kader-filmi-zeki-demirkubuz

Türk Sinemasının En İyi 10 Filmi Ve Kadın Erkek İlişkileri ile Aşk Kavramına Bakışları

kader-filmi-zeki-demirkubuz

Türk Sinemasının En İyi 10 Filmi Ve Kadın Erkek İlişkileri ile Aşk Kavramına Bakışları

 

Kültür bakanlığı internet oylaması yapmış, türk sinemasının en iyi filmlerini seçiyor: http://www.yuzyilyuzfilm.gov.tr/Anasayfa.aspx Yalnız Kafalarına göre ön eleme yapmışlar, muhteşem ötesi bazı filmlere oy veremiyorsun. Bunların içinde benim tüm zamanlar favorim “Kibar Feyzo”da yok. Kaybedenler kulübü (2011) de yok. olan mevcut seçenekler arasında ilk 10 olarak şu filmleri seçtim:

 

  1. Kader
  2. Vesikalı yarim
  3. Her Şey Çok Güzel Olacak
  4. Uzak
  5. Bornova Bornova
  6. Sevmek Zamanı
  7. Sürü
  8. Züğürt Ağa
  9. Hababam Sınıfı
  10. Susuz yaz

(kibar feyzo ve kaybedenler kulubü olsa hababam ve susuz yaz yerine koyardım)

 

Bu filmlerin hikayelerindeki Kadın erkek ilişkilerine bakış üzerine bir kaç şey yazacağım, sinemasal teknik şeylere değinmeyeceğim. (teknikleri bu filmlerin bazılarında vasat ama seçimimde hikayelerini ve hissettirdiklerini baz aldım)

 

 

1-Kader:

 

Masumiyet filminde uzun bir monolog gibi bir diyalog vardı, kader filminin hikayesini özetliyordu. Bekir’in o hikayesini bilerek, hikayenin derinlerine iniyorsun. Çevrenizde duymuşunuzdur, “filanca adamın ailesi iyiydi katları dükkanları vardı, bir orospuya takıldı hepsini yalan etti” diye. işte onun hikayesi ama kendi gözünden amansız bir tutku. Bunu evlendirirler Mutaassıp sadık bir kadınla ama nafile. tutku için tutuşur yanar. aşkın peşinde oradan oraya sürüklenir. Kadın başkasına aşıktır, pavyonlarda çalışıyordur ama tutku bitmez, bağlılık bitmez. kadın nereye o oraya, köpeği olmuştur. Çok üzülürüm Bekir’e ama şu hayatta kötü de olsa bağlanabildiği biri bulabildiği için şanslı da görürüm.

 

  • – Karın nasıl?
  • – İyi. Peder sağ olsun hepsine bakıyor.
  • – Neden geldin?
  • – Biliyorsun.
  • – Ne diyim ben şimdi sana?
  • – Hiçbir şey deme. Bir tek kalmama izin ver yeter. Bak söz veriyorum, bu sefer hiçbir şeye karışmayacağım.
  • – Kaç defa denedik biliyorsun. Nasıl inanıyım sana?
  • – Söz veriyorum, eğer durmazsam kovarsın.
  • – Ya bela çıkarırsan?
  • – Çıkarmam.
  • – Ya çıkarırsan?
  • – Çıkarmam ya. Baktım olmuyor, bir kenarda kafama sıkarım.
  • – Manyak manyak konuşma.
  • – Eğer sıkmazsam siksinler, benim de bir gururum var be.
  • – Gördük. Son defasında bütün Konya’yı ayağa kaldırıp gittin.
  • – Sen de aşağılama ama bizi. O taa ne zamandı.
  • – Ben dönmenden yanayım. Artık 2 çocuk babasısın.
  • – Bunu yapma bana.
  • – Sen de yapma. Benim için hava hoş. İyi bile olur. Ama ihsaniyetli olmaz. Sana da yazık, ailene de.
  • – Sen de anla artık. Başka yolu yok bunun. Yazıkmış, kılmış, tüymüş hepsi hesap edildi bunların ya. Her şeye hazırım diyorum sana. De ki iyilik ediyorsun, de ki sevap işliyorsun. Herkesin inandığı bir şey vardır bu amına koduğumun hayatında. Benimkisi de sensin, ne yapayım? Geçen gece çocuk hastaydı. İlacı bitmiş, almak için dışarı çıktım. Sağa sola saldırıp, nöbetçi eczane arıyoruz. Birden durup dururken içim cız etti. Bir baktım gene aynı karın ağrısı, öyle özlemişim ki seni. Dönerken bir meyhane gördüm. Bir tek içeri girdiğimi hatırlıyorum. Bir de rakıya yumulduğumu. Arkasından en az dört cigaralık. Sonradan gözümü bir açtım, karşıdan karlı dağlar geçiyor. Bir daha açtım, başımda bir çocuk, kalk abi diyor Kars’a geldik. Otobüsten indim, yürümeye başladım. Dedim, Allah’ım nerdeyim ben? Burası neresi? Sonra güçbela burayı buldum. Kapının önünde durup, düşündüm. Dedim Bekir, bu kapı ahiret kapısı burası Sırat Köprüsü. Bu sefer de geçersen, bir daha geri dönemezsin.  İyi düşün, dedim. Düşündüm, düşündüm ama olmadı, dönemedim. Sonra, bak oğlum dedim kendi kendime “yolu yok çekeceksin. İsyan etmenin faydası yok! Kaderin böyle. Yol belli, eğ başını uslu uslu yürü şimdi.”

 

Beni çok büyük ikilemde bırakıyor bu film. Bir yandan, “hayatımda birisine gerçekten bu kadar büyük tutkuyla herşeyi bırakabilecek kadar büyük bir tutkuyla bağlanabilmek isterdim.” diyorum, bir yandan da “Delimisin amk, sürüncen sonra ne gerek var, bak takılmana güzel güzel”.. Bu konularda denge zor..

kısaca, bu filmi gözümde 1 numarada tutan şey Bekir’in bu tutkusu ve onun anlatılışı. Bir de  inanılmaz iyi diyaloglar. “Yazıkmış, kılmış, tüymüş hepsi hesap edildi bunların” diyor ya, çok samimi geliyor.. bizim sokaktan bir çocuk gibi.

vesikali-yarim-lutfu-akad-filmi-turkan-soray

2- Vesikalı Yarim:

 

Bu da Kader gibi benzer bir hikaye, ama daha da melankolik. Sabiha taksimde bi pavyonda konsomatristir masadan masaya dolaşır. Halil ise Fatih, Kocamustafapaşa’da kendi halinde 2 çocuk babası bir manavdır. Arkadaşları bir gün eğlenmeye bir bara gidelim der (ah hep o kötü arkadaşlar) Sabiha, Halil’in masasına oturur ve melonkolik nevrotik histerik karışımı bir aşk başlar.

Halil’in evde saman gibi karısı vardır. Çocuk yetiştirir, yemek yapar, ortalığı temizler falan ama aşk ve tutku yoktur aralarında. Güvenli ama saman gibi bir hayat sürmektedir. Gözü dışarda bir adam değildir ama evden işe işten eve can dayanmaz. (-ki mesafe de max 50metre) Monotonluğa hapsolmuştur. Öte yandan kucaktan kucağa dolaşan bir orospu vardır. yasak elmadır bir bakıma ama o orospu, Halil’e hayat enerjisi verir bambaşka bir dünyaya bağlar. Sabiha için karısını çocuklarını bırakır annesini babasını bırakır dükkanı bırakır. neyi var neyi yok bırakır. pazarda tezgahçılığa başlar. Sabiha da nevrotik bir sevgiyle orospuluğu bırakır. Ama sonra Sabiha kendisini yetersiz görür, defolu görür yine nevrotik bir sevgiyle kendinden uzaklaştırmaya çalışır. Halil görmüş geçirmiş bir adam değildir, pavyonda çalışan kadına pavyondaki ikinci buluşmasında hediye olarak manavından sebze meyve getirecek kadar düz bir adamdır.  Sabiha’nın bu manik depresif hallerini çözemez. çığ gibi büyür sorunlar ama tutkusu da bir yandan devam eder bırakıp gidemez.

 

Sabiha’nın basit yalın bir cümlesi vardır, o kadar iyidir ki, sonra klişe olup milyon tane yeşilçam filminde kullanılmıştır: “Çok eskiden karşılaşacaktık.” 3 kelimede sonsuz bir çaresizlik özeti. hakikaten de bazı aşklarda yanlış olan şey zamanlamadır.  Sabiha orospuluğa Halil de evlenip çoluğa çocuğa karışmadan önce tanışsalarmış diyor insan.. “yanlış bir zamanda, yanlış yerde ve yanlış insanda  aşk gelip bulabilir seni” düşüncesi daha güzel anlatılamazdı

Halil2in yerinde olsanız, Sizi aldatacağını bildiğiniz ama sizde heyecan uyandırabilen orospuyu mu, yoksa size sadık ama saman gibi bir kadın mı seçerdiniz?

güzel bir kaç diyalog:

 

  • -evli miymiş sorsana!
  • -soramam…
  • -neden?
  • -ya evet derse?

.

 

 

  • -herbirimiz yolumuza gitsek
  • -yolumuz ?
  • -oyle
  • -birleşti biliyorum
  • -birleşecek gibi değil, benim yolum başka, seni tanıdıktan sonra anladım, senlen beraber olduktan sonra, sevgi de yetmiyormus, çok eskiden rastlaşacaktık.

 

(Kader filminin sonunu söyledim, çünkü filmin sonu zaten masumiyette kendi anlatıyordu. bu filmin sonunu söylemedim izlemediyseniz bozmuş olmayım diye. sonuyla da ilgili milyon şey konuşulabilinir, çok iyi bitiş.)

her-sey-cok-guzel-olacak

 

3- Herşey çok güzel olacak:

 

Film aşk üstüne değil ama içindeki yan hikaye öyle. Cihangirde taksimde onlarca “loser” vardır çok parlak “proje”leri olan. cebinde çay içecek parası yoktur, milyon dolarlık projelerden konuşurlar. çok tanıdım bu tip eleman. Ama hakkaten de o kadar kandırmayı beceriyorlar ki, bu filmde de söylüyor Cem Yılmaz, abisine dert yanarken: “Bir demet papatyayla tavlamıştım ben bu kızı abi. Şimdi çelenk getiriyorum yüzüme bakmıyor ya!” diyor. Bu kolpa kişilik de hikaye sonunda haliyle aldatılıyor.

 

uzak-filmi-ev-ici-nuri-bilge-ceylan

.

4- Uzak:

Flm aşktan ziyade aşksızlık üzerine yalnızlık üzerine. bir yanda hali vakti yerinde ama karısından boşanmış bir yandan hala onu düşünen ama gerçekte ona bağlanamayacak bu yüzden teselliyi orospularda ve porno da bulan biri (-ki üstkimlik olarak entel bir şekilde tarkovski filmleri izler, ama filmden sıkıldıkça porno açar) diğer yanda, parasızlıktan evlenememiş geçim sıkıntısı derdinde olan, abazalıktan yolda gelen geçene bakacak duruma gelmiş biri.

uzak-filmi-metro-taciz-nuri-bilge-ceylan

Film sonsuz bir yalnızlık içerir, kapanamayacak gitmeyecek. konuşarak hallolacak bir şey yoktur. sessizlik ve yalnızlık içinde günler geceler geçer.

50 yaşıma geldiğimde olmaktan korktuğum bir adamdır filmdeki karakter.

 

bornova-bornova

 

.

5- Bornova Bornova:

 

film izmir, bornova’da geçiyor. Ben karşıyakalıyım. Film, bizim lise yıllarımızı resmediyor. filmde Yan karakter bir eleman var, Bornova Anadolu lisesinde okuyan. Kendi okulundaki kızlar bununla birlikte olmadığı için (daha doğrusu anadolu lisesindeki kızlar cinsel birlikteliğe daha mesafelidirler) meslek lisesinden bir kızla birlikte olur. Kız bir beklentisi yoktur gerçi ama yine de kendi okulundakilere kıyasla anadolu liseli biri onun için daha cazip gelmiştir. bir yandan da mahallenin saykosu bu kızı taciz etmektedir. Öte yandan mahalleden bir çocuk daha bu kıza platonik aşıktır (kızın haberi yoktur).

 

Ya bu filmi büyük ihtimal izlememişinizdir, filmin hikayesini anlatıp piç etmek istemiyorum ama bir bilardo salonu sahnesi var, muhteşem ötesi. Kafa tokuşturanları görünce che kolyelerini saklayanlar falan çok iyi detaylarla dolu sahne. Erkekler okul çıkışı bilardo oynar, kızlar kenarda izler bir yandan dedikodu yapıp birbirlerini çemkirirler. Sonra para koparmaya veya sadece can sıkıntısından sataşmaya bir belalı gelir. (aynı zamanda ot falan da satan biri olduğundan iyi kötü herkes ondan ot aldığından kimse ona ters konuşmaz) ortamda gerginlik olur. Anlatım kusursuz. Hala var mı bilmiyorum ama karşıyakada zübeyde hanımın karşısında prof diye bir bilardo salonu vardı. Ben ortaokuldayken çok giderdim, orda liseli abiler gelirdi kız arkadaşlarıyla. Sonra dayak yiyip giderlerdi : ) çok görmüşümdür öyle bilardo salonunda yalan olan ilişki. (Lisedeyken semih saygınerin salonuna takılmaya başladık, orda pek olmuyordu torbacı tipli adam)

 

Salih karakteri hakkaten süper tasvir edilmiş, bir yandan ağır abi takılır racon keser, güvenilir adam gibi göstermeye çalışır kendini, öte yandan tam bir kaypaktır. misal “Eskilere sor bakalım; kerhaneye gittiklerinde, arkadaşlarının girdiği karıya giriyorlar mıymış?” der, Çok acayip bir ahlak anlayışı. Farklı kadınla olmayı bir erdem gibi görür öte yandan, bu lafı söylediği elemanın platonik aşkı kıza tecavüz eder. Acaip gel-gitleri vardır.

 

filmde tek kıza 3 farklı erkeğin 3 farklı ilgisi var (aşk demeyim ilgi diyeyim dedim, belki daha iyi bir kelime olabilir) Biri bahsetttiğim anadolu liseli, tek hedefi ete doymak. ikincisi torbacı, tecavüz ediyor (tam edemiyor kullandığı haplardan iktidarsızlaşmış kalkmıyor olay anında) , ama yine de saygı görmek istiyor. Amacı gerçek anlamda seks değil bir saygı bir iktidar oluşturma isteği. Kızın kendisi adamın umrunda değil. 3.’sü de platonik aşık. Normalde güzel kızın yüzüne bakmayacağı bir genç. okumuyor, işsiz, babası vefat etmiş, parası yok. Efendi kişilikli olsa da dıştan bakınca boş biri. Kızlarla nasıl konuşacağını bilmiyor. Kızın yaptığı şeyleri de bilmiyor, sadece güzelliğine çocukça aşık olmuş biri. (kaderdeki vesikalı yarimdeki adamları andırıyor)

 

Bir Piç, bir sayko ve bir şapşal arasında kalan hayattan ümidi olmayan uyuşturucu kullanan liseli bir kızın sert hikayesi film. Hikayeyi yazan İnan Temelkuran da Bal’lı (bornava anadolu lisesi) kendi yaşadıklarını tanıdıklarını süper ötesi bir gerçeklikle tasvir etmiş.

 

Bir de bahsetmediğim 4. bir karakter var. Felsefe mezunu ama felsefe yazıları para etmediğinden porno dergilere fantazi yazıyor. Karısı var ama karısı bunun yüzüne bile bakmıyor. (filmde göstermiyor ama muhtemelen aldatıyor iması bulunduruyor) güzel bir yan hikaye.

sevmek-zamani-metin-erksan

 

.

6- Sevmek Zamanı:

 

Film, normal izleyici için saçmalık ötesi bir film gelebilir. Klasik melodram sahneler, çok komik gelebilecek dialoglar. Hikayesi muhteşem güçlü olmasa, anlatımdaki vasatlıktan yüzüne bile bakılmayacak bir film.

 

Ama hikaye ve karakter o kadar muhteşem ki, tüm zamanların en iyi filmleri listemde bu film. Hani ergenler, duvarlarına hayran oldukları şarkıcının oyuncunun posterini asarlar da ona hayran hayran bakarlar ya, bu onun çok çok ötesi bir hikaye.

 

Karakterimiz, Gizli gizli boş bir eve gider, içindeki bir resme aşıktır. Saatlerce resmin karşısında oturur ona bakar. Resimdeki kız bir gün çıkar karşısına. kız da buna aşık olur. Ama o korkar, terk edilmekten acı çekmekten yetersiz kalmaktan korkar. Öte yandan resimle mutludur, resim ona hiç zarar vermiyordur. Aralarında şöyle bir diyalog geçer:

  • – Boş evde, soğuk kış gecelerini beraber yaşadık onunla. Bana hep dostlukla, iyilikle, sevgiyle baktı. Çok zamanlar gidip yüzünü tutardım, gözlerini öperdim saçlarına değdirirdim ellerimi.
  • – Benim bakışlarımda da sevgi var. Ben de senin kendini görüyorum. Resmin yerine ben seveceğim seni. Artık ben varım.
  • – Hayır, hayır istemiyorum seni. Benim dünyama girmeye kalkma. Sonra merhametsizce yıkarsın onu. Resmin benim kendimden bir parça. Bırak ben onu seveyim. Sen sevmek isteme beni. Senin ellerini tutmak istemiyorum. Sonra çekersin o ellerini benden. Ben resmine aşığım. Ölünceye kadar da onu seveceğim.

haddinden fazla romantik haddinden fazla platonik bir karakter. Resim onda bir nevi fetiş objesine dönüşmüş. Ama “fetiş objesi” deyince yanlış anlamayın, kesinlikle cinsel içerikli bir şey yok elemanda, tamamen ruhsal bir sevgi. Ve o sevgiyi kaybetme korkusu.

 

Her şeyi yalnız yaşama isteğiyle: “Ben seni seviyorsam, bundan sana ne?” der. Beni benden alan bir repliktir. Aşkı tutkuyu seksten cinsellikten hatta birliktelikten bile koparır, kendi kendine yaşar. Aşkında aşık olduğu kadına bile yer vermez.

 

Öte yandan bak başta da söyledim tekrar ediyorum, bu filmi izlemediyseniz ve benden duyup izlerseniz bana küfretmeyin, sevmeyebilirsiniz, çok kolpa çok klişe gelebilir. diyaloglar çok dandik gelebilir. aksayan milyon tane şeyi var filmin. Dediğim gibi filmin olayı halil karakterinin iç dünyasında yatıyor.

s1

7-8-9-10 hakkında bir şey yazmıcam

 

7-8-9-10 numaralar hakkında bir şey yazmıcam şimdi, (Sürü,  Züğürt Ağa, Hababam Sınıfı, Susuz yaz)

kaybedenler-kulubu

.

+1 Kaybedenler Kulübü

 

Bahsedeceğim son film Kaybedenler kulubü, listedeki de en yeni film. Film 2 radyocunun gerçek hikayesi. Bazı olaylar abartı gelmiş izleyenlere ama hikaye gerçek. Filmin bakışını bir kaç replik üzerinden özetleyebiliriz.

 

  • – Hayır yani, neden bir kadın yetmiyor?
  • – Ya, mesele yetip yetmeme meselesi değil. Bazı adamlar var, bir hatunla 60 yıl falan geçiriyorlar beraber. Bazıları da geçiremiyor işte. Bu.

 

Evet bazı adamlar kendisini ilişkiye adar, her şeyi yapar. (yukarıda kader iyi örnek) bazıları da yapamaz. yalnız kalması gerekir, kendi işleriyle uğraşması gerekir, canları sıkılır falan. zor bir şey biriyle uzun süre olabilmek. Çok uzun uzun konuşulacak bir şey de yoktur, olabiliyorsundur veya olamıyorsundur. Olamıyorsan kasmanın bir alemi yok, akışına bırakıyorsun hayat seni nereye götürürse.

 

Tam birini buldum diyor eleman, bunu gayet düz bir şekilde: “İnsan karar vererek aşık olmaz. Sadece bir bakar, olmuş” diye özetler. Sonra muhteşem zamanlar, sonra şiddetli geçimsizlik dönemi. Filmdeki anlatımla, Hatun arıza çıkartıyor. Bu adam zaten erotik konuşmalar yapan, bir tomar hatunla görüşen biri. kız bunu bile bile bu adamla birlikte oluyor ama yine de ilişki ilerledikçe standart ilişkiye çekmeye çalışıyor onu. Bunu da muazzam bir replikle özetliyor:

 

“- Kadınların özelliği ne biliyor musun? Seni sen yapan özelliklere âşık olup sonra senden o özellikleri almaya kalkıyorlar.”

 

çok süper bir tespit. İlişkinin başında herşey şahane iken ilerledikçe “neden şöyle yapmıyorsun”lar “neden böyle yapıyorsun”lar. Yormaya başlıyor ve her şeyini vermek gibi bir niyeti olmayan insan bunun için kaçışa geçiyor.

 

Adam bu dünyada varolmaktan sıkılıyor gibi biri, yani çok bi amacı yok yaşamaya dair. Bu boşluk hissini de seks ile dolduruyor, felsefe ile dolduruyor, sanat ile dolduruyor. bir yerde “Sanat da tüm diğer şeyler için, seks için midir?” diye soruyor.

 

bir hapishane yapacağınızı düşünün. Yapabileceğiniz en iyi hapishane nasıl olurdu? Tabiki mahkumların içinden kaçmak istemeyeceği bir hapishane. Bu dünyada da bir nevi “hayat hapishanesi”ndeyiz, bedenlerimiz için hapsolmuş durumdayız. Bu hapislikten kaçıp ruhumuzu özgür kılmamak için kendimizi uyuşturmamız gerekir. Din ile olur, alkolle olur, seks ile de olur. Karakterler de bu hayat hapislerinde kendilerini seksle uyuşturuyorlar çoğunlukla. şöyle diyor: “Ölümün olduğu yerde daha ciddi ne olabilir?” ve başka bir yerde ekliyor: “Bunca insan yalnızken neden bunca insan yalnız. Madem hepimiz yatıyoruz neden yalnız yatalım?”

 

Vesikalı Yarim ile Kader’deki elemanların ortak noktaları var demiştim, Kaybedenler Kulübü ile de Uzak filmindeki fotoğrafçı karakterinin ortak noktaları var bence. kaybedenlerdeki 30 yaş civarı adamın, Uzak da 50 yaş civarı. Görmüş geçirmiş, okumuş, entel dünyayı takip etmiş, pek çok kadınla birlikte olmuş ama seks de bir yerden sonra bir şey ifade etmemeye başlamış, bir kadınla denemiş ama olmamış. Yaşlandığı için genç kadınları cezbedemeyen, barda tek başına içmek zorunda kalan ancak orospularla olabilen biri. Kaybedenlerdeki karakterler ünlendikleri için farklı ama ünlenmeseler tanınmasalar sıradan biri olarak kalsalar 20 yıl sonraları Uzak filmindeki tıkanmışlığa dönüşebileceklerini hayal edilebilinir.

 

faf1682c4e4911dc6d8ffba5a2c708a7

————

 

Başta söylediğim gibi, filmlerin teknik analizine girmedim, film okuması yapmadım. Bu filmlerdeki kadın erkek ilişkileri ve aşk anlayışları üzerine yazdım. Yoksa filmlerde milyon tane farklı şey var. Bornova Bornova 80 kuşağının apolitik dünyasıyla ilgili milyon şey söylüyor, uzakta envai çeşit metafor var falan. Bunlar hep film analizi konusu, burada ilişkilerle limitledim yazıyı (-ki ona rağmen uzun oldu)

 

 

bir de Selvi Boylum Al yazmalım, Ah Müjgan Ah, Üçüncü Sayfa, Ağır Roman gibi bir kaç filmdeki ilişkileri de yazmak isterdim ama liste yaptım ona sadık kalayım istedim.

 

Bonus olarak Bir kaç film müziği:

 

 Vesikalı Yarim – Kalbimi Kıra Kıra (Şükran Ay)

.
Sevmek Zamanı – Helal Olsun (Duman)

(bu tam olarak film müziği değil ama filmden etkilenerek güzel klip olmuş.)
.

.
Kaybedenler Kulübü – Yalnız (Gülce Duru)

Share/Bookmark
Share: