non-violence-resistance-1

Seçim Hilelerini En Etkili Protesto Yöntemi (Kolay, Barışçıl, Yasal, Pratik)

Bir önceki yazımda, 15 yıllık AKP iktidarında yapılan seçim hilelerini ve de %10- %15’lere varan oranda etki yapabilme gücünden bahsetmiştim. Bu yazımda ise bunu halk olarak nasıl protesto edebileceğimizi paylaşacağım.

Şimdi protesto olarak sokak eylemleri, boykot çağrıları, ölüm oruçları gibi pek çok yöntem var. Bunların yapılabilinir oluşu ve doğruluğu / yanlışlığını bir tarafa bırakarak konuşuyorum: “Etki gücünden emin değilim.” Niye derseniz, cevaplarım:

– karşı tarafın beklediği zaten bu tarz eylemler. Haliyle hazırlığını yapmış durumda.

– Sürdürülebilir değiller. (Bir kaç gün/hafta sokak eylemi yaptın diyelim. Ama bir yerden sonra işe gitmen para kazanman gerek vs.. Kendi kendine ivme kaybederek durulacaktır eylemler)

– Poker diliyle: “El yükseltilemez” (geziyi düşün: rest çekildi, herkes sokağa çıktı. Tayyip resti gördü ve eli arttırdı. Gezi eli arttıramayınca Tayyip kazandı.)

– Etki güçleri zayıf (misal, Bim’i haftalarca da protesto etsen batmaz. En fazla belli yerlerdeki şubeleri kapanır o kadar. Ayrıca Bim’i batırsan bile ne kadar etki olacak ki genel tabloya?)

– Eylem yapan tarafın göreceği zarar da çok büyük. (Ölenler, yaralananlar, tutuklananlar vs..)

– Dikkat dağıtmak için farklı argümanlar / tiyatrolar uydurabilirler. (misal “benim baş örtülü bacıma saldırdılar” lafını hiç kanıtlayamadı ama iyi dikkat dağıttı o dönem)

– fiziksel çaba gerektirdiklerinden, Yaşlılar, hastalar, fiziksel olarak katılamayacak bir sürü insanı dahil edemez.

– Aynı şeyi isteyen ama konformist yaşayan insanları eyleme katılmaya ikna etmek güçtür.

– Bu tür eylemler sol tandanslıdır ve sağcıların tepkisini çeker, dahil olmazlar.

Bizim yapmamız gereken, çok daha basit, barışçıl, yasal ve pratik bir şey yapmak. Sağ sol herkesi dahil edebilecek bir tepki koymalıyız. Yapmamız gereken o kadar basit bir şey ki, neden dünyadaki protestolarda yaygın olarak kullanılmıyor hiç bilmiyorum.

“Bankalardan paralarımızı çekmek”

Bu kadar basit. Bankalardan paranızı çekmek yasal hakkınız. Misal çek paranı, bir kasa kirala, koy kasanın içine. para bankadan hiç çıkmasın gerekirse, güvenlik/hırsızlık derdin olmasın. Sağ cebinizdeki şeyi sol cebinize koymuş ol. sistemden paranızı çekmeniz sayesinde, kimse yaralanmayacak, ölmeyecek. Kimsenin zamanını almayacak, işine gücüne bakmasına mani olmayacak, tamamen yasal bir protesto yapmış olacağız.

Bu hamleye satrançta “Zwischenzug” denir. “Beklenen hamleyi yapmak yerine, o hamleden vazgeçmeden, başka bir ara hamle yapmak.” diye açıklayabilirim.

Çok değil, tüm Türkiye’deki banka hesaplarındaki toplam mevduatın sadece %1’lik bir kısmının çekilmesi dev bir etki yaratır ve bize yeterli olur. Money multiplier denilen etki sayesinde paranın fiziksel olarak %1 çekilmesi demek, bankalara %10 civarı para eksilmesi demektir. Bu dediğim karışık gelebilir ilk başta. Aşağıya biraz teknik ekonomik açıklama yapacağım 1 lira çekmenin sistemden 10 eksiltmesiyle ilgili. Ama özetle bilmeniz gerekeni söylüyorum: “Bu %1’lik hedef gerçekleşebilirse, aklınıza gelmeyecek bir güç elde etmiş oluruz.” Tamamen sürdürülebilir bir eylemdir, günler, haftalar, yıllarca paranı sisteme koymadan kasada veya başka yerde tutabilirsin. Kimse ölmez, yaralanmaz, ve tamamen yasal bir eylemdir ve de istediğimiz etkiyi elde etmediğimiz sürece arttırılabilinir.

Şimdi, protestolarda yapılan temel bir hata vardır genelde: “Ne istediğini ve neden istediğini temiz net bir şekilde bilmemek / anlatamamak”. Örnek olarak, gezide yapılan hata net hedefinin olmamasıydı. Ağaç korumayla başlandı, sonra daha genel hak hukuk talepleri çıktı, sonra hükümeti devirme söylemine geçildi. Net değildi istekler. Ayrıca çevreci tepkiler, hak hukuk talepleri tamam ama hükümeti devirme söyleminin de yasal dayanağı yoktu. Bu eylemlerde de kesinlikle aynı hatayı yapmayalım.

Bu eylemin amacı kesinlikle ama kesinlikle “hükümeti devirme” söylemine alet edilmeden yapılmalı. Çünkü bu seçim, hükümet seçimi değil, haliyle seçimi kazanman demek hükümetin değişmesi demek değilken, protestolarda böyle bir söyleme girmen hem saçma hem hukuki temelden yoksun bırakır.

Kabaca belirlemeye çalıştım makul ve herkesin anlayabileceği şekilde ama ekleme/çıkarma önerebilirsiniz:

Talepler:

1- Mühürsüz oyların geçerli sayılması kanuna aykırı olduğu için seçim yenilenmeli.

2- Seçim yenilendikten sonra, yeni seçim için asılan seçmen listelerini incelemek için yeterli süre verilmeli.

3- Yeni seçimde, parmak boyası kullanılmalı.

4- Oy kullanılan ve sayım yapılan yerler güvenlik kameralarıyla kayıt altında olmalı.

5- Seçsis sisteminin yazılımı, tüm partilerin getireceği uzmanlarca incelemeye açık olmalı.

6- Seçimde kaç oy pusulası basıldığı, seçim sırasında kaç oy pusulasının çöpe atıldığı, kalan pusula sayısı net olarak açıklanmalı. Hatta basım sürecinden dağıtım ve kullanılmayan pusulaların geri toplamasına kadar güvenlik kameralarıyla takip edilmeli.

Bu talepler, demokrasiye yasalara uygun, özü itibariyle yasaların doğru çalışmasını isteyen, çok basit yerinde ve çerçeveleri net ve ulaşılabilir talepler olduğunu düşünüyorum. Belki “güvenlik kamerası” size masraflı bir istek gibi gelebilir ama bunun maliyeti AKP’nin bu seçimde devlet bütçesinden yaptığı harcamanın %1’ini bile geçmez. (referandumun bütçeye maliyeti)

Bu talepleri duyunca “iyi söylüyorsun da Tayyip bunu hayatta kabul etmez” diye düşünebilirsiniz. İşte bu bizim elimizde. İnanın bana, eğer sistemden %1 civarı para çekilebilirsek, dünyanın en özgün ve başarılı protestolarından biri olmuş olur.

Yapmamız gereken büyüklerimize, parayı ellerinde tutanlarla konuşmak ve onları iknadan geçiyor. Bunu gaza getirmeden, toplumsal histeri krizine dönüştürmeden yapmalıyız. Nedenlerimizi taleplerimizi net anlatmalıyız. Bunu yapabilirsek, dünyanın en güzel pasif direniş eylemlerinden biri olmuş olur.

Teknik detaya geçmeden son bir not ekleyim: Bu protestoyla ilgili bir korkum var. Beni kimse duymaz ve sallamazsa bir bakıma çok dert değil, sadece yazıda kalmış bir niyet olur. Hesapladığım kadarıyla %1’lik bir para çekilirse süper bir eylem olur. Ama %1’in çok üstüne çıkarsa özellikle %5 üstü rakamlarda ülkeyi çok büyük sancıya sokmuş oluruz. O sebeple, böyle bir şey yapmaya niyetlenirseniz lütfen takipte kalın. Amaç “protesto etmek” sınırında tutmalıyız, gelmekte olan ekonomik kriz bizim üzerimize de kalabilir. Ne ekonomik ne siyasi kriz daha da derinleşmeden çözüm için sesimizi duyurma eylemi olarak tutmalıyız. Gerekmedikçe de el büyütmemeliyiz. (eğer o aşamaya gelirse sanırım benden çok daha yetkin ekonomistler çok daha etkili noktalar belirleyebilirler.)

———————————-

Ekonomiyle İlgili Teknik Detay: Bankaların yoktan para var etmesi: “Money Multiplier”

Türkiye rakamları ile değil ABD rakamlarıyla konuşcam. (Türkiye’deki kesin rakamı bilmiyorum, aşağı yukarı aynıdır diye tahmin ediyorum) Bankaların “para çoklama” diyebileceğim bir olayı vardır. Bir bakıma yoktan para var ederler.

Şöyle işler, sen 100 lira yatırırsın bankaya, o 10 lirayı kasasında tutar. (ABD yasal limiti) 90 lirayı kredi verir. 100 lira para yatıranın parasına 90 lira kredi parası, bir anda 190 lira olur para sanal bir şekilde. (ilk başta saçma ve karışık gelebilir bu dediğim)

90 lira Krediyi alan gider harcar. o 90 lirayı kazanan gider bankaya yatırır. böyle böyle büyüyerek 100 lira 1.000 lira olur. (finansal hayat bunun için çok acaip fırsatlar doludur ve de riski de o seviyede yüksektir)

Şimdi türkiye’deki tüm bankalardaki toplam mevduat miktarı 100 dolar diyelim. Ama fiziksel olarak (yani kağıt para olarak) sadece 10 dolar var demektir. Bu sebeple, sırf Türkiye’de değil dünyada hiç bir banka, hesapta gözüken tüm parayı verebilecek durumda değildir. Verebileceği oran dediğim gibi ABD’de sadece %10.

Bu yüzden, sadece %1’lik seviyelerde fiziksel para çekme işlemi sistemin dikkatini çekmek için yeter de artar bile.

 

Benden daha iyi anlatan bir video:

Bu video olayın özünü basit anlatıyor, ama ufak eksikleri var (merkez bankası para politikasının etkisi, kredi kartları gibi fiziksel olmayan krediler vs dahil değil o anlatıma)

Yani dediğim gibi; tüm Türkiye’deki toplam hesaplardan %5 gibi miktarlarda bir para çekilirse bankalardaki fiziksel para %50’ye varan oranda azalma potansiyeli yaratır. Ama sadece potansiyeli yaratır. Asla o kadar ulaşmaz, başka finansal enstrümanlar kullanılır. daha geniş bir anlatım burada:

(daha da geniş bilgi isterseniz: “money multiplier” diye aratın.)

Bu şu demek: %1 çekmek %10’a eşit olur ilk etapta ama para politikaları ve sanal ödeme yönlendirmeleriyle bu eksilmenin etkisini %10’dan sıfıra getirebilirler finansal oynamalarla. Bu sayede sistemin hissetmemesi sağlanabilir. Bu da iyi bir şey. Dediğim gibi amaç “ekonomik kriz” çıkarmak değil. Tepkiyi ortaya barışçıl yolla koymak ve adalet aramak.

Bu anlatımlarım biraz karışık gelebilir. Basit örnekleyim: 27-30 derece civarları insan yaşamı için ideal sıcaklıktır. 23’e düşerse uzun kollu giymen gerekebilir. 15’e düşerse sıcaklık, ceket giymen gerekir. 5 dereceye düşerse, kalın paltolar giymen gerekir. Paltoya rağmen hasta da olabilirsin. Eksi derecelere gittikçe konforun azalır, üstüne kat kat giymen gerekir. Bir yerden sonra kıyafet de fayda etmez. Şimdi benim teklifim, mevcut sıcaklığa 30 dersen, bu sıcaklığın 23 – 25 dereceye düşürülmesi. Kimsenin hasta olmasını gerektirecek bir sıcaklık değil, sağlığı bozmaz, kolay önlem alınır ama öte yandan, yeterince de hissedilen bir etkisi olmuş olur.

Bir blog yazısının böyle bir şeye götürebileceğine pek ihtimal vermiyorum. Genelde insanlar okur, “güzel fikir aslında keşke olsa” der ama bankaya gidip, parasını çekip eyleme dökmeye üşenir gibime geliyor. Ama ola ki benden çok çok daha etki sahibi birileri bu düşünceyi alıp daha ileri taşırsa diye not düşmek istiyorum: (diğer bir deyişle, %1’e ulaşabilen bir eylemin %5’e ve daha yukarılara ulaşabilme potansiyeli göz ardı etmek istemiyorum.) Sisteme yüksek seviyelerde yüklenilirse, bir yerden sonra sistem hata verir. Ve bu, hiç birimizin istediği bir hata olmaz. Belli bir miktar belirlemeli, ve talepler gerçekleşene kadar o seviyede durmalıyız.

Bu sebeple -özellikle bankacı- arkadaşlara sorularım:

– Türkiye’deki Money Multiplier yasal limiti bankalar için kaç?

– Sizce en ideal, sesimizi duyurcak ama -en azından ilk etapta- sisteme zarar vermeyecek para çekme oranı kaçtır?

– Gözden kaçırdığım bir şeyler var mı?

————————–

Yorumlarınızı bekliyorum. Paylaşırsanız sevinirim.

Özellikle CHP üst yönetimine ve de MHP muhalefetine bu yazının ulaşmasını sağlayabilirseniz, çok şey değiştirebiliriz.

Share/Bookmark
Share:

13 comments

  1. bankadan parayı çekip akışını değiştiriyoruz. onun yerine dijital para üretip, para karşılığı olan bir değer neden üretmiyoruz? böyle bir kitle varken parayı çekip kasaya koymak yerine paranın formunu değiştirip günümüz teknolojisi ile birleştirmek daha etkili ve temas edeceği alanı çok geniş bir olaya dönüşebilir. bu konuda ne düşündüğünü merak ediyorum. geri dönüş yaparsan çok sevinirim.

      1. hocam bitcoin neden olmaz sana izah edeyim. öncelikle bitcoin’i tanımayan birine bitcoin’i anlatmak kadar zor mesele yok. 2009’dan beri tüm dünyada bitcoin için positive vibe yaratacam diye adamların göbeği çatladı, ülkemizde bunu izah edecek, tanıtacak, zaman harcayacak insan gücü yok.
        İkincisi bitcoin b2b’de çalışan ancak b2c’te çalışmayan, buna göre tasarlanmamış bir dijital para birimi. yapılan her transaction baştan uca onay alarak ilerliyor. Dolayısıyla basit bir para transferi bile yaklaşık 20dk sürüyor. Evet, çok az ücret ödüyosun ve kimlik bilgilerin anonim kalıyor ancak yukarıda bahsettiğim durumda bitcoin işe yaramaz.

        daha kullanışlı, debit card gibi kolay çalışacak, b2c de kolay işleyecek ve bütün süreci bahsettiğin sinerji ile sürdürülebilir olacak şekilde tasarlanması gereken bir coin’e ihtiyacımız var. atıyorum bugün beşiktaş belediyesi dese ki ”sevgili beşiktaşlılar alın size beşiktaşcoin. TL’yi beşiktaşcoin’e çevirin, beşiktaşta istersen fatura öde istersen alışveriş yap istersen bozdur avro al, naparsan yap ama sadece beşiktaşta geçerli dese sonuçları neler olur? 1) para bankaya gitmez. 2) tüketici banka ve benzeri ödeme sistemi veya bir araç (yemeksepeti) gibi kullanmadığı için gereksiz komisyonlardan kurtulacağı için fiyatlar aşağı çekilir, tüketim artar. örneklerle açıklayayım. Elinde şirketin vermiş olduğu ticket alışveriş kartı var. evinde oturuyosun karnın acıktı açtın yemek sepetini sipariş verdin. şuana kadar bişey yok. sipariş restorana geldi. ödeme ticket, aracı yemeksepeti. ticket restorandan her alışverişte %7 komisyon alıyor, yemeksepeti’de %12 alıyor. fiyat sana oldu mu %19 fazla. sen de oh ne rahat diye beşiktaştan yemeğini yemeksepetiyle söyledin ve ticket la ödedin. ama %20 fazla fiyatla… bunu bütün ticaret sicili olan tekil ve tüzel kurumlara vurduğunda ekonomik etkisi parayı bankadan çekip kasaya koymaktan çok daha etkili olacaktır.

        1. olmucak şey değil ama kompleks bir şey. İnsanlar tam anlamaz ayrıca geçiş süreci çok uzun yıllar alır. bize hızlı ve basit sonuç alınabilecek bir şey lazım.

  2. Merhaba…Fikir güzel ancak ne yazık ki uygulanabilirliği yok bence…Bizim ülkemizde (finansal sistemimizde) “paradan para kazanma” ezelden beridir devam eden ve devam edecek bir olgu…İnsanlar sonuçta birikimlerini vadeli mevduat, döviz, gram altın, yatırım fonu, hisse senedi vb. çok değişik araçlarla sistemde tutmaktalar ve bu da haklı bir gerekçeye dayanıyor: Yüksek enflasyona karşı paranın satın alma gücünü elden geldiğince korumak…

    1. “paradan para kazanılmasına” engel bişiy değil ki dediğin. “yastık altı altını” die bi kavram vardır. onu kastediyorum.

  3. Sizin düşünceniz ise yıllık enflasyonu maks. %0,5-1,5 seviyelerinde olan ve para birimi dünyanın en güçlü para birimleri (bizim birikimlerimizi döviz olarak değerlendirdiğimiz para birimleri; örneğin ABD, Avrupa Birliği ülkeleri, İngiltere) olan gelişmiş ekonomilerde uygulanabilme ihtimali olan bir düşünce…Düşünsenize bizim ülkemizde örneğin 100k birikiminiz var, böyle bir protesto amacıyla yola çıkıyorsunuz, en basitinden yıllık %12-13’lere çıkmış mevduat faizinden vazgeçtiğiniz gibi bir de bankaya yıllık peşin kiralık kasa ücreti ödüyorsunuz, ayrıca da yıllık enflasyon (açıklanan enflasyonun (%11) çok üzerindeki %25-30) karşısında da paranız pul oluyor…Kısaca teoride yapılabilir gibi görünen bu tarz bir protesto, pratikte neredeyse hiç uygulama imkanı bulamayabilir…

    1. TL ile kastetmedim zaten. eski yazılarımda TL ile ilgili düşüncelerim yazıo. Altın alsan bankada da dursa evde de dursa faiz yok.. dolar euro japon yeni fln epey düşük.

      o sebeple 3 kuruş faizden vazgeçemesi kolay olur insanların ^^

  4. Merhaba, bence bu işlem ülke ekonomisi için çok riskli ayrıca eğer tl olarak öneriyorsan insanlar faiz getirisinden mahrum kalmış olacak yada önce dolara çevirip sonra dışarı çekmek gerekiyor buda kuru yükseltecek oda enflasyona neden olacak. ayrıca türkiyedeki şuan en önemli sistemlerden biri bankacılık , bunuda kaybedersek tam sıkıntı olur. yani bilemedim şimdi ne diyeyim…

    1. aşağıda yazdım: “TL ile kastetmedim zaten. eski yazılarımda TL ile ilgili düşüncelerim yazıo. Altın alsan bankada da dursa evde de dursa faiz yok.. dolar euro japon yeni fln epey düşük. o sebeple 3 kuruş faizden vazgeçemesi kolay olur insanların”

      “no pain no gain”

      – mutlaka bazı şeylerden fedakarlık gerekecek. Sokağa çıkan polisle çatışan insanlar çok daha fazlasını riske atıyorlar. hem de çok daha az bir kazanma ihtimaliyle.

      – sadece %1’lik mevduat azaltabilmek yeterli olacağından ulaşılırlığı kolay. bu muhabbetin duyulması kafi

  5. Yüzde 1 eşiğine yakınlaşıldığı, durmak gerektiği nasıl anlaşılacak?

    1. Bankalarda yatan mevduatların toplamı ve cinsleri (TL dolar vs..) duyurulur

Leave a Reply


Notify me of followup comments via e-mail. You can also subscribe without commenting.