hint treni

Kanyakumumari Günlerim ve 2013’ün en komik videolarından biri

Kanyakumumari Günlerim ve 2013’ün en komik videolarından biri

Epeydir internet bulamadığım için güncelleyemiyorum blogumu. Hindistanda bir ayı geride bıraktım. mumbai, goa, allapey gezile ilgili anıları ve videoları daha önceden paylaşmıştım. Lafı fazla uzatmadan, 28 saniyelik tek bir video, ama bomba komik bir video paylaşıyorum, youtube kanalımdan izleyebilirsiniz:

http://youtu.be/rhFEliDTnC0


TREN YOLCULUĞUM:

Allappey’den sonra hayatımın en bomba tren yolculuğuyla Kanyakumari’ye gittik. (Kanyakumari hindistanın en güney ucu. oradan okyanusa baktığınız zaman güney kutuna kadar hiç bir kara parçası yok, uçsuz bucaksız deniz. orayla ilgili detayları aşağıda anlatacağım, önce şu yolculuğu anlatayım)

Hindistan’da şehirler arası trenler sınıf sınıf ayrılıyor. 1st class 2nd class ve Sitting Class. (1. sınıf 2. sınıf ve oturma sınıfı)

Birinci sınıf adı üstünde en lüksü. ama çok aman da aman lüks değilmiş. Her trende de yok, bazı hatlara bazen koyuyorlarmış. Şu ana kadar bindiğim trenlerde hiç birinci sınıf yoktu, hiç birinci sınıf seyahat şansım olmadı.

2. sınıf ise kendi içinde 4’e ayrılıyormuş, 2 kişilik, 4 kişilik 6 kişilik kompartmanlar ve de 6 kişilik ama klimasız kompartman olarak. Ama yataklı sehayat, koltuk/yatak numaran belli, rahat yolculuk ediliyor.

yani 2. sınıf kendi içinde 4’e ayrıldığından sonra gelen “sitting class” 6. sınıf olmuş oluyor : )

Allappey’den Kanyakumari’ye giderken bunda yer vardı sadece. Oturarak gidelim nolacak otobüste de oturuyoruz diye düşündük ama kazın ayağı öyle değilmiş. (not: bu deyimi hayatımda ilk kez cümle içinde kullanıyor olabilirim : )

Trene bir bindik, aman allahım, yerde insanlar yatıyor. kafayı bi kaldırdım, çanta koyma yerlerinde insanlar yatıyor. adım atılacak yer yok. sırtımda 30 kilodan fazla çanta, tren sallana sallana gitmeye başladı ve oturacağım yere varmak kilometre ötesi gibi. Kahkaha atmakla b.ku yedik arasında gidip geldim, terler boşalmaya başladı.

Neyse şansa ufak bi boşluğa sırt çantamı koydum. diğer çantaları da bir şekilde yerleştirdim ve oturdum. Gece 1 treniydi biz sabah 7gibi vardık. Tek bir saniye uyumadım, hem insanlara hem de çantalara baktım : )

Çok enteresandı, bagaj yerlerinde yatanlar uyanırken yüzlerinde bir acı oluyordu. o demirlerin sırtlarına batmasından yamru yumru yatmaktan kaynaklanan uyuşukluk, ve acı insanların yüzlerinden okunuyordu resmen.

Yerler ise, bambaşka bir dünya. Adam kahve satmak için dolaşıyor trende, yerde uyuyanların üzerinden seke seke atlıyor. yerdekiler kımıldamıyor bile. Ben bi kere birinin kafasına basacaktım yanlışlıkla (ilk sırt çantasıyla bindiğim sırada) Hiç aldırış etmiyor kafası ezilecekmiş ezilmicekmiş. Çok acayip yerdi.

Tren fiyatı ise inanılmaz ucuz elbette. Şöyle örnek vereyim. Biz mumbai’dan goa’ya giderken (500km gibi bir mesafe) tüm 2. sınıflar müsaitti. En pahalı 2. sınıf (klimalı 2 kişilik) 1300 rupee gibi bir şeydi. (30 rupee= 1tl, 1300rupee yaklaşık 43tl) en ucuzu ise 850 rupee idi (28tl) (6kişi ve klimasız ama bi tomar vantilatörlü) (hepsi de yataklıydı)

Bu sitting class biletleri ise sadece 80 rupee (3tl’den az) Hal böyle olunca tüm hindistan gecekondusu orada. Millet bulduğu boşluğa şükredip kıvrılıp yatıyor. Sabah da kalkıp işine gidiyor.

KANYAKUMARİ:

Kanyakumari Tamil Nadu eyaletinde orta büyüklükte bir şehir. Hindistan’ın en güneyi ve de oradaki bir kayalığa epey büyük bir heykel yapmışlar. oraya uzanan kıyı şeridinde, insanlar hiç bir şey yapmadan mal mal ayakta duruyorlar : ) otursalar bir şey demicem ama hepsi ayakta. İbadet ediyorlar desem, etmiyorlar, yanda temple var, ibadet edenler orada takılıyor. Uzun uzun baktım, ama hiç bişey yapmadan öyle duruyorlardı.

Ufak bir çarşısı var, 2 saatte dolaştık bitti. Ertesi gün de otelden ayrıldık.

Ama otelden ayrılış epey olaylı oldu. Biz otele saat 7.30’da vardık, ertesi gün saat 12 gibi odayı boşalttık. (check out zamanı 12.00’dır sonuçta) Adam ise bir önceki günü de almaya çalıştı. Ben de vermem dedim, tartışma uzamaya başladı, ben de polis çağır o zaman dedim. Tamam dedi, bi çocuk gitti polis çağırmaya.

Benim sırtımda sırt çantası belimde kamera çantası bi omzumda tripod çantası, yine 30-35 kilo ağırlık üstümde. O zamana kadar da kahvaltı da yapmadık deli gibi açım. Bir de elektrikler kesik, ne fan ne bişey çalışmıyor, sırıl sıklam terliyorum.

Zekeriya Beyaz’ın hint eteği giydiğini düşünün bir an. kaşların ortasında da kırmızı bir nokta. Heh işte, öyle tipteki bi adam bile beni elle gösterip hintçe “tipe bak amk” dedi : ) Normalde kızmam gerek ama bana onu söyleyen adamın tip o  kadar komikki kızamadım bile.

karnım da aç, gurul gurul, dedim otel sahibine, sen bekle polisi biz yanda restoranda yemek yicez, polis gelince beni çağırırsın : )

Adam tabi gidemezsin dedi, hay amk bekledim, biraz daha, orda başka adam geldi, orta yolcu, bari 5 saatlik kısmını ver 5 saat önce gelmişsin dedi. öyle orta yol bulduk.

Sonra afiyetle yemek yiyip, Madurai’ye doğru yola koyulduk. (Madurai’den sonra, Ooty ve Coonoor’a, Sonra da Bangalore üzerinden Hampi’ye geldik. Bu satırları Hampi’den yazıyorum. Madurai ve Ooty günlerimle ilgili de videolar paylaşacağım. Kanyakumari ile ilgili şimdilik bu kadar : )

Share/Bookmark
Share: