2011'e veda

Muhtemelen Şimdiye Kadarki En Mutlu Yılım Olan 2011’e Veda

Bu 2011 yılından pek çok kişinin şikayet ettiğini gördüm/duydum; ama kişisel olarak benim şimdiye kadarki en mutlu yılımdı sanırsam.

Öncelikle yılın ilk yarısında sevgili bir şahsiyet, bana sevmeyi öğretti. İlk defa bir tek kişiyle bu kadar çok “ilk defalar” yaşadım.. İsa döneminde yaşamış eski bir romalı generalin dediği gibi “Tek Tanrıyı anlayabilirim, ama tek kadın niye?” diyen biriyken; kadınına bağlı olarak tek kadının da aslında mutlu olmak için yeterli olabileceğini gördüm. Kendimi pek çok konuda yeniden keşfetmemi sağladı. Tabiki bu konuda bir detay anlatmıycam:) ama 2011’den bahsederken, onu anmadan olmaz, iyiki tanıdım onu..

Kişisel olarak bana bu yılın en büyük getirisi, pek çok konuda kararımı veremesem de, seçeneklerin büyük kısmını eleyebildim.

İş konusunda, artık sabah 9 akşam 5’lik bir ofis işinde çalışmak istemediğimden eminim. Büyük bir proje gelmediği sürece freelance iş de almıyorum artık. Ders verme konusunda da, iyi bir sınıf olursa, 1-2 hafta sürecek yoğunlaştırılmış bir atölye belki açarım. ama uzun soluklu, dönemlik dersler artık vermiyorum. Daha önceki yazımda da belirttiğim gibi, kendi çapımda emlakçılık işimi de bıraktım.

Stok video çekmek, 2012’de yoğunlaşacağım tek şey olucak. Ömür boyu onu yapmam elbette, ama fiziksel olarak zorlanmadığım sürece vize istemeyen ülkeleri dolaşasım ve videolarını çekesim var. Yolculuğun nasıl geçecek oluşu, videoların kalitesi, bu yolculuğun süresini belirleyecektir.

Din konusunda da, uzun süredir araştırıyordum. Blogumu okuyanlar soruyor, “niye ateistsin?” diye. Onlara genelde şu cevabı veriom: Herşeyden önce ateist değilim, herhangi bişey değilim, araştırıyorum, bir din henüz seçmedim” diye. ve ilave ediyorum, “dinleri teker teker sınıyorum, ve müslümanlık ve hristiyanlık üzerini çizdiğim dinler. Bu en popüler 2 dinin kitaplarına inanmıyorum, tanrısı eğer gerçekten varsa bile “başarısız” bir tanrı olduğunu düşünüyorum.” diyorum. Zaten dinle ilgili blog yazılarımda da bunu hep tekrarlıyorum. Kısacası, müslümanlıkla hristiyanlığın üzerini kalın bir şekilde çizdim bu sene

Dünyayı dolaşmak istememin bir nedeni de bu, insanların yaşayışlarını ibadetlerini inançlarını gözlemlemek.

Ayrıca 2011’de, 3 yıl sonra yeniden bir film projesi üzerinde çalışmaya başladım. (Başladım ama misal 4 aydır bir tek şey yapmadım) Şu anda hala araştırma aşamasındayım. Bu projeyi uzun zamana yayacam, üzerimde bir stres bir baskı oluşsun istemiyorum. Ayrıca konu dinle ilgili, insan yaradılışıyla ilgili. Haliyle biraz daha bilgilenmeden, biraz daha deneyimlemeden başlamak istemiyorum. Bu bilgilenme, islamı inceleme veya hristiyanlığı yahudiliği inceleme değil, yanlış anlamayın. Dediğim gibi, onları yeterince inceledim, esas amacım diğer dinleri de incelemek. Dünyada 3.000’in üzerinde din var. Genel olarak onlar hakkında da fikir sahibi olmak gerek. Sadece popüler dinlerle uğraşarak, yaradılış ve inanç sistemi üzerinde fikir sahibi olmak imkansız gibi bişey.. Diğer dinleri açık fikirle incelemeden, olsan olsan müslüman olunur, hristiyan olunur.. “Çevrene bir bak, bu doğadaki uyum, Allah’ın varlığına işaret değil mi?” yüzeyselliğinde olunur.

Ayrıca 2011’de, ilk defa bir blogum oldu. Ağustostan sonra yazı yazmayı biraz azalttım çeşitli nedenlerle.. Bunla ilgili de ayrı bir yazı yazcam bir ara..

Ayrıca bu yıl herhangi bir sağlık problemim de olmadı. (genelde hiç olmuyor, umarım ilerde de olmamaya devam eder)

Benlik kısmı özetle böyle..

——————-

Ve kısa kısa bu yılın En’leri (Tabi ki tamamen kişisel):)

2010 yılının en komik olayı şüphesiz, Fenerbahçenin 2 dakikalık şampiyonluk sevinciydi. Bu, onlarca yıl konuşulcak hatırlancak gülüncek eğlenilcek bi olaydı 🙂 Bu sene böyle bi tek olay yok gibi. Ama yine kişisel olarak bu senenin en komik olay(lar)ı, bahçelinin seçim konuşmalarıydı bence:) “Evinizde çocuklar televizyonun karşısına dikilmiş oturuyorlar. Karşınızda reklamlara çıkan çocukların elinde çikolatalar, piskevitler; birbirlerine ikram ediyorlar, birbirleri ile ile yiyorlar, şakalaşıyorlar. O çocuk aklından geçiriyor; ‘benim de bir çikolatam olsa, benim de bir piskevitim olsa’ diyor. ‘Anne bana niye almıyorsunuz’ diyor; ‘bizde niye yok’ diyor.” 🙂 hakkaten de seçim dönemi hergün “bahçeli acaba bugün ne komiklikler yapacak” diye bekliyorduk. Yeni bi seçim olsa da yine izlesek diyorum 🙂

Siyasi olarak, AKP’nin seçimleri gümbür gümbür ezici bir şekilde kazanması ve askeri şura öncesi istifalarla ordudaki kemalist kesimin tam anlamıyla nakavt olması bu yılın en büyük siyasi olayı bence.

Şike olayları da önemli yer kapladı gündemde tabi. Ama bence asıl önemli şike, kpss ve benzeri sınavlarda yapılan soru çalınmaları. Bir ara zırt pırt bir sınavda kopya oluyordu. zırt pırt gündem değiştirilerek iyi üstü kapatıldı.

ayrıca yılın son günlerinde, yani bir kaç gün önce, uçakla öldürülen 35 kişi de büyük bir olay. Ama eminimki bir şekilde onun da üstü örtülecek..

Dünyada ise Arap Baharı ile yükselen radikal islam, dünyadaki en büyük değişim bence. Dünya dengelerini gittikçe sağa çekecek bir gelişme. Ayrıca Kaddafinin de linç edilerek öldürülmesi de az buz bişey değil.

En iyi film, kaybedenler kulübü. Bu film pek çok kişiye ütopik gelse de, ben kendimden çok şey buldum. “Film klip gibi olmuş” diye bir eleştiri çeşidi de var frankofon sinema eleştirmenlerinde, bu kronik bir hastalıktır onlarda:) ondan üzerine düşmüyorum pek.. bir kaç sahnesi dışında, bir kaç repliği dışında genel anlamda süper bir film.

En iyi şarkı, pembe mezarlık. Model grubunu, sevdiğim bir arkadaşım bahsetmişti daha ünlenmeden. Nisan gibi albümü dinleyince, bu şarkıyı direk loopa almıştım. Face’den paylaştığımda da direk şöyle yazmışım: “affet bu gece ölmek istedim…“ temasını şarkı boyunca işleyip de finalde “elimden gelen oturup evimde, sana şarkılar yazmak.“ diye bitiriyor ya, çok başarılı bi farkındalık, çok hoş bi özet.. Ayrıca şarkının temposundaki manik depresif git-geller de çok etkileyici.. Yasemin Mori’nin Mutsuz Punk’ı kadar aşmış olmasa da tuttum epeyce..

En Tuhaf olayı, Steve Jobs’un ölümüne üzülen türkler bence:) 140$’a maledilen iphonu’u 1500$’a satan, ayrıca her bir application’dan ekstra para isteyen bir şirketin yöneticisi ölünce, niye bu kadar üzüldü insanlar hiç anlamadım. Adam ölümüyle bile reklam yaptı markasına ya helal olsun.

———————————-

bir kaç hatırlanası şey daha:

Çılgın proje,

İnternet’e gelen şifreleme,

İsrail’le Mavi Marmaradan, Suriye ile isyancıları desteklemekten, Irak ile kürt sorunumuzdan, Kıbrıs Rumlarıyla petrol yüzünden, mevcut olan dış politika sorunlarımızı; Ermeni soykırımını inkar ettiğimiz için Fransayı da ekleyerek, doludizgin bir dışpolitikayla gidişimiz,

Boğaziçili öğrencilerin evinin basılması, ders notlarının örgüt propagandası adı altında toplanması,

Chuck Palaniuk’un son kitabının toplanması, çevirmenine de karakolda hayat kadınıymışcasına davranılması,

Bedelli askerlik de bedelli askerlik deyip 1 yıla yakın kafa patlattıktan sonra, çıkarta çıkarta 30.000TL’ye hallederiz bu işi demeleri, buna karşın yasadan yararlanabilecek 420.000 kişiden sadece ve sadece 4.000kişisinin bundan yararlanmak için başvurmasıyla ortaya çıkan fiyasko… (30bin niye versinki insanlar. bakalım ilerde fiyatı ne kadara kıracaklar) 🙂

——————-

Aşağı yukarı böyle geçti gitti..

Hepimize iyi yıllar, tabi böyle bir şey mümkünse..

Share/Bookmark
Share: