemlisi hisseder yani duygu anlamında ki bir makine için en zoruda bu olucak olsa gerek bir makiine aldığı kokuyu insan gibi kaydedebilir ayırt edebilir tanıyabilir hatırlayabilir yazılımında var olan tepkileri işleme sokabilir ama asla o kokunun kendisi için ne anlam ifade ettiğini idrak edemez hala beynin bir üstünlüğü vardır bu bakış acılarından olayı değerlendirince birde şu konuya geleyim evet yıllarca aynı şeye odaklanarak çözüm aramaya çalışamayız çünkü bu arada bir sürü etkenide hesaplamamzı gerekir örneğin sen tamamiyle kafanı pi sayısının rakamlarını bulmaya çalışırken tüm beyin hücrelerin,n gücünü buna ayırırsan 😀 sana doğru gelen bir aracı duayamaz göremez ölürsün o yüzdende işlemcilerde bu yüzden son yıllarda multi mimariye gitmiştir bu bir eksiklitir fakat insanda gayet çokda basit bi şekilde mevcuttur sayıları çarpmak öğrneği çok yüzeysel kalmış 😀 çok daha yüksek sayıları çarpıp bölebilen insanlar var rekorlar kitabına girmiştir bu eğitimle alakalıdır ve çok iyi araba süren bir yarışcının eğitimler sonunda iyi bir su kayakçısı olamayacağı anlamına gelmez yani sinapslar bağlantılarını tekrar başka sinapslarla oluşturabilir (son yıllarda araştılmıştır) analog deyimin çok yanlış kalıyo bnce bu yüzdende tam ters,ne programlanılabir aksine dijitaldir aynı sinapslar bugün direksiyon öğrenirken yarın yüzme öğrenebilir ve profesyonalleşme dediğimiz şey sürekli pratik yaparak daha fazla hücrenin o konuya ayrılmasıyla oluşan bir süreçtir bilim öle dior hatta bisiklet sürmek gibi örneğin çoğu fiziksel aktivite refleks haline gelir ve bu aktivitelerin bi kısmı beyine hiç ulaşmadan omirilik tarafından otomatik cevaplanır bugün robotlar yürümeyi zar zor yapıyolar ve her adımında milyon veriyi sanki az önce işlememiş gibi tekrar işliyorlar belki çlok karamsar geldi sana yazım ama bunları yazan kişi şunada ayrı bir inanır ki evet kendi kendine evrileşen bilgisayarlar bile olacaktır kendi yazılımlarını güncelleyebilen ve komutları update gibi değil kendileri yazıcaklardır belkide tekilleşme gerçekleşecektir fakat asla duygusal olamayacklar örneğin ve duygusal öğeler bir beynin her köşesini uyarırı sürekli çözüm arayışına girer sonsuz döngüler oluşturur ve zamanla o duygulardan çıkabilirler ama autoit (adı üzerinde bir program ) ile iki satır komut yazsam saniyede katrilyon işlem yapabilen bir pc bile fişi çekene kadar sonsuz döngüde kalır 😀 işlemci gücünün önemsiz kalışı bu işte bilgisayarının donması 😀 yapay zekaya inanıyorum benden fazla işlem yapabilir ama asla bnm yaptığımı yapamaz diyorum gerekçelerimide azda olsa yazmaya çalıştım çoook geniş bir derya olduğunu ve daha çok tartışılacak olan bir konu olduğunu sende bu yazıyı yazarken biliyor olduğunu düşünüyorum bana pekde vasat bir tasarım gibi gelmedi sadece senin kıyasladığın gibi bir özellik için yaratılmamış yada evrimleşmemiş o kadar yazını çok beğeindim ama böyle şeyleri düşünebilen insanların olması bile bnce çok güzel tabi sen sen ol yinede aşırıya kaçma ateist bile olsan öle olduğunu idda etiyorum üstüme vazife değil yinede ateist kal ama yaratıcının olma ihtimalini göz ardı etme eğer ortada yapılmış bir iş olma ihtimali varsa ustasına saygı duy diyorum yazdıklarımın tamamı kişisel fikrimdir kimse kabul etmek zorunda değildir kimileri bazılarına göre yanlıştır gayem sadece yapabilirsem farklı bakış açıları sunmaktır inşaat mühendisliği okuyorum ama fizik kimya tıp matematik geometri felsefe kosmoloji bütün mühensilik dalları adı bilim olan ne varsa hepsine hayranlığım ilgim ve öğrenme çabam vardır gelecekte herşeyin olabileceğine inan biriyim ama yazında kendi vardığın yargıların yarı olmasa sadece bilgi versen daha güzel olurmuş -öğrendikce hişbirşey bilmediğinin farkında olmak ve daha fazlasını öğrenmek için var olmak gerek diyorum- çok uzattım konuda dağıldı zaten kendimce 😀 dikkatimi wc ye gitmeye verdim galiba 😀 son satırda işlemci farkı işte intel bile bisürü program çalıştırıyor ben hem wc ye gidip hem yorum yazamıyorum tasarım farkı işte naparsın vasat teknololi 😀 idare et

  9. Kasparov’dan örnek vermişsin. Kasparov satranç oynarken aynı zamanda düşünmekten ziyade farklı duyguları da bir arada yaşıyordu.Beynin sadece bilgi işlem merkezi yoktur.Duygulanma gördüğü üzere yorumlama ve aynı zamanda (ki büyük çoğunluğunu bu yüzden kullanır.Otonom sistem deyip de daha ne olduğunu bilemediğimiz-tanımlayamadığımız ve genetik deyip de geçiştirdiğimiz alerjik hastalıkların kökeni) organların çalışmasını da kontrol eder.İntelin sadece 70000 kat fazla karmaşık transistör ve bilgi-işlem-determinant yapılarını toplayabilmesi için 2000 mühendisini 30 yıl boyunca yalnız bu iş için yönlendirmesi gerekir.Çünkü bilgi birikimi de oyunlardaki level gibidir.Daha fazla ilerledikçe işin daha da zorlaşır ve iş içinden çıkılmaz hal alır.Ayrıca dinimizce de aklın bir sınırının olduğu insanın duygularının ise sınırı olmadığı ve duygusal olarak çok güçlü ve sınırsız yaratıldığı belirtilmiştir.(Aşkın tanımı da yoktur.)Bu vermiş olduğun bilgi de bunun ispatıdır.Bugüne kadar öğrendiğim herşeyde hayretler içinde kaldım.Meslektaşlarımın vücuddaki muazzam yapıları görüp de nasıl sapıklığa düştüklerini görünce daha da hayret ediyorum.Allah bizleri kalpleri mühürlenenlerden eylemesin.(Not:Beyin 0/1 sistemini kullanmaz, olmamış her durum için muallakta kalır.2+2=4 Buna dahildir.Nabarsın işte montofon kafalar..)

  10. Yazınızı büyük bir keyifle okudum bişeyler kapabildiysem ne mutlu bana, Nacizane birkaç kelamım var ama .

    Beynimizin %3 ünü veya %5 ini kullanabildiğimiz söyleniyor.Sen o kadarınla bile bunları düşünebiliyorsan bence tasarımda değilde kullanımda bir sorun var. Bunu sana hitafen söylemiyorum insanlık açısından. Bu söylediklerin neye benziyor biliyormusun? İnsan gözünden dahada kaliteli,net görüntü alabilen kameralar yapacakmış ilerde teknoloji.peki bunu kim görecek ? kalite ne olursa olsun bizim görebildiğimiz kadar var . beynimizde aynı şekil kullanabildiğimiz kadar var.

  11. vasat tasarım diyen arkadaş zırvalamış!!!

    kuantum bilgisayarlarının en büyük ilham kaynağı i7 değil insan zekası!!!
    ayrıca kulaktan gelen ses ile görme bölgesinin de uyarılabildiği bilinen bir gerçektir.
    şöyle bir örek vereyim;
    bir kişinin ismi A olsun. bu A kişisinin B diye bir arkadaşı olsun.
    şimdi B adlı kişi A’ya seslendiğinde, A kişisinin duyma sistemi devreye girerken beyninde eş zamanlı olarak da B kişiyi görmüş gibi aktivite gerçekleşir! çünkü beyin yapısı ve çalışma mantığı gereği olaylar arasında bağlantı kurmak ister ve kurar!

    hülasa;
    tüm beyin cerrahları ile nöroloji uzmanları ve kuantum fizikçileri, insan beyninin toplam çalışma frekansını (böyle bir şey yazdım çünkü işlemcilerde de aynı mantık var!) taklit ederek süper bilgisayarlar yapmak için çalışmaktadırlar!!!

    kasparov’un yenilmesi olayına gelince… Tüm maçları kaybetmedi! işkembeden sallamış!!!
    aşağıya bakınız!
    http://tr.wikipedia.org/wiki/Garri_Kasparov
    http://www.statemaster.com/encyclopedia/Deep-Blue

    velev ki yenilse bile bu tüm bilgisayar sistemlerinin insanlardan daha zeki olduğunu söylemek ise amiyane tabirle aptallıktır!

    zira tüm bilgisayarlar 2’li sistemle çalışmaktadır (0 ve 1). bu yüzden tüm sorulara evet veya hayır diyebilir ve sadece kendisine yüklenen insan ürünü yazılım sayesinde cevap verebilirler!!!
    insan beyni ise etraftan duyduğu envai çeşit sesleri bile işleyerek düzgün cümle kurma olayının bile kuantum bilgisayarlarının dahi temel ilham kaynağı iken…
    kısaca bu arkadaş biliyorum diye şey etmiş, zırvalamış!!!

  12. yine bu komik adama bir cevap!!!
    Tianhe-2 bilgileri kısaca;:
    3.120.000*5.000.000.000=15.600.000.000.000.000 (on beş katrilyon altı yüz trilyon) transistörlerin sayısı…

    sen ise insan beyninin tahmini bağlantısını 100 trilyon olarak vermiştin sonra 50 trilyona düşmüştü!!! fark etmez!

    tianhe-2’nin sahip olduğu işlemci sayısı 3.120.000… bu işlemcilerdeki transistör sayııs 5.000.000.000. toplam işlem gücü : 33.86 petaflop/sn (haziran 2014)
    top 500’deki süper bilgisayarların toplam işlemci gücü : 274 petaflop/sn

    bir insan beyninin işlem gücü ile ilgili al bu da kapak olsun!
    bir şeyi yalan yanlış yazmadan evvel adam gibi bilimsel verilere dayanak göster!!!

    ayrıca insan zekasını ve beynini de (/ikisi farklı şeylerdir!) kendi zekan gibi vasat zannetme!!! beynin ise muazzam!

    ayrıca kasparov satranç dahisi bu ise onu süper zeki insan yapmaz ki?
    kasparov satranç oynuyor diye çok zeki ise, nasa’da matematiksel hesaplamalar yapan IQ seviyesi 200 civarındaki insanlarda neyin nesi? fakat hiç biri kasparov gibi satranç oynamaz! bu ise onları vasat mı yapar?

    düşünce tarzını veya bakış açını değiştir!!!

    http://intel.doganburda.com/guncel/item/357-83-bin-islemci-beynin-1ine-denk

    1. Ekrem’cim gaza gelip kanıtlar sunmaya çalışmışsın ama yazıyı doğru okumamışın 🙂

      copy paste: “İnsan beyni, i7 işlemciden yaklaşık 70bin kat daha güçlü bir işlemci.”

      yani ben insan beyni daha alt bir işlemci demedim ki, tam tersi 70bin kat güçlü bir işlemci dedim = )

      şu an değil ilerde yakalayacak ve geçecek insan beynini (bu hızla geliştiğini varsayarak)

  13. özgür bey…
    son olarak şunu yazayım.
    sizce yılan mı harikadır yoksa bir tren mi?

    trenler yılanların hareketlerine bakarak tasarlanmış teknoloji harikası vasıtalardır.
    fakat yılan ölçeğine indirdiğinize de yılanın vücudu ve gücü aynı boyutlardaki bir trenden kat ve kat güçlüdür.

    mesela gergedan böceği…
    o, kendi alanındaki en iyi halterci gibidir. neredeyse kendi ağırlığının 100 katına kadar kaldırır. mesela 25 gr geliyorsa kendisi 2,5 kilonun altında bana mısın demez. sen ise bir makine yap ve bu makine ile 3 kilo kaldır. diyebilir misin ki “benim yaptığım alet daha güçlü”. o böceğin boyutunun gücü bir insanda olsa 6000 kiloyu (60 kilo olarak) kaldırması gerekirdi!
    buradan hareketle bir gergedan böceği için dünyanın en güçlü canlısı diyebiliriz. dikkat et! fil veya balina demiyorum. 🙂

    hülasa;
    olayları veya eldeki verileri karşılaştırmak ve kıyaslamak istiyorsan o boyutlardaki ve yapıdaki olanlarla karşılaştırman gerektiği bilimin en temel kuralıdır.

    yani hiç bir zaman bir hidrojeni, karbondioksit ile karşılaştıramaz ve kıyaslayamazsın. birisi elementtir diğeri bileşik…
    ayrıca unutma ki insan beyni bir bilgisayar değildir! neden insanlar her şeyi materyalist bir öğe ile benzeştirmek ister anlamıyorum (konuşma olayına ise hiç girmiyorum. daha bir muamma konu o)

    aynen öyle de insanların geliştirdiği bir şey (bilgisayar) ile insanı tam olarak kıyaslayamazsın kıyaslarsan fil ile karıncayı da güç ve kapasiteleri açısından karşılaştırman gerekir ki ikisi de farklı alanlar dedik.

    ayrıca en süper bilgisayarlar için neredeyse küçük ölçekli bir hidroelektrik santarlinin elektriği gerekmesine rağmen bir insan beyni bunu 1 çay kaşığı glikoz içeren madde ve soludğu oksijen ile çok daha fazlasını yapıyor!

    O ZAMAN BU YARATILIŞ VASAT MI YOKSA HARİKULADE Mİ? BİR DE BİLİRSİN Kİ ANATOMİNİN ÇÖZEMEDİ TEK ORGAN…

    ayrıca bir bilgisayar evet veya hayır derken insan ihtimalleri de değerlendirebilme kapasitesindedir. kuantum bilgisayarlardan bahsedeceksen eğer 2+2 dendiğinde 15 bile diyebilmekte! Onun ihtimal aralığı çok anormal! 🙂

    okuduğum kadarı ile psikoloji ile ilgili eğitim almışsın.
    sana naçizane tavsiyem diğer ilim sahalarına giren konuları “ateist” olmana bakmadan araştırmanı tavsiye ederim. çünkü bakmayı bilen göz görmeyi de bilir…
    fakat şunu unutma sakın “görme gözde değil, beyinde gerçekleştiği de bilinen bir gerçek…”
    ve şunu da unutma! ne göz ne de beyin duyguları da göremez! gören ise kalptir! 🙂

  14. Size interstellar’dan bir replik ile cevap vermek isterim “bu göreve neden robotları göndermedik biliyor musun. çünkü bizi farklı kılan hayatta kalma dürtümüz” bir makinenin hiç bir zaman yapamayacağı şey işte budur. kasparovu yenen bir makine olası tüm santranç hamlelerini hesaplayabilir fakat yazılımında önceden tanımlanmayan bir sonuca ulaşamaz. insanların tasarımını kusursuz kılan da budur.Şu anda bir robota dış dünyaya çıktığında başına gelebilecek kötü şeylerin (robota zarar verebilecek olasılık senaryoları) yüklemeye kalksanız bu çok uzun bir zamanınız alacağı gibi robotun bu bilgilerden seçim yapması sağlıklı bir karar verebilmesi için uzun bir süre düşüneceği anlamına gelecektir. Bu da bizim karşıdan karşya geçerken beklenmedik bir durumda reflekslerimizle cevap verip hayatta kalabileme süremizin milisaniyeler ile ölçülebildiğini hatırlatmak isterim. Özetle tasarımımız şu anda olabilecek tüm dijital yapılardan üstün durumdadır. insan beynini kıçı bo*lu bir intel işlemciyle kıyaslamak pasteur dan önce çoraplardan fare oluştuğunu iddia eden karanlık ortaçağ beyinlerinden farksızdır.

  15. İnsan dediğin dünyaya yemek yeme sevişme vb. fiilleri yapıp ölme içinmi gönderilmiş 🙂
    Yazık sana, o aklın bundan fazlasını düşünebilmeli.
    Vasat dediğin insan o üstün kıldığın bilgisayarı üretiyorda, üstün kıldığın o bilgisayar tüm teknolojisini kullanarak bir hücre bile üretemiyor 🙂
    İnsan düşünübilen bir varlıktır, bilgisayarlar ise düşünemeyen bizim programladığımızdan öteye geçemeyen varlıktır. Üzerindeki yapay zeka dahi bizim yazdığımız algoritmalar üzerinedir, ötesi değildir.
    Yazık sana, Allah ın sana verdiği aklı ziyan ediyorsun.
    Bilki senden öncekiler gibi sende öleceksin, ama hayvanlar gibi toprak olup yok olmayacaksın.
    Hesaba çekilirken ne diyeceksin?
    Sana ve senin gibilere Cehennem vardır, hiç bitmeyen bir azap, sonu olmayan.
    Yazık…

  16. ister yayınla ister yayınlama

    önce insan beynini cpu ile kıyaslarkene

    önce ikiside aynı şey mi acaba de analogdan dijitale zorlanmış beyin

    sonra mevzu ile alakalı bilgi sahibi ol transistörü mosları aktifleri pasifleri tanı tanı

    cpu mimarilerini tanı basicte veya c de program yazmaya benzemez bu işler

    çalışma prensibini anla

    cpu lar 1-0 var yok işler, analog insan beyni ise gerçek zamanlı olarak analog sinyalleri

    cpu da pc(program counter) osc nin (osilatörün harmoniklerinin) herbir darbesi ile

    sayar veriler işlem kodları ile cpu içerisinde belli başlı konumlara yönlendirilerekten alu

    ram(aritmetik lojik işlem birimi)(rasgele erişimli kaydedici) gibi çok ilkel salt mantıklı işlemlere

    tabi tutulurlar

    biyolojik beyinler tam bir blinmeyen muamma

    dünyadaki tüm bilgisayarları topla karıncanın beyni etmez

    çünki mimariler tamamen farklı karıncanın beynini anlıyamadık

    2011 http://www.mit.edu 400 tansistörlü analog cpu yaptı intel işlemciden gerçek zamanlı

    uygulamarda daha hızlı ve üstün

    dijital evrilmeye zolanan beyin

  17. Öncelikle ateist olduğunu alçakça bir şekilde belli etmişsin. Evrilmişiz falan filan… bunun gibi safsatalarla uğraşıcağına biraz araştır da insan gibi mükemmel bir varlığı kimin inşaa ettiğine ulaş! Ayrıca senin micro işlemci karşısında küçümsediğin insan beyni aynı zamanda o birkaç cm lik çipin içine 731 milyon transistör yerleştirebilecek kadar büyük bir makinedir. o çok övdüğün çipin işlediği bilgileri sana gösteren makineyi karşına al konuş bakalım senin ses tonuna ve duygularına göre hatta sinirli olup olmadığına göre, o gün gününün iyi geçip geçmediğine göre hareket edip sana tepki verebilecek işlem mimarisine sahip mi. Ayrıca insan beyni her saniye 750 milyon uyarıcı ile ilgilenir. İnsan beyni denen işlemcinin manevi işlem mimariside vardır? Bilgisayarın var mı? Japonlar tarafından asimo diye bir robot yapılmıştı teknoloji harikası diye tanıtıldı o da merdivenden çıkarken kafa üstü çakılmış ve mükemmel micro işlemcileri onun kolunu yere koyup destek alarak ayağa kalması gerektiğini iletemişti 🙂 ama insan beyni onun düştüğü yerden kaldırılması gerektiğini işlemiş ve gidip kaldırmıştır. Boş konuşma işine bak! Ayrıca bilgisayar sana bu şekilde duygu ve düşüncelerinide aktaramaz.

  18. Bilgisayar işlemcileri yada üretilmiş tüm mikro işlemciler sadece 2 lik sayı sisteminde hesap yapan birer hesap makinesidir.Biyolojik beyinler ise anlama, öğrenme, aynı hatayı tekrar yapmama, duygusal ve mantıksal kıyaslar yapma, kendini karşı tarafın yerine koyma ve sayamadığım daha birçok işlemi yerine getirebilme fonksiyonları vardır.İnsan, beyninin sınırlı miktarını kullanabilir ve bu herkeste farklıdır.Ayrıca insan beyninin yapısı ve çalışma şekli günümüzde tam olarak çözülebilmiş değildir.Lütfen olaylara dar bir pencereden değil etraflıca bakalım.Yüce yaratıcımızı kimsenin sorgulamaya haddi ve hakkı yoktur.

  19. Biz siradan insanlar beyin hakkinda ne kadar az şey bilsek de güzel ve ilginç bir bakış açısı. Ama ben de farklı bi yönden yaklaşmak istiyorum. Eğer bizi yaratmış olan bi tanri varsa ve bu tanri bize suanki beyin kapasitemiz ve islem gücümüzün milyarlarca katini vermiş olsa biz yine bizden cok daha iyi ve hizli dusunebilen makinalar yaratirdik. Sonucta kapasite ve islem hizini sonsuza kadar cekebilirsin. Örnek vereyim : suanki beynimizi düşünerek kapasitemiz x, islemci hizimiz da y olsun. Biz bu mevcut hiz ve kapasitemizin yetersiz kaldigini düşünüp 10x ve 10y lik sanal cihazlar ürettik. Eger beynimiz 1000x 1000y olsaydi bizim islem ve kapasite olarak ulasamayacagimiz noktalar yine olacaktı sonucta dedigim gibi sonsuza kadar gider bu islem gücü. Yine daha hizli islemci ve kapasiteye ihtiyac duyacaktik. Bu sefer 173848x 183848939y lik bilgisayarlar üretecektik ve yine diyecektik wtf god neden bize super dusunme gucu vermedin biz senin yarattigindan daha iyisini yarattik diye. Sonuc olarak buyuk ihtimal tanri yok ve evrim bu kadar yapabilmis beynimizi . beynimiz oldugu surecede surekli daha iyi sanal beyinler üreteceğiz.

  20. Demişsin ki insan bir makineye yeniliyor ama şöyle bir husus var o makine sadece bir işlem yapmakla yükümlü oda ona verilen işlemi yapmakla yani sen bir bilgisayara emir vermeden o bilgisayar hiç bir şey yapmaz öyle kapalı bir biçimde durur yani sadece ona söyleneni yapar buda onun özgürlükten yoksun olduğunu gösterir ancak insan aynı anda birden fazla işi yapabilir ve herhangi bir konuda hüküm vererek bunu gerçekleştirebilir ve bilgiyi bir başkasından öğrenmesine gerek yoktur kendisinin YAPMIŞ OLDUĞU MAKİNELERLE (özellikle vurguluyorum burayı çünkü o adamı yenen makine gene bir insan yapımıdır) bunu araştırarak öğrene bilir yada ortada olan bir sorunu çözebilir.
    Şimdi işlemcilere geri dönelim. İşlemcilerde ise kendisi bir bilgiyi araştırarak öğrenmez aksine ona öğretilen bilgiyi sürekli tekrarlar

    Simdi de işlemcinin bir konuya yoğunlaşa bilirken beynin sadece bir bölümünün bir işleme yoğunlaşa bilmesine bakalım eğer bir insan beyni sadece bir işe yoğunlaşsaydı olası bir hasarda nöronlar arısı zincirleme kopma olurdu buda en ufak bir hasarda insanın ölmesine neden olabilirdi yani demek istediğim olası bir hasarda nöronlar arası bağlardan biri bile kopsaydı diğer nöronlar arsı iletişimde kesile bilirdi. burada şunu demek istiyorum bir işlemci genelde yanma sebebi fazla zorlanmasından dolayıdır yani arka arkaya 1 den fazla işlem açtığında işlemci fazla ısınacağından yanacaktır ve yeni bir işlemci gerekecektir yani senin dediğin gibi olsaydı eğer beyin komple ölecekti.

    Asıl insan beyninde okadar nöronun bir arada bulunarak ve her bir grup farklı bir işlem yaparak bir arada ahenk içerisinde çalışması bir işlemcinin yapabileceği birşey değil Vasat olarak tanımladığın sistem aslında kusursuz bir sistem bunu vasat yapan şey aslında biz insanlarız. Biz beynimizi nasıl kullanacağımızı bilmediğimiz için o bilgisayara yeniliyoruz. yani aslında gerçekten Zeka dolu bir tasarımı var beynin

  21. Merhabalar bu keyifli yazınızı okudum fakat yanlış bir mukayese var tıpkı bir abaküsteki boncuklarla bilgisayardaki transistörleri karşılaştırmak gibi transistör açık kapalı durumlarını otomatik olarak ışık hızında iletebilen işleme koyan bir araçken boncuk var yada yok diye gözlemlenebilen manuel çalışan mekanik sistemdir yapacağı işler sayı ile karşılatırılmaz 2300 transistörün yaptığı işi 23 trilyon boncuk ile yapamazsın bir nöron ile transistörde aynı şekilde karşılaştırılamaz çünkü nöronda sadece açık kapalı diye bir bağlantı yok onlarca giriş onlarca çıkış var tek bir nöron bile başlı başına bilgisayar gibi çalışan bir sistem dolayısyla herhangi bir i7 işlemciyi 70 bin kat güçlendirince beyin gücüne ulaşamazsın. Ayrıca 2300 transistörü 100 bin kere güçlendirmek ile i7 işlemciyi 70 bin kere güçlendirmekde aynı şey değil belli bi yerden sonra işin rengi değişiyor gelişemez hale geliyor yeni bişiyler bulmak zorunda kalıyor insan. Tıpkı kuantum bilgisayarlarını icat etmek geliştirmek zorunda kaldığımız gibi normal bilgisayarlar 2 lik sayı tabanında işlem yeteneğine sahipler kuantum bilgisyarları ise 4 lük bu durumda trilyonlarca bit yerine binlerce qbit kullanılarak aynı iş yapılabiliyor. Ama yaratılışa meydan okuyacak cesaretinizi alkışlıyorum doğrusu =) fakat bu yaşamın şuanki durumunu küçük görmeniz basit sıradan vasat diye değerlendirmeler yapmanız hiçde dürüstçe değil ister yaratılmış olalım ister evrimleşmiş ister bizden zeki yaratıklar tarafından yapılmış olalım her durumda şuan bizim medeniyetimize göre çok çok olağnüstü bir beynimiz var bunu aşabilmek için önce kabul etmek gerekir.

Comments are closed.