backpacker

Dünya Turuna Hazırlık & Vezir Gambitinden, Ev Gambitine.. Bundan Böyle Evsizim :)

Dünya Turuna Hazırlık & Vezir Gambitinden, Ev Gambitine.. Bundan Böyle Evsizim 🙂

Tayland yazımda da kabaca belirttiğim üzere, Tayland’da, epey verimli bir çekim ve gezi süreci oldu. Şu anda da pek çok şey hazır gezerek çalışmaya çıkmam için. Sorumluluklarımı yavaş yavaş azaltıyorum ve bunun son halkası da evimdi.

Aslında ev benim için bir masraf değildi. Aksine ev sahibi olmadığım halde, ev sahibi olarak evini kiraya veren ev sahibimden daha yüksek bir kira gelirim olabilirdi 🙂 şöyle ki, normalde insanlar ya yanlız kalır, ya da bir ev arkadaşıyla oturur ya; ben ev arkadaşı olayını biraz geliştirip; odaları kiralamak suretiyle evi işletiyordum. normalde atıyorum ev giderleri eşit bölüşülse 250tl – 280tl vermesi gereken kişiden, ben 500 – 550tl alıyordum 🙂 Oha diyorsunuz, biliyorum ama serbest piyasa ve kapitalism böyle bir şey, beğenmeyen gelmesin 🙂

Yani, kiralık tuttuğum 150metre kare evde oturduğum için, normalde ayda 1000 kusur lira ödeme yapmam gerekirken; ayda 100tl kazandım çoğu kez 🙂

Evden çıkarken, evi boşaltmak / evi devretmek yerine, kendi odamı da kiralasaydım -ki 40 metre kare, özel kapalı balkonlu falandı- kafadan aylık 700tl – 800tl kar ederdim. yıllık ortalama 9000tl kar. vergisi yok, bişeyi yok, temiz para. Ev sahibi, evin tüm bakımını yapıp, tüm vergilerini ödeyince kendisine kalacak para da anca o kadardır 🙂

Hatta geçen sene ciddi ciddi 2’inci 3’üncü evleri açmayı düşünmüştüm. yılda 27bin TL kira gelirim olabilirdi hiç evim olmadığı halde 🙂 bu da yaklaşık 2250 tl aylık maaş demektir ki ayda 1-2 gün mesai harcayarak, belki de onu bile harcamayarak 🙂 insanlar sabahın 7sinde uyanıp işe gidiyor akşamın 8’inde evine varıyor, bazen yine de bu rakamı kazanamıyor..

Sosyal Darwinism ilkesi uyarınca, Survival of the fittest..

Ama artık yoruldum, sıkıldım. Herşeyden kaçmak istiyorum.

Küçükken satranç çok oynardım. Bir keresinde ege şampiyonu bile olmuştum. Her zaman gambite gitmeyi severdim. Ortalık çok kalabalık olduğunda, çok sıkılırdım oyundan. Bilmeyenler için gambit, satrançta taş değişerek / taş feda ederek, oyunda daha iyi bir konuma gelmeye çalışma stratejisidir diyebilirim. (eminimki birileri daha güzel açıklamıştır:) Vezir gambiti de, gambitlerin en büyüğüdür, en değerli taşın olan vezirini feda edersin, için cız eder ama yaparsın yine de amacına ulaşmak için.

Benimki de öyle bir durum, evi bıraktım gittim. Şairin dediği gibi, “çıkan bir rüzgar gibi aniden, uzun uzun düşünmeden”

Evde kalanlara da tüm ticari sırlarımı anlattım 🙂 tabiki nefret ettiler benden 🙂 hep öyle olur.. ama yine de onlara, isterlerse rahat rahat yapabilecekleri bir yaşam alternatifi sunmuş oldum.. Eski evimdekilere de öğretmiştim, ilk önce “oha bizden o kadar kira alırken, ev sahibine o kadar az mı ödüyordun!” ve de “Demek bize yalan söyledin!” dediler, kızdılar. sonra evde kalmaya karar verdiklerinde, “ama biz öyle şey yapmayız” dediler, ama sonra mantıklı geldi epey, ve yaptılar 🙂 1 senedir de yapıyorlar sorunsuz bir şekilde. Ev sahibi kirasını aldığı ve evine bir zarar gelmediği için mutlu, onlar kira ödemedikleri için mutlu, eve gelenler iyi bir evde iyi hizmet aldığı için mutlu (sonuçta bir hizmet veriyorsun gelen adama). kısaca herkes mutlu. Eminim / umarım, şimdi boşalttığım evdekiler de yaparlar bu olayı..

Peki ben niye bıraktım. Hem de kendi kendine yeten bir işletmeyi.. Öncelikle, Ananemin deyimiyle, “rahat battı da ondan” 🙂 😛

Yurtdışındayken takibi zor olacaktı, ama daha da önemlisi, her zaman aklım geri dönmekte olacaktı. Her oda boşalışında ” acaba dönsem mi?” diyecektim. Aklımın odalarında dolanıp duracaktı.

Daha da kötüsü, içimdeki kapitalisti durdurmam imkansızlaşacaktı. Hep daha fazla kazanma arzusu, ayda 10bin lira da kazansa, yetinememe açlığı.. herşeyden kazanç sağlamaya çalışma hastalığı.. sürekli “daha fazla, daha fazla” deme sağlıksızlığı.

Bazı insanlar vardır, nasıl ve ne kadar para kazandıklarından başka anlatacakları bir şey yoktur.

Gandhi’nin muazzam bir tespiti vardır bu konuyla ilgili. der ki; ” Dünya herkesin ihtiyacına yetecek kadarını sağlar, fakat herkesin hırsına yetecek kadarını değil.”

Şu an itibariyle evsizim 🙂 1 aylığına abimde konaklayıp sonrasında muhtemelen önce izmir sonra hindistan.. Vodafone ve Mcdonald’s’a yaptığım işlerim olmadığı her anımı da istanbul dışında geçirmek istiyorum. Kabaca, yılda 3-4 ay istanbul, 8-9 ay yurtdışı..

Tabiki şunu da biliyorum, mutluluk insanın içindedir, çine de gitsem hindistana da gitsem ebesinin nikahına da gitsem mutlu olmayabilirim. ama hava değişikliği iyidir.. 🙂

bakalım hayat, bu konuda nasıl bir reaksiyon verecek 🙂

—————————-

gitmek gerek bu şehirden.
çıkan bir rüzgar gibi aniden.
uzun uzun düşünmeden, yine.
bu şehir seni alır kapatır içine.
bir tutam çiçek gibi birbirine,
bağlandık sorma neden diye, yine.
bu şehirden, bu yollardan.
buralarda yaşanan aşklardan,
bu ben miyim, bu sen misin yorulan.?
bu şehirden, bu yollardan.
buralarda yaşanan aşklardan.
bu ben miyim, bu sen misin yorulan?

_____________________________________________________

_____________________________________________________

Share/Bookmark
Share:

1 comment

  1. saygılar üstat!

Comments are closed.