kabe

“Kabe Güvenli Yerdir” diyip, sonra da Sözünü Tutmayan Allah

kabe

“Kabe Güvenli Yerdir” diyip, sonra da Sözünü Tutmayan Allah

Ya Son bi ay için de Kabede nerdeyse 1.000 kişi öldü. Önce vinç devrildi, 100-150kişi.. bugün de şeytan taşlama sırasında 800’e yakın kişi öldü. Her sene şeytan taşlama sırasında birileri yaralanır birileri ölür falan ama 800’e yakın kişi ölmüş bu sene tek seferde. (Hac da bitmedi, yarın öbürgün başka birileri daha ölebilir)

Şimdi şöyle bişey düşünmek mümkün bu sebeple: Allah sözünde durmuyor.

Çünkü ne demiş kendisi ÂLİ İMRÂN-97 ayetinde (diyanet çevirisi)

“Orada apaçık deliller vardır, İbrahim’in makamı vardır; kim oraya girerse, güvenlik içinde olur; oraya yol bulabilen insana Allah için Kabe’yi haccetmesi gereklidir. Kim inkar ederse, bilsin ki; doğrusu Allah alemlerden müstağnidir.”

Şimdi Allah ne diyor, kim kabeye girerse güvenlik içinde olur.

Millet de inanıp giriyor, sonra ölüyorlar. Hani güvenlik içinde olacaklardı?

Allah Sözünde durmuyor, çok ayıp ediyor : )

Allah’la ilgili her zaman düşüncem Woody Allen’ın o şahane özeti gibidir: “Allah’ın varolduğunu inanmıyorum. Ama varsa bile, oldukça başarısız olduğu kesin”

Not: “Aslında o ayet tam olarak düzgün çevrilmemiş”çilere baştan söyleyim: eğer diyanet bile düzgün çeviremiosa, yine allah’ın bi iletişim problemidir, baştan düşünüp, tüm tercümeleriyle indirmesi lazımdı kitabını. Benim sorunum değil : )

kabe-kaza-vinç-yorum-alman-arap-hacı-aday

 

Share/Bookmark
Share:

6 comments

  1. neden saptırıyorsun yada ayeti anlamıyorsun tam güvenlikli bir sığnakta insan ölemesmi güvende olmak ölemesin anlamına gelmez

  2. Hem okuduğunu anlamayıp hemde kendi inançlarına inandıklarına ters bişey görünce hemen karşısında ki insana saldıran bu tarz insanlardan NEFRET ettim artık. bu yazıyı sonuna kadar bitirip ( anlamadan veya dötünden anlayıp ) böyle saçma bir yorum yapmak nedir ya yok ayet yalnışmış bilmem ne.. Aşağılanmak hoşunuza mı gidiyor ya beyin fukaraları sinir öfke yok sadece üzülüyorumsizin için şu kısacık hayattq böyle bomboş beyinle ömrünüzü doldurmak zorunda olduğunuz için…

  3. Selamlar öncelikle

    Siteniz yazılarınız dikkatimi çekti.
    Bakış açınız sizi kurtarmaya yetmeyecektir.size tavsiyede bulunmak istiyorum.Kuran’a şuurlu bakın bu tavsiye yeter aslında.cidden kalbi selim ve akıllıca bakarsanız Din adına asıl amacınız adına ulaşabileceğiniz asıl hükme çok rahat ulaşırsınız.en güzel hidayet kaynağıdır Kuran-ı Kerim.

    Şimdi uzun bir yazıya başlayım.en sonunda bu ayetle ilgili yazmam istiyorum

    Bilimsel ve diğer türdeki yazılarda çok güçlü yorumlar yaparken Din adında bu denli güçsüz basit yorumlar yapmanızı tamamen niyetinize bağlıyorum.

    Benim inancıma göre Kalbin özü yaşama amacını verir insana.kalben nefsini herşeyden üstün görürse nefsini amaç edinmiş Rab edinmiş olur.kalben nefsinden büyük olanı herşeyden büyük olanı ve en önemlisi Tek Rabbini yani Hükümdarını İlahını bulması için başıboş amaçsız değil de O’nun kulu olduğunu anlaması ve asıl amacının O’na kulluk olması için kalben haddini bilmeli yani azgın değilselim olmalı şuurlu olmalıdır.

    İşte nefsini amaç edinen özsel şuurunu kaybeder.ve tüm yaptıkları iyi yada kötü yanlış amaca hizmet etmiş olur.tıpkı sömürmek için savaşan ve o savaştaki askerlerini psikolojisi düzgün olsun diye cesaret veren psikologun durumu gibi.iyi yaptığı iş dahi yanlışa hizmet etmiş olur.

    İnsanın asıl amacını da kalbinin asıl amacı özü şuuru suduru yani kalbindeki öz belirler.

    Bu kalbin felsefi ve Dini sonucudur.

    Ve kalpte asıl amaç etrafında kurulu yan amaçlar vardır.

    İnsan Rabbine kulluk için yaşamalı nefsine O’nun için hakim olmalı.

    Ve Dini O’na halis kılıp O’nun dediği sınır içinde O’nun için yaşamalıdır.bu insanı hem bu hem diğer dünyada kalpsel olarak sonsuz tatmin de eder.

    Ama tatmin etmesi amaç değildir.

    Biz bir amaç uğruna yaşarız ve bu bize Allah’a hamd olsun ki tatmin eder.

    bu yazdıklarım benim inancıma göre Allah’ın kalbimizdeki yerinin felsefik ve Dini yorumuydu.

    Kuran’dan anladıklarımı yazıyorum asıl olarak Kuran’a bakınız.

    Devam edeyim
    Mesela bilim.

    Bilime inanan ona selim bakan iyi ama kötü bir amaç için bilimi kullanmak isteyen bir insan aklını kullanırsa bilim bulabilir.zira kalben niyeti vardır.

    Ha bulduğu bilimi iyi yada kötü kullanır o ayrı.yada kullanmaz.

    Ama kalben bilime o inancı olan ve Allah’a karşı selim bakmayan asla o bilimin Allah’ın yaratması ve o bilime hükmetmesi olduğunu göremez.hakkında sonsuz gerçek delil ve selim olan için apaçık olmasına rağmen.

    ama asıl amacı nefsi olan kalben nefsin hevaları olan kalben asıl konuda gerçekten uzak olmak isteyecek ve o bilimin Allah’tan olduğunu görmek istemeyecektir.

    —-
    nefsini amaç edinmenin uç noktası aslında kendini yerine koyduğu kendini simgeleştirdiği ama gerçek olmasını asla istemediği İlahlardır.kalbinde istediğin tarz sembolik ilahlar yaratırsın.onlara iman eder onlardan medet umarsım.tamamen batıl bir durumdur.
    Hani insanların gerçekte olmasını istemediği ama sembol olarak filmlerde olunca kendini onunla bütünleştirip batıl bir haz duyduğu süper kahramanlar gibi.ve bu olayin basit noktasıda kalben kendini kebir görerek o kebri sana veren Allah’a kalben kibirlenmek büyüklenmek ve O’na inkarcı olmak bu niyetinden dolayı sonsuz kanıta rağmen O’nu görememektir.
    İnkarcı olmak kalben kendini Allah’tan büyük görüp kendini amaç edinmek Allah’a Rabbine Hükümdarına seni yoktan Var edip Sonsuz Rahmet sunana vefasızlık olan hadsizlik olan küfredici yola girmektir.zira Allah tam olarak fesat olan ve iyi olan kulunu ayıracağı Adil sınavı yapmak istemişve kötülüğün Kendinde karşılığı Haklı olarak İlah olan Allah Kendini gerçekleştirir ve Kahhar olması Kahretmesidir kalben küfürde azimli olan ebedi zulmü de hak edendir.iyi kul olmanın karşılığı ise Rabbin kuluna merhamet etmesi şefkat göstermesidir.

    Kalben insan kadar kebir olduğunu anlayan ve O Kebrin de Allah’ın nasibi olduğunu anlayan.

    Kalben iyiyi doğruyu güzeli seven.

    En iyi Olan Daima iyi olan
    En Şuurlu Olam Daima şuurlu olan
    EN Kebir olan yani tek İlah olan

    Ve çok önemli Varlığı Kendinden Olan yani Övülmeye tek değer olanı herşeyden çok sever.ve Asıl amaç Sonsuzluk Sahibi Tek En Dolu olan ALLAH’I edinir.bu da kalbini sonsuz tatmin eder.

    Ki insan alçak gönüllü olmak zorundadır.

    Kendinde olan kebirle asla böbürlenemez zira aslında bilir ki o kebri büyüklüğü ona Allah’ın Nasibi.

    Ve bilir ki ne kadar Allah’a yakın olur * kul olarak O’na şükredici yola girip iyi kul olmaya çalışır kalben asıl amacı En Sevdiği herşeyden üstün tuttuğu Allah edinir.ve bu bağını sıcak tutar korumak için herşeyi yapar.

    Ve ahlaksal olarak O’nun dediği sınırda yaşar.ve bu sınır tebliğ edilen için Din’dir.

    Edilmeyen için genel prensipler iyi olmak ahlaklı olmak yardım sever olmaktır…

    Allah dilediğini dilediği gibi sınayan ve kalbinin özünü en iyi Bilen’dir.

    Ve herkesi hanif fıtrata göre yaratan

    Ve iyi köti his veren
    Ve en önemli konu Din Yani ALLAH konusunda yeterli derecede akıllıca çabalayan için herşeyi apaçık Eden’dir.

    Ve bilir ki * ne kadar Allah’a yakın olur insan için asıl kebir olmak budur.Allah’a yakın oldukça büyür ve büyüdükçe daha alçak gönüllü olur.ve o büyüklüğünü en güzel şekilde gerçekleştirir.

    Ve övülmeye değer Olan’ı müşriklerin yaptığı gibi asla kıskanmaz.O’na kebirlenmez..

    Zira bilir ki Tek Yüksek gönüllü olmaya değer olan Varlığı Kendinden Olan Tek İlah Olan ALLAH’TIR

    VE ALLAH’A HAKKINI VERİR TESPİH EDER VE O’NU ÖVER.

    ALLAH RAHMAN RAHİM AZİM KEBİR EKBER KAHHAR…


    Kafir ise
    Gerçek haz vermediği için kalben işine gelmez.ve inkarcı olur.gözüne aklına esas konuda asıl amacı konusunda perde çekilir…

    Ve insan yaptığı salih ameller ancak doğru amaca Allah’a Allah’a kulluğa hizmet ediyorsa o zaman değer kazanır .yani kalbinin asıl amacı ALLAH ise.

    Nefsini O’nu yaratan Allah’ın üstünde görüp asıl amacı nefsi ise yaptıkları tamamen batıla hizmet eder.özü asıl amacı yaptığı tüm işler batıl zemine oturandır.

    İman edip salih amel işlemek olması gereken ..

    Rabbine Tek Hükümdarına kulluk için yaşamak asıl amaç olması gereken Hak olan

    —-
    Gerçekten şuurlu olan için Allah hakkında sonsuz delil var.

    O stringleri düşünelim.

    Bana göre o stringleri tanımlatan yani kodunu veren direk ruh.

    Allah’ın emrinde olan görevlendirdiği ruh.

    Mesela evrim diye gelişim sürecinden bahsederiz.aslında biz şu şuna dönüştü… diye der dururuz.ama yeni bir varlık oluştuğunda dönüşüm gerçekleşmesi için önce onun tanımlanması gerekir.
    Biz olan olaya göre yorum yaparız .

    Yani yeni her varlık oluştuğunda ona görevi tanımlanır.

    Bu bana göre sicim, tüplere olan adeta sembolik olarak onların içine ruhun görevini üflemesiyle olur.

    Zaten stringlerdeki ve dolayısıyla kainattaki şuur apaçıktır.

    Ve Allah insanları sınamak için yarattığı için buna göre en güzel düzende yaratmış ve insana da görevini verdirmiştir.iyilik yada kötülük sudur dediğim asıl yaşama amacı o olay.

    Ve iyilik karşılığı Allah’ta Rahmet ediciliği kötülüğün ise Kahrediciliğidir.

    Ve varlıkların özü kendini gerçekleştirirken kainatı kendi ilimleriyle etkilerler.ve tüm varlıkların etkilemesi sonucu kainatta total bir ilim oluşur.

    Mesela dünyanın heryerinde farklı olan yerçekimi.

    Ve total bilimde varlıkları etkiler ve varlıklar değiştikçe ki bu değişme şekilleri dahi girilmiştir onlara yeni varlık olunca yeni kodlar girilir

    Yani iç dış dış içi etkiler.

    Sizin herşeyin teorisindeki yazınızda dinsel yorumunuzda oldukça güçsüz kalmış.

    Kuran’da Allah zaten kötülüğe izin verir.ve iyiliği emreder.sınamak için yapar.

    Ve Musa Alim olayına bakın.Allah tarafından ilim verilmiş kişi ileride adam öldürecek birinin cezasını geçmişte veriyor ve onu öldürüyor ve ilerde yapacağı kötülüğü engelliyor.şer gibi görünen olayda hayır çıkıyor.

    Daha çok örneği var.bizim başımıza gelen kötülüklerde ileride yada geçmişte yaptığımız fesatlığın sonucu.

    Bu tüm herşeyi Bilen Allah’ın Hükmüne göre başımıza geliyor

    —-

    O stringler hakkında aynı manada bir başka yazı

    her varlığın özünde sicim denilen tel tüpler vardır.Ruh Allah’ın Emrinde Olan bir Varlıktır.ve Allah’ın Emrini yani Allah’ın dilediği kodları o sicim tüplerine vahyeder.ve sicimler o aldığı şuurla titreşerek elektron proton hidrojen helyum… gezegenler dünya bitki hayvan nitekim insan oluşur.

    Ha bu arada ruh Allah’a ortak koşmak isteyen haddini bilmeyenler için Allah’ın bir sınavı.ben hristiyan veya başkaları gibi ruhu Allah’ın bir parçası asla kabul etmem.Allah’tan ayrı bir Varlıktır.hatta ayet çok açık Allah’ın emrimdendir ruh.Dediğim gibi karşıdaki Sonsuzluk Sahibi gücü kibirlerndne dolayı bölmek isteyip O’na eş koşar insanlar.

    İşte ruhun üflemesi Allah’tan aldığı kodları varlığın özüne sicimlere o içi boş tüplere borulara sembolik ve gerçek anlamda üflemesidir.yani Allah’ın verdiği kodu üfler.ve sicimler bu şuura göre titreşir.

    Ve kainatta olan tüm varlıklar kainatı etkileyerek bilimi oluşturur.bir yerde varlıklar orayı öyle etkiler yerçekimi 9.78 olur diğer tarafta 9.87 ve sürekli değişen total bilimde tekrardan özü etkiler ve evrim denilen ben gelişim diyorum bir gelişim sürecini başlatır.

    Şimdi her varlığın değişme kodları ona girilmiştir ve her oluşan yeni varlığa elektrn proton çekirdek hidrojen helyum…

    Yeni kodlar girilir.yani her varlığın kodu değişme şekilleri özü belirlidir.

    Ve Allah ilmiyle tüm herşeyi böyle Kuşatan’dır

    Karşı daki Eşsiz Hükümdarın görmeyen ancak kötü niyeti yüzünden kalbinin fesadı yüzünden nefsini o nefsi yaratan ve Varlığı Kendinden Olan Allah’a üstün görmesi yüzünden perde inmesinin sonucudur .ha sünnetullah’a Allah’ın değişmeyen bilim kuralları diyorlar
    Asla .Kuran’a göre sünnetullah ALLAH’IN bazı prensipleridir

    Yaratırken Esmalarını gerçekleştirir.Alim’dir Sonsuzluk Sahibi Alim Allah muazzam İlimli kainat yaratmıştır.

    Kahhar’dır.kötülüğü Kahreder.yani

    Allah’ın Hükümdarın Davranış biçimi asla değişmez.esmalarını en güzel şekilde gerçekleştirir.Daima Bakidir gibi.

    Şimdi. Mesela bir hücre oluştu. O hücrede alt yapısında olan atomlar kendi eskiden verilmiş görevini yaparlar.ve Allah o hücreye büsbütün hükmetme görevini çekirdeğe verir Dna’nın sicimlerine kodlar görevi.ve hücrenin büsbütün görevi verilmiş olur

    Şimdi insan.

    İnsan oluşana kadar geçen süreçte aklı eli ayağı vs.zaten görevi önceden belliydi.

    Ama insana büsbütün görevi kalbine vahyedildi.

    Nasıl bir arının büsbütün görevi bal yapmak vs ise insanın kalbine görevi kodlandı

    Ve şuurlu olan asıl Rabbi Allah için yaşar.

    Tek Gerçek İlah’ın Allah olduğunu bilir
    O’na asla ortak koşmaz.
    Batıl ilahlar yaratmaz.

    Nerde olursa olsun Müslüman olur.Allah’a teslim olur yani.

    Ve Kuran gelince de Kuran’a iman eder.

    Şimdi başka bir yazı

    Ne dediğimi anlamak için okuyun
    Uç noktadan başlayalım.

    Hep sunduğum bir kanıt
    1 varsa sonsuzluk kesin vardir.0 ile 1 arasinda sonsuz sayi vardir.1 olmasi icin sonsuzluk sart.insan bi adım atiyorsa sonlu sonsuz bi is yapiyordur.aslinda imkansizi yapiyordur
    Çünkü 1 i yariya böl yariya böl yariya böl yani bize göre o adimi atmak ancak sonsuz bi ihtimalin olusumudur.
    Eee sonsuzluk kudretin olduğunu iddia ediyorsan bunu kanitlaman imkansız. Çünkü insan o sonsuz diyalektik icinde yaşıyor.yani sana o sonlu sonsuz kudret verildi.sonlu sonsuzluk kudreti veren biri varsa o sonsuzluk dizisinin icinde olamaz.zira o sonsuzluk dizisi icinde nerde olursa olsun sonsuzlugun hakimiyeti icinde olur.yani 0 ile 1 arasindaki sonsuzlugu insana kudret eden eksi arti sonsuza da kudret etmek zorundadir.cunku 0 ile 1 arasinda da sonsuz sayi var
    Işte bu kudret bu sonsuz koordinat icinde değilse ona hakim olan onu yaratandir
    Yani o sonsuzluk ilmine hukmedendir.
    Hatta yarattigini da bu sinirda yaratip onun sonlu sonsuz her hareketi yapmasina kudret verendir.

    Bu 0 1 sayi diyalektigine inanmiyorsan bilime asla inanamazsin.yani aslinda sadece bi adim atman dahi sonsuz bi kanittir.o sonzuluga hükmeden ve sana da o adimi attiracak bi gücün olduğunun kanıtıdır

    Biz ise iste bu bilimi yaradan Birine inanıyoruz
    ——-

    Şimdi gel gelelim şu olaya.

    Sicim teorisi bulundu.sicim teorisine göre herşeyin aynı anda olabileceği sonsuz olasılıklı bir evren var.

    Yani kainatta sonsuzluğa Sahip Bir ilim Olmak zorunda.

    Bu elde kalsın.
    ______

    Bilim nedir onu inceleyelim .

    Bilim hiçbirşeydir.bilim diye bir şey yoktur .

    Bilim bir varlık değildir.

    Bilim bir değerdir.kendi başına hiçbirşeydir.

    Mesela kırmızı bir renktir.ama kırmızı diye bir şey yoktur.kırmızı elma dersek kırmızı o zaman anlam kazanmış olur.yani kırmızı sadece bizim varlığı anlamlandırdığımız bir Değerdir.

    Bilim aynen böyledir.mesela matematik diye bir şey yoktur.sayı diye bir şey de yoktur.

    Mesela dersek ki 1 gömlek.1 sayısı gömleği niteleynce anlam kazanmış olur…

    Mesela atomlarlar birleşir suyu oluşturur.biz buna bilim deriz.yani olayın tanımıdır sadece bilim
    _____

    Yani bir defa varlık varsa sicim ve büyüyerek atom element veya fotonlardan oluşan bir kainat varsa En uç düşündüğümüz zaman sonsuzlukta olduğuna göre sonsuz değerli bir ilim var.

    Yani Varlıklara bakarak onların değerinin sonsuz bir ilim olduğunu çok rahat söyleyebiliriz.

    Şimdi atomlar var ve sonsuz ilim varsa ve bilim de kendi başına bir hiçse O Sonsuz ilmi Oluşturan Biri olmak zorunda.ve o sonsuzluk ilmine hükmeden

    İster de ki tanrı parçağı ara aha bak bu parça de sonsuzluk ilmine sahip de ve sonsuz da şuuru var de.(zira şuur olmadan sonsuzluk ilmine sahip olamaz olsa bile kendi şuuru yoksa yine hüküm koyup sonsuzluk ilmini var edemez )

    Ya da benim gibi de ki Bu kadar Herşeyi Yaratan Alim Biridir de.

    Ve herşeyi eşli yaratmış de.atomların bile eşi var de

    Ve bu bana bir şey anlatıyor de.

    Ve bu kadar Alim Biri’nin asla Eşi olamaz de

    Zira Sonsuzluk İlmine Sahip olacak kadar Muhteşem Birinin Kendide En muhteşemdir de.

    Ve Varlığı de zamana da hakim olduğu için ezeli ve ebedidir de…

    Yani anlayacağın Bilimle sadece Allah’ın İlmine ulaşabilirsin

  4. Müslüman özüne Kendini yoktan Var Edene Tek İlaha vefalı olmayı seçer.ve O’na karşı kebirlenmez.ve İlah olarak kabul eder.ve Allah’ı Rabbini en Güzel sözlü olanı Hüküm yapar.ve ahlak temeli olarak O’nu edinir.ve O’nun uğruna yaşar.ve bu sonsuz da çıkarına olur .Uğruna yaşanılmayı Tek Hakeden Varlığı Kendinden olan ve dilediğini en güzel Yaratan Sonsuzluk Sahibi Allah’tır
    .ve Daima Doğruyu İyiyi Güzeli yani selim insanın olması gereken durumu emreder.ve azgınlığı fesatlığı haddi aşmayı yasak eder.
    kafir ise kalbi fesatlığından Allah’a karşı tıpkı şeytan gibi kibirlenmiş haddi aşmış olur ve nankörlüğünün kafirliğinin fesatlığının cezasını çeker.ve onu yoktan var Edene ve daima Rahmet Edene nankör olma yolunu inkarı seçer

    Ve şimdiye kadar anlattığımdan önemli çıkarımlar yapayım.

    İnsan kalben şuurluysa Dinin hayatında en önemli alan olduğunu anlar

    Dini Allah’a halis kılar

    Ve İlah olarak Allah’ı Tek kılar.

    Ve sürekli Allah için çabalar.

    Kuran’da aptala anlatır gibi bir üslup yoktur.

    Şuurlu (selim kalp + akıl=şuur)olan Allah’ın Varlığının en Büyük Delili Kuran’a ve Kainatta kalbinde olan sonsuz delilden der ki.

    Allah ve Kuran Hak’tır

    Esas olarak bunları der ve Sonsuzluk Sahibi Allah’a iman eder teslim olur

    Geriye kalan şuurlu şekilde çabalamaya devam etmektir.

    Şuurlu olan çabaladıkça zor ayrıntı konularda da Allah’ın izni ile gerçeğe ulaşır

    Kainatın ve Kuran’ın esası esas demek istediği çok rahat anlaşılacak şekilde olsa da Allah için yaşayan iyi insan olmak esas olsa da

    Ayrıntı ve çaba gerektiren konuları da vardır.Kainattan esasla Allah’ın ve Kuran’ın Hak olduğunu çok rahat anlar

    Ve çabaladıkça Allah’ın izni ile Kuran’da olan zor konulara da ulaşır
    Kalbinde iman çok olan Allah’ı Dini hayatında birinci plana atar ve şuurlu olarak çabalar.

    Az imanlı olan ise Dini umursamaz vicdanını rahatlatacak şekilde dinini yaşar.ve Kalbinin özü fesatlığa karşı samimi olan ise inkarcı olur.

    Allah’ı inkar eder O’na büyüklenir nefsini amaç edinir
    Ve en fesat olan ise dilediği gibi bir Allah çizer kafasında ama bunu tamamen kendi için yapar.kalbindeki Allah ihtiyacını aslında İlah olmayan ama kendi istediği gibi çizdiği asıl olarak o ilahta kendi nefsidir.kendi olmas istediğidir.nefsinin arzusu ona bunu yaptırır.ve

    Allah’a ortak koşan ilahlar edinir.Kalbi fesat olan sonsuz delilden esasa ulaşmaz.

    Gerçeği asla göremez.

    Kalbinin fesatlığı aklına perde çeker.ve şuur idrak kalpte başladığı için gerçeği göremez.

    Ve inkarcı olur.

    Ve bu inkarcılığını tatmin etmek için ayrıntı konulara sımsıkı sarılır.ve anlamadığı bilmediği konularda fesat düşünerek bu kalbindeki isteği tatmin eder.kendi istediği budur.

    Ve sonsuz batıl neden bulur.

    Şuurlu olmadığından gözünün önündeki esasa dahi ulaşamayan ayrıntılarda gerçeğe ulaşması çok daha zordur.

    Ve İslam’a atılmış yalanlara da sımsıkı sarılır.

    Gerçeği inkar için herşeye sımsıkı sarılır.bilmediği konudan fesat olmayacak anlamlar çıkartır.

    Ve hükmü Allah’a halis kılmaz ise de İslam adına uydurulan onca şeye dört elle tutulur.Kalbi selim olan ise bildiği sonsuz delilden

    Allah’a ve Kuran’a iman eder.

    Esas çok açıktır

    Ve Allah’ın izniyle kalbindeki gerçek doğru hissi tatmin etmek ister ve çabaladıkça gerçeğe doğruya ulaşır.
    Ve kalbinin özü selim olmayan Allah’a kibirlenmek isteyen Allah’ın Sonsuzluk Sahibi Büyüklüğünü kabul edemeyen onu paylaştırmak ve kendi istediği tarzda sembolik batıl ilahlar yaratmak istiyor ve bunu yapıyor.ve bilmediği konuda Allah’a ortak koşmuş oluyor

    Kalbin uç fesatlığı yüzünden.

    Şuurlu olan ise bildiği kadarıyla Sonsuzluk Sahibi Şuurlu Allah’a doğal olarak teslim olur ve Tek Rabbine kul olur
    Her konuda O’na büsbütün teslim olur bilmediği konularda fesatça aklını çalıştırmaz.ve O’nun Tek İlah olduğuna iman eder
    Yani bilmediği konularda da Allah’ın herşeyin bildiğini bilir ve daiama şuurlu olur O’na teslim olur

    Tıpkı fesatlık için yer arayan hristiyanların bilmediği konuda Meryeme erkek dokunmadıysa haşa Allah dokundu demeleri ve Allah’a son derecede çirkin bir yakıştırma yapıp hadsizlik yaptıkları gibi.sonradan öğrendik ki Meryemin hermafrodit olma olasılığı çok yüksek.ve İsa kendi içinde yumurta ile döllenen sperm ile oldu .işte Allah bilinmeyen ile sınava çeker.kalbinde fesat olan inkar için yer bulur.
    Ve kalbinin özü selim olmayan Allah’a kibirlenmek isteyen Allah’ın Sonsuzluk Sahibi Büyüklüğünü kabul edemeyen onu paylaştırmak ve kendi istediği tarzda sembolik batıl ilahlar yaratmak istiyor ve bunu yapıyor.ve bilmediği konuda Allah’a ortak koşmuş oluyor

    Kalbin uç fesatlığı yüzünden.

    Şuurlu olan ise bildiği kadarıyla Sonsuzluk Sahibi Şuurlu Allah’a doğal olarak teslim olur ve Tek Rabbine kul olur
    Her konuda O’na büsbütün teslim olur bilmediği konularda fesatça aklını çalıştırmaz.ve O’nun Tek İlah olduğuna iman eder
    Yani bilmediği konularda da Allah’ın herşeyin bildiğini bilir ve daiama şuurlu olur O’na teslim olur

    Tıpkı fesatlık için yer arayan hristiyanların bilmediği konuda Meryeme erkek dokunmadıysa haşa Allah dokundu demeleri ve Allah’a son derecede çirkin bir yakıştırma yapıp hadsizlik yaptıkları gibi.sonradan öğrendik ki Meryemin hermafrodit olma olasılığı çok yüksek.ve İsa kendi içinde yumurta ile döllenen sperm ile oldu .işte Allah bilinmeyen ile sınava çeker.kalbinde fesat olan inkar için yer bulur

    .Zira genel kalp ve aklı çok açık Müslümanı gerçek sonuca vardırdığı gibi kafiri batıla vardırır.kendi istediği batıl

    herşey çok açık belli şuura göre oluyor.

    Allah herşeye Hakim olan.

    İşte yine bilinmezliğe gitmek isteyen

    Şuan Olan sonsuzluk ilmini ve Şuuru eşsiz Hakim Olan ALLAH’ı görmeyip bilmedikleri konuda sallayıp tutuyorlar.paralel evren falan filan

    Kaldı ki sicime göre paralel evrenlerin tamamına Hükmeden sonsuzluk sahihi Güce ulaşılıyor

    Varsa bile Allah’a çıkıyor sonuç ama yinede fesat olan bilmediği konudan bir de üstüne olmayacak yorumlar yapıyor neyse

    Allah Kuran’da arş dediğimiz yerden tüm kainata Hükmediyor.

    Tek Hükümdar.ilmiyle herşeyi Kuşatan.

    Tekrar Kuran’ı inceleyelimŞimdi Kuran’a dönelim.

    Kuran’ın esasındaki İlah anlayışı tam olarak insanın sudurunda olan ve kainatta olan Allah inancıyla birebir örtüşüyor.

    1.Varlığı Kendinden Olan.Baki Olan

    Yani ÖVÜLMEYE tek değer olan.

    Bir başka değişle bizim yaptığımız birşey Allah’ın nasip etmesi asıl olarak.yani yaptığımız iyilikler Allah’ın Rahmeti.başımıza gelen felaket ve yaptığımız kötülükler Allah’ın Kahretmesi.ve hakettiğimiz için

    İyi kul olmak yada kötü kul olmak bizim elimizde.

    Yani biz iyi olursak alçak gönüllü oluruz

    Biliriz ki asıl olarak Allah’ın nasip etmesi.

    Ama Yüksek gönüllü olmayı övülmeyi tek Asıl olarak Hak eden Allah.

    Zira Varlığı Kendinden.

    2.Sonsuzluk İlmi Olan.

    Herşeye Hükmeden

    3.Sonsuzluk Sahibi Rahman olan yani

    En Rahman olan daima Rahman

    En Kebir daima Kebir

    En Adil , En Güzel İsimlere Sahip Olan

    4.Yaratıcı Halık Olan.Alim olan Sonsuzluk İlmi ile kainatı yaratıp ilmiyle herşeyi Kuşatan.

    Ve dilediği gibi Kendine kullar yaratan.

    Yarattığı herşeye hükmeden.

    Herşeyin Tek Rabbi olan

    Dediğim gibi insanın kötülük yapması da Allah’ın izin verdiği sınamak için kabul ettiği bir olaydır.

    5.Kalben asıl mücadele edilecek olan kalbimizin suduru asıl amacı olan.

    Ve fesat olanı kötülüğü seçeni Hükümdara kibirleneni haklı olarak KahredenŞimdi Kuran’ın verdiği genel ahlaka ve Dine bakalım.

    Dini Allah’a halis kılacağız ve Dini Asıl Hüküm yapacağız.

    Yani bizim Tek Rabbimiz Allah .O’nun verdiği sınırda yaşarız.başka hiçbir hükmümüz yoktur.

    Ve Dinsel olarak asıl prensipler daima şuurlu olmak kalbi selim olmak akıllı olmak , adil , güzel , hoşgörülü affedici , paylaşıcı , iyi , ahlaklı ,saygılı , Allah’ın yolunda olanlara kardeşimiz olanlara çok sevgi dolu ,diğerlerine ise bu dünyalık sevgi hoşgörülü ve asıl olarak sevmeyiz sevemeyiz özü fesat olanı…

    Ve kötülüğü daima bırakarak , fesatlıktan azgınlıktan pis işten her türlü ahlaksızlıktan haddi aşıp fazla kebirden…

    Uzak durucu olmak…

    İşte şuurlu olan Allah’a ve Kuran’a iman eder ve çabaladıkça ayetleri anlar ve anladıkça iman eder içselleştirir.

  5. Bu ayete bakalım

    Öncelikle ayette kullanım geçmiş zaman ekidir.hüküm değil bir durum anlatılır

    İlgili kısım .

    …oraya giren emin olmuştu…

    Burdaki emin olmak felsefe taşı gibi hayatın bugunu bulmak değildir.

    Oraya giren kendini emin güvenli hissetmişti anlamındadır

    Eskiden İbrahim Peygamberin ve oğullarının Kabeyi güvenli temiz Allah için ibadet edilen bir yer olarak kıldıkları anlatılır

    Bakara Suresi 125.Ayet

    1.ve iz: ve olmuştu
    2.ceal-nâ: biz kıldık
    3.el beyte: ev, yer
    4.mesâbeten: sevap yeri
    5.li en nâsi: insanlar için
    6.ve emnen: ve emniyetli
    7.ve ittehizû: ve edinin
    8.min makâmı: (makamdan) bir makam
    9.ibrâhîme: İbrâhîm
    10.musallen: namaz yeri
    11.ve ahidnâ: ve ahd ettik
    12.ilâ ibrâhîme: İbrâhîm’e
    13.ve ismâîle: ve İsmail’e
    14.en tahhirâ: temizlemek
    15.beytiye: evim
    16.li et tâifîne: tavaf edenler için
    17.ve el âkifîne: ve devamlı ibadet edenler, itikâfta
    18.ve er rukkai: ve rükû edenler
    19.es sucûdi: secde edenler

    Ve Biz beyt’i (Kâbe’yi) insanlar için sevap (kazanılan) ve emin olan (bir yer) kılmıştık. Ve siz, İbrâhîm’in makamından bir namaz yeri ittihaz edinin. Ve Biz, İbrâhîm (a.s)’a ve İsmail (a.s)’a: “Tavaf edenler, âkifler (ibadet için kalanlar), rükû ve secde edenler için beytim’i temiz tutsunlar.” diye ahdettik.

    Zaten Kuran’da çokça yerde Mescidi Haram ve çevresini Allah için kendini emin hissedilecek güzel hissedilecek emin temiz hoş bir yer yapmalarına dair Müslümanlara emir vardır.

    Allah’a ibadet edilmesi için güzel bir merkezdir Kabe.ve Allah,
    Ali Imran Suresi 97 Ayetinde bunu vurgulamıştır.

    Peygamberin Mekke’yi fethedince Kabe anahtarını Yahudi bir kişiye ki önceki sahibide o kişi teslim ettiği anlatılır.

    Ve bir ayette Mescidi Haram’a müşriklerin yaklaştırılmamaları söylenir.

    O da Ehli kitabın değil

    Müşriklere özeldir

    Kabe artık Allah’a ibadet yeri Tehvid’in yeri olduğu içindir.

    Hatta ayette bunun yüzünden fakir olmaktan korkmayın der.

    Tıpkı Mekkeli yerlilerin zamanında Kabeyi Allah uğruna değil keyifleri uğruna tüm putlara açmaları gibi.ciddi ekonomi kaynağı olsun diye.

    Ve Allah Fazlımdan istersem veririm siz orayı Allah’a ibadet edilen Cami yapın vurgusunu söyler.

    Yani biz nefsimiz için onun için bunun için para için değil Allah uğruna yaşarız ve bu da sonsuz faydamıza olur.

    Ehli Kitap’tan hala Tehvidini koruyan herkişi de Kabeye gelip dilediği ibadeti yapıp Allah’a yönelebilir

    Müşriklere ise Kabe’nin Tehvid Ruhunu bozmaları yasaklanır.oraya gelip başka puta tapmaları ysaklanır

    Orası Adem’den beri Allah’ın Camisi ve öyle olmalıdır

    Ama dinde özgürlük vardır.zaten özgürlük olmasa Allah neden dünyaya getirip sınasın ve dilediğinizi seçin desin.

    Mekkede müşrikler dilediği gibi kalabilirler.hatta dilediği ibadeti yapabilirler.İslami olan budur.

    İşte ayette bunları vurgular.

    Size tavsiyem gerçeğe ulaşmak için

    Şuurlu bütüncül bakmak çabalamak gerekir.

    Ve gerçek bulunca iman edilir.

    Ve içselleştirilir.

    Ve sonra uygulanır.salih amel edilir

    Yani gerçeği bulmadan anlamadan amel etmek iman etmek zulmü doğurur.Ayete hayata fesat bakan fesat baktığı alanda batıla kötüye ulaşır.ve bu da zulümle sonuçlanır.

  6. Kardeşler, bu yazıyı yazan şahıs “Allah’ın varolduğunu inanmıyorum.” diyor ama bakıyorum herkes dini konuda bildiklerini yazıyor yada kopyala yapıştır ile bilgi vermeye çalışıyor. Önce ” Allah (c.c.) hidayet versin ” diye dua etmeli, Sonrada “Doğrusu sen sevdiğine hidayet veremezsin. Fakat Allah kimi dilerse ona hidayet verir. Ve hidayete erecekleri en iyi o bilir.” (Kasas, 28/56) ayeti kerimesi mucibince işi O’nun dilemesi ve kulunda o yönde bir gayreti olması lazım vesselam.

Leave a Reply


Notify me of followup comments via e-mail. You can also subscribe without commenting.