jaipur, şehir trafiğinde fil

Yılan Oynatıcılı Jaipur ve Amber Fort Günlerim ve Stock Görüntülerim

jaipur, şehir trafiğinde fil

Yılan Oynatıcılı Jaipur ve Amber Fort Günlerim ve Stock Görüntülerim

Jaipur ve Amber Fort günlerimin görüntülerini youtube kanalımdan izleyebilirsiniz:

http://www.youtube.com/watch?v=uGgUuRRzsNo

.


.

Pushkar’dan sonra Jaipur’a geldik, gelirken çok aşırı bir beklentim yoktu açıkcası kalabalık bir şehir bir kaç tane tarihi bina göreceğim diye bekliyordum ama Jaipur öyle böyl enteresan bir yer değildi.

Jaipur’a “Pink City” (Pembe Şehir) diyorlar, oraya varmadan bu pembe şehir olayının ne demek olduğunu tam anlamamıştım. Tüm binalar, istisnasız tüm binalar pembeye boyalıydı. Esasında tam pembe değil kiremit rengi bir kırmızı renk hakim ama pembe demişler öyle kalmış.

Her yer birbirinin benzeri binalar dükkanlar, güzel bir yerdi. Her yer bisikletli taksilerle dolu, inanılmaz bir trafiği var, çok kalabalık herkes bir şeyler satıyor. Sırf korna gürültüsü.

Şehrin en önemli binası Hawa Mahal binası. Baraka filminden beri bilirim o binayı, taç mahal’den bile daha çok görmek istiyordum o binayı ama gittiğimizde restorasyon vardı, binanın çevresi tahta inşaat iskelesiyle çevriliydi. O sebeple hiç çekmedim onu, ama yine de şehir epey değişik fotoğraf kareleri doluydu.

Jaipur’un meşhur olaylarından biri de agresif hırsız maymunları. National Geographic’te 2-3 belgesel izledim Jaipur’daki maymunların şehir hayatını nasıl terörize ettiğiyle ilgili. Biz de maymun gördük epey ama saldırganına rastlamadık. Kendi hallerinde takılıyorlardı.

Tam şehrin göbeğinde bir hotel’de kaldık, şehir içindeki her yer yürüme mesafesindeydi. 3 gün dolaştık şehir merkezinde.

Ayrıca Yeni Delhi’ye yaklaştıkça, tecavüzcü potansiyeli de git gide artmaya başladı. Sokakta tek dolaşan kadın pek gözükmüyor, genelde gruplar halinde dolaşıyorlar. Açık giyinme gibi bi olayları yok, epey kapalı giyiniyorlar. Hava karardıktan sonra kadın miktarı iyice düşüyor sokaklar sırf erkek dolu oluyor. Bakışlar da hiç normal değil. Güney hindistan’da ben Tuğçe’nin yanındayken kimse bakmazdı, utanırlar başlarını çevirilerdi. Burda umursamıyorlar öküz gibi bakmaya devam ediyorlar. Güzel şehir ama insanları çok rahatsız ediciydi. Şu ana kadar gördüğüm Tüm asya’da gördüğüm en boktan insanlar Jaipur’lular diyebilirim. iyileri yok mu, elbet var, ama geneli abaza boktan insanlar.

kobra yılan oynatıcısıyla birlikte oturmak

Kobra Yılan Oynatıcıları

İnternet’te fotoğraf araştırırken, Jaipur’da yılan oynatıcılarını görmüştüm. Hindistan’ın simgelerinden biri onlar ve neredeyse 2. ayın sonundaydık hindistanda ve hala bir tane bile yılan oynatıcısı görmemiştik. Netten biraz araştırdım, yasaklandığını öğrendim. Hayvan hakları falan mevzularından yasaklamışlar yılan oynatıcılarını.

Sadece belli başlı bölgelerde turistik amaçla müsade ediyorlarmış, Jaipur’da Saray’ın önünde, Bir de Amber Kalesinde varmış (Amber, Jaipur’un 11km ilerisinde küçük bir kasaba).

Bu hayvan hakları mevzusuna geleneksel olayları yalan edyorlar ya, inanılmaz uyuz olurum. Bizim küçüklüğümüzde ayı oynatıcıları vardı, adam evinde ayı beslerdi, acaip güzel bir şey. Hayvan hakkı muhabbetine yasakladılar ayıları. Ne oldu? Türkiye’de doğru düzgün ayı kalmadı. Ben çok severdim onları küçükken..

Neyse, yılan oynatıcılarına geri dönersek, Jaipur’dan ayrılmadan bir gün önce gittik saray önüne, bir tane oynatıcı vardı. Işık falan çok iyi değildi ama çektik 3 kare. Adam da paragözdü, pek sevimli bir tip değildi, çektiğim kareyi izledim, güzel geldi fazla uzun uzun çekmedim. Amber Kalesinde çekerim dedim.

Amber Kalesine gittiğimizde, uzaktan görünüşü acaip iyi bir kale. Yani şu anan kadar gördüklerimden en muazzamları arasına girdi. Epey ihtişamlı bir kale. İçeri girince ama çok bir numarası yok, standart taş duvarlar. Belli başlı işlemeler var, ama öyle büyültülecek şeyler değil. Kalenin çıkışında yılan oynatıcılar olduğunu söylemişlerdi, haliyle çıkışta yılan oynatıcı bulmayı bekliyorduk. Ama çok komik bir şey gördük.

Çıkışa doğru kaval sesi duymaya başladık, sese doğru gittik, bir gün önceki yılan oynatıcının kaval sesinin aynıydı. Heyecanla gittik, evet yılan oynatıcı ve önünde yılanı. Tam çekecektim, bir şey dikkatimi çekti. Yakından baktım,

Hassikkkktirrrr!!! Yılan gerçek değil oyuncak yılandı 🙂 Adam kavalı yılan gerçekmiş gibi çalıyor ama yılan oyuncak olduğundan öylece duruyordu. Bu kadar dandiklik beklemiyorduk ama öte yandan o kadar dandik bir durumdu ki, Tuğçe fotoğraf çekildi anı olarak.

Epey gülerek gittik ordan, başka bir oynatıcı daha mutlaka vardır dedik, ama kime sorduysak, o çıkıştaki adam tek dedi.

Sonra aşağıda başka birinden öğrendik ki o yılan oynatıcıları vardiyalı çalışıyorlarmış, bize denk gelen yılansızmış 🙂

Bize bir yere gidersek orada yılan oynatıcı var dediler. Ben neresi olduğunu tam anlamadım, Tuğçe biraz daha istekliydi yılan oynatıcısını görmek için, o üsteledi adres bulma olayını.

Öğrenci 2 kız vardı, ona sorduk, onlar o sırada alışveriş yaptıkları manava sordu manav ingilizce bilmiyordu ama yılanlı adamın yerini tam biliyordu, bir otobüs durdurdu, otobüsün muavinine bizi nerede indireceğini söyledi, muavin bizi orda indirdi, şurdan 1-2 km yürüceksiniz dedi.

Biz yürümeye başladık ama hala tam olarak neresi olduğunu anlamamıştık. Köyün birinin içinde yürüyorduk, Otel tabelası falan vardı, dedim heralde otelin içinde yapıyor adam gösteriyi.

Köy bakkalına sorduk, yılan oynatıcısı nerde diye, şu çocuklar onun torunları dedi bakkal çocukları çağırdı, biz çocuklarla beraber gitmeye başladık. Bir baktık ki adamın evine geldik 🙂

Adamın evinde çoluk çocuk toplandılar, 5 tane yılanları vardı çıkardılar hepsini, başladılar oynatmaya. çoluk çocuk da izliyor bu sırada, hem bizi hem yılanları.

Açıkcası yılanlar biraz daha dans ediyor sanıyordum, bunlar dans etmekten çok boş boş bakıyorlar ama olayları bu kadarmış, onu da görmüş olduk.

Çekimden sonra kobraya dokunup sevdik de 🙂 çok acaip hayvan, daha önce piton tutmuşluğum var, ama kobra bambaşka bir duygu.

Share/Bookmark
Share: