kuran

İslama Ve Kur’an’a İnanmaktaki İki Temel Mantık Hatası

İslama Ve Kur’an’a İnanmaktaki İki Temel Mantık Hatası

Şimdi bugüne bu kadar blog’da, ağırlıklı olarak genel bir Allah Konseptinden, eğer varsa ne kadar başarısız olduğundan, insanları  yönetirken kullanmakta olması muhtemel kitle yönetim sistemi, ve yaradılış efsanesinden epey bahsettim, bugün biraz daha spesifik olarak islam mevzuuna giriyorum.

İslamiyette pek çok “Bug” var. onlarca hatta yüzlerce noksan vardır. Ama bu yazıda kitabın içine girerek, detaylarda boğulmadan, ilk etaptaki iki yanlıştan bahsedeceğim. Yanlıştan da kastım, bu kitabın “kutsal” bir kitap olmayıp, insan yazması bir edebi eser olduğuna yönelik.. iki nokta da birbiriyle ilintili.

  • Birinci konu: Kur’an’ın gönderiliş amacındaki saçmalık
  • İkinci Konu: Kur’an’ın aslı korundu, hiç değiştirilmedi mevzusu. Halbuki gözlerinizin önünde değiştiğine dair koskocaman bir kanıt var. (bu kanıtı da paylaşıyorum bu yazıda)

Teker teker gidiyorum:

Birinci konu: Kur’an’ın gönderiliş amacı

“Ne diyorlar, incil ve tevrat bozuldu, kur’an onu düzeltmeye geldi.”

Şimdi, bir Allah düşünün, kendi sözünü koruyamıyor. Kendi kitabının değişmesine engel olamıyor. İnsanlar (ki allahın can verdiği bir canlı), onu istedikleri gibi değiştirmişler. İnsanlar kendi sözünü/kitabını koruyamayan bir allah’ın onları kurtuluşa, sonsuz yaşama kavuşturacağını düşünüyorlar. Bir dur, düşün, bu allah daha kendi sözünü/kitabını korumayı beceremiyor, sana nasıl yardımı dokunsun.. Eskiler, kelin ilacı olsa, başına sürer derler 🙂

Neyse devam ediyorum aynı mevzuya.. Sonra aynı Allah, değişen sözlerini düzeltmesi için, başka bir postacı gönderiyor (peygamberler allahın sözünü ileten postacıdır sonuçta) onun ilettiği de bir süre sonra bozuluyor, sonra bir postacı daha, sonra bir postacı daha.. Hiç biriyle gönderdiği söz korunmuyor hepsi bozuluyor. En sonunda da en son postacısından (isa) 700yıl kadar sonra son postacısını gönderiyor (ki o da muhammed).

Muhammed’i de tüm dünya üzerinde seçe seçe, ne hikmetse yine ortadoğudan seçiyor. Hatta bu seçtiği, cahil bir adam. (cahili hakaret olarak söylemiyorum, sonuçta okuma yazma bilmiyormuş muhammed öncesinde). Yani Allah işi gücü bırakıyor, tüm insanlığı yola getirecek kişiye, okuma bilgisi yüklüyor. (bir de dikkat edin, sadece okuma yüklüyor, yazma becerisi yüklemiyor sanırsam, muhammedin yazma yeteneğine sahip olduğuna dair bir kaynak bulamadım, ama yalanlayan bir kaynak da yok; kanıt olmaktan uzak söylentiler var, yazabildiği biraz bilinmez sanırsam)

Neyse, konuya geri dönersek, Allah, tekrar tekrar postacı/peygamber gönderiyor. Ama bu yöntem, tekrar tekrar işe yaramıyor. Yani aklı başında biri ne yapar? bir şey işe yaramıyorsa, başka bir yöntem arar. Değil mi? Allahsan, herşeyi bilensen, bunun işe yaramayacağını bilmen gerekirdi. Hadi diyelim bilmiyordun, deneme yanılma yoluyla öğrenmiş olması gerekirdi.

Ama Allah ısrarkeş, illah istediği gibi olsun istiyor. Çok takıntılı bir durum 🙂 İllaki peygamber aracılığıyla iletişim kuracak, illaki insanlar ona yalvarcak yakarcak falan.. Biraz ego olayları var sanırsam.

Allah’san, eğer sözünün bozulmamasını istiyorsan, musaya on emir verirken taş tablete yazacağına, git onu adam gibi bir kağıta yaz. Bu kağıt 21yüzyıl teknolojisinden de üstün olsun, yanmasın, ıslanmasın, silinmesin, ezilmesin, radyosyondan etkilenmesin falan filan. Yani kimse bozamasın..

Yani Kısacası; Allah’ım, eğer söylediğin gibi heryerdeysen ve bu satırları da okuyabiliyorsan, ve de senin de Kur’anda bahsettiğin gibi söylediğin sözler bozulmuşsa şayet, bunda kabahat senin. Yarın öbürgün insanları sorguya çekecek olursan, bunları bir düşün 😛 (burada şair direk olarak allahla konuşuyor) 😛


İkinci Konu: “Kur’an’ın aslı korundu, hiç değiştirilmedi mevzusu”

Şimdi Muhammed’in yazmayı büyük olasılıkla bilmediğini düşünülmesinin nedeni, kur’anı kendisinin yazmamış olması. Yazmayı bilse, oturup da adam gibi niye yazmasın, di mi? (yani allah’ın muhammede: “bak evladım bunları bir köşeye not al, sınavda bunlardan sorumlusunuz” demesi gerekmez mi?) 🙂

Muhammed birilerine anlatmış, birileri de başkalarına anlatmış.. herkes ezberlerini tekrar edip durmuşlar net 30 yıl boyunca, brüt 50-60 yıl boyunca. (Muhammede gelen ilk vahiy, 60 yıl falan beklemiş yazıya geçmek için, ölümünden 30 yıl sonra yazılaşmış)

Şimdi müslümanlar iddia ediyorki 30 yıl boyunca 600 sayfalık kitabı, insanlar hatırlarında tuttular, ya da sağa sola küçük küçük tweetler halinde yazılmış ayetlerden hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğunu seçebildiler. (ayetlerin bir kısmı yazıya geçirilmiş sonuçta)

Şimdi bir düşünün, bir insanın (hem de bu insanlar okumamış etmemiş ortaçağ insanları) 600sayfalık kitabı ezberlerinde 30 yıl tutabilirler mi?

Ufak bir deney yapalım:

Hepimiz istiklal marşını ezberledik okullarda, bu satırları okuyan aranızdan kaç kişi 3. 4. kıtanın sonrasını hatırlayabilecek? Çoğu kişi ikinci kıtaya gelene kadar bile hata yapar. (istiklal marşı sadece bir örnek tabiki, bunu bir zamanlar ezbere bildiğiniz, ama 10-15 yıldır söylemediğiniz her türlü şiir vs. tarzı edebi eserle deneyebilirsiniz. Sonra da bunu 600 sayfalık bir kitapla karşılaştırın)

Unutmak insani bir eylemdir. insanlığın yaradılışında olan bir şeydir. Allah ki bu insanları yarattı, o zaman bunu da bilmesi, ve “son”olacağını iddia ettiği sözüne daha iyi sahip çıkması gerekirdi.

Ama en en en önemlisi, Şu ana kadar söylediğim bir kanıt değildir. Yani bir müslüman, yukarıdaki unutma mevzuna bir açıklama getirip, aslında kur’an’ın ne kada iyi korunduğunu, aslının hiç değişmediğini, muhammed her ayet okuduğunda, birilerinin o ayetleri sağa sola tweetlediğini falan söyleyebilir. Tartışmaya açık, kendilerince cevapları var. Bu sebeple, sallamasyondur bu ayetler desek de, yine de olasılık dahilinde kalan bir kısım var. Bu yüzden bu 30yıl bekleme mevzusu üzerinden %100 net bir sonuca ulaşmak zor. (bu yukarda söylediklerim bana yeter, size yetmez falan bakış açısı giriyor biraz, onu kastediyorum)

Ama esas kanıt dediğim çok daha başka birşey. Bu söyleyeceklerimi bir yerde okumadım, kendi fikrim. Şu aralar kuranı okuyorum tekrardan ve gözüme ilişti bir anda kur’anın nasıl da değiştirilmiş olduğu, şaka gibi bunun da gözümüzün önünde olduğunu görememişiz

Evet Kur’an insan eliyle değiştirilmiş, ve insanlar da şu an değiştirilmiş kur’anı okuyor. Bunun kanıtı da kitaplarin içinde, önsözlerinde var.

Şöyleki, Kur’an’ın gönderim sırası yani kur’an’ın kurgusu değiştirilmiştir. Bu da insan eliyle yapılmış bir değiştirmedir. Kurgunun değişmesi, içeriğin değişmesidir! Ve bu değişime dair kanıt, elinize alacağınız her kur’an da mevcuttur.

Kurgunun değişmesi, içeriğin değişmesidir!

Ne demek istiyorum kurgunun değişmesiyle, muhammede allahın yolladığı bir sıra var. ilk emir ne? “oku” hangi sure ilk yollanmış, “Alak suresi”yle. Bizdeki kitapçılardaki kuranı alın bakın ilk sure ne? “Fatiha suresi”. “Alak Suesi” kaçıncı? 96’ıncı.

Totalde 114 sure var, hepsini yazmayacağım, ama örneklemek için ilk 10’ar sureyi yazıyorum:

iniş sırasına göre:

Alak / Kalem / Müzzemmil / Müddessir / Fâtiha / Tebbet / Tekvîr / A’lâ / Leyl / Fecr sureleri

kitaplardaki baskı sırasına göre:

Fâtiha / Bakara / Âl-i İmrân / Nisâ / Mâide / En’âm  / A’râf / Enfâl / Tevbe / Yûnus

Yani insanlar kuranın kurgusunu değiştirmişler. Öyle böyle değil, komple değiştirmişler.

Şimdi kurgu sırası neden önemlidir nasıl bir değiştirmedir şöyle örnekleyim. (Basit ÖSS sorusu gibi) 3 tane cümlemiz var.

  • Cümle 1: Muhammed, çölde 40 gün kaldı.
  • Cümle 2: Muhammed eve geldiğinde, evde kavga vardı.
  • Cümle 3: Muhammed yemek yedi.

Bu 3 cümleyi 2 farklı şekilde kurgulayalım.

  • 1. versiyon: (yazış sırasıyla):

Muhammed, çölde 40 gün kaldı. Muhammed eve geldiğinde, evde kavga vardı. Muhammed yemek yedi.

Buradan ne anlıyoruz, muhammed çölde çok acıkmış, ayrıca umursamaz bir adam, kavgaya karışmıyor, gürültüden etkilenmiyor, rahat rahat gidip yemek yiyor.

  • 2. Versiyon: (kurgucunun sırası)

Muhammed yemek yedi. Muhammed eve geldiğinde, evde kavga vardı.  Muhammed, çölde 40 gün kaldı.

Yemek yediden sonra “eve geldiğinde” dediği için bir anda yemek yediği yer dışarsı olması gerekiyor. (cümle değişmediği halde anlam değişiyor) Ayrıca, Muhammedin kişiliği de değişiyor, kavgadan rahatsız olup çöle inzivaya çekilen bir kişi izlenimi uyandırıyor.

Cümleler hiç değişmedi ama anlam tamamen değişti.

Tüm bunları bilecek kadar türkçe testi çözmüşünüzdür diye ümit ediyorum 🙂

Tüm bunların üzerine de hala, “Kur’an’ın aslı korunmuştur” demeyin, gözünüzün önünde değişmiş bir kurmaca versiyonu var.

Kur’an’ı kurgulayanlar, Memento filmni yapanlar gibi, “Bu hikaye aslında ortalama bir hikaye, ama kurguyla oynayınca çok daha iyi olur” diye mi düşünmüşler Kur’an’ı kafalarına göre yeniden kurgularlarken anlamadım 🙂 😛

Ama şu bir gerçek ki, kurgusu değişmiş bir kitap, orjinal değildir.

Ayrıca ilave olarak, ayet sıralarının da düzgün olacağını sanmıyorum. Ona da özen göstermemişlerdir, çünkü o zamanki çöl insanlarının, bu tarz cümle kurgulamaya yönelik bir bilgi birikimleri yoktur diye düşünmekteyim.

Yine “Allah Varsa” kısmına geri dönersek, hep söylüyorum yine söylüyorum, Allah varsa şayet, çok ama çok başarısız bir Allah. Pek çok konuda. Bu yazıda da, kendi sözünü korumayı başaramamasını işlemiş olduk 🙂

Zaten Allah, 1400yıl öncesinde yazılmış gerçekliği şüpheli bir kitap ile iletişim kuruyor, bari onu düzgün yapsın! 🙂

Bitirmeden önce, eğer bu yazıyı googledan geldiyseniz ve Yaradılışla ilgili olarak diğer yazılarıma bakmak isterseniz öncelikli olarak şu 5 yazıya bakmanızı öneririm:

http://www.dunyabirmasaldir.com/her-seyin-bir-yaraticisi-vardir-yaklasimina-eglenceli-bir-cevap/

http://www.dunyabirmasaldir.com/inanc-sistemleri-uzerine-arastirmalar/

http://www.dunyabirmasaldir.com/ted-konusmasi-bakteriler-uzerinden-evrim-insanin-kokenleri-ve-yapay-zekamiz/

http://www.dunyabirmasaldir.com/ted-videosu-insanin-en-yakin-akrabasi-bonobolar/

http://www.dunyabirmasaldir.com/kuantum-yasam-ve-her-seyin-teorisi-string-theory-sicim-teorisi-ve-11-boyutlu-evren/

Share/Bookmark
Share:

135 comments

  1. Diger yazilarina gore cok yuzeysel ve basarisiz bir yazi olmus.

    1. Özgür kardeş, üç aşağı beş yukarı senlen aynı düşüncedeyim. Lakin kendimi ateistten ziyade deist olarak tanımlamayı daha uygun görüyorum. Nedeni de, dinlerin bir yaratıcı tarafından değil de insanlar tarafında uydurulduğuna giderek inanmaya başlamamdır. Tüm dinlere (budizm ve hinduizm de dahil) baktığımızda aslında öz unsurun, “iyi insan olma” temeline dayandığını görüyoruz. O nedenle eğer bir yaratıcı varsa, ki var olduğunu düşünüyorum ama bu yaratıcının, dinlerin anlattığı gibi, her şeye karışan, cezalandıran ya da mükafatlandıran bir tanrı olmadığına inanıyorum. (Yani bu konuda bildiğimiz hiç bir şey bildiğimiz gibi değil, bize anlatılan ve öğretilenin ötesinde bir bilgi olduğunu tahmin ediyorum) Sen, -iste tam da bu noktada, allahin indirdigi kitaba mudahale etmis olmuslar. mudahale ederek kitabin “orjinalligi” ortadan kalkmis, diyorsun ya… Bunu dediğine göre, bir yerlerde orijinal ve değiştirilmemiş bir kitap ya da bir öğreti olduğunu da kabul ediyorsun demektir. Demek bir üst bilincin, sonsuz enerji, yani Allah ya da Tanrı veya mutlak gücün (adına ne derse deyin) insanlara vahy ettiği bir bilgi gerçekten var mı? Bunda hem fikir miyiz? “Tanrı böyle bir yönteme neden ihtiyaç duydu?” sorusuna verilecek yanıt ayrı bir tartışma konusudur. Bana soracak olursanız, bir tanrı varsa ve bu tanrının evreni, belki de evrenleri yarattığını da kabul edersek, kat be kat trilyonlarca galaksinin içinde yer alan samanyolunun güneş sistemi içindeki dünya adlı gezegende yaşayan mikro organizmalar kadar küçük insan denen zavallıların hayatına müdahale ediyor olması fikri, bence -varsa bir Allah- o Allah’ın yüceliğine ve azametine bir hakarettir!

  2. “Kurgunun değişmesi, içeriğin değişmesidir!” mantığını yakaladıysan gerisi mühim değil 🙂

    1. Merhabalar sevgili arkadaşlar ve kardeşlerim… İçinizden geçtiğiniz ruh ve akıl hallerinden geçen biri olarak, bütün bu konularda, beni körlemesine inanmak ve akıl yürütmenin girdabının dışına çıkaran iki tane kitap önereceğim… Bu tanımladığım iki girdabın dışına çıkınca geriye ne kalıyor?? :)… Sadece gerçeğin içinde yaşamaya doğru yol almak ve onun doğurduğu eylemlerle yaşamak… Bu iki kitap şunlar:
      *Ben O’yum…. yazar: Sri Nisargadatta Maharaj…. Akaşa yayınları
      *Işığın Doğuşu…..yazar: Barbara Ann Brennan…….. Meta yayınları
      ….
      Ayrıca yukarıda ismini yazdığım yazarlardan Barbara Ann Brennan’ın yazdıklarına yakın şeyler yazmış Rudolf Steiner diye biri daha var. Ama kendisini tavsiye etmiyorum… çok teknik ve soğuk bir dille anlatıyor…

      Neye inanıyorsanız inanın!!, Kendinizi gerçeğe, hayatın, etrafımızda olan bitenlerin ve Tanri/Allah’ın gerçeğine açmak istiyorsanız, buyrun benim tavsiyelerim bunlar!… Oturduğun yerden bildiğini sanmak ve ne kadar bildiğin üzerine başkalarıyla dil yarışına girmekten kolay ne var!
      ******Siz aşağıda yorum yazanlardan, bu kitaplardan herhangi birini satın alıp da evine götürmeyi bile başaranın üzerine sonsuz aydınlık diliyorum…
      Sevgilerimle

      (Bu kitaplar hakkında yada başka bir konuda bilgi alışverişinde bulunmak isterseniz mutlu olurum…. l.klomp@hotmail.com)

    2. Özgür kardeş, üç aşağı beş yukarı senlen aynı düşüncedeyim. Lakin kendimi ateistten ziyade deist olarak tanımlamayı daha uygun görüyorum. Nedeni de, dinlerin bir yaratıcı tarafından değil de insanlar tarafında uydurulduğuna giderek inanmaya başlamamdır. Tüm dinlere (budizm ve hinduizm de dahil) baktığımızda aslında öz unsurun, “iyi insan olma” temeline dayandığını görüyoruz. O nedenle eğer bir yaratıcı varsa, ki var olduğunu düşünüyorum ama bu yaratıcının, dinlerin anlattığı gibi, her şeye karışan, cezalandıran ya da mükafatlandıran bir tanrı olmadığına inanıyorum. (Yani bu konuda bildiğimiz hiç bir şey bildiğimiz gibi değil, bize anlatılan ve öğretilenin ötesinde bir bilgi olduğunu tahmin ediyorum) Sen, -iste tam da bu noktada, allahin indirdigi kitaba mudahale etmis olmuslar. mudahale ederek kitabin “orjinalligi” ortadan kalkmis, diyorsun ya… Bunu dediğine göre, bir yerlerde orijinal ve değiştirilmemiş bir kitap ya da bir öğreti olduğunu da kabul ediyorsun demektir. Demek bir üst bilincin, sonsuz enerji, yani Allah ya da Tanrı veya mutlak gücün (adına ne derse deyin) insanlara vahy ettiği bir bilgi gerçekten var mı? Bunda hem fikir miyiz? “Tanrı böyle bir yönteme neden ihtiyaç duydu?” sorusuna verilecek yanıt ayrı bir tartışma konusudur. Bana soracak olursanız, bir tanrı varsa ve bu tanrının evreni, belki de evrenleri yarattığını da kabul edersek, kat be kat trilyonlarca galaksinin içinde yer alan samanyolunun güneş sistemi içindeki dünya adlı gezegende yaşayan mikro organizmalar kadar küçük insan denen zavallıların hayatına müdahale ediyor olması fikri, -varsa bir Allah- o Allah’ın yüceliğine ve azametine saygısızlık değil midir? Ama şu da bir gerçek ki, benim inandığım Allah, asla mevcut dinlerin anlattığı Allah/Tanrı değildir. Bir yaratıcı, senin de betimlediğin gibi bu kadar mantık dışı, bu kadar hata yapan, bu kadar yanılgıya düşen ve insanların kendisine tapınıp ibadet etmelerini emreden bir kavramla karşımıza çıkması tanrısal değil, insanidir. Sadece İnsan bencil bir yaratıktır. Allah bu Allah, kaportacı Abdullah değil 😀

  3. cok akilci bir yaklasim bence.. bircok insanin farkinda olmadigi bir durum bu.. tebrikler, guzel yazi..

  4. Ahmet Hulusi adlı kişinin sayfasını ziyaret edin. Belki bir şeyler bulabilirsiniz.

  5. Sayın Özgür ÇAĞDAŞ,

    Anlaşılan bilginizi tazelemeniz gerekmekte, Kur’an-ı Kerim’in Cebrail vasıtasıyla vahyedildiği her seferde vahyedilen ayetlerin hangi sureye ait olduğu ve kaçıncı ayet olduğu da bildirilmiştir. Dolayısıyla ayetlerin sırasının insan tarafından değiştirilmesi söz konusu bile değildir.

    600 sayfanın ezberde kalmasının zorluğundan bahsetmişsiniz. İnsan beyninin kapasitesiyle ilgili de biraz daha çalışmanız lazım, araştırmalar tatminkar olmaz ise http://www.aktifhaber.com/pi-sayisinin-ondaligini-ezber-rekoru-92494h.htm vb haberleri inceleyebilirsiniz.

    Sonuç olarak iddialarınızın iddialıktan öteye geçemediğini bildirmek isterim.

    Allah’tan size hidayet diliyorum. İnşallah gerçeği görüp tövbe edenlerden olabilirsiniz.

    Selametle

    1. Demek Allah, Kur’an’ı puzzle gibi indirdiğine inanıyorsunuz 🙂 E bu da iyiymiş 🙂

      o tarz tek tük hafıza rekortmenleri olabilir pek tabi, ama tüm insanlığa yönlendiren bir kitabı yollarken biraz daha “ciddiyet” olmalı diye düşünmekteyim..

      1. Siz ne bekliyordunuz? Kargo mu yapılmalıydı hayatınızın kitabı?
        İnsan doğası gereği “süreç” gereklidir, islamın her aşamasında da süreç vardır tıpkı hayatın her aşamasında olduğu gibi. Kur’an ın inişinde de süreç vardır, İslamın kendisi de bir süreçtir zaten. Amaç “Kamil” insana ulaşmaktır. Ama yoo, siz “süreç” i ciddiyetsiz buluyorsunuz.

        Doğru ya siz ilk öğretim, lise, üniversite kitaplarını aldınız elinize bir çırpıda okuyup üniversite mezunu çıktınız. 🙂

        Hayatın kendisi bir süreçtir, din hayatın yaratılış maksadıyken, dinin de bir süreç halinde başlaması, yaşanması, tamamlanmaya çalışılması size neden garip geliyor?

        Ve unutmayın ki şu an “bildiklerimizle sınırlı” mantığımıza ters gelen konulardan onlarcası gelecekte açıklama bulacak hatta gerçek olacak. Din ile bilim birbirine zıt değildir, aksine birbirini doğrular. Tek sorun koskoca deryadaki bir damlaya sahip insanın her şeyi bildiğini sanmasıdır.

        Madem öyle 100 yıl önce günümüzdeki hangi teknoloji o günün mantığına aykırı düşmüyordu?

        1. Fatih Bey, parça parça gelmesi değil sorun.. Uzatmıcam ama şunu anlamak gerek: “kurgusu değişmiş bir kitap orijinal değildir.”

          niye kurgu değişmiş?

          1. Çok ilginç şeyler yazıyorsun allahsız özgür bey..( Saygısızlık yapmıyorum Bunu Siz Yazarak Belirtmişsiniz) Tanımadığınız Allah Sizi bir Teneffüslük Dünyaya Göndermiş. İstediğiniz Kadar Yaramazlık Yapabilirsiniz.. Lakin zil çalıncaya kadar Özgürsünüz. Ders zili Çaldığında Artık Öğretmeninizin Yaramazlık Yapmanıza fırsat Vereceğini düşünmeniz Size ve Yazılarınıza inanlara Fayda Etmeyecektir. Allahtan Hidayet diliyorum sizler İçin. Günahlarınıza Tanık oluyor olsam bile sizi Yadırgamıyorum.Bu haddime değil. Çünkü Bir gün Tövbeleriniz olur da dönerseniz Bu sizinle Allah Arasında Geçeceği İçin Ben Bu duruma şahit olamıyacağım. Umudum Ve Temenni Ettiğim Tek şey sizin İçin Tek sınavlık Tek teneffüslük bu dünyada Biraz daha dikkatli davranmanızdır.

  6. Sayın Özgür Çağdaş Bey;
    Soyadınızla pek de uyum sağlayamamışsınız gibi geliyor bana. Çünkü bu tür tartışmalar yüzyıllar önce gündeme gelmiş, her seferinde ağızlarının payını alıp yerlerine oturmuş ancak bazı kimseler tarafından tekrar tekrar, önceki cevaplar dikkate alınmadan sorulmuş sorular, tartışılmış konular.
    Sizden ricam elinizdeki Kur’an’ı daha dikkatli okumanız (eğer okuduysanız. Orası da muamma ya, hadi neyse.). Çünkü sizin bu dedikleriniz Bakara, Alak, Hicr Kafirun Sureleri’nde apaçık ortaya konulmuş, sizin gibi bazı kimselerin Kur’an’ı yalanlayacaklarına işaret edilmiştir. Hatta sizin bu yaşadığınız olay (şeytanın Kur’an’ı insan elinden çıkmış gibi göstermesi) Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin de başına gelmiş ve yanılmıyorsam mektubatta bu olayı anlatmıştır. Sizden ikinci bir ricam da sizin de bahsini ettiğiniz gibi (karikatür de koymuşsunuz) Kur’an’ı “Acaba ne gibi yanlışları var?(Haşa olduğundan değil) Acaba ne gibi düşünceler, ne gibi karalamalar çıkarabilirim?(bu da mümkün değil)” diyerek değil de biraz önyargısız okumanız. İnsanların akın akın İslam’a, Hakk yoluna koştuğu; müslüman olmak için birbirleriyle yarıştığı bir yüzyılda sizin gibi Kur’an’ı okumuş(güya) insanların bu yoldan ayrılmaları bana çok ama çok saçma göründü. Bilmem bu satırlarınızı okuyan insanlar nasıl düşündüler. Eğer ahiret günü gerçekse (size göre konuşuyorum) %0,0000000001 bile ihtimal varsa buna ve siz bu yazdıklarınızla en az bir kişiyi bile yoldan çıkarttıysanız Allah sizi hidayete erdirsin, Allah affetsin demekten başka hiçbir şey bulamıyorum size.
    En yakın zamanda doğru yolu bulacağınızdan medet umarım. Saygılarımla…
    Necati KILIÇ

    1. Necati Bey, çok şey söylemişiniz ama hiç bir bilgi kaynak vs vermemişiniz. misal: “Çünkü sizin bu dedikleriniz Bakara, Alak, Hicr Kafirun Sureleri’nde apaçık ortaya konulmuş” ayeti açıkça söleseniz üzerine konuşabiliriz. sakın bana, “şüphesiz ki, ben sizin bilmediklerinizi bilirim.” gibi komik cümleleri kanıt olarak getirmeyin. 🙂 “ben bu kuranı karışık yolladım ama sırası şöyle olmalı” gibisinden açık bir şey varsa söyleyin.

      “İnsanların akın akın İslam’a, Hakk yoluna koştuğu; müslüman olmak için birbirleriyle yarıştığı bir yüzyılda..” ne desem inanın bilemedim.. 🙂

      saygılar..

  7. -“Ay” isimli bu sureden Kur’an’ın sonuna kadar tam 1389 ayet geçer. Hicri takvimde 1389 yılı, Miladi takvime göre 1969 yılına denk gelmektedir, bu da Ay’a çıkış tarihidir. (Hicri 1389=Miladi 1969)
    – “Arı” suresinin Kuran’da 16. sure olması ve Arı’nın kromozom sayısının da 16 olması
    -Periyodik cetveldeki numaralarla kesişen onlarca element numarası ve isimlerinini anılması
    -vs..
    -vs..
    tüm dünya zaman yaşlandıkça gençleşen Kur an ı Kerim deki sırların açığa çıkışını ağzı açık seyrederken biz senin safsatalarını hangi ciddi zemine oturtabiliriz..?

    1. yahu ben ne yazmışım siz ne yazmışınız 🙂 Ay ismi kuranda çok sık geçer, çünkü müslümanlar aslında Ay’a tapmaktadır, bir geçiştir.. Allah, El ilah kelimesinden gelir, El İlah’da kabe putlarla kaplıyken oradaki en kutsal put/tanrıydı, yani ay tanrısı. müslümanların simgesinin, her minarede ay sembolünün olması da tesadüf değil…

      yukarıda yazdım, size de tekrar edeyim, “kurgusu değişmiş bir kitap orijinal değildir.”

      niye kurgu değişmiş?

  8. ALLAH muhammed s.a.v secmiyecektide 5 paraya adam satan okumus zengın bır kısıyımı sececektı hem kuran mantık için degil öğüt için inmiştir ancak iman eden kuran üzerinde mantık yürütebilir aksi halde anlamadıgı bir seyi anlamış gibi bir hataya düsebilir aynen karısının görmediği bir abisiyle görüsürken baska birisi kocasına aldatıldığını söylemesi gibi ne söylesek bos kocası kadını oldurecek ornekler cokbelkide sen cocukken cahil bir adam sana oyuncak almıştırda sevinmişsindir ve belkide tanımadıgın cahil bir adamdan fiili birsey öğrenmişsindir ama gercegi bilmek istiyorsan bizzat kendi iradenle mücadele etmen ve tam
    dogrulugundan mantıgından emin olman gerekir atalarımız cokmu okumusta insanlık bu halde burası imtihan degilde ölüm gelene kadar krallar gibi yasamak zayıfları ezmek aldatmakmı yoksa mantıksızlıktan utanmakmı

  9. kuran degişmemiştir sıralar degişik olabilir ama fark etmez 2+3=5 3+2=5 sonuc aynı bu bir öğüt olduğu için ayeti okumamız önemli ayet sonda basta fark etmez tercüme değişik olabilir dillerde aynı anlam olmaya bilir ama her işin bir bedeli vardır ölümü bilen kimse bunun sebebini bilir kuran bu dışında değiştirilme çabasında güç yetmemiştir hem ALLAH imtihanda değildir kişilerin iman etmesi kendisi içindir ALLAH C.C. ben inanan olmasaydım senin yazını desteklerdim hem kuranın değiştiğini nasıl ıspatlıyorsun neye dayanarak iniş sırası kuran sırası önemli değilki önemli olan anlayabilmek hem cahil dediğiniz adam nerden bilsin rumların galip geleceğini deniz birbirine karısmaz aralarında engel olduğunu hem ben kuranda yazamazda hangi güc aya boyun eğdirirmiş hem o cahil adam bunun karşılığında neden krallar gıbı yasamadı EĞER SİZİN DEDİĞİNİZ GERÇEKSE BU GERÇEĞİ ANLATMAKTA PEK BECEREMEMİŞSİNİZ TEORONİZ ÇOK MANTIKSIZ

    1. bu yoruma cevap yazmistim ama silinmis sanirsam simdi fark ettim. uzun uzun yazmicam ama kisaca sunu soyleyim,

      “hem kuranın değiştiğini nasıl ıspatlıyorsun neye dayanarak iniş sırası kuran sırası önemli değilki” demissiniz. iste tam olarak demek istedigim bu, super bir cumle bu. niye biliyor musunuz, cunku eski vakitlerde colde yasayan insanlar da aynen boyle dusunmusler. 21.yuzyilda yasayan bir insan bunu onemli gormuyor ise, 7. veya 8. yuzyilda yasamis col insani bunu (yani surelerin sirasinin degismesini) asla ama asla onemli gormemistir.

      onemli gormedikleri icinde sirasini degistirmislerdir. kendilerine gore daha mantikli bulduklari bir siraya gore.

      iste tam da bu noktada, allahin indirdigi kitaba mudahale etmis olmuslar. mudahale ederek kitabin “orjinalligi” ortadan kalkmis.

      bu noktada 2 sonuca variyoruz:

      1- kuran zaten insan yazmasi, ondan bir insanin yazdigini baskasi degistirmis. gayet normal.

      2- allah indirmis, ama kendi sozune baskasinin dokunmasina mani olamamis. yani basarisiz bir iletisimci. 🙂

      2+3 = 3+2 dogrudur diyebilirsiniz ama,

      2- 3 = 3- 2 dogrudur diyemezsiniz.

      2/3 = 3/2 diyemezsiniz

  10. Peygamber Efendimiz kendisine nazil olan âyet ve sûreleri yanında bulunan sahabelerine okur, sahabeler de onu ezber ederler, bir kısmı da yazardı Bundan ayrı olarak, Peygamber Efendimizin vahiy kâtipleri vardı Bunlar nazil olan âyetleri ve sûreleri özel olarak yazmakla vazifeli idiler

    Gelen âyet ve sûrenin nerede yer alacağı, Kur’an’ın neresine gireceği de bizzat Peygamberimize Cebrail (AS) vasıtasıyla bildiriliyor, o da vahiy kâtiplerine tarif ederek, gerekeni yaptırıyordu Böylece Hz Peygamberin sağlığında Kur’an’ın tamamı yazılmış, nereye neyin gireceği belli olmuştur Aynca Cebrail (AS) her Ramazanda gelir, o güne kadar nazil olmuş âyet ve sûreleri Peygamberimize yeni baştan okurdu

    Efendimizin vefatından evvelki son Ramazanda Hz Cibril yine gelmiş, ancak bu sefer Kur’an’ı Peygamberimizle iki sefer okumuşlardı Birinci sefer Hz Cibril okumuş, Peygamberimiz dinlemiş; ikinci seferde ise Peygamberimiz okumuş, Hz Cibril dinlemişti Böylece Kur’an son şeklini almıştı

    Kaynak: http://www.mumsema.com/misafir-sorulari/132521-kuran-i-kerimde-sureler-neden-inis-sirasi-ile-siralanmamistir.html#ixzz1nTjgNkVG

    Sorunun cevabı budur dostum .. String teorisini araştırırken sayfanı buldum .. Ama sen maalesef farklı mevzulara dalmışsın ..
    inanmayı dene … Karlı çıkarsın 🙂

    1. bazi cevaplarim silinmis, yukarida da 2 yoruma tekrar cevap yazdim,

      “Gelen âyet ve sûrenin nerede yer alacağı, Kur’an’ın neresine gireceği de bizzat Peygamberimize Cebrail (AS) vasıtasıyla bildiriliyor, o da vahiy kâtiplerine tarif ederek, gerekeni yaptırıyordu ”

      yazinda belirttigin kaynak, bi kaynak degil, bi forum sayfasi. uye olan herhangi biri yazabilir. bilimsel olcutlerle yazilmis, kabul gormus bi makale varsa onun linkini gonderirsen onun uzerinden konusabiliriz..

      sevgiler

  11. bu yazılar güzel ama çocuk mantığıyla yazılmış. insanın acziyetini neden kabul edemiyorsunuz bu kibir niye? allah bizden çok bişey istemiyorki, sadece kul olduğunuzun farkına varmamızı istiyor. inanmak isteyende istemeyende kanıtlar bulur en basitinden tatlı suyla tuzlu suyun karışmaması, evrenin genişlemesi..ama yok sırası bozulmuş bunlar boş şeyler açın bir sureyi ve okuyun anlayın ve hayatınıza uygulayın şu nefsten vazgeçin 2 gün aç kalın bakalım nefisinize neler olucak. allah bu dünyada herşeyi istediği gibi yaratıp yönetseydi insanın külli iradesi ne işe yarayacaktı, o zaman neyden imtihana tutulacaktınız. yarını olmayan bi dünyada bunları düşünmek gerekiyor toprak olmadan önce

    1. “insanın acziyetini neden kabul edemiyorsunuz” demisiniz, tam tersine, yazilarimi iyi okursan, ben allahi basarisiz bir yaratici buluyorum. daha iyi daha basarili yaratabilirdi diyorum 🙂 insan vasat bir canli. hem de acaip vasat bir canli..

      yurtdisinda dolasiyorum, epeydir yazi ekleyemiyorum konuyla ilgili ama eski yazilarimdan su linklerime bakin.

      http://www.dunyabirmasaldir.com/ted-videosu-uzerinden-robotlarin-yapay-zekasindan-insanlarin-yapay-zekasina/

      http://www.dunyabirmasaldir.com/ted-konusmasi-bakteriler-uzerinden-evrim-insanin-kokenleri-ve-yapay-zekamiz/

      http://www.dunyabirmasaldir.com/insan-beyninin-intel-islemcilere-kiyasla-vasat-tasarimi-eglenceli-bir-kiyas/

      bi de “Allah bizden çok bişey istemiyorki, sadece kul olduğunuzun farkına varmamızı istiyor” demisiniz, ciddimisiniz bu dusuncede? 🙂 her gun 5 kez namaz, 365 gunun 30 gunu ac dolascaksin, bunlar az mi geliyor size 🙂 sahsen bana degil gunde 5 vakit namaz, 2 kere dis fircalamak bile zor gelio 🙂

  12. o peygamber (sav) kendi nefsinden geçmiş kutlu bir insandır alemdeki en iyi, en güzel insandır okumayla yazmayla olmuyor bu işler nefsten vazgeçmeyle oluyor sevdiğinden verebiliyormusun işte asıl mesele. bu dünyadaki malın mülkin sahibi senmisin hadi kurtar kendini ölümden hesaptan yapabiliyormusun hayır o zaman şöyle bi durup düşünceksin. sana verilenleri düşün çocuk sahibi oluyosun hiçbi emek veriyomusun yada toprakten taneler bitiyor herşeyin doğası olumsuza gitme yönünedir ama bak herşey insanların hizmetinde. kendin söylüyosun suyun canı var hissediyor diye yani kristalleşerek. eğer bakarsan kuranda taşın toprağın suyun canı olduğu yazıyor bi araştır bi oku sonra ben inanmıyorum de

    1. “o peygamber (sav) kendi nefsinden geçmiş kutlu bir insandır alemdeki en iyi, en güzel insandır” demisin de nerden biliyorsun, tanistin mi? 🙂 birileri “cok sahane insan” demis, oyle kalmistir.. 60 yasinda bi adam, 9 yasinda bi kiz cocuguyla evlenmisse, hic bir tarih zaman cag vs. gozetmeksizin vasat bi insandir benim icin. vasattan da alttadir hatta..

  13. Düşünce tarzınız çok etkileyici gerçekten. Ben de kendimce düşünüp bulduğum bazı şeyleri sizinle paylaşmak istedim. Yorumlarımda ve düşüncelerimde olacak bir yanlışlıktan veya noksanlıktan Allah’a sığınırım.

    Birinci konu: Kur’an’ın gönderiliş amacı
    “Ne diyorlar, incil ve tevrat bozuldu, kur’an onu düzeltmeye geldi.”

    Aslında Kur’an-ı Kerim, insanları düzeltmeye gelmiştir. İncil ve Tevrat durdukça değil de insanlar tarafından bozulmuştur. Şimdi şunu görmenizi istiyorum: ortak noktada hep insan var.
    Allah kitapların bozulmasını muhakkak engelleyebilirdi. Hatta kitap göndermeyebilirdi bozulmasın diye. Hatta bozulma olmasın diye insanları da yaratmayabilirdi. Fakat Allah’ın insanları önemsediğini düşünüyorum.
    İnsan yaratıldıktan sonra Allah tüm yarattıklarının insana secde etmesini istiyor. Hepsi secde ederken şeytan isyan ediyor, “ben ateşten yaratıldım, çamurdan yaratılana mı secde edeceğim?”. Fakat şeytanın düşünemediği şey insandaki AKIL. Ne ile nasıl yaratıldığının bir önemi yok. Onu diğerlerinden üstün kılan HÜR İRADE VE AKIL. Allah kitaplar göndermeseydi de kendisini gösterseydi akla ne gerek kalırdı, iradeye ne lüzum vardı. Bence Allah’ın bizden istediği tek şey AKLIMIZI kullanarak doğruyu bulmamız ve güzel işler yapmamız. Önemli olanın ateş ya da çamur olmadığını AKIL olduğunu göstermemiz. Fizik olarak çok zayıfız belki ama dünyadaki en hızlı canlı biziz (uçak v.b.), Gözü en keskin canlı (gece görüş), en zeki canlı (bilgisayar), soğuğa karşı savunması en yüksek canlı (evler, ısıtma sistemleri). Bunların hepsi aklımız sayesinde. Yaratanın varlığına da bir çok delil var ama aklını kullanabilene.

    İkinci Konu: “Kur’an’ın aslı korundu, hiç değiştirilmedi mevzusu”

    Evet yazıda belirttiğiniz gibi 3 cümlenin yeri değiştiğinde tüm anlam değişir. Bu yüzden üçüne değil de tümüne bakmak gerekir. Aslında yerleri değişen cümleler değil yanlış anlaşılmasın onların oluşturduğu surelerin yeri değişiyor. Her bir surenin başlagıcı ve bitişi olduğu için surenin yerinin değişmesi nasıl anlamı değiştirir onu da anlamadım.

    Kuranın yazıya geçmesi hemen vahiy sonrasında olmuştur. Kitap haline getirilmesi toplanması ise daha sonra dediğiniz gibi. Hem yazıya geçiyor, hem parça parça ezberleyenler var, hem tamamını ezberleyenler var, hem parça parça vahiyler geliyor devamlı tekrar var, hem Allah’ın kelamına saygı- ölümüne saygı- var. Nasıl unutulabilir ki?

    Bunlar benim düşüncelerim. Faydası olur inşallah. Takıldığınız her konuda beraber düşünmeyi isterim.

    1. “Her bir surenin başlagıcı ve bitişi olduğu için surenin yerinin değişmesi nasıl anlamı değiştirir onu da anlamadım.” demisiniz, onu anladiginiz vakit zaten bana hak vereceksiniz 🙂

      ama hayatinizin temeline inancinizi koymussaniz, -ki yazdiklarinizdan o anlami cikarttim- bilincaltiniz bunu gormenizi bi sekilde engeller.

      zihninizi acin derim, ama sizin seciminiz.

  14. Ben size hak veriyorum gerçekten. Sadece bir cümleme takılıp hak vermediğimi nasıl çıkarırsınız? 🙂
    Emin olun sizin gibi düşüncelerim oldu. Çok fazla soru takıldı kafama. Hemen olmasa da hepsini çözdüm. Aslında çözdükten sonra hayatımın temeline İslam İnancını koydum. Çözerken temelinde o yoktu.
    “Bence” diyerek yazdım hepsini. Tartışma değil kesinlikle amacım. O yüzden “senin zihnin kapalı, benimki açık, benimki daha açık; ben şöyle diyorum, sen böyle diyorsun” gibi garip ifadeleri bekleme benden. Umarım hayatının bir yerinde yazdığım herhangi bir şeyin herhangi birilerine bir faydası dokunur. 🙂
    Saygılarımla.

    1. cozum bulabildiyseniz ne mutlu size 🙂 ben cozum bulamadim henuz ama secenekleri eleme yontemiyle gidiyorum, epey bi secenek eledim 🙂

  15. biz sizi inandırmak durumunda değiliz zaten asıl mesele herşey mükemmel olsaydı tüm sorular cevap bulsaydı herkes inanırdı. Allah bir surede şöyle diyor neredeyse hesap günü olduğunu söylemeden sizi hesaba çekecektim ama yapmadım. düşünsenize şimdi cehennemden korkarak inanan insanlar o zaman olmazdı ve dünya daha beter bir hale gelirdi. size tavsiyem mantıksızlıklarmı var, tarihte gözümüzün görmediği tüm herşey yalan olabilir bunu unutmayın. peygamberin evliliklerini gördükmü, yada kuranı değiştirip akılda kaldıklarını yazmış olabilirler tüm bunlar olabilir önemli olan benim gördüklerim benim yaşadıklarımdır.siz allahtan bir kere yardım isteyin ve davete icabet edecektir siz sadece 2 öğün yemek yemeğin ve nefsinize acı verin o zaman dünyaya farklı gözlerle bakıcaksınız içinizdeki azmış nefis herşeye saçma bir cevap bulmanızı sağlıyo ve buna zeka diyor ama oruç tutabilirseniz o biraz çekilcek ve sizde bir parça feraha ereceksiniz lütfen yapın ve tasavvuf ve insanla ilgili eserler okuyun

    1. “Allah bir surede şöyle diyor neredeyse hesap günü olduğunu söylemeden sizi hesaba çekecektim ama yapmadım.” demisiniz, gercekten boyle bi sure var mi yaf. cok guldum buna 🙂

      allah kararsizlik yasamis, desenize 🙂 bi allah dusunun, “soyle mi yapsam acaba boyle mi yapsam..” die dusuncelere dalmis 🙂

      allahin (eger gercekten varsa) bir takim psikopatolojik sorunlari olduguna iliskin epey yazi okuduydum, (ozellikle manik depresif olduguna dair pek cok ipucu var) google yaptim bu ayete ulasamadim, ama bu ayet gercek bi ayet ise super bir ornek. 🙂

  16. biliyormusunuz ben kuranı okurken öyle ifadeler okumuştumki dehşete düşmüştüm ve bunları allah neden yazarki, nasıl bu derece inanmayan bi insan varmıdırki de bunları yazar demiştim. şimdi neden yazdığını anladım. diyorki o gün geldiğinde ben sizin bana eğilmeyen, secde etmeyen alınlarınızdan zincirlerle bağlayıp bölük bölük cehenneme atacağım. ne yaparsan yap inanmayacak insanlar varmış demekki. peygamberi tanıdınmıda ne kadar iyi biri olduğunu biliyosun diyorsun. sanki tanısak ve bunu görsek inancaksın!. denizi ikiye bölmüşte inanmamışlar. senin seçinim yolun açık olsun allah hepimize hidayet versin

    1. “o gün geldiğinde ben sizin bana eğilmeyen, secde etmeyen alınlarınızdan zincirlerle bağlayıp bölük bölük cehenneme atacağım.” bunu da google da bulamadim. ama kuran bu tarz milyon tane tehditle dolu.

      sorun su ki, sana degil direk Allah Efendi’ye soyleyim:

      Ey Allah, ben mi istedim dogmayi? manyak misin nesin, niye boyle vahsi tehditler savuruyorsun. begenmiyorsan, yaratmayaydin. Rahatsiz misin nesin?

      yillardir boyle konusuyorum, ve hic cevap yok. ne carpiyor, ne gelip karsima “yanlisin var, aslinda durum soyle” diyor. 🙂 yok da ondan.

      denizin ikiye bolunmesi bir efsane, gercek bi olay degil. en azindan bilimsel bi kanitlanmisligi yok. van golu canavarina da inananlar var. 😉

  17. Allah bizi sevdiği için yarattı. sadece bizi sevdiği için. Allah insanları bir annenin çocuğunu sevdiğinden daha çok sever. neden sahip olduğun nimetleri görmüyosun. onun verdiklerinin dışında sahip olamayacağını göremiyomusun. bu dünyada yargı yok herşey insanın iradesine bırakılmış. haksızlıklar, kötülükler, insanların birbirini öldürmesi herşey serbest. Çünkü bunların hesabını ahirette vereceğiz. şu kısıtlı, ölüm geldiğinde bıçak gibi kesilen dünya hayatına nasıl güveniyorsun anlamıyorum neden ölümlerden ibret almıyosun evler yapıyoruz, lüks yaşamaya çalışıyoruz ama ne oluyo ansızın gidiyosun herşey arkanda kalıyor hayatın bunlardan ibaret olmadığını görmek lazım. değişen manalara gereksiz tartışmalara gerek yok allahın yarattığına ve islamında insanları iyi bir insan yapmaya çalıştığı bir gerçek. kuranı kerim değişmiş olsa ne çıkar. peygamberde allahın sevdiği ise neden mükemmel olmasınki. bir düşün

  18. Kuranı Kerimin değiştirilmesi olayını bende araştırıyorum kuranı kerimde sürekli tekrarlar var ayrıca sizinde dediğiniz gibi hafızalardan ve yazılı bi kaç belgeden derlenmiş, varsın değişmiş olsun özü aynı kalır mesela bu işkenceli kısımları eklemiş olabilirler çünkü insanlar birbirine işkence yapmayı severler. siz herşeyi geçin ve öze bakın lütfen. Kuran bu haliylede insanlara doğruyu güzeli emrediyor sevgiyi emrediyor öyle cümleler varkı kalplerin ürepermemesi imkansız. Allah bu dünyayı sevgi üzerine kurmuş ve Allahtan başka kimse sevilmeye gerçekten layık olamaz çünkü mükemmel olan bi tek odur. bizim hayatlarımız malımız mülkümüz hepsinin tek sahibi odur. aşk meşk seks para herşey boştur. huzuru bulamazsınız bunlarda. onu sevmekle başlayın huzur bulacaksınız

  19. Kuran’ın İncil’den bir farkı da hiçbir sapmaya değişikliğe uğramadan günümüze ulaşmasıdır . Lütfen Reform kelimesini düşünün . Reform akımının ortaya çıktıktan sonra yaşananları . hani sonuçları arasında “halk , klisenin ne amaçlar güttüğünün anlamıştı .” Klise dini değiştirmiş kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya başlamıştı. her klise farklı telden çalıyordu yani . ama Kuran aradn geçen yüzyıllar boyunca hiçbir değişiklik ve sapmaya uğramadı. Allah ihtiyaç olundukça teker teker indirdi ayetleri . Ben 17 yaşındayım ve siz benden belkide kaç yaş büyüksünüz. böyle düşüncelere kapılmanızı ve bu kapıldığınız dşüneleri yayma isteğinizi kendimce komik buluyorum . Bence Kuran’ı şöyle bir oturup da adam akıllı okuyun . Ama aklınızda bu düşünceler olmadan . Kendinizi bu düşüncelerden soyutlayarak okuyun ki anlayasınız.

    1. bi incil okuyun, incil okurken nasil bir kuskuyla okuyorsaniz kurani kerimi ayni kuskuyla supheyle tekrar okuyun. insan yazmasi oldugunu, kutsal bir metin olmadigini goreceksin..

  20. özgür bey seninle öyle delil falan göstererek konuşma gereği duymuyorum

  21. bir şeyler yazacaktım ama ona da gerek duymadım . neyse Cenab-ı Mevla sana hidayet versin.

  22. bir şeyler yazacaktım ama ondan da vazgeçtim. Cenab-ı Mevlam sana hidayet versin.

  23. selam yazdıgınız mantığa göre doğru ama inanca göre sacma demirde gökten indi ama biz bunu görmedik herhangi bi yerden dünyaya inmiş bilimsel olarak bu gercek ama biz ne olusumunu nede yere düştüğünü gördük ama kullanıyoruz seni inandırmak zorunda değiliz kutsal mekanlara giderek arastıra bilirsin zaten sadece kuranı kerimle allah c.c. bulamazsın hitleride görmedik ama 2000000 insanın yakınları onu cok iyi tanıyorlar r bu bir inanç kuranı kerimi arapça olmadıkça tam anlaşılmaz türkçedeki sözcükler tamanlamıyla karşılığı olmaya biliyor yazdığınız ayetler arapçaya uyunlu olmaya bilir isteyerek gelmedik ozaman bu tehdit gercekse ne yapacağız ben inandım gerçekdeğilse senin dediğin gibi hiç birşey olmayacak ya gerçekse.. sende buna cevap veremezssin..burası imtihan yeri aynen üniversite sınavı gibi girmek zorunda değilsin senide zorla getiremeyiz..şu anda inanç olmasaydı dediğin doğruydu ama karşında ayrı dinlerden de olsa çoğunda bir tanrı inancı var putta olsa bir inanç var ama inanmayan az. allah müdehale etse imtihanın ne önemi var o senin kararın o yüzden cehennem var cenette var..patronun şunu yap dese karar sana kalmış istersen yapma..ölmeyeceğimede bir kanıtın varsa seni destekleye bilirim

    1. ” inanç kuranı kerimi arapça olmadıkça tam anlaşılmaz türkçedeki sözcükler tamanlamıyla karşılığı olmaya biliyor yazdığınız ayetler arapçaya uyunlu olmaya bilir”

      tanri gercekse bile basarisiz bir tanri diye bu yuzden diyorum, niye farkli farkli diller yaratti ve sadece bir dile kitap gonderdi 🙂 kotu politika, kotu yonetim..

  24. delil istiyorsan allah sana delili gösterir bunu insandan bekleyemezssin birkerede olsa inanmadığın şey neyse secde halinde iste bazılarımızda senin gibiydik yüreğimiz ağzımıza gelince anladık

  25. nerdesin özgür çağdaş 🙂 biliyomusun allah senin gibi insanları seviyordur çünkü araştırıyosun ilim peşindesin. insan olarakta başka insanlara saygı duyuyorsun işte bu yüzden kalbindekileri birtek allah bilir. sana sadece söyleyeceğim yüzeysel şeylere takılma. yada o devirlerde yaşamadık söylenenlere inanma. zaman değişir, insanlar değişir kitaplar değişir ama allah ve hesap günü baki. biz hep vicdanlı ve iyi insan olalım

    1. nerdeyim, borneo yagmur ormanlarindayim 🙂 “zaman değişir, insanlar değişir kitaplar değişir ama allah ve hesap günü baki” evet zaman, insanlar, kitaplar degisir bu gercek ama allahin ve hesap gununun degsmedigini nerden bilion 🙂 hic elle tutu lur bisey yok 🙂 vicdanli ve iyi insan olmak icin dine ihtiyacin yok 😉

  26. Merhaba,
    Yazıyı okuyan herkes (zaten beklenileceği üzere) olumsuz eleştirilerde bulunmuş, sanırım ilk olumlu yanıt benden gelecek :p
    Dün gece String theory ve M-theory üzerine araştırma yaparken, konuyla ilgili yazının bulunduğu sayfada buldum kendimi. Gerek yazılar, gerekse videolar eşliğinde bu denli kapsamlı ve muhteşem bir yazıdan dolayı öncelikle teşekkür ederim, sayende bir nebze daha anlayabildim konuyu.
    İçinde bulunduğumuz şartlardan ötürü bu devirde bu kadar özgür düşünebilen kimseler bulmak hakikaten zor, kendi alanında olmamasına rağmen (aldığın eğitim ve çalıştığın alandan bahsediyorum) bilim alanında bu denli ilgili ve üzerinde felsefe yapabilecek kadar donanımlı olmandan ötürü de ayrıca tebrik ederim.
    Senin gibi özgür düşünebilen, prangalarından kurtulmuş, aklını kullanmaktan korkmayan kişilerin sayısının katlanarak artması dileğiyle…

  27. İnsan beyni;
    umut, korku, merak, doyumsuzluk gibi sayabileceğimiz birçok kavram ile varoluşundan bu yana medeniyet yolunda atılan doğru/yanlış adımların şekillendirilmesi ile evrimleşmiştir. Sığ ve medeni olduğunu sandığımız, uzun zamana yayılan, bilinçdışı yanlışlardan biri, “tezin tek bir antitezi vardır” düşüncesinin yaygın bir biçimde nesilden nesile aktarılmasıdır. İnançlı-ateist, güzel-çirkin, doğru-yanlış, siyah-beyaz..
    Bu gibi etiketler, fikirler tarih boyunca düşünen azınlık tarafından düşünmeye üşenen çoğunluğun karmaşık doğasına basitlik ve erdem katmak amacıyla önlerine gümüş tepsi ile sunulmuştur. Tahmin edilenin aksine bu naif düşünce yapısı toplumu daha da içinden çıkılmaz bir hale getirmiştir. Zamanla ortaya çıkan bu sonuç yüzyıllardır insanlık adına düşünen o azınlığı ister istemez başka bir yöne itmiştir; taraf olmak.
    M teorisi gibi heyecan veren, süpersimetriden bahseden bir bilim insanının, “cennet ve cehennem karanlıktan korkanlar için bir masaldır.” (Hawking) söylemi yada sizin bu yazınız bilinçdışı yada refleks bir taraf olmaya somut örnekler olabilir. Haklı ve mantıklı olduğunu bildiğimiz halde sergilenen bu kışkırtıcı tavırların sonuçları savaş, sömürü, ırkçılık vs. olarak bize geri dönmüştür. Düşünen azınlığın bu yapıcılığı göz ardı etmesi, şoksal pozitif düşünce etkisinden çok, daha fazla fanatik, daha fazla nefret, daha fazla taraf oluşturmuştur. Özetle, düşünen kısım olarak (daha) kanıtlayamayacağımız kavramların fanatizmini yapmak bu bilgi çağında tarihsel bir yanlışın asla sonuçlanamayacak bir devamı niteliğindedir.
    Genelde toplum içinde fazla konuşmam yada yüzeysel konuşmaya çalışırım. İnancımı, dinimi, hayata bakışımı ısrarla öğrenmek isteyenlere, dinlerin tamamını muazzam bir sömürü sistemine sahip, korku ile yönetilen holdingler olarak gördüğümü söylerim. Ve voila… anında ateist etiketi yapıştırılır, bakışlar değişir, algılar kapanır. 20 li yaşlarımda bu gibi durumlara tepkim hep aşırı, horgören, ukala bir tavırla olmuştur. Ateist, deist.. herhangi bir ..ist i asla benimsemedim, klişe etiketleri kabul etmedim. Ben arayışcıyım, hep aradım. İnsanoğlu hayata anlam katmadıkça hayatın anlamının koca bir hiç olduğunu anladığım gün hayatıma son vermememin nedeni de yine arayıştır. Sonuç? insan olabilmek. Son kalan primat kırıntılarımızdan arınıp saf insan olabilmek. Bence, mümkün mertebe pozitif anlamda özendirmek, teşvik etmek, öngörmek ve bunu bir bedel beklemeden gibi gözüküp ama aslında tamamen toplumdan duyduğun rahatsızlığın çözümü için bencil bir ruhsal tatmin adına yapmak gerekir.
    Çok yazdım, son olarak teşekkür ederim… web sayfanızla tam da varoluş, evren, sonuçlar, gelişim, gelecek yapılandırılması üzerine delirmek üzere iken, ani bir kararla tayland’da yaşamaya karar verdiğim an karşılaştım. Günlerdir yaptığım araştırmalar, şans? ve mantıksal zincirlemeler sonucu sayfanızı görüp en büyük derdim olan kalkıp gitme cesaretini verdiğiniz için teşekkür ederim. Eğer yazdıklarınızı bir amaç uğruna yazıyorsanız emin olun bugun çok işe yaradı.
    Sevgiler, evrendeki bütün varlıklara.

  28. Özgür Çağdaş, ağzına eline düşüncene sağlık. Kendi düşünceni hiç çekinmeden yazdığın için bravo. Yanlız anlamadığım, senin düşünceni kabullenemeyen insanlar, niye bütün insanlar kendisi gibi düşünmeyenleri eleştiri, peki bravo ama ben senin gibi düşünmüyorum demezler. Acaba kedi düşüncelerinden emin olmadıkları için mi? Ben çok dindar birisini dinlerken, ne güzel inanıyor ve buna gönülden başlı diyorum, ama nedense inananlar inanmayanlara karşı böyle nefretle karşılık veriyorlar, belki de kitaplarda hep cezadan bahsettiği gibi onların kanına da ceza ve kendinden olmayanlara nefret girmiştir…

  29. Merhabalar sevgili arkadaşlar ve kardeşlerim… İçinizden geçtiğiniz ruh ve akıl hallerinden geçen biri olarak, bütün bu konularda, beni körlemesine inanmak ve akıl yürütmenin girdabının dışına çıkaran iki tane kitap önereceğim… Bu tanımladığım iki girdabın dışına çıkınca geriye ne kalıyor?? :)… Sadece gerçeğin içinde yaşamaya doğru yol almak ve onun doğurduğu eylemlerle yaşamak… Bu iki kitap şunlar:
    *Ben O’yum…. yazar: Sri Nisargadatta Maharaj…. Akaşa yayınları
    *Işığın Doğuşu…..yazar: Barbara Ann Brennan…….. Meta yayınları
    ….
    Ayrıca yukarıda ismini yazdığım yazarlardan Barbara Ann Brennan’ın yazdıklarına yakın şeyler yazmış Rudolf Steiner diye biri daha var. Ama kendisini tavsiye etmiyorum… çok teknik ve soğuk bir dille anlatıyor…

    Neye inanıyorsanız inanın!!, Kendinizi gerçeğe, hayatın, etrafımızda olan bitenlerin ve Tanri/Allah’ın gerçeğine açmak istiyorsanız, buyrun benim tavsiyelerim bunlar!… Oturduğun yerden bildiğini sanmak ve ne kadar bildiğin üzerine başkalarıyla dil yarışına girmekten kolay ne var!
    ******Siz yukarıda yorum yazanlardan, bu kitaplardan herhangi birini satın alıp da evine götürmeyi bile başaranın üzerine sonsuz aydınlık diliyorum…
    Sevgilerimle

    (Bu kitaplar hakkında yada başka bir konuda bilgi alışverişinde bulunmak isterseniz mutlu olurum…. l.klomp@hotmail.com)

  30. Bu kadar akıl yürütmüşsün, farklı gözden görmek istediğin için nerelere çekmişsin, Allah affetsin, Allah hidayet versin İnşaAllah. Şimdi Öncelikle şu Müdahele edilmiştir sözünşe başlayalım…
    Değerli kardeşimiz;
    1- Allah’ın son mukaddes kitabı, bütün insanlığa İlâhi fermanı olan Kur’an, 23 senede âyet âyet, sûre sûre nazil olmuştur.

    Peygamber Efendimiz kendisine nazil olan âyet ve sûreleri yanında bulunan sahabelerine okur, sahabeler de onu ezber ederler, bir kısmı da yazardı. Bundan ayrı olarak, Peygamber Efendimizin vahiy kâtipleri vardı. Bunlar nazil olan âyetleri ve sûreleri özel olarak yazmakla vazifeli idiler.

    Gelen âyet ve sûrenin nerede yer alacağı, Kur’an’ın neresine gireceği de bizzat Peygamberimize Cebrail (A.S.) vasıtasıyla bildiriliyor, o da vahiy kâtiplerine tarif ederek, gerekeni yaptırıyordu. Böylece Hz. Peygamberin sağlığında Kur’an’ın tamamı yazılmış, nereye neyin gireceği belli olmuştur. Aynca Cebrail (A.S.) her Ramazanda gelir, o güne kadar nazil olmuş âyet ve sûreleri Peygamberimize yeni baştan okurdu.

    Efendimizin vefatından evvelki son Ramazanda Hz. Cibril yine gelmiş, ancak bu sefer Kur’an’ı Peygamberimizle iki sefer okumuşlardı. Birinci sefer Hz. Cibril okumuş, Peygamberimiz dinlemiş; ikinci seferde ise Peygamberimiz okumuş, Hz. Cibril dinlemişti. Böylece Kur’an son şeklini almıştı.

    2- Kuran 23 senede nazil olmasına ve her bir ayetin de ayrı ayrı konular sebebiyle inmesine rağmen bu kadar konu birliği içerisinde olması bir mucizedir. Hayatın her yönünü içine alan ve iki dünyanın saadetini temin eden Kuranın, bu kadar değişik zaman diliminde ve değişik problemlere göre nazil olması, ayrıca farklı zamanlarda inen ayetlerin yerlerinin sırayla olmadığı halde konu birliği ve bütünlüğü bulunması harikadır ve mucizedir.

    3- Kuranın her bir suresi Küçük bir Kuran gibidir. Bu nedenle her hangi bir sureyi okuyan bir kuran okumuş ve istifade etmiş gibi olacaktır. İşte ayetler iniş sırasına göre olsaydı bu hikmet de yok olacaktı.

    4- Allah’ın işleri insanlarınkine benzemiyor. Nitekim bir insanın yaratılmasında önce baş taraftan ayaklara veya ayaklardan başa doğru bir gidiş olmuyor. Bütün organları beraber büyüyor ve gelişiyor. İşte Allah’ın Kelamı olan Kuran-ı Kerim de bu şekilde farklı ama mucize bir metotla tanzim ve tertip edilmiştir.

    -Şimdi burdan yola çıkarak Kitabın asıl kurgusu zaten bu şekildedir. Mantıklı düşünürsen sureler ozamanın şartlarına ve olayları a itaf edicek şekilde gönderilirken nasıl düzene sokulacağı da söylenior,İnsan işleriyle Allah ın işlerini bir tutamazsın.
    -Sahabeler Allah a iman etmiş, derin tevekkül sahibidirler. Onlar senin aksine Allah tan korkup sakınırlar. Dolayısıyla biz bunları böyle yerleştirelim,bişi olmaz deme gibi bir gaflete düşmemişlerdir. O insanlara öğretilen Bu şekilde düzene koyulması gerektiğidir. Onlarda gereğini yapmışlardır.Eğer sıralama inişe göre olsaydı öyle yaparlardı.Ki Allah affetsin, sence sahabelerimiz 1 den 114 de kadar sıralamayı bilmiolarmıydı. Senin önüne 1 den 114. de kadar üstlerinde sayı yazın kutular atılsa, sana aksi söylenmediği, başka türlü anlatılmadığı,sürece her insanın yapacağı gibi 1 den 114 de kadar dizersin onları, basit bi mantık.
    -Öyle olsa neden İndiriliş sırası yazılsın. Bunada gerek yok derler. Anlamak isteyen için herşeyin bir anlamı vardır kardeşim.
    -Ve hadi diyelim bütün bu dediklerimi yine aklın almadı. Senin için çoK aöa çok basit bir mantık söyleyeceğim. Madem ki sıralama değişince, kurgu değişiyor, kurgu değişince orjinallikten uzaklaşmıştır diosun(Kitabın asıl kurgusu bu şekildedir diyede yineliyorum) Allah ın sana verdiği aklı kullan kardeşim. Orda iniş sıralaması yazılmış, o sıralamaya göre oku sende. Mademki inandığın buşekilde. Kurgu sırasıyla olmalı diosun. Aç sırasıyla oku ozman. Sanki sırasıyla olsa inanacakmışsın gibi. Aç sırasıyla oku.

  31. Şimdi gelelim Peygamber edendimizin okuma yazma bilmeme konusuna. İman edenler Allah ın sonsuz kudretine, Herşeyden üstün olduğuna, Herşeyin en iyisini bildiğine inanırız. Buna dayanarak Allah seçeceği kişiyi, Onda olması gereken özellikleri o bilir. Ki yine BASİT MANTIK, Allah birini seçmez, Bir şeyin olmasını ister ve ona sadce ol der. Allah (C.C) , Hz.Muhammed(S.a.v.) özelliğinde bir elçiyi seçmez.Böyle bir elçi olamsını ister Ve Hz. Muhammed.(S.a.v) olur.
    -Okuma, yazma bilmeyen aciz birini neden elçimiz yapmıştır diosun. Allah senin düşünmenden daha üstündür. Peygamberimiz ümmi bir insandı. Ümmi nin her anlamı okuma yazma bilmeyen anlamına gelir. Kuran da Peygamberimin ümmi olduğu sürekli vurgulanmıştır(Araf-157,158)(Ankebut-48)(Cuma-2).İşte bakış açısı dediğin nokta burası, SEN bunu acizlik olarak görüyorsun ama asılı şudur;
    -Peygamberimiz hiçbir âlimden ders almamış, hiçbir kitap okumamış, hiçbir ilim meclisinden bir şey öğrenmemiş; bir kelime de olsa yazı yazmamıştır. Fakat Peygamberimiz ümmiliğiyle beraber bütün ilimlere vakıftı, bilmediği bir şey yoktu. Ona her şeyi öğreten Rabbiydi. Peygamberimiz İslâmı anlatmaya başladıktan sonra hiç kimse çıkıp da “Falan meseleyi ona ben anlatmıştım, ben öğretmiştim” dememiştir.
    -Peygamberimiz bir kitap veya yazıya bakarak okuyamıyordu, fakat Kur’an-ı Kerim’i ezberinden çok güzel okurdu. Kur’ân okumasını ona Cebrail Aleyhisselam öğretmişti. Bu konuda A’lâ Suresi 6. Ayette “Bundan böyle sana Cebrail’in öğreteceği üzere Kur’an’ı okutacağız da, unutmayacaksın” buyurulur.
    -Peygamberimizin “ümmi” oluşunun pek çok hikmeti vardır. Bunlardan birisi şudur: Şayet Peygamberimiz yazı yazıp okuyabilseydi, Kureyşliler, “O, bu kadar bilgiyi eski kitapları okudu da, oradan öğrendi, Kur’an’ı da eski bilgilerine dayanarak yazdı” diyeceklerdi.
    -Peygamberimizin iki tür mucizesi vardır. Birisi, şahsında görülen mucizeler; diğeri de kâinat üzerinde gösterdiği mucizelerdir. Bu ikinci kısma örnek olarak Ay’ı iki parçaya ayırması, parmağından çeşme gibi suların akması ve az bir yemekten çok sayıda insanı doyurması verilebilir. Birinci kısma giren mucizelerin en parlağı ise ümmiliğidir, bir şey okuyup yazmamış olmasıdır. (et-Tefsirü’l-Kebir, 15:29.)
    -Şimdi yine bunları düşünerek neden okuma yazma bilmediğini anlatabilmişimdir umarım.
    – Ayrıca Her insan acizdir. Ama takva bakımından üstündür. Bu yüzden Peygamberlerimiz bizden üstündür, bu yüzden Allah onlara mucizelerini nasip etmiş.
    ***Hz.İsa(a.s) bebekkende konuşmayı bilir, ölüyü diriltirdi. Varmı yapabilen?
    ***Hz.Muhammed(s.a.v) ay ı yardı.Var mı yapabilen?
    ***Hz.Musa(a.s) Kızıldenizi ortadan ikiye yardı. Varmı yapabilen?
    Uzun uzun yazmicam Peygamberlerin mucizelerini aç oku. Ve o mucizelerin bugün kaç insanın yapabildiğini bi düşün, hiç kimse…

  32. Daha önceki yorumlarımı yazdım ama bunlar da söylenmiş, Dediğimiz gibi gözünle görsende inanmayacakmışsın zaten. Peki en çok merak ettiğim sen neye inanıyorsun. Sence bu dünyanın düzeni nasıl, Eğer (Haşa) Allah yoksa, din şaçmalıksa, Dünyada ki bu kusursuz sistem nasıl oluyo, Bu kadar kompleks özelliğe sahib insanlar nasıl oluyor, Nasıl oluşuyor, Bu sistem nasıl olmaya başlamış ozman bunlarada cevabın vardır. İnsan daki bu şeyler nası ortaya çıkmış, Dünya hayatı nasıl başlamış, Herşey tesadüfen mi olmuş,Nolmuş beni bi aydınlatırmısın. Gerçekten bu konuda ne düşündüğünü çok merak ediorum…

  33. Büyük bir sabırla cevap bekliorum.

  34. Valla çok eğlenceli olmuş. Arkadaş baya iddialı bilim adamı gibi çalışmış İnanmakta güçlük çektiklerini yazmış ve tabiiki milyarlarca insanın kolayca anlayamadığı Yüce Rabbimizi eleştirmiş (Haşa). 😀 . Hakikaten bilim nedir? Onbinlerce yıldır deneyerek elde edilen bulgulara verilen isim mi? Bana Tesla çok ilginç gelir, tesadüfen unutulan bir pusula! ve keşfedilen magnetik alan ve elektrik. Daha da ilginci bu zaten vardı! Bilim bulmuş olabilir 😀 . Ultrason cihazlarının olmadığı bin küsür yıl önce gelen ve değiştirilen kitap ! da sanki birşeyler yazılmış… Arkadaş gelecek te yaşanacak bilmem kaç bin yıla gönderilecek ve insan beynine nakşedilmiş saklanacak bir kitapta ki , ırkına diline bakılmaksızın her insan tarafından çok rahatça harfi harfine ezberlenebilen bir eser tabiiki ölümlü bir zekanın anlayacağından fazla bilgiye sahip olacaktır. İlginç olan şey şu buradaki insanlar işlerini güçlerini bırakmış ( ben gibi ) bu arkadaşın seys lerini cevaplamaya çalışıyor . Tabii ki inandıkları değer uğruna. Evet iman etmek gerçekten çok zor bir değer ve herkeste kesinlikle olmayacak . Tıpkı kutsal kitabımızda ” … eğer Allah dileseydi..” dediği gibi demek ki dilememiş bildiği şeyler var.Arkadaş ya şu uzaya bir bak birbirine çarpmıyor. microdan macroya geç . Geçemiyorsun değil mi. İşte bilimin bu kadar bişi. Demekki termitsin sen inandığın kabuğa bürünmüşsün müyon kalmışsın. Oysa her eser sahibini hatırlatır vardır. Ne akıllı bir bilim ki , Yaşam enerjini güneş enerjisinden alınabilecek ATP ye gizlemiş ve böceklerle arılarla bunu sağlandığını keşfetmiş. Doğal bir selection bunu sağlamış ama güneşe bağlı suya bağlı hayat 😀 . Ah ah yazacak öyle şey varki . Saniyede vücuddan yok olan milyarlarca hayat hücresi.. Hepsini akıllı sistemeler yönetiyor. Bilimsel ama bu !. Yok arkadaş sizin yazılarınızı okumak zor bişi. Siz ibni Haldun okuyun . Sadreddin Konyevi okuyun.. Okuyun ya daha birkaç bin yıl okuyun belki tefekkürü keşfeder bilimin de nasıl birşey olduğunu anlarsınız… Çok fazla oldu ama keyifle yazdım. Ben sizden birşeyler öğrendim siz de…..

  35. madem uydurma bunlar saçma. kur’an ı kim yazdı? farzet ki bir insan yazdı. o çağda hiç bir imkan ve fırsat yokkken kur’an nasıl dünyayı açıkladı bilimsel olark. mesela dünyanın her geçen gün genişlediği ve lav haline dönüştüğünü çok yakın zamnda bilim adamları söyledi halbu ki kuran bunu daha önceden söylemiş sence bu rastlantı mı ?

    1. dünyanın genişlediği nerde yazıo 🙂 yorum değil net bişekilde yazdığı yer göster. (ayrıca dünya değil evren genişlio demek istedin sanırsam) 🙂

  36. Özgür Çağdaş, kutlarım, gerçekten benim de dikkatimi çekmiş ama hiç dillendirmediğim konuları işlemişsiniz. Kuran hiş şüphesiz bir insan eseridir, bunu anlamak için sadece ve sadece Kuranı okumak lazım, başka bir şeye gerek yok.

    Şimdi, genelde içerik olarak Kuran ayetleri 3 gruba bölünür:

    1) Dünyanın yaratılışı, ölüm, hayat, kabir, cin, şeytan, ahiret konuları, cennet – cehennem ve s. Ki, bunlar İslamdan önce de kültürel ve dinsel (hristiyanlik, yehudilik) olarak arapların bildikleri şeyler. Bu arada, Olgun arkadaşımıza cevaptır bu, Kurandakı bu tür ayetler zaten o çağdakı ilkel insanların tasavvurlarından ileri gitmemektedir ve hatta genel çoğunluğu önceki dinlerden kopyalardır.

    2) İslam öncesine ait, tabii ki kimsenin şahidi olmadığı “mucizevi” olaylar, masallar, abartılmış, insanları korkutmağa yönelik olaylar (Buraya cin ve şeytan gibi kavramlar ve onlar hakkında bahsi geçen ayetler de dahildir, hepsi İslam öncesinden miras kalmış konulardır).

    3) Muhemmedin kendi çıkarları için verdiği mesajlar (Hangi karısıyla yatacağını, misafirlerinin yemeklerini yedikten sonra def olup gitmelerini, Muhammede inanmakta güçlük çeken özbeöz amcasına və ailəsine küfürler ve s., amcaoğlunun Muhammede inanmadığı için gönlünün Allah tarafından mühürlenmesi ve s., savaş ilanları, savaş başarısızlıklarında müslümanların inançlarının zayıf olması bahanesi ve s.)

    Falanca ayetin harf sayısının bilmem kaçla çarpımı ile filanca ayetteki kelimelerin sayısının toplamının bilmem ne cetveline göre bilmem nenin proton sayısının foton sayısı ile çarpımına eşit olması ile ilgili saçmalıklar çağdaş zamanın “din bilimcilerinin” uydurmalarından başka bir şey değildir.

    İşin komik tarafı, her şeyin ortada olmasına rağmen hala bazıları çıkıp bu kitabın evrensel, tüm zamanlar için yazıldığını iddia etmesi.

    Maide suresini okursanız (tabii ki tefsirsiz yine de bir şey anlamak mümkün değil) bu kitabın sadece ve sadece 7. yüzyıl, Arabistan yarımadasında yaşayan, Kureyş kabilesi arapları için yazıldığını görürsünüz. Çünkü, orda yazılanlar bırakın şimdiki çağdakı gayri-arapları, bırakın o zamanın gayri-araplarını, hatta o zamanın Kureyş kabilesi mensubu olmayan arapları bile anlamaz, çünki neden bahsedildiğii bilemezler, çünki bahsedilen terimler sadece ve sadece Kureyş kabilesi arapları tarafından bilinir.

    Nolur şimdi kalkıp da bana daha 2012-ci yıla kadar mevcutluğu bilinmeyen Amazondakı bir hindu kabilesi için de bu kitabın geçerli olduğunu söylemeyin. Bu zavallı kabilenin bırakın Kuran, hiç dış dünya ile temasları bulunmamıştır 2012 senesine kadar. Hadi diyelim bundan sonra öyrenirler, e okuma yazmaları yok! Hadi diyelim okuma-yazma öğrendiler, onların dilini bilen yok ki Kuranı çevirsin onlara. Hadi birisi bir dünya dilini öğrendi ve Kuranı çevirdi, ya 1400 yıllık ecdatları ne olacak, hepsi cehennemlik mi? Suçları ne?

  37. Yaşar Nuri okumanızı tavsiye ederim. Özellikle değindiğiniz sure sırası meselesine baya köpürmüştür kitaplarında.
    Ayrıca, bir TV programında izlemiştim; şu andaki müslümanlık anlayışına inanmak yerine deist (ateizm konusunu hatırlamıyorum ama bence deizm kabul ediliyorsa ateizm neden edilmesin) olan insanın müslümanlıktan çıkmayacağını aksine tam olarak Allah’ın istediği; düşünen, araştıran ve okuyan bir müslüman olduğu için daha değerli olacağını Kuran’ın bizzat söylediğinden bahsediyordu.
    Enteresan fikirleri var gerçekten. Klasik din kafasında değil. Felsefeden falan örnekler verebiliyor en azından 🙂

  38. Başarılı bir yazı…
    Ben de eski kuranda “bu kitabı size anlayasınız diye gönderdim” yazısını (Arapça)
    nedense elime aldığım hiç bir Türkçe kitapta bulamadım.
    Ayrıca her kitabın çevirisi birbirinden farklı iken bu adamların sorgulamalarını o kafalarının üstünde yer alan allah vergisi aklı kullanmalarını istemeyi geçtim aslında okumuyorlar da anlaşılan. İçler acısı…

  39. yukarıdaki yazınız ile alakalı olarak daha önceden denk geldiğim bir başka yazıyı paylaşıyorum. Eminim ki yukarıdaki yazıyı okuyan insanların büyük bir kısmı yorumlara da bakıyordur benim gibi.

    >>> ALINTI <<<
    kaynak: https://eksisozluk.com/entry/20041482

    kuran-ı kerim bilgisi "bence türkçe okunmalı, ben okumadım ama türkçe'si daha iyi diyorlar" 'dan ibaret olmayan her müslümanın bilmesi gerektiği üzere, surelerin muhammed'e iniş sırası kuran'daki sıralarıyla aynı değildir.

    sureler iniş sıralarına göre kategorize edildiklerinde "mekki" ve "medeni" olmak üzere ikiye ayrılırlar. mekki sureler hicret öncesi, medeni sureler ise hicret sonrası inenlere tekabül eder.

    mesela hicret'ten sonra inen ilk sure bakara'dır. yeni sezonun ilk bölümü olan bakara'da, önceki sezonun (mekki surelerin) özetini bulabilirsiniz (ki bu henüz yazıya aktarılmamış bir kitabın derlenip toparlanması açısından oldukça mantıklıdır)

    hal böyleyken, kuran-ı kerim'i surelerin iniş sırasına göre okuduğunuzda göreceğiniz tablo epey değişecektir.

    hicret turnesiyle beraber hitap ettiği kitleler büyüdükçe, muhammed'in can sıkıntısı ve stresinin arttığını, dilinin sertleştiğini, baştaki amatör ruhunun giderek kaybolduğunu görürsünüz. profesyonel bir peygamber oldukça, mekki surelerdeki birlik ve beraberlik mesajlarının yerini "ne biçim kitlesiniz siz ya…" 'ya bıraktığını üzülerek izleyebilirsiniz.

    bu nedenle kuran, surelerin iniş sırasına göre okunmamalıdır. çünkü:

    * peygamberin evine misafirliğe gittiğinizde fazla durmayın ve ölünce karılarıyla evlenmeyin diyen ahzab,
    * islam dünyasının kafasını kesirli hesapla yoran miras bölüşümü,
    * fazla sinir bozucu oldukları takdirde kadınların dövülebileceğini salık veren nisa,
    * yahudi ve hıristiyanlar ile dostluk edilmemesi gerektiğini emreden maide,
    * "müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün" diyen tevbe,

    hep hicret'ten sonra inmiş surelerdir, ve art arda okunduklarında oldukça moral bozarlar. bu nedenle kitabın içine dağıtılmaları daha mantıklıdır.

    hatta kapanışa doğru muhammed'i o kadar sinirlendirmişlerdir ki, tevbe'nin başına besmele bile koymamış, kâfirlere saydırırken allah'ın adıyla başlamanın ayıp olacağına kanaat getirmiştir.

    1. kanaat getirerek insanlar besmele koymuyorlar, sonra Allah’ın “bozulmamış” kitabı oluyor. 🙂

  40. Değerli arkadaşlar ve bloğun yazarı ,

    Peygamberler ve dinler ile ilgili fikir yürütmek isterseniz. paranoid şizofrenin özelliklerini dikkatle okursanız biraz daha farklı bir açıdan bakabilirsiniz. İsterim yaratan gelsin ve ben size kitap göndermedim desin.Ne yazık ki böyle bir olasılık yok.Zaten olsa da onu bile kabullenmezler. İnsanın en güçlü yeri beyni ama oda arızalı ve kusurlu. İnsan dünya üzerinde kendi kendini yok eden tek canlı türü veya gezegen yok eden zararlı bir virüs türü. Dünyayı yok etmesine az kaldı yeni gezegenler arayışı içinde, belki bu döngü milyarlarca yıldır devam ediyor.

  41. ben de Özlem Özdemir’in yazılarınıza vereceğiniz cevabı bekliyorum….görüşlerinizin fazla sığ, (özellikle bu yazıda) sabit olduğunu düşündüm…benim için yorumlarınız, sorularınız, size yazılan, tatmin olmadığınız cevaplardan farksız….. fakat size teşekkür ederim…aklımın gerçekten karıştığı bir zamanda gerek yazılarınız, gerek okuduğum yorumlarla Yaradan’a olan inancım pekişti…doğru yolda olduğumu düşündüm… İslamiyet’in ne sizin yorumladığınız gibi, ne ılımlı Müslümanların yaşadığı gibi, ne de akıllarını teslim edip düşünmeyen radikal Müslümanların yaşadığı gibi bir şey olmadığına eminim…arıyorum, yaklaştım, bulacağım, şimdilik dini (Yaradan’ı değil) sorgulama aşamasındayım… Allah yolunun aklını, beynini kullanıp düşünmekle açıldığına inanıyorum…yorumlarda okuyup etkilendiğim bir şey; Kur’an-ı Kerim gerçekten belki benim aynam….son olarak tüm karmaşıklığımın içinde net olarak inandığım bir şey; dünya pis bir yerdir, öyle yaratılmıştır, milyarlarca yıllık tarihinde kim düzeltebilmiş?? ve hayatın özü neye inanırsanız inanın, ya da inanmayın, bu pisliğin içinde dik, doğru ve düzgün kalabilmektir…. Tanrım yolunuzu aydınlatsın sağlıcakla kalın…

  42. ”Allah mükemmelse eğer”

    Ahmet’e sormuşlar neye inanırsın diye. Allah’a demiş. O halde biz Ahmet için Ahmet’in inancı’na ”Ahmet’in Allah’a inancı” deriz.

    Yani Ahmet’in Allah’a inancı ”Serkan’ın Allah’a inancı” diye ifade edilemez veya ”Allah inancı” diye de ifade edilemez. Çünkü Allah inancı bir genellemedir ve kişinin Allah inancı tamamiyle bireyseldir, özeldir, insan kendi içinde bulabilir. Mesela ‘Ben’ Allah inancımı Recep Abi’nin inancında bulmam.

    Peki soruyorum Ahmet’in tüm boyutlardan silindiğini, yok olduğunu var sayarsak ”Ahmet’in Allah inancı” diye bir şeyden söz edebilir miyiz? Hayır… Çünkü Ahmet yok… Ahmet yoksa Ahmet’in Allah inancı da yok. Yani Ahmet yok olduğunda Ahmet için Allah da tamamiyle yok olmuş oluyor. Yani Ahmet yoksa Allah da yok. Çünkü Ahmet’in Allahı sadece Ahmetin ruhunda ve aklında var.

    O halde Allah’ın var olabilmek için Ahmet’e ihtiyacı var. Eğer Allah var olabilmek için Ahmet’e ihtiyaç duyuyorsa bu Mükemmelin (eksiksiz ve muhteşem olan Allah’ın) bir insana ihtiyaç duyuyor (Ahmet’e) olması demek oluyor.

    Eğer mükemmel olan mükemmel kalabilmek ve var olabilmek için bir insana (Ahmet’e) ihtiyaç duyuyorsa bu Ahmet’in mükemmellikten pay aldığını gösterir. Çünkü ‘Mükemmel’ sıradan bir şeye ihtiyaç duymaz. İhtiyaç duyabilen bir şey de zaten ‘mükemmel’ değildir.

    Yani Ahmet Allah’ın ihtiyaç duyduğu (var olabilmek için muhtaç olduğu) bir şey ise Ahmet’te de biraz Allah’lık (mükemmellik) vardır.

    🙂 Yani her bir insan biraz Allah’tır. Çünkü Allah mükemmel değil, insan mükemmelliği tamamlayandır. Ya da Allah da Ahmet’de gaaayet sıradandır ve sıradanlar birbirinden destek alarak yaşamaya çalışır.

    sonuç odur ki Ahmet gibi her bir birey Allah olabilir. Kendi evreninde… He evrenler etkileşir, senaryoları sen yazarsın vs.vs. o kısmı başka bir konu

    🙂

  43. Bu dünyada iyi insan olmanın alçak gönüllülük, nefs, aza kanaat ve şükür olduğunu öğütleyen kutsal kitap yazılarının beni bunun tam tersi sınırsızlıklar ve her şeyin bolca olduğu hurili murili bir cennet vadederek dünyada konsantre ediyor oluşu çok sempatik bir çelişki değil mi Tanrım? : )

  44. dediklerinizin hepsi son derece mantıklı. ancak atladığınız çok bariz bir nokta var. her inanç sistemi şüphe üzerine kuruludur, öyle olmak zorundadır. tüm dinlerde bu dünya gelip geçici bir imtihan dünyası olarak tasvir edilir. herşey çok açık, akla mantığa çok uygun olsa idi, inanmanın, ibadetin, günahın sevabın bir anlamı kalmazdı. bu konuları konuşup tartışmanız da, vardığınız noktanın size yetmediğini, şüphe etmekten de öte aslında şu an düşündüklerinizin doğru olmasını istemediğinizi (haklısınız da, kim ölüp yok olmak ister ki?) gösteriyor.. size ve tüm insanlara tavsiyem, birinin size dikte ettiği gibi değil olmasını istediğiniz şekilde inanın..

  45. Eğer ki Kur’ân’a inanmıyorsan değiştirildiğini neden ispatlamaya çalışıyorsun?

    1. sen , sana doğru gelmeyen veya inanmadığın seyler hakkında hiç mi kafa yormuyosun,veya sevdiklerini etrafındakileri hiç mi uyarmıyorsun bildiklerin ve inançların çerçevesinde? adam (doğru ya da yanlış) inandığı şeyi ispatlamaya çalışıyor en azından, burada yorum yazan çoğunluk gibi 1400 yıl önce öyle olmuşmuş diyip geçmiyor.

  46. o zamandan beri bir peygamber çıkmaması da bir muamma. madem çetrefilli zamanlarda, olayları çözecek biri atanıyor, neden yüzyılar geçti de biri çıkmadı.
    ki aslında çıkanlar oldu, ben peygamberim diye ortaya atılanlar vardı bir dönem, halen de vardır, köyün delisi de bu iddia da bulunabilir, aklı selim biri de.
    biraz ısrarcı, biraz iddialı, biraz lider ruhlu, biraz da çevresince güvenilir biri bir gün dağa çıksa 40 gün takılsa, sonra gelse, bazı şeyler anlatsa, ona inanmak bugün pek de mümkün görünmüyor.
    o zamanlar mümkünmüş. popülasyon azmış, ilim irfan yokmuş, inanmak daha kolaymış, biraz da şanslıysan bu iş olurmuş gibi duruyor.

  47. Özgür ,yazılarını okudum, çoğu notkada hemfikiriz zaten de birşey dikkatimi çekti, burada Allah yok diye bağırıyosun, bi yandan da kamboçyayla ilgili yazında şöyle yazıyosun :” Rahim ve rahman olan Allah-u Teala, alnımıza ne yazdıysa, o. yürümenin fıtratında saksı düşüp ölmek olabilir.” biraz kafam karıştı açıkcası. =)

  48. ********Özlem Özdemir ve benzerleri için *************

    “Dünyada ki bu kusursuz sistem nasıl oluyo?”
    Nereye kusursuz? Kusursuz olaydı cennet olurdu. Dünya gücü yetenin zayıfı ezdiği boktan bir yer. Kusursuz yaratılmadığının en büyük katını da dinozorların mamutların felan yok olmuş olması. Bu canlılar ya kötü yatarılmış bozuk ürün veya evrim sırasında çöp olmuşlar.

    “Bu kadar kompleks özelliğe sahib insanlar nasıl oluyor, Nasıl oluşuyor?”
    3 altın kural ile:
    1) genlerde tasadüfi değişimler olur.
    2) ortama daha iyi uyum sağlayan daha avantajlı olur.
    3) genler kalıtım ile sonraki nesillere aktarılır.
    Bu kurallar toplamına da evrim kuramı deniyor.

    “Bu sistem nasıl olmaya başlamış?”
    Dünya’daki ekosistem mi? Tek hücrelilerden yukardaki evrim yoluyla. Tek hücrelilerin oluşması da Nükleik Asitlerin bir araya gelmesi, o kadar kimyasal bolluğunda sonunda birkaçı bir araya geliveriyor. Ha bu kimyasallar da yıldızlardan püsküren atomların bir araya gelmesi ile oluşmuş. Ya yıldızlar? Onlar da hidrojenlerin birbirine çekim gücü (gravitasyon) ile yaklaşıp iç içe geçmeleri (füzyon) ile. Hidrojen? O da proton ve elektron ile yapılabilen en basit atom. proton ne ki? Kuarklardan oluşuyor. Bu quarklar ve elektron da büyük patlamadan ortaya çıkmış. E bu patlayan ne? Ha ona bakıyoruz, sen bunları anlayana kadar çözeriz.

    “insandaki bu şeyler nası ortaya çıkmış.
    Dünya hayatı nasıl başlamış, ”
    Bunlar tekrar soru olduğuna göre gel başka eksiklerini gidereyim: soru sorunca ? işareti konur. Cümle sonuna . konur ve sonra büyük harfle başlanır.

    “Herşey tesadüfen mi olmuş ?”
    == E V E T ==
    ve sonra bazı uyanıklar bundan kendine yarar sağlamaya çalışmış, örneğin muhammet.

    1. Evde iki tane taşı yanyana koy bakalım TESADÜFEN biri diğerine değebilecek mi ?

  49. arkdaşım sen istr inan ister inanma. bence senin durumun, bu blogu acman tamamen kendı kısısel korkularından kaynaklanıyo.Bu tezimi savunmak için bir kaç şık sunayım:- Burda yazdıklarını çoğu kımseyle yüz yüze konuşamayacağını bilmen. -Kendinin bile belki haberinin olmadığı içindeki korkuyu senin gibi düşünen birilerini bularak biraz bastırmak.-Kendi söylediğin gibi de yılda 30 gün oruc günde 5 vakit namaz olayı senin zayıf nefsine çok ağır geliyo ve bundan inkar ederek kurtuluyosn. Bu senin yaşam tarzındır buyuk ihtimal. Her zor olaydan inkar ve kaçarak kurtuluyosundur blki de bilemeyiz.
    İslam da ve Kuran’ı Kerim de günümüz medyası gibi cımbızla ayet seçerek bi yere varamazsn. Bi arkadaş yazmıs; milyonda 1 ahiret ihtimali bile olsa senin bu sayfayı açıp senin gibi zayıf iradeli insanların aklını karıştırman çok büyük vebal sana. Eğer Allah’a inanmk istiyorsan aynaya bak. Yetmedi git bi mezbahaya ya da Kurban bayramında hayvanın baştan sona parçalanıp organlarının ayrılışına. Böyle muazzam bir bütünlük, böyle büyük bir teknoloji, böyle büyük bir mucizeyi gözlerinle gör. En azndan bir kere inanmak isteyip te o kurbanın midesine, kanına, sinir sistemine, derisine, o byük mucize olan gözlerine bak, eline al hisset. Böyle büyük bir mucize en basitinden beğenmeyebileceğiniz bir inek bile böyle ince, böyle kusursuz yaratılmış. Her şeyin bilimle açıklamasını istiyosn. E bilim neden 1 gram kan üretemiyor, neden senin bu yazıyı okuduğun gözünden bir tane yapamıyor? Kuran daki anlatılan ve daha yenı keşfedilen o kadar şey varken sen gidip hep kesin sandığın rivayetleri örnek gösteriyosn. Fikirlerini hiç bişey değiştirmiyorsa eğer git Üç harflileri araştır. Kuran’da sıkça anlatılan bir konu. Biraz riskli bir konu ama illa büyk bir olay bekliyosan seni ancak o paklar.

  50. Acaba Turan Dursun’dan farklı neler söyleyecek diye okudum. bir söz var tam cuk yerine oturuyor. “Cehalet Saadettir” diye. Yani konunun ilerisini gerisini bilmezseniz gidebildiğiniz kadar gidiyorsunuz. Yukarıda görüldüğü gibi. Deve misali olduğundan neresinden başlanmalı kestiremedim.

    Yahu Turan Dursun’un ki meselelerin sadece yarısını anlatarak insanları saptırmayı hedeflemişti. Bilmeyenler ama araştırmayanlar da sazan gibi atladı atlıyor. Kendinizce bir şey kurgulamış, sonra da onun üzerine dümdüz ilerliyorsunuz.

    Sonuç itibariyle güneşin yıl içerisinde her sabah belirli bir vakitte doğuşu ve batışı bile tesadüfün kesinlikle olamayacağını, bir Yaratıcı var dedirtiyor insana. Hiç düşünmez misiniz? Kafanızı kuma gömün bakalım.

    Turan Dursunun yazdıklarında istisnasız bütün soruların beyni olan her insanın anlayabileceği bir cevabı mevcut ve bu da zaten internetten rahatlıkla ulaşılabilir.

    Uçağa bininde sallandığında kendinize bakın bakalım Allah varmıymış yokmuymuş.

  51. ışidle ilgili yazılarını da okudum ve hep sorguladığım şeyleri yazmışsın, fazla cesurca, böyle düşünen insanlar olduğunu görmek beni mutlu ediyo, emeğine sağlık

  52. Özgür Çağdaş dostum harika bir yazı.
    Gerçekten muazzam olmuş, sorgulamanın kıymetini her gün daha iyi anlıyorum.
    Kuran’ın nüzul sırasıyla ilgili vermiş olduğun kurgu örneğini (Muhammed, 40 gün çölde kaldı.) başka bir platformda kullanıyorum izninle.

  53. dostum , bir seyin olmadigini gostermek icin cok enerji harcamissin, Sana yardimci olucaksa sunu soylemek isterimki insanlar sana ayetlerle cevap vermiyorlar cunku bu yazilanlari Allahin kelami olarak okuyunca daha baska noktalara variliyor . Sonrada gelip buralarda birseyleri savunmak icin kullanilamiyor ,

  54. Arkadaslar, butun yorumlari okuyamadigim sizlere cevap verebilmek icin ama zaten asil gayem bu blogdaki yazara ulasmak.

    ben, yurtdiinda dogmus ve hala yurtdisinda yasayan bir vatandasinizim. yurt disinda oldugumuzdan dolayi iki kultur arasinda kalmis/ kazanmis insanlariz. bunun bir cok yonlerinden biri de dini konularda beynimizin cok kurcalanmasi ve bir cok sorunlarin kafamiza takilmasi.
    Elhamdulillah ben muslumanim, fakat musluman olmayanlari kinicak degilim, herkezin hikayesi farklidir. Fakat her elestirinin arkasinda mantikli bir sozler gerekir, bunun icinde daha once bu soru isaretlerini arastirmak gerekir.

    cok affedersin “blog yazicisi” gayem seni kirmak degil ama bence yazin bazilarin dedileri gibi cok yuezysel olmus. bu bazit ‘kanit’lari aslinda hicte kanit degil. bunu ispatlamak icinde sadece bir seye dayanacagim (ilim ister ki bir faktorun yaniltilmasi butun theoriyi cokeltirtekrar insa etmek gerekir):

    kurgunun degismesi icerkligi degistirir diyosun ya iste bu konuya nasil zayifca yaklastigini gosterir. arapca dilini biliyormusun? arapcada kurgunun onemini biliyormusun? …
    ve kur’anda surelerinin siralamasinin degismesi kurguyla alakasi yok. ornegin bir kitapta bolumlerin kronolojik bir sekilde duzenlenmemesi o hikayenin anlamsiz anlaminami gelir?

    istersen bunlari dusunelim ve daha sonra ‘sana yeten’ isbatlardan tekrar konusalim.

    Saglicakla

  55. Kaç defa hatım yapmış kuranı ezberlemiş hatmetmiş dünya çapındaki bir sürü alim kuranda hata bulamıyo sen 2 defa okuyosn hata buluyosun:) Kurada 1000 den fazla yerde dünya ay gunes gezegenler hayvanlar bıtkıler denızler her sey hakkında bılımsl bılglr verıyo.Ve bu bılgılerın bır tanesı bıle yanlış değil.Bundan daha 100 sene önce evrenın genısledıgı dev teleskopla anlaşılıyo kuranda 1400 sene önce haber verılıyo Bunu çölün ortasındakı adam nerden bılck ?.Dunya yuvarlak dedı dıye adamı idam edıyolar bılmem kaç yıl once.Ama kuran dunyanın şekllinin elips şeklinde oldgnu 1400 sene önce söylüyo.Bıtkılerın erkek ve dişi oldguda 50 100 sene önce anlaşılrkn kuranda 1400 sene önce bahsedılıyo.Bu boyle uzar gıder.Dediğim gibi 1000 den fazla .Hepsini burda yazıcak değilim.Kendi kafandan hata buldm uydurlmş falan dıyecegıne mateatıgın fızıgın kımyan yeterse ıcındekı bılımsl aytetlere bak :)Bunu yukarda yazdklarını ıslamıyttn anlayan gercktn ıslamı bılgısı cok yuksk bı hoca veya herhangı bırı gorse yemın edıyorum kıcıyla guler benım gıbı.Din üzerine saça saçma seyler yazıp prim yapmaya çalşyosn. bu yorumu yayınlarsn yayınlamssn kendn bılrsn ama sunu bılkı hayatımda senın kadar yobaz gerı kafalı bı mal daha gormedım.Bak öyle senın gıbı gerı kafalılık yapıp kendı mantıgımı kullanmdım (sendekı mantık mantık bıle degıl ama)aklımdan bısylr sallamadımda dünya çapında bılınen sadce 3 bilimsel gercek soyledım ve bılımsel konştm :)Ne ilim var ne bilim amına kodmn salağı.

  56. İslam 1400 yıldır var, öncekilerin hali ne olacak? onlar dinsiz ve cehennemlik mi? Muhammed zamanında Amerikalılara ulaşabilmişmi? Her şeye kudreti olan Allah, tufan olacağında Nuh’a neden yanına tüm canlılardan birer çift al demiştir? Tekrar yaratamıyacakmıdır? Kaldı ki tüm canlılardan birer çift bu günkü en büyük gemiye bile sığmaz. Dinozor nesli yok oldu, tekrar yaratılamazmıydı? Dünya neden bir imtihan yeri olarak seçilmiş?, buna gerek varmıydı, herkes iyilik ve dostluk içinde yaşasa olmazmıydı? Mademki şeytan var, Allah neden şeytanla baş edemiyor? Neden otistik, cüce ve arızalı doğan insanlar var? Onların günahı ne, nasıl imtihan olacaklar bu dünyada? Afrikada açlıktan ölenler var fakat müslüman olmayan insanlar adeta cennetde yaşıyor, afrikalılar ise gerçek cehennemde! Bir adaletden bahsedilebilirmi? Neden birçok peygamber gelmiştir, taa en başından Muhammed gelseydi ya. Dini(islamı) kabul ettirmek için neden savaşlar yapılmıştır? Herkes müslüman doğsa olmazmıydı? Allah isterse bunu yapamazmıydı? “Allah öyle istemiş” cümlesinden nefret ediyorum. Daha çok soracak soru var ama vaktim yok.

  57. kuranı ezberlemiş hatmetmiş adamlar niye hata bulsun ki , hatayı bulursa işsiz kalır, nihat hatipoğlu neden her sene çıkıp hala soruları cevaplıyor, madem bu kadar meraklı soru cevaplamaya ve müslümanları bilgilendirmeye hevesli öyleyse gönülllü yapsın bu işi milyarları cebe indirip, dinden nemalanmasın

  58. lan salak sade hatmetmış ınsanlarmı hata bulamıyo hıc bı bılım adamı kuranda hata bulamamıştır cunku hata falan yok haaa hala ıddıa edıyosan soyle hangı ayette hata var ayrıca bende sevmıyorum nıhatı hıc bı peygamber dını anlatırken bır sey talep etmemış ve hala hıc bı para veya baska bı karsılıgı olmadan bu ısı net uzerınde youtube kanalları uzerınde veya face sayfaları uzerınde yapanlar var araştırmadgn ıcın nerdn bılcn :d bu kadar salklık olurmu yaw :d

  59. Hepsini okumadan direk az kismini okudum ve hep kurgu üzerine deginmişsiniz diyelim ki siz bu kurani kerimin degistirildigine ve orijinalin halinin degistigine inaniyorsaniz peki kurani kerimi orjinalinin indiğinde nasil inaniyorsunuz? Sen kurana inanmiyorsan orjinalin olmadiginada inanman gerekmiyormuydu ha bi yazinda şoyle bişey yazmistin “el yazisi ile değişim gostermiştir ” sen kurani kerimle soyledigin bi dediğin bi dedigini tutmuyor maalesef 🙂 sen kurana inanmiyorsan kuranin orjinalinin oldugunada inanmazdin yoruna bakiyorumda kimse bu hatasini anlamamiş beyse ziyaretci olarak geldim 🙂 yalancinin 1001 bahanesi vardir hadi diyelimki sen Allaha inanmiyorsun kendi kendime oluştun ha diceksinki anne ve babanin ciftlesmesiylw vs filan…peki bunun kaynağı nerden gelsigini hiç dusunmedinmi hadi diyelimki ilk insanda kensiliginden oluştu peki insanlarin kendiliunden olustuguna inaniyorsun hadi diyelimkide öyle oldu neden simdiye kadar yeni olusumlar izleyemedik yani dedigim su ki neden insan topluluğu olustuktan sonra baska bir toplum olusmadi ben 10.000 yil yasasam bile ultra cihazlara teknolojilere sahip olsam bu dünyada tek olsam kendi kendine ben birsey yapmadigim sürece olusmaz bide boyle düşün ah ah ilk sorulacak soru namaz kildinmi olacaktir 🙂 baslasan iyi olur tövbe et doğru yolu bul en bagislayan ALLAHTIR indan baska Ilah yoktur tektir eşi benzeri ve oğlu yoktur.! Hersey kendiliginden oluşsa bile hiçbir sey kendiliginden bir duzene giremez bunu anca akıl sahipleri düşünür tabi ben kime neyi anlatiyorsam 🙂 Cahil insan dünyaya yarım gelmiş insandir.

  60. Desenki millatan önce 3200 yıllarında sumerler yaziyi buldu inanirlar bilim aciklamis derler ama desenki millattan sonra 600-650 yillari arasi HZ Muhammed gelip Ay’ı yardirsin derler ki bana kanitini göster zaten bilim ve teknoloji gelistikce insanlar müslüm an olmaya baslamistir
    O gün geldiginde vay halinize ALLAH ıslah etsin ne diyimki hertürlü sorulara cevap veririm buyrun facebook adresimden ulasabilirsiniz demir.vedat-01@hotmail.com facebook aramasina yazarsan cikar başka yere yazma hani akılsız insanlarsiniz ya ondan aciklayici sekilde yazayim dedim

  61. sen de hakaret ederek ne kadar araştırmacı bir kişilik sahibi olduğunu gösteriyorsun zaten, aç kendin oku senin gibi cahile laf anlatarak vakit kaybedemeyeceğim ,facebook sayfalarından araştırmalarını sürdür ahah

  62. Kardesim kusura bakma ama yazdığın yazı o kadar komik ki suana kadar birçok din karşıtı düşünce okudum duydum araştırdım ama bu yazdığın ilkokul seviyesinde bir kere yılları da yanlış vermissin zaten 60 yıl falan yok Hz.Ebubekir zamanında kitap haline getiriliyor yani peygamberimiz öldükten hemen sonra ki peygamberimiz zamanında katipler var deri üzerine yazılıyor.Bana ulasmani isterim mail adresim gözüküyor mu bilmem sana din savunuculuğu da yapmak istemem ama en azindan bu yazdiklarini açıklamak isterim.Aklında şüphe olanlarda varsa ulasabilirler mail yoluyla mervegundogdu94@gmail.com

  63. Uzun bir öneri kitaplar listesi paylaşabilir misiniz acaba? Teşekkürler.

    1. TED talks religion, evolution, illusion, falan gibi taglerdeki videoları öneririm. Richard Dawkins kitapları da iyidir. bir de “Uçan Spagetti Canavarı’nın kutsal kitabı” eğlencelidir. hikaye ararsan “bir otostopçunun galaksi rehberi” film ararsan “agora” ve “monty python and the holy grail” ilk aklıma gelenler..

  64. Yazdıklarında hiçbir mantıklı yan bulamıyorum. En baştan başlayalım. Allah dinler kitaplar postacılar gönderdi ve hepsi bozuldu bu yöntem tutmadı, mantıklı davranıp deneme yanılma metoduyla neden başka bi yol bulmadı demişsin. Yahu sen allahı ne sandın, bi insan mı çevrende gördüğün bir nesne mi? Allah şuana kadar gördüğün görebileceğin hiçbirşeye benzemiyor hem fiziksel hemde metafizik manada. Madem bu kadar noksanlığı var bu kadar beceriksizliği yaptığına inanıyorsun, aynı zamanda onun sadece istemesiyle dünyayı yerle bir edeceğini de anlaman gerekir. Sonuçta beceriksizlik diye tabir ettiğin şeyleri hiçbir insan yapamaz.
    Bir diğer hususta kuranla ilgili. Kuran peygamber öldükten 30 yıl sonra yazıya geçirilmiş, geçirenler nasıl akıllarında tutmuş demişsin. Senin günümüzdeki 5 6 yaşlarında olan hafızlardan haberin hiç olmamış sanırım.
    Allahın egoları varmış. Bence şuan ateistlerin düşüncelerinin çıkış noktası tamamen ego. Ben kendime yetebilirim toplumsal normları ben belirlerim herşey benim istediğim gibi olur en değerli benim hiç kimseye hiçbirşeye ihtiyacım yok mantığı.
    Dinler kitaplar ayetler hepsi bu egoist mantık için gönderildi. Allah bilmiyormuydu sanki bütün dinlerin kaybolup sadece kuranın gönderildiği islam dininin devam edeceğini. Hz ademin cennetin kapısında la ilahe illallah muhammeden rasullullah yazdığını görmesi de anlamsızdır senin için.
    Allah heryerde evet iman eden kullarının kalbinde öncelikle. Ama ayetlerde sabittir, taşlaşmış kalplerde merhametin rahmetin yeri yoktur.
    Kuranın kurgusu konusunda da o kadar basit hipotezler üretmişsinki biraz mantık sahibi bir insan bu cümleleri kuramaz. Kuranda her surede zaten konu bütünlüğü var, ilk hangi surenin yazıldığı neden geliş sırasına göre yazılmadığı vs dediğin gibi olayı ya da aktarılmak istenen ifadeyi değiştirmiyor. Bir sayfa içersinde cümlelerin yeri değiştirilmiş desen mantıklı olabilirdi, ama kuran mutlak doğrularla doludur, kusursuzdur.
    Ortaçag insanı cahildir cümle sırasını da yanlış yapmışlardır diyorsun, bu kadar yanlıştan bunca uyumlu cümle grupları ortaya çıkmışsa helal olsun hepsi birer edebiyatçı olabilirmiş
    Allah var mı yok mu egonuzla sorgulamayın yeter. Öldükten sonra yok olacağına inanıyorsan neden yaşıyorsun niye bu dünyadasın hepimiz amaçsızız ortalama 60 yıl için kırk takla atıyoruz ne kadar da boş ve gereksisiz ne de olsa bi gün öldüğümüzde ruh ve allah diye bişey olmadığından benliğimiz ebediyyen yok olacak (!)

  65. bu yazıları okuyanlar zaten inanmıyor inanıp da okuyanların da fikirleri değişmiyor.

  66. Ya burada cevap veren insanlara inanamıyorum. Yahu madem allahın kelamını konuşuyoruz, yüzyıllardan beridir de konuşuluyor bu konu, allah ve ya cebrail neden diğer insanlara bi kere görünüp “arkadaşlar tamam tartışmayın, biz buradayız ve varız” demiyorlar? ayrıca gelen ayetlerin çoğu muhammede bi soru sorulduktan sonra ertesi gün indiriliyor. Hatta muhammed evlatlığının karısıyla evlenecek ama nasıl bi kulp bulayım derken o gece ne hikmetse allah işi gücü bırakıp bu konuyla ilgili saçma sapan bir ayet indiriyor. Ve bizler bunun gibi pek çok ayeti
    (mesela tebbet suresi, fil suresi) ki saçma sapandır, namazlarda okuyarak ibadet etmeye çalışıyoruz. İnanın şu anda ilkokul 4-5. sınıfa giden bir çocuğa yazdırsanız, 21 yılda çook daha güzel bir ebedi eser ortaya çıkarır.

  67. Merhaba dostum akılcı bir yazı olmuş fakat eksik bilgi ile yazılmış olduğundan bir geçerliliği bulunmamaktadır. Hiçbir kitap baştan sona sırasıyla yazılmaz bazı istisnai durumlar hariç. Her kitap önce tasarlanır sonra her konuya ayrı ayrı başlanır daha sonra her konuya ayrı ayrı eklemeler yapılar ve nihayetinde kitap tamamlanır ve sırasına göre indekslenir. Nitekim Kur’an’ da böyle olmuştur. İnen her ayetin Kur’andaki yeri Peygamber efendimize bildirilmiş ve Vahiy katipleri tarafından hepsi yazılmıştır. Peygamber efendimiz ölmeden evvel Kur’an tamamen yazılmıştır. Tıpkı insanın anne karnındaki gelişimi gibi baştan ayağa yada ayaktan başa bir gelişim söz konusu değildir. Surelerde tıpkı insanlar organları gibi beraber gelişip olgunlaşmışlardır.
    http://www.sorularlaislamiyet.com/qna/747/kurani-kerim-gunumuzde-neden-nuzul-sirasina-gore-siralanmamistir-gunumuzde-siralama-neye-gore-yapilmistir.html

    Bir konu ile ilgili bir fikri ortaya atmadan evvel daha fazla bilgi sahibi olmanızı ve araştırmanızı tavsiye ederim. Diğer türlü insanlara saygısızlık etmiş olursunuz.

  68. Çok saçma bir yazı olmuş kardeş

  69. Sizin bu yazınız da bastan ilk cumleniz yanlış zaten kurani kerim incil ve tevrati doğrulamak için değil ona inanmayan ve onu değiştirmeye çalışanların nasıl cezalandirildiklarini baslarina bu dunyada gelenleri ve öte de baslarina daha neler geleceğini bizzat Allah korumasını üstlenerek gönderdi.ve sizin postacı dediğiniz şahıs(S.a.v) icin bu alem yaratıldı. Buna inanan kimsenin zaten okumasina da gerek yok okusada fikrinde inancinda bir değişme olacağını da zannetmiyorum Allah inananları korusun.

  70. yazıyı yazan arkadşaı tebrik ediyor bundan sopnraki hayatını sadece fotosenteyaparak geçirmesini temenni ediyorum.zira ffelsefeye çok zarar veriyor.

  71. özgür bey
    inanan insan körü körüne inanır engelleyemezsin
    inanmayan insanıda yırtınsan inandıramazsın
    sapmasına veya inanmasına vesile olursun sadece.
    Evrenin genişlediği ve big bang teorisi ( bilim dünyasında bir anti tez yok ve tüm bilim dünyasının inandğı.. hatta aynştayn beyfendi hayatımın pişmanlığı demiştir oda ayrı bir konu böyüüük bilim adamı bunu görcekte ortaya atmayacak oda tartışılır ki kendisi aşkenaz yahudiSİdir.. musevilik dahil ibrani dinlerinin hiçbirine inanmadığı söylemiş. ben buna inanmıyorum.. parantezi artık kapatayım 😀 ) kuranda geçmekte.. başlangıc düşünülürse kuran ve bilim uyuşuyor. yani en başa geri dönüldüğünde evren yok ortada 😀 olaya bak 😀 😀 uzay yok zaman yok BİLİM yok YOK oğlu yok.. 😀 islama inanların en büyük zaafiyeti nerde başlıyor dostlar biliyormusunuz müslümanlıgı bağnazlığa mahkum kalması .inanmazssınız ama bir islam alimi bu gerçek vellaha 😀 inanabiliyormusunuz şu an 21. yuzyıl müslümanlarının bağnaz yobaz kalmasının sebebi bir düşünür islam filozofu GAZALİ.. 😀 bu insan evladı kalkmış ne demiş biliyormusunuz matematik şeytan işidir felsef şeytan işidir 😀 😀 bu gerçeeekk :
    islam geldikten sonra arap dünyası bir aydınlanıyor bir aydınlanıyorki 13. yüzyıla kadar cahil ortaçağ avrupası aptal cahil rezil durumdayken bu yüzyıla kadar islam ın ışıgında bilim araplarla ilerliyor. o kadar ilerliyorkii inanmazssınız böyle devam etseydi bu gün batı olarak bilinen yer BAĞDAT olacaktı.. bu yazdıklarımı arastırmanızı tavsiye ederim..
    binaaleneyh bu GAZALİ diyorki felsefe şeytan işidir allahın varlığı kesindir düşünmeye gerek yok ben farabinin bile 10 cümlesinde 7 tane küfr buldumm.. OOOOOOOOOOOOOOO müslümanar ŞOK.. vee bizim güzel dinimizde allah diyorki kaç yerde düşünmezmisinz… nitekim bizim müslümanlar bi R yapıyo.
    ondan sonra zaman gecıo tabi biraz bu KAFİRLER düşünüyo tabi e KAFİR KLİSE TAM KAFİR gidiyo GALİLEOYU DÜNYA DÖNÜYOR dediği için asıyor 😀 😀 😀 muhabbete bak 😀
    adam delikanlı kafir davsından dönmüyo ben dönmüyor desemde dönüyor diyerek asılıyor 😀
    e ondan sonra bakıyo bu kafirler dünya harbidende dönüyor.. heeeeeeeeeeeeeeeeeee diyolar din eşt değildir gerçek… kalplerindeki iman yok oluyor.. düzeltyorum YANLIŞ İMAN…
    EE BİZİM TÜRKLERDE düşman katilcani barbarr alçak müslümanlğada gecmıyorlar..
    e tabi o arada martin luther diye bi adam çıkıyoo kafirliği atomlarına ayrıyorr 😀 😀 ondan sonra gelsin reform gitsin rönasans AMERİKA var bide işin içinde beleş ucsuz bucaksız topraklar 😀 😀 burayada kimler gidiyo biliyomusunuzzz din basksından bezmi bıkmış insanlar tesadüfe bakın dimii 😀 bunlar harıl harıl düşünür oluyolar abijimm anlatsam okumazssınız vallaha 😀 velhasıl bu bizim GAZALİ ne halt ettiğini bir bilseydi dermiydiii hiçç böyle birşey…
    diyceğim O Kİ düşğberek mantıkla ALLAHI ARAMAK mantık işi değil…
    DİİKKAT ETTİNİZMİ HİÇ YÜCE RABBİM EN COK AMA EN COK İBADETLERDENDE SALİH AMELLERDEN COK KEDİSİNE TAPILMASINI EMRETMİŞTİR…
    BASTADA SÖYLEDİĞİM GİBİ
    KALBE İMAN ZUHUR ETMEZSE İNANMAZSIN
    KALBİNDE İMAN VARSADA KİMSE SENİ DEĞİTİREMEZ

  72. Sadece Kuranın içeriği bile zaten yaratıcının sözleri olamayacağı konusunda yeterli derecede delildir. kaldı ki Kuranı amansızca savunanların bir çoğu açıp okuma zahmetine bile katlanmadan refleks olarak savunup çok da doğru bir şey yaptıklarını zannediyorlar aslında neye inandıklarını bilmek için okuyup öğrenmeleri lazım. Okuduktan sonra kendi kızlarının başka bir erkeğin 4. karısı olmasın kabul edebilecek anne veya babaları yada savaşta cariye olarak kullanılmasını kabul edecek olmaları benim açımdan zaten kabul edilebilir bir şey değil.Bu Arap dininin biz Türk toplumuna hiç bir şekilde uymadığı gayet açık ve net ne töremiz aynı ne ahlaki değerlerimiz ne de toplumsal olarak kadına bakış açımız. Türk toplumlarında kadın erkekle her zaman eşit bir yer almış olup eşit haklara sahipti oysa Araplaşan Türk toplumunda bugün kadına verilen değer maalesef hepimizin malumudur. Yaradan tarafından gönderilmiş olan bir din kitabında peygamberin seks hayatıyla ilgili düzenlemelerin surelerde ayetlerle bildirilmiş olmasının ilerde bu dini seçecek insanlar için
    nasıl bir önem taşıdığını ban hala anlamadım

    1. Sadece Kuranın içeriği bile zaten yaratıcının sözleri olamayacağı konusunda yeterli derecede delildir. kaldı ki Kuranı amansızca savunanların bir çoğu açıp okuma zahmetine bile katlanmadan refleks olarak savunup çok da doğru bir şey yaptıklarını zannediyorlar aslında neye inandıklarını bilmek için okuyup öğrenmeleri lazım.
      Okuduktan sonra kendi kızlarının başka bir erkeğin 4. karısı olmasın kabul edebilecek anne veya babaların olması savaş esiri olduklarında evlatlarının cariye olarak kullanılmasını kabul eden bir dine inanıyor olmaları benim açımdan zaten kabul edilebilir bir şey değil.
      Bu Arap dininin biz Türk toplumuna hiç bir şekilde uymadığı gayet açık ve net ne töremiz aynı ne ahlaki değerlerimiz ne de toplumsal olarak kadına bakış açımız. Türk toplumlarında kadın erkekle her zaman eşit bir yer almış olup eşit haklara sahipti oysa Araplaşan Türk toplumunda bugün kadına verilen değer maalesef hepimizin malumudur. Yaradan tarafından gönderilmiş olan bir din kitabında peygamberin seks hayatıyla ilgili düzenlemelerin surelerde ayetlerle bildirilmiş olmasının ilerde bu dini seçecek insanlar için
      nasıl bir önem taşıdığını ban hala anlamadım

  73. selamünaleykum kardesım.ALLAH hidayete eriştirirsin.her bir tezine cevap vererek ilerlemeye çalıcağım inşALLAH.kuran niçin indirmiştir sorusuna cevap vermek gerekirse:Kur’an , dosdoğru yolu göstermek için . (Bakara 2 , Mâide 16 , Yusuf 111 , İsrâ 9 )
    Allah’ı (c.c.) tanımamız için . ( İbrâhim 52 )
    Düşünüp anlamamız için . ( İsrâ 41 )
    Doğru ile yanlışın ayrılması için . ( Furkan 1 )
    Kendisiyle hükmedilmesi için . ( Nisâ 105 , Mâide 49 , En’am 114 , Nahl 64 , Ahzab 36 )
    Cennetle müjdelemek için . ( Kehf 2 )
    Şerefimizi kazanmamız için . ( Enbiyâ 10 , Mü’minûn 71 , Zuhruf 44 )
    Kendisi vasıtasıyla cihad etmemiz için . ( Furkan 33 – 52 )
    Allah’ın azabına karşı uyarmak için . ( Kehf 2 , Yasin 70 , Şûrâ 7 , Ahkâf 12 )
    Uygulamamız ve ona göre yaşamamız için . ( Mâide 68 , A’raf 3 , Zuhruf 44 , Furkan 30 )
    Nasihat almamız için . ( İbrâhim 52 , Kâf 45 , Kamer 17 )
    Fert ve toplumların meselelerine çâre olması için . ( Enfâl 24 , İsrâ 82 , Hadid 9 )
    Hayırlara ulaşmamız için . ( Nahl 30 )
    İmanımızın ve Allah’a olan saygımızın artması için . ( Tevbe 124 , Nahl 102 , İsrâ 109 )

    Evreni Allah yaratmıştır. İnsanı en güzel bir biçimde Allah yaratmıştır, ve başıboş bırakmamış, peygamberler kitaplar göndererek insanın nasıl bir yaşam sürmesi gerektiğini göstermiştir. . Kuranı da insanlığa bir klavuz olarak göndermiştir.. Ha diyebilirsinki:Allah isteseydi ilk gelen ilahi din tek din olabilirdi, ama neden üç farklı dinin oluşmasına izin vermiştir?.İslam kelimesi bir çok anlamda kullanılmaktadır. Bununla beraber Peygamberimize (asm) gönderilen dinin özel adı da İslamdır. Bu bakımdan Peygamberimize (asm) gönderilen din ile Hz. İbrahim (as)’in dininin ismi farklıdır. Bu dinlerin isimleri farklı olsa da temel konularda aynıdır. Ancak teferruat da farklı olabilmektedir.

    Hz. Âdem (as)’den Peygamber Efendimize (asm) gelinceye kadar, bütün peygamberler hak dini tebliğ etmişlerdir. Dinin temeli olan îman esasları hep aynı kalmıştır. Fakat şeriat dediğimiz, ibadet ve dünyaya ait işlerde Hz. Âdem (as)’den Peygamberimize (asm) kadar her devrin icaplarına, insanların ihtiyaçlarına göre bazı hükümler değişerek gelmiştir. Cenab-ı Hak her devrin insanının yaşayışını ve menfaatini gözeterek her ümmete ayrı bir şeriat göndermiştir. Mâide Sûresinin 48. âyetinde bu hususta şöyle buyurulur:

    “Sizin her biriniz için Biz bir şeriat ve açık bir yol tayin ettik.”

    Meselâ, Yahudiler ancak havralarda, sinagoglarda, Hristiyanlar sadece kiliselerde ibadet edebilirlerken, biz Müslümanlar her yerde namaz kılabiliyoruz. Yine sığır ve koyun gibi hayvanların iç yağları Hz. Musa (as)’ın şeriatında haramken, bizim dinimizde helâldir.

    Bu gerçek Nur Külliyatında şöyle ifade edilir:

    “Asırlara göre şeriatlar değişir. Belki bir asırda, kavimlere göre ayrı ayrı şeriatlar, peygamberler gelebilir ve gelmiştir. Hâtem-ül Enbiya’dan sonra şeriat-ı kübrası, her asırda, her kavme kâfi geldiğinden, muhtelif şeriatlara ihtiyaç kalmamıştır. Fakat teferruatta, bir derece ayrı ayrı mezheblere ihtiyaç kalmıştır.” (Sözler, s.485)

    “Fer’î hükümlerden biri, bir zamanda maslahat iken, diğer bir zamana göre mazarrat olur. Veya bir ilâç, bir şahsa deva iken, şahs-ı âhere dâ’ olur. Bu sırdandır ki, Kur’ân fer’î hükümlerden bir kısmını nesh etmiştir. Yani vakitleri bitti, nöbet başka hükümlere geldi, diye hükmetmiştir.” (İşarât-ül İ’caz, s.50)

    Temel hükümler bütün peygamberler için aynıdır; değişmez, nesh olmaz. Meselâ, imanın rükünleri bütün hak dinlerde aynıdır ve ibadet bunların hepsinde vardır. Ama ibadetin fer’î hükümlerinde, yani teferruatında farklılıklar görülür. İbadetin şekli, vakti, kıblenin yönü gibi hükümlerde nesh söz konusu olmuştur.

    Kanaatimize göre Kur’ân-ı Kerîm dışındaki ilâhî kitaplarda o kitaba tâbi ola­caklar için bir din adı konmadığı, Yahudilik ve Hristiyanlık gibi isimlendirmele­rin daha sonra ortaya çıktığı ve bunların o peygamberin tâbilerine sonradan veri­len adlar olduğu dikkate alınırsa “Doğrusu Allah katında din İslâm’dır.” ifadesinin anlamı daha iyi anlaşılır. Her ne kadar Hz. Muhammed (asv)’in tebliğ ettiği dinin ken­dine özgü hükümleri varsa da, Kur’an’da bu kitabın önceki peygamberlerin getir­diklerini onaylama özelliği üzerinde ısrarla durulması, onların bildirdiklerinin de temelde İslâm dairesi içinde olduğunu, ancak ilâhî hikmet gereği bu öğretilerin en mükemmel şekline Hz. Muhammed (asv)’in gönderilmesi ile ulaşıldığını gösterir. Şu halde yüce Allah’ın hoşnutluğunu elde etmenin yegâne yolu O’nun bildirdiklerine bütünüyle inanmaktır.Sonrasında tekrar diyebilirsinki İslamiyet neden son din olarak gönderildi?ALLAH diğer dinlerin bozulmasına neden izin verdi?
    Her şey bulunduğu ortamda en iyisidir. Fakat genel olarak, bütün eşya içerisinde en iyi ve en güzel olan bir şey vardır. Mesela: Kur’an-ı Kerim’de insanın ahsen-i takvimde yani, en güzel kıvamda yaratıldığı ifade edilmiştir. Buna göre, diğer mahlukat eksik mi yaratılmış oluyor. Hayır. Onlar da kendi alanlarında en güzel mahlukattır. Misal olarak, güneş kendi alanında en güzeldir. Yani güneş olmazsa insanların hiç birisi yaşayamaz. Ama insan genel itibariyle en güzeldir; güneş ise, bulunduğu ve icra ettiği iş cihetiyle en güzelidir. Bu örnekleri artırabiliriz; koyun, toprak, meyveli ağaç, melek v.s. bunlar kendi alanlarında en güzel ve mükemmel mahlukattır. Bu durum da insanın en mükemmel olması, diğer mahlukatın mükemmel olmadığı veya eksik yaratıldığı anlamına gelmemektedir.

    Çünkü, bu koyunlardan daha güzel bir koyun tasavvur edilmez. Bu deveden daha güzel bir deve, bu güneşten daha güzel bir güneş hayal edilmez. İşte aynen onun gibi, gönderilen semavi kitaplar kendi zamanlarında gönderilmesi gereken en mükemmel kitaplardır. Nasıl ki, bir ilkokul çocuğuna çarpım tablosunun öğretilmesi, ne eksiktir ne de fazladır. Fakat üniversitedeki öğrenciye çarpım tablosu değil daha ileri dersler verilir. Bunun gibi, Kur’an’dan evvel gelen kitaplar, kendi zamanlarının en iyisidir ve o zamanlarda onların gönderilmesi hikmettir, eksiklik değildir. Bu açıdan her peygamber ve ona verilen her vahiy kendi döneminin en mükemmeli ve en güzelidir.

    Ancak tabiri uygun ise, insanlığın tamamı bir kitaptan ve bir peygamberden ders alacak yüksek okul örencileri gibi bir seviyeye gelince Kur’an gönderilmiştir.

    Madem ki en yüksek ilim üniversitede veriliyor. Öyleyse üniversitede verilen ilim, ilkokul çocuklarına da verilsin, diyebilir miyiz. İnsanlık da bir eğitim kurumu gibidir. Her devir bu okulun bölümleri gibidir. Bu bölümlerin hocaları da peygamberlerdir. Hz Adem (as)’den bu yana insanlık, hocalarından ders alarak sanki üniversite seviyesine gelmiş ve İslam dininin mükemmel derslerini alma kabiliyeti kazanmıştır. Bu nedenle en son ve en mükemmel din en sona bırakılmıştır. İlkokulda da matematiğin özü vardır. Ama ders onların seviyesine göre verilir ve hoca bütün bildiği şeyleri değil de anlayacakları şeyleri anlatır.

    İşte diğer peygamberler de insanlığa seviyelerine göre ilim vermiş ve onları yetiştirmiştir. Sonuçta bütün yönleriyle ders alma seviyesine geldikleri için İslam Dini ve Yüce Peygamberi (asm) gönderilmiştir.

    Ayrıca, Hz. Peygamber (a.s.m) devri, eski peygamberler devrine göre, dünya ülkelerinin birbirini bildiği, insanların gelişen ticaret sayesinde birbirlerini yakından tanıdığı ve kıtalar arası iletişimin çok gelişmiş olduğu bilinmektedir. Hz. Peygamber (a.s.m) Bizans, Sasanî ve benzeri dünya imparatorlarına mektup yazarak onları İslam dinine girmeye davet etmesi, bu söylediklerimizin doğruluğunu kanıtlamaktadır. Kaldı ki, Hz. Muhammed (a.s.m) kıyamete kadar gelecek bütün insanlara peygamber olarak gönderildiğine göre, bu günkü global dünyanın bir şehir hükmüne geçeceğini bilen Allah’ın bunu da göz önünde bulundurduğunu göstermektedir.diğer sorularını cevaplamak ıcın ıkıncı bı cevap acıcam

    1. İkinci olarak ;bi bakıma kuran nasıl orjinalliğini korumuş,tahriften nasıl uzak kalmıştır?
      Allah`ın son mukaddes kitabı, bütün insanlığa İlâhî fermanı olan Kur`an, 23 senede âyet âyet, sûre sûre nâzil olmuştur. Peygamber Efendimiz kendisine nâzil olan âyet ve sûreleri yanında bulunan sahâbelerine okur, sahâbeler de onu ezber ederler, bir kısmı da yazardı. Bundan ayrı olarak, Peygamber Efendimizin vahiy kâtipleri vardı. Bunlar nâzil olan âyetleri ve sûreleri özel olarak yazmakla vazifeli idiler. Gelen âyet ve sûrenin nerede yer alacağı, Kur`an`ın neresine gireceği de bizzat Peygamberimize Cebrâil (as) vasıtasıyla bildiriliyor, o da vahiy kâtiplerine tarif ederek, gerekeni yaptırıyordu. Böylece Hz. Peygamberin sağlığında Kur`an`ın tamamı yazılmış, nereye neyin gireceği belli olmuştur. Ayrıca Cebrâil (as) her Ramazanda gelir, o güne kadar nâzil olmuş âyet ve sûreleri Peygamberimize yeni baştan okurdu. Efendimizin vefatından evvelki son Ramazanda Hz. Cibrîl yine gelmiş, ancak bu sefer Kur`an`ı Peygamberimizle iki sefer okumuşlardı. Birinci sefer Hz. Cibrîl okumuş, Peygamberimiz dinlemiş; ikinci seferde ise Peygamberimiz okumuş, Hz. Cibrîl dinlemişti. Böylece Kur`an, son şeklini almıştı. Bununla beraber, Hz. Peygamber`in sağlığında Kur`an, henüz müstakil bir cilt hâlinde bir araya toplanmış da değildi. Sayfalar halinde Sahâbeler arasında dağınık olarak bulunuyor, hâfızalarda ezberlenmiş halde duruyordu. Fakat neyin nereye gireceği gayet kesin ve net şekilde bilinmekteydi. Nihayet Hz. Ebû Bekir`in hilâfeti zamanında görülen lüzum üzerine Zeyd bin Sâbit`in başkanlığında vahiy kâtiplerinden ve kuvvetli hâfızlardan müteşekkil bir komisyon kuruldu. Kur`an`ın bir cilt hâlinde bir araya toplanma işi, bu komisyona havale edildi. Ashabdan herkes, elinde yazılı bulunan Kur`an sayfalarını getirip bu komisyona teslim ettiler. Hâfızların ve vahiy kâtiplerinin elbirliği ile çalışmaları sonunda sayfalar, sûre ve âyetler Peygamberimizin tarif ettiği şekilde yerli yerine kondu. Böylece Kur`an, Mushaf adıyla tek kitab hâline getirilmiş oldu. Artık Kur`an için unutulma, kaybolma, tahrif ve tebdile uğrama diye bir şey söz konusu olamazdı. Zira aslı, Hz. Peygambere gelen şekliyle eksiksiz ve noksansız şekilde tesbit edilmişti. Hz. Osman zamanında görülen lüzum üzerine, bu Mushaftan yeni nüshalar çoğaltılıp çeşitli memleketlere gönderildi. Bugün elde mevcut olan Kur`an`lar, işte bu Kur`an`dan çoğaltılmıştır. Kur`an tesbit edilişindeki sağlamlık itibariyle, diğer İlâhî Kitablardan farklı olarak, hiçbir tahrifat ve değişikliğe uğramadan vahiy mahsulü olan şekliyle tesbit edilip ortaya konmuş; 1400 senedir de muhafaza edilerek gelmiştir. Bunda, Kur`an`ın edebî îcaz ve İ`câzının, yani, ezberleme kolaylığının, hiçbir insan sözüne benzememesinin ve söz olarak hiçbir taklidinin yapılamamasının, edebiyat ve belâgatına erişilememesinin ve zaptında a`zamî titizlik gösterilmesinin büyük rolü olduğu kesindir. Fakat asıl sebeb, Kur`an`ı Cenâb-ı Hakk`ın hıfz ve himayesine alması, onu kıyâmete kadar lâfız ve mânâ bakımından bir mu`cize olarak devam ettirmeyi taahhüd etmesidir. Nitekim Kur`an`da şöyle buyurulur: اِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَاِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ “Muhakkak ki bu Kur`an`ı biz indirdik ve onu koruyacak, muhafaza edecek, devam ettirecek de biziz…” (el-Hicr, 9). Bugün yeryüzündeki bütün Kur`an`lar aynıdır. Hiçbir farklılık ve değişiklik yoktur. Ayrıca milyonlarca hâfızın ezberinde bulunmakta, her an milyonlarca dil ile kırâet edilip okunmaktadır. Bu özellik, Kur`an`dan başka herhangi bir beşerî kitaba nasîb olmadığı gibi, semavî kitablardan hiçbirine dahi nasib olmamıştır. Allah`ın son kelâmı, hükmü kıyâmete kadar geçerli ezelî fermanı olan Kur`an`ın, böyle eşsiz bir makam ve ulvî bir şerefe nail olması da, elbette zarurî ve lüzumludur.

  74. Birazda mucizelerinden bahsederek bitirişi yapalım.Sabah namazıda yaklaşıyor çünkü.mesala aklıma gelen şuan:Ve Evren’i (Göğü) kuvvetimizle kurduk, muhakkak ki onu genişletmekteyiz. (51 : 47).Ayette “Evren, gök” diye çevirdiğimiz kelime Arapça “sema” kelimesidir. Bu kelime aynı Türkçe’deki “gök” kelimesi gibi hem Evren’i, hem Dünya’nın tavanını ifade eder. Yeryüzünün üstünün tümü “sema” diye adlandırılır.

    Evren sonsuz mudur? Yoksa Evren sınırlarla çevrili durağan-sonlu bir yapıda mıdır ? İşte size insanlığın büyük dehalarının tarihin en başından beri en hararetli tartıştıkları konulardan biri.

    Diyebiliriz ki insanlık tarihinde çok az konu bu kadar hararetle tartışılmış ve tüm uğraşlara rağmen bu konuda görüş birliğine varılamamıştır. İlk önce felsefenin içinde, daha sonra ise felsefeden bağımsızlığını ilan eden fizikte, Evren’in sınırlarının sonsuz olup olmadığı tartışılmıştır. Tarihin en parlak simalarının bir kısmı Evren’in sonsuz olduğunu, buna karşın birçok ünlü düşünür de Evren’in sınırlarla çevrili bir şekilde sonlu olduğunu söylemiştir. Oysa Kuran bu iki görüşün dışında sürekli genişleyen dinamik bir Evren modeli çizmiştir. Kuran’ın çizdiği model, Evren’in her an bir sonu olmakla sonsuz Evren modelinden, sürekli genişlemekle ise durağan sınırlı Evren modelinden ayrılmaktadır. Böylece insanlığın bu en büyük tartışmasında Kuran tüm düşünürlerin dışında üçüncü bir modeli tarif etmiştir.

    İşte Kuran’ın Allah tarafından indirilip indirilmediğini anlamak isteyenler için bir test imkanı. Bir tarafta ne felsefe, ne fizikle uğraşmış çöldeki Muhammed; diğer tarafta felsefenin, fiziğin ünlü düşünürlerinin iddiaları. İşte Aristo, işte Ptolemy, işte Giordano Bruno, işte Telesio Patrizzi, işte Galieo Galilei, işte Isaac Newton… Dünya tarihinin bu en büyük dehaları gözlemleriyle, formülsel uğraşlarıyla Evren’in sınırlı, sonlu veya sonsuz olduğunu iddia etmişler, fakat hiçbiri genişleyen dinamik Evren modelini çizememişlerdir. Ancak 20. yüzyılda Edwin Hubble’ın gelişmiş teleskobuyla gözlemleri, tüm yıldız kümelerinin hızla birbirlerinden uzaklaştığını tespit etmiş, böylece genişleyen dinamik Evren modeli doğrulanmıştır. Evren’in genişlediği ilk kez 1900’lü yıllarda ortaya atılmıştır. 1900’lü yıllardan önce Kuran dışında bu iddiayı ortaya koyan tek bir kaynak bile yoktur. Tek bir kaynak bile!..

    MUHAMMED PEYGAMBER’İN ÇÖLDE SAKLADIĞI TELESKOP
    Kuran’ın Allah tarafından indirildiğini inkâr edenler, Muhammed Peygamber’in Kuran’ı uydurduğunu söylemektedirler. Peki bunu söyleyenler Muhammed Peygamber’in Evren’in genişlediğini, 1900’lü yıllardan önce bilen Dünya tarihindeki tek kişi olmasını nasıl açıklayacaklar? Acaba Muhammed Peygamber 1900’lü yıllarda yapılmış olan teleskobun bir benzerini 600’lü yıllarda icat etmişti de, bu teleskobu kumlar altında mı gizliyordu? Acaba Muhammed Peygamber teleskobu kullanmayı, yıldızların hareketlerini yorumlayacak astrolojik bilgiyi biliyordu da, bunu insanlardan mı saklıyordu? Eğer Muhammed Peygamber deli olduğu için Peygamber olduğunu iddia etti denirse; bu nasıl bir deliliktir ki kendi döneminin insanlarının hiçbirinin bilmediği ve bilmesine imkan olmayan, kendisinden 1300 yıl sonra ancak anlaşılacak olan bir gerçeği biliyordu? Eğer Muhammed Peygamber kendi menfaatleri için dini uydurdu denirse; bu nasıl bir menfaat uydurmadır ki bu kişinin uydurdukları ancak 1300 yıl sonra tam anlaşılıyor; fakat kendi döneminde bu ayeti söylemesi kendisine hiçbir menfaat sağlamıyor, hatta gözleriyle Evren’in genişlediğini fark edemeyen düşmanlarına belki koz bile vermiş oluyordu. Menfaat için hareket eden kişi, kendi yaşarken kendisine faydası olmayan, hatta kendi döneminde anlaşılmadığı için eleştirilmesine yol açacak bir şeyi söyler mi?

    Eğer tüm bu gerçeklere karşın hâlâ bir kişi “Muhammed Peygamber kendi aklıyla bunu bildi” derse; bu nasıl bir akıldır ki kimsenin bilemediğini biliyor fakat bunları kendi bildiğini kabul edeceğine, Allah bana bildirdi diye yalan söylüyor! Toplu iğneyi bulan bir kişi bile bu buluşuyla övünme eğilimindeyken, Muhammed Peygamber niye aklıyla övünmüyor da “Bu (Kuran) benden değildir, bu Allah’tandır.” diyor. Tevazudan mı? Bir yandan Peygamber olduğunu söylerken inanılamayan, yalancılıkla itham edilen, böylece ahlâken düşük bir mertebede gösterilen kişiyi, tevazu sahibi diye mi yüceltecekler? Evet inkâr etmekte ısrar edenlere bir soru da biz soralım: “Siz neyi savunduğunuzun, ne dediğinizin farkında mısınız?”

    EVRENİN GENİŞLEDİĞİ NASIL ANLAŞILDI?
    Büyük deha Newton’un fiziğinde bir eksik vardı. Newton, sonsuz genişlikte ve değişmeyen bir Evren modelini öngörüyordu. Newton’un yerçekimi yasaları bir sorunla karşılaşıyordu. Nasıl oluyordu da Evren’in başlangıcından beri geçen çok uzun zaman sürecinde tüm madde birbirini çekip tek bir bileşime dönüşmüyordu?

    Einstein’ın formüllerinden yola çıkan Rus fizikçi Alexander Friedmann en ufak bir etkide Evren’in genişleyeceğini veya daralacağını keşfetti. Evren’in genişlemekte olduğunu ise açıkça, iddialı bir şekilde ilk savunan, Belçikalı papaz ve bilim adamı Georges Lemaitre oldu. Lemaitre, Evren’in genişlemesini geri sardığımızda Evren’in tek bir bileşimden açılarak oluştuğunu, Evren’in genişlediğini; bir meşe palamudundan bir meşe ağacının büyümesi gibi Evren’in bu başlangıçtaki bileşimden ortaya çıktığını söyledi. Bu o kadar inanılmaz gözüküyordu ki, başta bu iddiaya kendi formüllerinden ulaşılan Einstein bile inanamadı. Lemaitre’nin fizikten pek anlamadığını söyleyerek, Evren’in sonsuz genişlikte ve değişmez olduğunu söyledi. İlk başta, Evren’in genişlediği kuramsal olarak ortaya konulmuştu. Hiçbir felsefecinin tarihin uzun zaman diliminde ortaya koyamadığı bir açıklama, Kant gibi bir felsefecinin “Saf Aklın Eleştirisi” eserinde, zihinsel çatışkılardan (zihnin çözemeyeceği sorunlardan) biri olarak gördüğü ve “Zihin bu sorunu çözemez” dediği konuda; başlangıcın olup olmadığı gibi dev bir hususta ortaya konulmuştu. Bu kuram her şeye uyuyor ve Evren’in neden yerçekimine rağmen çökmediğini açıklıyordu. Alternatifi yoktu. Doğru anahtarın kendi kilidine uyması gibi, doğru açıklama Evrensel tabloya uymuştu. Fakat bilim dünyasında ilk defa duyulan bu açıklama klasik tepkiyle karşılaşmıştı: “Hayır, olamaz!”

    Aynı yıllarda Amerikalı astronom Hubble, tüm bu kuramsal tartışmaların dışında, Mount Wilson gözlemevinde son derece gelişmiş teleskobu ile gözlemler yapıyordu. Hubble tüm galaksilerin birbirinden uzaklaştığını, böylece Evren’in genişlediğini gözlemsel olarak buldu. Böylece görmediğimize inanamayız diyenlere Hubble; “Gördüğünüze inanmalısınız” dercesine genişlemeyi ispatladı. (Hubble bu tespitinde Doppler etkisini kullandı. Buna göre uzaklaşan cisimlerin dalga boyları ışık dalgalarının spektrumunda uzar; böylece kırmızıya kayar, cisimler yaklaşıyor ise dalga boyu kısalır, böylece maviye kayar.) Tüm galaksilerden gelen ışığın, spektrumda kırmızıya kayması, tüm galaksilerin uzaklaştığını gösteriyordu. Hubble bu gözlemiyle beraber çarpıcı bir yasa da buldu, galaksilerin uzaklaşma hızları, galaksiler arasındaki uzaklıkla doğru orantılıydı. Galaksi ne kadar uzakta ise, o kadar hızlı uzaklaşıyordu. Bu sonuç tekrar tekrar test edildi. 1950’de ABD’de Mount Palamar’da Dünya’nın en büyük teleskobu inşa edildi. Tüm testler, yeniden kontroller hep bu gözlemi doğruladı. Hatta ölçümler yapılıp Evren’in ilk yaratılış anının yaklaşık 10-15 milyar yıl önce olduğu iddia edildi.

    Hubble’ın çalışmalarıyla Einstein da, Lemaitre de ilgileniyordu. Daha önce Lemaitre’ın görüşlerine katılmayan Einstein, bir konferansta Lemaitre’e haklı olduğunu beyan etti. Bu düşünceye inanmamasına yol açan görüşlerinin hayatının en büyük hatası olduğunu itiraf etti. Böylece Evren’in dinamik, sürekli genişleyen yapısı gözlemlerle doğrulanmış bir şekilde anlaşıldı, dönemin en büyük fizikçisi Einstein da bu sonucu kabul etti.

    Hubble’ın ve Lemaitre’ın örneklerinde bir fizikçinin gerek kuramsal, gerek gözlemsel yolla sonuca ulaşabilmelerinin örneklerini görüyoruz. Fizikçilerin vardığı sonuç birçok birikimin üstünde yükselmektedir. Kuran’da ise bilim adamlarının birikimine dayanan bilgilerinden farklı olarak doğrudan sonuç verilir. Çünkü bu bilgiyi kitabında aktaran Allah, bu araçları kullanmadan bu bilgiyi bilmektedir. Evet, Kuran’da doğrudan sonuçlar verilir. Çok emin, çok kısa, çok net, çok açık bir şekilde.

    Herhangi birimiz Evren’e üstten bakma şansına sahip olsaydık ve biri bize “Evren’i tarif et” deseydi, herhalde ilk söyleyeceğimiz şeylerden biri Evren’in genişlediği olurdu. Ancak bilimsel birikim ve gelişmiş teleskoplarla farkedebildiğimiz bu gerçeği, Kuran’ın 1400 yıl önce söylemesi ne müthiş bir olaydır. Bazıları “Hz. İsa körleri iyileştirecek şekilde mucizeler gösterdiyse, niye çevresindeki herkes iman etmedi?” diye sormaktadır. İşte dine bilimle karşı çıkılmaya çalışıldığı bir ortamda, Kuran, bilimin en zor birkaç sorusundan birine bir cevap vermekte ve tarihte bu cevabın aynısına rastlanmamaktadır. Gelişmiş teleskopların icadıyla yapılan gözlemler Kuran’ı doğrulamakta, Kuran’ın bu mucizesinin benzerini hiç kimse gösterememekte, fakat inanmaya niyetli olmayanlar yine inanmamaktadır. Zaten Kuran bazı insanların hangi mucizeyi görürlerse görsünler inanmayacaklarını belirtmiş ve insan psikolojisinin bu yönünü açıklayarak da mucize göstermiştir. Sanırız bu örneği gören kişi, İsa’nın ve diğer Peygamberlerin gösterdiği mucizelere karşı kendilerine niye inanılmadığını anlayacaktır. Mucizelerin şekli, zamana göre değişmekte, fakat, hep açık arayan, gerçeği bulmaya çalışmak yerine, “Ben nasıl inkâr ederim” diye düşünen bazı insan tipleri hiç değişmemektedirler.

    Büyük Patlama’dan (Big Bang) sonra bu kadar çok maddenin, yerçekimi kuvvetinin etkisiyle birbirinin üzerine kapanmadan, bu kadar geniş bir uzayı oluşturarak, bu kadar büyük bir hızla birbirinden uzaklaşması, Büyük Patlama’da uygulanan kuvvetin olağanüstülüğünü göstermektedir. Bu kuvvet sayesinde Evren genişlemekte ve madde birbirini çekip yeniden kapanmaktan kurtulmaktadır. Bu kuvvet hem çok büyüktür, hem de Allah’ın üstün bilgisiyle çok ince bir şekilde ayarlanmıştır. Bu kuvvet eğer daha zayıf olsaydı gezegenler oluşmadan madde birbirini çekerek kapanacak ve ne galaksiler, ne Dünyamız, ne de hayat oluşacaktı. Eğer patlamada uygulanan kuvvet daha şiddetli olsaydı; madde o kadar büyük bir alana yayılacaktı ki, yine ne galaksiler, ne Dünyamız, ne de hayat olacaktı. Bir fizikçinin çok güzel bir benzetmesine göre; bu patlamanın galaksilerin, Dünyamız’ın, hayatın oluşacağı şekilde ayarlanmasının olasılığı bir kurşun kalemi havaya attığımızda, sivri ucu üzerinde durması kadar bile değildir. Allah, bu patlamayla hem kudretinin büyüklüğünü, hem kendisinin bilinçli olarak ilk andan itibaren nasıl her şeyi ayarladığını göstermekte, ayrıca mesajı Kuran’da bu oluşumları anlatarak Kuran’ın kendi mesajı olduğunu da ispat etmektedir.

  75. newton bile kabul etti be kardeş :).Hayır o sinenlere yemin ederim. (81:15)
    Akarak yuvalarına girenlere. (81:16).Bu ayetlerin anlamlarını daha iyi anlamak için önce ayetlerde geçen kelimelerin Arapça anlamlarını inceleyelim. 15. ayette “sinenler” diye çevirdiğimiz kelimenin Arapça’sı “hunnes”tir. “Hunnes”e “akışın tersi, pusma, büzülme, sinme, gerilemek” anlamları verilmektedir. 16. ayette “yuvalarına girenlere” diye çevirdiğimiz deyim ise Arapça “kunnes”tir. “Kunnes”e “belli güzergah, yuvaya girme, hareket halindeki cismin yuvası” anlamları verilmektedir. 16. ayetteki “akış”ı ise “cereyan” kökünden türeyen “cariye” kelimesi karşılamaktadır.

    Bilimin birçok kanunuyla her an içiçe yaşarız. Çekim yasası, hareket yasaları, termodinamik kanunlar her an hayatımızın içindedir. Yemek yerken, tuvaletimizi yaparken çekim kanunları rol oynar. Uzaya çıkan astronotlar Uzay’da yemek yerlerken, tuvaletlerini yaparlarken ancak özel tertibatlar, önlemler sayesinde Dünya yerçekimine göre yaratılmış bedenlerinin Dünya dışındaki ihtiyaçlarını karşılarlar.

    Bilim adamlarının bilimsel buluşları, olmayanın keşfi değil, olanın açıklamasını yapmaktır. Çekim gücü Evren’de zaten vardır, fakat çekim gücünün tarif edilmesi, matematiksel formüllerle ortaya konması ilk Isaac Newton(1642-1727)’a nasip olmuştur. Newton Evren’deki çekim yasasıyla Allah’ın her şeyi yarattığını, yıldızlara, Dünya’ya, Ay’a düzen koyduğunu açıklamış, insanların Dünya’nın üzerinde durmasının rastgele bir şekilde değil, fakat Allah’ın maddeye koyduğu çekim gücü sayesinde olduğunu göstermiştir.

    Allah’ın Evren’i hassas dengelerle yarattığını Isaac Newton şu sözleriyle açıklamaktadır: “Güneş’ten, gezegenlerden ve kuyruklu yıldızlardan oluşan bu çok hassas sistem sadece akıl ve güç sahibi bir Varlık’ın amacından ve hakimiyetinden kaynaklanabilir…O, bunların hepsini yönetmektedir ve bu egemenliği dolayısıyladır ki O’na ‘Üstün Kuvvet Sahibi Efendimiz’ denir.”

    EVRENSEL MATEMATİK
    Kuran’da Allah’ın her şeyi bir ölçü ile yarattığı geçer. Herşeyin ölçü ile yaratıldığı iddiası evrene matematiğin hakim olması anlamına gelir. Çünkü ölçü konulan ölçülebilir, düzenlidir, matematiksel olarak ifade edilebilir. Newton, Kepler ve Galileo’nun çalışmalarını düzeltti, dakikleştirdi ve maddi Evren’in matematiksel olarak açıklanabileceği yönündeki kuşku ile yaklaşılan görüşü ispatladı. Fiziksel Evren’in ince ölçülerle yürüyen yasalarla işlediği böylece anlaşıldı.

    Bilim ancak 1700’lü yıllarda çekim gücünün önemini fark etmiştir.Allah Evren’deki yaratışlarında kullandığı çekim yasasına, kitabı Kuran-ı Kerim’de 600’lü yıllarda işaret etmiştir. Bu bölümün başında bahsettiğimiz ayetler incelenirse bu ayetlerin çekim gücüne, çekim ile hareket arasındaki dengeye işaret ettikleri anlaşılır. Gerek atomun çekirdeği, gerek gezegenlerin ortasındaki Güneş sinmiş, büzülmüş bir halde bulunmakta, atomdaki çekirdek elektronları, Güneş sistemindeki Güneş ise gezegenleri kendi içine çekerek onları da sindirmeye, büzdürmeye çalışmaktadır. Biz bu güce çekim, yerçekimi diyoruz. Merkezdeki sinmiş çekirdekler, Güneş’ler etraflarındaki elektronları, gezegenleri kendileriyle birleştirmek, bütünleştirmek isteyerek, onları da büzmeye, kendileri gibi sindirmeye yönelik kuvvet uygularlar. Böylelikle Tekvir suresi 15. ayette geçen “Hunnes” kelimesinin çekim gücünü ifade ettiği hiçbir zorlama yapılmadan anlaşılmaktadır.(Unutulmamalıdır ki Kuran’ın indiği dönemde insanlar yerçekiminin varlığından haberdar olmadıkları için terim olarak “yerçekimi” kelimesi yoktu. Kuran yerçekimini tarif için yerçekiminin fonksiyonu olan “Hunnes” [merkeze doğru çekilme, büzülme, sinme] kelimesini kullanıp bu güce dikkat çeker.)

    Atomun çekirdeğinin çekimine rağmen elektronlar çekirdeğe yapışmaz. Güneş’in çekimine rağmen de gezegenler Güneş’e yapışmaz. Elektronları çekirdeğe yapışmaktan, gezegenleri Güneş’e yapışmaktan kurtaran elektronların ve gezegenlerin hareketidir. Tekvir suresi 16. ayette geçen “cariye” kelimesi “akışı, hareketi” ifade eder ki çekimden kurtulmayı sağlayan unsuru ifade etmesi bakımından bu önemlidir. Galaksilerden atomlara kadar tüm yapılar çekim kuvvetine karşı hareketin merkezkaç kuvveti oluşturmasıyla var olabilmektedir.

    “Hunnes”e yani büzüşmeye, çekime yönelik kuvvete karşılık elektronlar, gezegenler çekirdeğe, Güneş’e yapışsalardı Evren’de ne bir gezegen, ne bir Güneş sistemi, ne yörüngeler, ne canlılık, ne de bu ihtişam var olurdu. “Cariye”ye göre yani “harekete, akışa” göre elektronlar, gezegenler Evren’e rastgele dağılsalar, çekimden (Hunnes’ten) tamamen kurtulsalardı, yine ne galaksiler, ne hayvanlar, ne bitkiler, ne renkler, ne de biz var olurduk. Bu iki ayrı oluşum sayesinde elektronlar kendi yuvalarında, yörüngelerinde, gezegenler kendi yuvalarında, yörüngelerinde hareket ederler. Bu yuvada olmayı da 16. ayetteki “Kunnes” kelimesi mucizevi bir şekilde ifade etmektedir. Kuran yerçekimindeki merkeze çekişi “Hunnes” kelimesiyle, bu çekimden kurtulmayı sağlayan hareket unsurunu “cereyan” kelimesiyle ve her iki unsur sayesinde oluşan yörüngede olmayı “Kunnes” kelimesiyle anlatır. Böylece Kuran, yerçekimiyle ilgili terminolojinin var olmadığı bir dönemde, yerçekimine bağlı oluşumları açıklamıştır.

    ATOMLARDAN YILDIZLARA HEP HARİKULADELİK
    Daha önce de gördüğümüz gibi Kuran’ın bazı ayetlerinde Allah bazı yaratılışlara, olaylara dikkat çekmek için olaylar üzerine yemin etmiştir. Bu bölümde incelediğimiz ayetlerdeki yemin edilen unsurlar hem Allah’ın Evren’deki mükemmel yaratışlarını, hem de Kuran’ın ifadelerinin mucizeliğini bir kez daha inattan arınmış zihinlere göstermektedir.

    Vücudumuzda sayamayacağımız kadar çok sayıdaki atomların çekirdeklerindeki protonlar çekim gücü uygulamakta, elektronlar ise hareketleriyle bu çekimden kaçmakta, fakat yörüngelerini de aşmamaktadır. Atomun içindeki bu oluşumlar nükleer çekirdek kuvvetiyle, atomdaki elektriksel kuvvetle uyumlu bir şekilde sürekli faaliyet içindedir. Bir sandalyeye oturduğumuzda “ben” dediğimiz vücudumuzun atomları sandalyeyle karışsa, yere uzandığımızda vücudumuzun atomları yerle karışsa, “ben” dediğimiz atom topluluğu olan varlıktan eser kalır mıydı? Ya oturduğumuz sandalyenin elektronları ile vücudumuzun elektronları çarpışıp bir karmaşa çıksa, ya da yere uzandığımızda yerdeki atomların çekirdeklerindeki çekim gücü, vücudumuzdaki atomları karıştırsaydı var olabilir miydik? Tabi ki hayır. Varlığımızdan ne eser kalırdı, ne de var olabilirdik. Varlığımız hem çekimlerin, hem hareketlerin, hem diğer kuvvetlerin ayrı ayrı yaratılmalarıyla, hem de tüm bu kuvvetlerin mükemmel bir uyumla beraber faaliyet göstermeleriyle mümkün olmaktadır.

    Yoktan ortaya çıkan kuvvetler, bu kuvvetlerle yaratılan harikulade atomlar, harikulade yıldızlar, harikulade yaratılışlar. Herşey bize Allah’ı hatırlatıyor… ALLAHA emanet ol kardeşim kafana takılan herhangi soru oldugunda talha_sasmaz@hotmail.com dan ulaşabilirsin.

  76. Çok ilginç şeyler yazıyorsun allahsız özgür bey..( Saygısızlık yapmıyorum Bunu Siz Yazarak Belirtmişsiniz) Tanımadığınız Allah Sizi bir Teneffüslük Dünyaya Göndermiş. İstediğiniz Kadar Yaramazlık Yapabilirsiniz.. Lakin zil çalıncaya kadar Özgürsünüz. Ders zili Çaldığında Artık Öğretmeninizin Yaramazlık Yapmanıza fırsat Vereceğini düşünmeniz Size ve Yazılarınıza inanlara Fayda Etmeyecektir. Allahtan Hidayet diliyorum sizler İçin. Günahlarınıza Tanık oluyor olsam bile sizi Yadırgamıyorum.Bu haddime değil. Çünkü Bir gün Tövbeleriniz olur da dönerseniz Bu sizinle Allah Arasında Geçeceği İçin Ben Bu duruma şahit olamıyacağım. Umudum Ve Temenni Ettiğim Tek şey sizin İçin Tek sınavlık Tek teneffüslük bu dünyada Biraz daha dikkatli davranmanızdır.

  77. Asagidaki yorumlarda demek istediklerim cogu var ben de size sizin yazinizda buldugum yanlislari soyleyim (zaten siz nasil her surede bir yanlis bulmussaniz benim sizinkine bir cvbim olustu otomayik olarak)escinsellik hakkinda olan ayede manaya bakin kadinlari birakip sehvetle erleklere yaklasiyorsunuz diyor bir escinsel hicbir zaman karsi cinse sehvet duymazki eğer o kendi iradesinden bagimsiz oyle ywrandigi icin oncesindede zaten kadinlari birakip diyor yani kadinlarla da evleniyor ve iliskiye giriyorki escinseller de bunu yapmiyor bildiyim kadar Diger ise sperm testisden fiskiriyo diyosun da peki testisin orijini nerden geliyo tamda kuranda yazildigi uerden orijin alarak embriyonun anne rahminde 28 haftasinda 32 ci haftada yerine ulasiyor ozamanlar bunu nerden biliyordu Usm cihazımi vardi yoksa

  78. Kur’anın günümüzde iniş sırasına göre olmadığını ve bunun sonucunda kurgunun değiştiğini söylemişsiniz.Örnek olarakta roman tarzı kitaplarda rastlayacağımız şekilde bir cümle yazmışsınız.Burada bir mantık hatasının olduğunu belirtmeliyim ki; Kur’an-ı kerimin içeriğinde böyle ayetler(kıssalar hariç) geçmez.Daha didaktik bir anlatım vardır.Ve her sure ayrı bir konu işler.Örneğin a suresinde sosyal hayat ve evlilikten bahsediyorsa b suresinde iş hayatı ve kıyamet gününden bahsediyordur.Dolayısıyla a suresi ile b suresi iniş sırasına göre peşpeşe geliyor olsalar bile siz a suresine en başa b suresini en sona koysadınızda sonuç değişmeyecektir.Dolayısıyla kurguda değişmeyecektir çünkü sureler kendi içlerinde kurgulanmıştır.Ha eğer ayetlerin iniş sırasında problem olduğunu düşünüyorsanız -ki verdiğiniz muhammedli örnekte kıssalar için geçerli olabilir- bu konuda düşünmekten ileri gidemiyorsunuz.Ortaya herkes bir iddia atar fakat bunu gerekli mantıksal veya bilimsel verilerle kanıtlamak zordur.Yani çıkıpta “bence ayetlerin iniş sırası problemli çünkü,o dönemin insanları cümle kurmaya yönelik bir bilgi birikimine sahip değillerdi” demek bana çok mantıklı gelmiyor.O dönemin insanlarının -kendi dönemlerine göre- çok iyi edebiyat yaptıklarını,cahilliye devri gibi bir zamanda bile ebebiyata ve şiire nasıl önem verdiklerini biraz tarih sayfası karıştırıp,şu cümle kurabilme konusunu tekrar gözden geçirin.Yazınızı tamamen tarafsız okudum ama elle tutulur bir yanını göremedim.Kuranı Kerim okuduğunuzu söylemişsiniz fakat eğer açıp meal okuyorsanız ve bu mantıksal(!) kanıtlarınızı türkçe kurandan derlediyseniz konuşmaya bile değmez.Çünkü bu konulara biraz ilgisi olan her insan bir eseri anlamak için o eserin ana dilini ve dil yapısını iyice anlamak gerektiğini bilir.Size,eğer ciddi anlamda bu konuyla ilgilenmek istiyorsanız arapça öğrenmenizi,yok eğer uğraşamam diyorsanız en azından beyninizdeki bilgi kirliliğini yok etmeniz için arapça dil bilgisi olan ve kur’an-ı iyi bilen profosörleri dinlemenizi ve konuyla ilgili kişilerden yorum almalısınız.Çünkü anlaşılan okuyorsunuz fakat anlamıyorsunuz..

  79. Allah affetsin bi an için yüce Rabbim neden böyle bir şey istesin ki diye sordum ve o saniyede içimden Haşa diye bi ses yükseldi. İmanımın sesi (şükürler olsun ) . Fakat ne kadar tehlikeli olduğunuzun farkına vardım ve böyle bir şey sorduğum için cahilliğime kızdım. Eğer bir kişinin bile yoldan çıkmasına neden olduysanız Allah hidayet versin. Yardımcınız olsun .Yüce Rabbim seslendiginiz her yerdedır. Duam dualarla ona yakarmanızdır. Ve umarım şu anda yaptığınızın (Allah’ın varlığını yok sayiyorsunuz)(haşa)) aksini yaparsınız .

  80. kuran ın indiriliş sırası evet farklı. ama zaten kuranın bütününde bir olay yok. ayrıca farklı olaylar surelerle ayrılmış yani olayların anlamını bozacak olan bir sıralama değişikliği yok.
    ve de başarısız bir tanrı var kendi gönderdiği kitabı koruyamıyor demişsin ama zaten bizim bu dünyaya gelme amacımız sınanmak. elbetteki allah kendi kitabını koruyabilir ama bizden onu anlamamız korumamız ve iman etmemiz isteniyor.
    ayrıca 60-70 senede insanlar akıllarındaki şeyleri unutabilir yazmışsın. ama onu sadece 10 kişi ezberlememiş. bir sürü hafız sayesinde kuran yazıldı ki (atıyorum) 100 kişi de aynı ayeti yanlış ezberlemez ya da yanlış hatırlamaz. zaten onun mucizevi yönü de o. arapçada bir şey ezberle. gerçekten de kolay ve kalıcı olduğunu fark edersin zaten. 😀

  81. Yine cok basit birsey soracam

    Eger;
    “başka bir postacı gönderiyor (peygamberler allahın sözünü ileten postacıdır sonuçta) ”
    peygamber bir postaci ise sen bu denklemde hangi pozisyonu ustleniyorsun. Postaciya havlayan kopek gibi geliyor bana. (Dikkat bu bir hakaret degildir. Bilakis ben kopekleri cok severim)

    Yukarida, arkadasin butun yazilarda yapmaya calistigi, yaptigim sey hepimizin bildigi basit ve meshur adi ile “ITIBARSIZLASTIRMA CALISMASI” dir.

    Gucendirdiysem affola 😀

  82. Öncelikle günümüz dünyasında insanın doğruyu bulmak adına, gelişmek adına sorgulaması, araştırması elbette takdire şayan bir durum. Ancak, genel geçer toplumsal hastalıklarımızın pek çoğunun fertlere bu kadar kolaylıkla sirayet etmiş olduğunu görmek bu alanda daha fazla çalışılması gerektiğine dair bizlere bir ders olmalıdır.
    İlk olarak, söyleyeceğim herhangi bir cümle, kesinlikle hakaret maksadı taşımamaktadır. Yazı dilinin, vurguda yaşattığı kayıpların karşı taraflarca yanlış anlaşılmasına elimden geldiğince müsaade etmeyeceğim ancak Nihat Hatipoğlu programı seviyesindeki “… olsa oruç bozulur mu?” soruları ile aynı minvalde kurcalama çabaları görmem hasebiyle yaşadığım hayal kırıklığı/üzüntü karışımı duygu başka insanlara sirayet etmesin amacıyla bu yazıyı yazma ihtiyacı hissettim. 10-15 yaşlarındaki çocukların zihinlerini meşgul eden bu tarz sorularla uzun süredir karşılaşmadığımdan benim içinde, 10 yıl sonra tekrar olması açısından faydalı.
    Zaten;
    Al-i İmran 20-“(Ey peygamber!) Onlar inanç konusunda seninle tartışırlarsa de ki; “Ben özümü Allah’a teslim ettim. Bana uyanlar da O’na teslim oldular.” (Ey peygamber!) Geçmişte vahye muhatap kılınanlar ile (vahiy kültürüne sahip olmayan) müşrik Araplara, “Peki siz Allah’a teslim olmak için neyi bekliyorsunuz?!” diye sor. Şayet onlar Allah’a teslimiyet inancını benimselerse doğru yolu tutmuş olurlar. Yok,eğer buna yanaşmazlarsa, sana düşen, sadece hak ve hakikatı tebliğ etmektedir. (Unutma ki Allah) kullarının yapıp ettiklerini görür.”
    ayetine binaen, peygamberlere verilen vazife dahi sadece tebliğ iken, benim de çabam öğrenme isteği duyan kişilere neyin ne olduğunu biraz olsun sezdirebilmek, yoksa Kuran-ı Kerimde Allah defaatle imanı/hidayeti ancak dilediği kişilere vereceğini (burda da hemen aaa dilediği diyor demek ki benim çabamdan bağımsız diye düşünmeyin, anlamak isteyerek araştırdığınızda bunun “hak eden, layık olan, canı gönülden isteyen kişiye hidayetin verileceği anlamına geldiğini çok net ve kesin olarak öğrenebilirsiniz. (Kaynak için, Prof. Dr. Mehmet Okuyan, Kısa Surelerin Tefsiri 1.Cilt Fatiha Suresinin detayına bakabilirsiniz.) belirtmişken, kimseyi birşeye zorla inandırmak gibi bir gayemiz olamız.
    Yazı ile ilgili değerlendirmelere geçmeden önce dikkat çekmek istediğim son bir husus, ne yazık ki, yukarıda bahsettiğim değerli ve gerekli sorgulama faaliyetinin yanına bile yaklaşamayan “düz mantık bir kurcalama” yazının geneline hakim durumda, Ne kadar sağlıklı bir çeviri olduğu tartışmalı olan bir türkçe tefsir üzerinden “Aaa, o ayette şunu diyordu ama bu ayet bunu diyor demek ki o bunla çelişti.” gibi yorumlar geliştirmek, ne sağlıklı bir araştırmaya, incelemeye zemin oluşturabilir ne de kişiyi doğru bir sonuca götürebilir. Bu doğrultuda eğitim geçmişiniz ne olursa olsun, sosyal bilimlerde araştırma yöntemleri üzerine biraz daha çalışmanız gerektiği kanısındayım. Bilindiği üzere, bilim dahi, değerli bilim adamlarının çağlar boyunca birbirlerinin birikimlerinin üzerine yeni bilim adamlarınca yapılan katkılarla, birikerek ilerlemekte ve bugün dahi yaşanan pek çok bilimsel gelişme yüzyıllar önce yapılmış bazı çalışmalar sayesinde olabilmektedir. Bu doğrultuda sadece pozitif bilimler alanında değil, sosyal ve toplumsal bilimlerde de her çağda, önceki dönemlerde yazılanlarını okuyup değerlendirip sentezleyen bilim ve ilim adamları olmuştur. Sizin aklınıza gelen “Aaa, cevap buradaymışta hiç görmemişiz gibi ifadeler, yüzyıllar içinde milyonlarca insanın aklına gelmiş ve binlerce farklı cevap üretilmiştir.” Bu cevaplara ulaşmak isteyen pek zorlanmaz.
    Yazı ile ilgili değerlendirmelere geçersek, karışıklık olmaması hasebiyle, başlıklara ithafen ilerlemek daha sağlıklı olacaktır.
    Birinci konu: Kur’an’ın gönderiliş amacı
    Kuran’ı sakin bir kafayla mantıklı bir izahatı olan sağlıklı bir mealden, yada mümkünse arapça çeviri yapabilme yeteneğiniz varsa orjinalinden okuduğunuzda, akl-ı selim bir insan iseniz anlayacağınız en öz bilgilerden biri hatta (olması gereken) ilki, insanın bir sınanma amacıyla bu dünyaya gönderildiği ve çeşitli yasaklardan kaçınması ve çeşitli emirleri yerine getirmesi hususundaki genel manadır. Tüm semavi dinlerde maksadın temelde aynı konu olduğu malumunuz, en nihayetinde de bir cennet cehennem konusu ile bildiğimiz süreç sonsuzlukla tamamlanıyor.
    Kuran’ın indiriliş amacına dair özele girmeden önce Kuran’ın kendi indiriliş amacını kendisi nasıl aktarıyor bunlara bakalım:
    Bakara 2. İşte bu Kuran ilahi bir kelamdır. Bunda hiç şüphe yok! Kur’an insanlar için bir hidayet rehberidir. Fakat bunu anlayacak olanlar, Allah’a eş ve ortak koşmaktan, O’na karşı gelmekten sakınanlardır.
    Yani Kur’an kendi ifadesiyle, insanları hidayete ulaştırmak (doğru yol, sırat-ı müstakim, dünyevei uhrevi refah, mutluluk, iman, huzur) için bir Allah katından bir rehber olduğunu ve bu gerçeği anlayabilecek olan kişilerin bazı konuları aşmış kişiler bazı meseleleri halletmiş (Allah’a iman etmiş) kişiler olacağını ifade ediyor. Yani etrafımızdaki birine çok açık görünen bir hususun başka birince bir türlü idrak edilememesi durumu çok şaşılası bir durum olmaktan çıkıyor. Bize de “Allah hidayet etsin inşallah!” demekten ve hakikatı o almak istediği müddetçe elimizden geldiğince anlatmaktan başka bir şey düşmüyor.
    Diğer dinlerin tahrif edilmiş olması iddiası ve Kuran’ın hak din olarak gönderilmesi hususuna gelecek olursak;
    Yazının başlangıcında “Ne diyorlar, incil ve tevrat bozuldu, kur’an onu düzeltmeye geldi.” Şeklinde bir cümle yer almakta. Madem detay bilgilere ve dipnotlara bu denli önem veriyorsunuz ( ki herkesten kaynak istemişsiniz cevaplarda) bu ifadeyi hangi kaynaktan nereden kimden duyduğunuzu açıklamalısınız ama dini alanda yapılan akademik çalışmaların tamamında Hristiyanlık/Yahudilik/ İslamiyet olarak ifade edilen 3 dininde aslında tek bir dinin farklı zamanlarda (yani aynı mesajın) Allah tarafından insanlara peygamberler aracılığı ile iletildiğini göreceksiniz. Sizin yukarıda yazdığınız cümle, atalarınızdan, dedelerinizden duyduğunuz bir yanılgıdan başka bir şey değil ki, büyük ihtimal hala Hz. Meryemin babasız bir çocuk doğurmasının tıbben mümkün olmasından dahi habersizsiniz veyahut Hz. Adem ile Hz.Havva nın cennetten Şeytan aracılığıyla kovulduğunu düşünürken, Şeytanın cennette ne işi vardı diye sormayanlardansınız? İnşallah sorularınız o seviyelere gelirde daha lezzetli münazaralara kapılar açılır.
    Bahsettiğimiz gibi, Allah tarafından insanlara iletilen her 3 dinde aslında aynı din. içerik olarak özet olarak, ana fikir olarak üçüde aynı şeyi ifade ediyor. Bu konudaki Kuran delilini Bakara suresi 89.ayette, “Yahudilere, Allah tarafından ellerinin altındaki Tevrat’ı (özü/kaynağı itibariyle) tasdik eden bir vahiy (Kur’an) ulaşınca onu hemen reddettiler. Halbuki öteden beri kafirlere (müşrik Araplara) karşı üstünlük sağlamak için, (“Rabbimiz! Bize önderlik edip yol gösterecek bir peygamber ve vahiy gönder!” diye yalvarıp yakaranlar da bunlardı. Hal böyleyken Allah tarafından gönderildiğini gayet iyi bildikleri peygamber kendilerine gelince onu inkar ettiler. Allah’ın laneti o kafirlerin üzerine olsun!” ayetinde görebiliriz.
    Allah gönderdiği vahiylerle, önceki gönderdiği vahiylerin desteklemiş aslında insanlara aynı şeyleri farklı dönemlerde hatırlatmıştır. Adaletin gereği olarak, Kuran da yine pek çok kere, açıkça kendilerine bir peygamber ile tebliğde bulunulmadığı sürece insanları sorumlu tutmayacaklarını ve hesaba çekmeyeceklerini ifade etmişler. İnsanlık tarihinin pek çok döneminde pek çok farklı kavme peygamberler bu amaç ile gelmiş ve ilahi emirler ve yasaklar kendilerine bildirilmiş. O dönem ki insanlığın genel bilgi seviyesi, büyücülük vb konuların yaygınlığı ve peygamberlik makamı ile olan yakın ilişkileri nedeniyle insanlar bu durumları yadırgamamakta bilakis el açıp dua ederek, peygamber istemektedirler. Bize en yakın peygamber yaklaşık 1400 sene önce yaşadığından bugün bu tip iddialara ortaya çıktığında direk yalanlama yada asparagas ilan etme yoluna gidebiliriz. Ama o dönemde Tevrat’a inanan imanlı İsrailoğullarının ve İncil’e inanan Hristiyanların son peygamberin geleceğine yönelik bir şüphelerinin bulunmadığını yine tarihi kaynaklardan veyahut Hz. Muhammed’in hayatını tarafsız bir şekilde inceleyen tarihi çalışmalardan edinebilirsiniz. (Kaynak;3 farklı bakış açısı sağlaması açısından; İlk Müslüman (Lesley Hazleton)Yahudi ; Hz.Muhammed’in Hayatı (Martin Lings) Hristiyan; Hz.Muhammed’in Hayatı; Salih Suruç ( Müslüman))-(3 ünüde okuyup öyle bir sentez yapmanı öneririm. Zira üçüde tek başına eksik kalıyor.)
    Bakara suresi 87. ayette, “ (Ey Yahudiler!) Biz size peygamberler gönderirken, siz tuttunuz bir peygamber ne zaman hoşunuza gitmeyen ayetler/hükümler getirdiyse her defasında küstahça baş kaldırdınız; üstelik kimi peygamberleri yalancılıkla suçladınız, kimi peygamberleri de alçakça öldürdünüz.” Buyruluyor.
    Görüldüğü gibi peygamberleri dahi öldürebiliyorlar, nitekim onlarda sadece birer insan ve senin doğru tabirinde adeta ilah-ı bir mesajı ileten postacılar gibiler, ama verdiğin örneklerde ve yaptığın benzetmelerdeki mantık oyunları ve hatalarından bir diğeri de bu ki, postacı kapıyı iki çalıp mektubu bırakıp imzayı alıp giden adam iken, peygamberler toplumlarıyla bir ömür geçirip onlarla her gün bir arada olan ve vahiyleri ömürlerine yayılmış bir şekilde alıp aşama aşama insanlara ileten ve bunun için bir ücret almayan insanlardır. Tarih sadece ilahi peygamberlerin tarihi yazmış olsada, sayılamayacak kadar çok sahte peygamberin çıktığı her birinin nasıl rezil olduğu ve sahtesi ile gerçeği arasında ne kadar açık farklar olduğu bir insanın kendi başına böyle bir şey yapmaya çalıştığından nasıl bocalayacağı ve insan zekasının bunun altından kalkamayacağı aşikar bir hal alıyor. Ayrıca insanların yeri gelince peygamberlerin, peygamber olmalarından yana şüpheleri olmasa dahi, sırf kendilerinin hoşuna gitmeyen şeyler söylemelerinden dolayı onlara kötü davrandığı hatta öldürebilecek kadar ileri gidildiği ifade ediliyor. Bugün dahi insanların eleştiri yada değişikliğe zorlanma karşısından ne denli sabit fikirli olduğunu görüyoruz. Hatta iyi ki peygamberlik makamı 1400 sene önce dünya için son bulmuş ki, bugün devam ediyor olsa dünyanın ne halde olacağını tahmin etmek zor değil.
    Yine İslam tarihi kaynaklarında Hz.Muhammedin peygamberliğinden zerre şüphe etmeyen Ebu Cehil gibi kişilerin sırf peygamber neden Kureyş kabilesinden çıktı da bizim aramızdan çıkmadı gibi, kıskançlık vb. sebeplerle iman etmekte inat ettiğini görürsün.
    Şu gerçeği unutmayalım ki, biz hiç peygamber görmedik, ama gören insanların anlattıkları, peygamber gören bir insanın verdiği ve verebileceği tepkiler hakkında bize önemli fikirler vermekte, o dönemdeki insanları aklen ve ilmen küçümseyemezsin çünkü, çok geniş bir coğrafyaya yayılmış bir tebliğ milyonlarca, hükümdara,alime,çobana,çocuğa,kadına,erkeğe ulaşıyor ve hepsinin peygamberliğin açıkça görüldüğüne dair inançları kendilerince ifade ediliyor. Tebliğe uymayanların bir kısmı atalarımız,dedelerimiz ne der, bir kısmı ekonomik kayıp gibi gerekçeler vs.( Bu konudaki detaylar için, Işık Yayınlarından 2 ciltlik Hayatüs-Sahabe kitaplarını okuyabilirsin. Kendi dipnotlarıyla tatminkar bilgiyi sunacaktır.)
    Bakara suresinin 90.ayetinde, Allah’ın peygamberlik lütfunu dilediği kuluna vereceğini ifade ediyor ve Yahudiler bunu kıskandıkları için, o kadar dua edip kendilerinin içinden bir peygamber istemişken, son peygamber olarak bekledikleri kişinin Arap toplumundan çıkmasını kaldıramadıkları bu nedenle Kuran-ı inkar edip kendilerine yazık ettiği ifade ediliyor. Ancak yine Kuran-ın defalarca dediği gibi seninde, baktığın monitöründe, tüm kainatında maliki(sahibi) Allahtır ve mülk sahibi mülkünde dilediği gibi tasarruf eder, sen bir ev sahibi isen, ücretli olarak kiraya verdiğin evde, mülkiyet sana aittir istediğin değişikliği ve tasarrufu yapma hakkın vardır. Aynen de insan vücudunun biyolojik mükemmelliyette bir makine olmasının yanı sıra, bilinç ve zeka denen ve bilimsel olarak tatminkar izahı yapılamayan ( Bu alanda en güncel bilgileri içeren, Curiosity ve Cosmos Belgesel serilerini tavsiye ederim, bilimin henüz idrak edemediği ve genel kabulle üzerine teoriler inşaa ettiği pek çok alan olduğunu göreceksin.) yeteneklere sahip olmasıyla daha da şaşırtıcı hale getirdiği ortada ve bu mülkün sahibi olan Allah ta mülkünde dilediği gibi tasarruf yapabilmekte ve peygamberlik lütfunu istediği kişiye verebilmekte (ancak tabi ki bu A Milli Takım Aday Kadrosunu açıklamak gibi sen gel sen gelme şeklinde değil, merak ediyorsan detay açıklarım.)
    Dini bir konuyu kurcalarken yada anlamaya çalışırken, bu dünyanın bir sınav dünyası olduğunu gerçeğini aklımızdan çıkarmamalıyız. Nitekim mezkur ayette, Yahudilerin peygamberleri sırf işlerine gelmediği için inkar ettiği hatta öldürebildiği bile anlatılmış. Kuranın geneli okunduğundan bunların hepsinin elbette Allah tarafından görüldüğü, insanların yaptığı her şeyin kayıt altına alındığı ve sırf günahlarında biraz daha boğulsunlar, yaptıklarından dolayı cehenneme girerken inkar edecek bir ufacık noktaları dahi kalmasın diye onlara süre tanındığı ifade edilmiştir. Bu noktada, bazı insanlar çok çılgınca günaha girerken, başlarına hiçbir musibet bela gelmemesi, bazıları ise çok iyi insanlar olarak görünmelerine rağmen sürekli sıkıntı ve ızdırap çekmeleri konusunda aklınıza birşeyler takılırsa bilahare açıklayabilirim zira o apayrı bir konu ama, İlah-i adalet açısından zıtlık teşkil eden bir durum bulunmamakta şimdilik bunu bilin.
    Sınav konusuna geri dönersek, kendi yolladığı dini koruyamayan bir Allahtan bahsetmek abestir. Zira insanlığın sınavı gereği zaten pek çok kere farklı bölgelere farklı zamanlarda peygamberler gönderiliyor. Adına ne dersek diyelim hepsi içerik olarak aynı temel mesajı veriyor ve o kadar aptal insanlar var ki peygambere işlerine geldiği için iman edip 40 gün için yanlarından ayrılınca, som altından buzağı yapıp tekrar ona tapmaya başlıyorlar. İnsanlıktan tıpkı bir insan gibi, doğmuştur büyür gençlik yıllarını atlatır olgunlaşır yaşlanır ve bir gün dünyanın son bulmasıyla da ölecektir. Bizimde dinler tarihinde son vahyin geldiği zamana kadar olan bölüm bir nevi insanlığın gelişimi aşamasında alması gereken bir dersler bütünüydü mantığıyla bakabiliriz. Nasıl ki bize birinci sınıfta 1 sene içinde A-B-C den girip, Shekspare den çıkamayacaklarına, yada 1-2-3 rakamları öğretip sene sonunda türev integral çözdüremeyeceklerine göre bu eğitimi yıllara yaymak gerekliliği ortaya çıkmıştır. Çünkü karşımızdaki ilim/bilim konu ne kadar doğru, kapsamlı, faydalı, hayat için zaruri ise, onun o kadar sistemli ve kademeli bir şekilde sindirilmesi gerekir, her gün eve gidip tekrar etmemiz ödevlerimizi yapıp sınavlara girmemiz gerekir. Aynen öyle de insanlığında henüz ilk safhalarına ( toplam ömrünün ne kadar olacağını bilemediğimiz için, çocukluk mu ergenlik mi hangi dönemine denk geliyor bilemeyiz ama erken dönemlerine denk geldiği aşikar). Allah ayetlerini emir ve yasaklarını insanlara 4 büyük kitap ve 4 büyük peygamber ve başka yüzlerce (yada binlerce) peygamberler ve sahifeler ile iletmiştir. İlk kitaplar Zebur, İncil, Tevrat hacim olarak ta Kuran a göre daha ince olmasına rağmen içerik olarak öz itibariyle aynıdır. Allah farklı kavimlerden peygamberler göndererek diğer toplumları sınamış kimi kıskançlığa batıp bu sınavı kaybetmiş kimi de Allaha güvenip inanıp peygamber hangi toplumdan gelirse gelsin iman etmiştir.
    Burada kaçırdığımız yada göz ardı ettiğimiz bir nokta var kı, farz edelim son peybamber henüz gelmemiş olsun ve İslamdan sonra bir 4.din son din olarak dünyaya gelecek olsun ve bu da Kuran da açık bir şekilde yazıyor olsun. Bugün böyle bir ortam olsa ve son peygamber Japonlardan çıksa, 1400 sene öncesinden çok farklı bir insanlık tablosu olmaz.Aradan binlerce yılda geçse insanlık hep cahildir ve bilimde teknikte azınlık bir grubun çabalarıyla insanlık topyekün ileri gitmektedir. Tarih boyunca çok zeki ve çok meraklı birkaç milyon zeki insan lokomotif vazifesiyle, milyarlarca insanlık vagonları çeke çeke insanlık trenini istasyondan istasyona taşımıştır.
    Velhasıl kendi kelamını koruyamayan bir Allah dan ziyade insanlara sınav dünyasında herşeye müsaade eden bir Allah var. İstersen sende Kuranı değiştirirsin bir matbaa kur yalan yanlış bas çok zor bir şey değil ama bu münferit bir çaba olarak kalacaktır asla genele kabul ettiremeyeceksin. Allah’ın Kuran Kerimi kıyamete kadar koruyacak olması ile ilgili ayette ise, Hicr Suresi 9. Ayette; “Muhakkak ki zikri (Kur’ân-ı Kerim’i), Biz indirdik. O’nun koruyucuları (da) mutlaka Biziz.” Buyruluyor. Burada insanlığın artık İlahı Kelamdan alacağı dersin zaman içerisinde olgunlaştığı insanlığın bu emir ve yasakları kıyamete kadar götürebilecek kapasiteye geldiği şeklinde yorumlamak pek ala mümkündür. Zira bugün 1400 sene geçmesine rağmen ve o dönemleri hiç görmemiş olmalarına rağmen gönülden inanıp o dönemdeki pek çok insandan daha içten bir haliyet-i ruhiye ile dua edebilen insanlar vardır. Bu dünyadaki herşeyin bir sebebe bağlanmış olması nedeniyle, bir kitap 50 yıl içinde inip oldu bitti şeklinde binlerce yıllık insanlık tarihi 50 yılda değiştirilmeye çalışılmamış (tam süresini bilemiyoruz ama) belki yüzlerce belki binlerce yıl insanlık İlahi bir mesajla muhattap kılınmış kendilerini kimin yarattığı onlardan ne istendiği bu dünyaya neden geldikleri anlatılmıştır. Elbette herkesin inanması beklenmemekte, sınavın doğası gereği inkar ve isyan yolunu seçecek kişilerin olacağı açıklanmaktadır.
    Konuyla ilgili bir diğer ayette;
    Al-i İmran 19. “Hiç şüphesiz Allah katında tek gerçek ve makbul din (Allah’a teslimiyetin ifadesi olan) İslam’dır. Ne var ki, geçmişte ilahi vahye muhatap kılınanlar (Yahudiler ve Hristiyanlar) kendilerine (sırf Allah’a itaat ve teslimiyeti emreden) onca vahiy (Tevrat ve İncil) gelmesine rağmen aralarındaki kıskançlıklar ve inatlaşmalar yüzünden ( o ilahi vahiyleri kendi arzularına uygun şekilde yorumlamak suretiyle) ihtilafa düşüp farklı gruplara ayrıldılar. Her kim Allah’ın ayetlerini reddederse bilsin ki Allah hesabı pek çabuk görür!

    Yazıda yer alan bir diğer ifade;
    “Yani Allah işi gücü bırakıyor, tüm insanlığı yola getirecek kişiye, okuma bilgisi yüklüyor.” Ben inkar eden gördüm ama bu kadar temelsiz ve çocuksu bir mantıkla daha önce karşılaşmadığımdan cevap vermeye usanıyorum. Konuyla ilgili, biz Bakara 31; “Ademe tüm isimleri öğrettik.” Ayetinin tefsiri olan Sözler kitabı 20. Söz kısmını okuyarak çok detaylı bilgi edinebilirsin, yazmaya merakın varsa okumayada olduğunu da düşünüyorum, önyargısız bir şekilde okuman yeterli olacaktır. Zira “İlim Çinde de olsa gidip alınız.”

    İkinci Konu: “Kur’an’ın aslı korundu, hiç değiştirilmedi mevzusu”

    Bu konuya gelecek olursak, 2+2 lere 2/2 lere pek gerek yok. Yukarıda yazdıklarımı amuda kalkıp da okusanda aynı şeyi anlayacaksın, yan yatıp okusanda istersen paragrafları yer değiştir yine aynı şeyi anlayacaksın.
    Buradaki mantığın Kuran ın klasik bir kitap gibi başından sonuna kadar mana ve anlam bütünlüğü taşıyan bir hikaye kitabı olduğunu düşünüyor olman ama yanılıyorsun zira verdiğin 3 cümle örneği de yine kimse kusura bakmasın ama çok trajikomik.
    Kuran 23 senede bazen 2 sene aralar vererek vahiy kanalıyla ilham edilmiş bir kitap, gökten Harry Potter serisi gibi inmediği biliyor olmanıza rağmen bunu anlayamamış olmanız şaşırtıcı. Sureler, ayetlerden oluşur ve ayetlerin hangi surelere ait olduğu bellidir. O nedenle surelerin dizilimi hiçbir şeyi değiştirmez zira Kuran değiştirilmemiş bir kitaptır denirken, dizilimden bahsedilmez. Kuran ın her bir ayeti bizzat Cebrail tarafından nasıl vahyedilmişse bugünde aynı şeklindedir ifadesini anlatmaya çalışmaktadır. Hem düzgün baskılı tüm Kuran ların başında ayetlerin iniş sırasına göre listesi ve ayetlerin isim sırasına göre listesi, ve sizin yazdığınız gibi Fatiha-Bakara-Al-i İmran şeklinde giden uzun ayetten kısa ayete doğru olan sıranın listesi mevcuttur.( Fatiha Bakaradan kısa olmasına rağmen neden ilk başta o var bu da ödev olsun araştır. Bulamazsan sölerim.)
    Özetle, Kuran-ın ayet sıralamasına bir müdahale yapılmış değil, İstersen, tersten oku kitabın verdiği mesaj önemli ve onun değişmediğini göreceksin. Sureler çoğunlukla kendi içlerinde bir konu bütünlüğü barındırır çünkü her sure bir olay üzerine bir iniş sebebiyle birlikte inmiştir. Ayetlerde bu surenin genelini destekler. Bazı surelerin bazı ayetleri, başka surelerin başka ayetleriyle yakın alakalı yada aynı şeyi anlatıyor olabilir ( Kuran da tekrar var deme kalkar giderim o kadar cahilliğe İlber Hoca bile dayanamaz.) Bu durumda o ilişkili ayetler birlikte değerlendirilir. Ama günümüzde istersen internetten tek tek ayet oku istersen baskı kitaptan karışık ayetler oku, Kuran değişmemiştir ve aynı kitaptır.

  83. benden bir önceki arkadaş güzel cevaplamış. ben yanit vermekten daha çok site sahibinin analizini yapmak istiyorum (kendisi mantikli biri anlayisla karsilar). birkaç ihtimal var:
    1. kendisi bir eşcinsel yada kuranın açıkça yasakladığı bir şey hakkında obsesif, vazgeçilemez bir bağımlılıgı var. (eşcinsel de olsan günahı işlemediğin sürece musluman oluyorsun, Allah cezayı kuranda gectigi gibi fiili işleyenlere veriyor. bence bu bir hastalık fakat tıp bunu henüz keşfedemedi, çünkü şuanki tıp hastalıkların nedenlerinden çok prognozuna, tedavi sürecine odaklı.)
    2. İslamla kafayı bozmuş. Bir travmaya bağlı olabilir. Herhangi bir insan herhangi bir seyle herhangi bir sebepten ötürü kafayı bozabilir. Kendisi bozulduğunun farkında değildir, mükemmel hisseder.
    3. Sürekli yanlış yapa yapa artık önünde bir mucize olsa bile inanmaz, Allah dışında hiç bir güç onu inanmaya itemez, inanma ihtimali 0’a teğettir. (Kalbi mühürlenmiş insanlar derken bunun gibilerden bahsediyor)
    4. Böyle bir site açıp insanlara bu tur şeyleri anlatmaya çalışması = toplumda bir kabul görme çabası, bir kesimin saygıdeğer bir temsilcisi olmaya çalışması. (bu tür insanlar tarihte hep olmustur din liderlerinden tutun siyasi liderlere kadar; kesin bir ideolojileri vardır, yanlışları kendilerine göre yoktur varsa da bilerek olmamıştır. gerçek amaçları her zaman para, güç olmayabilir. sırf egolarının geçim kaynağı olması bile yeterlidir.)
    Daha da yazabilirdim. fakat ne kadar boş bir şey yaptigimi farkettim ki kimseye bir faydasi olmayacak. o kadar yazdim bari tiklayayim da yayinlansin.

  84. ibrahim dinlerine ait kitaplar olan incil, tevrat ve kuran, cok tanrili bir dine ait olan gilgamis destanindan nuh tufani hikayesini birebir kopyalamistir. evet beyler kurandaki nuh tufani ilk kez cok tanrili bir dine ait bir destanda anlatilir ki bu destan kayalara kazinmistir o kadar eskidir. o zamanlar muhammedin her dedigine inanan insanlarin bugun fetullahin her dedigine inanan insanlardan hicbir farki yoktur kendilerini kandirma bakimindan.

  85. Etiest olduģun belli. Ne yazık ki bu sadece senin suçun deyil bu hemde babanin suçu. Zamaninda sana gereken dayaği verip camiye adam olman için gòndermedi. Allahin gònderdiģi kurani kerim de bulunan numaralı matematikli formulun sırlarindan haberdarmisin. Bu kitabi ve kelimelerin deyişmemesini korumak için matematiikli formuller keşfedildi ki şimdi bu formùller uygulandiģinda Kuranda olan bùtuñ kelimelerin hiç deyişmediyni ispat ediyor. Yani bu formuller Kurani koruyan sırlardan biri ki bir kelime deyişse bu formùller uygulanamaz. Bir de bu matematikli formùller o kadar kompleks bir şekilde yazildi ki Hz Muhammedin bu kitabi 1500 sene ònce yazmasi olanaksizdir. Bu da Allahin varliģni ispat edenlerden biridir. Bu kutsal kitabin halà bilinmeyen sirlari vardir ve halà bu gùne kadar keşifler yapilıyor. Beyler ve bayanlar kendimize şu soruyu soralim bu dùnyada ve uzayda bilinen bùtùn bilgiler bir yuvarlak futbol olarak gòrsek senin bùtùn bilgilerin bu futbola karşi olan bùyùklùģù ne kadar dir? Eģer 1 nokta dediyseniz dòģruyu sòylediniz . Demek ki bu dùnyada ve uzayda o kadar bilmediymiz şeyler var ki Etiest yani Allahsiz olmaniz mana etmiyor. Işte Allah bu bilmediģniz bilgilerin arasinda varliģna sonsuz devam ediyor. Bana herşeyi bildiģnizi sòyleyip bana Allahin var olmadiģni ispatli olacak sòyleseydin sana tamam arkadaşim sana inaniyorum diyebilirdim fakat senin ve benim hatta en akkilli olan insanlarin bilem bilgilerimiz o kadar az ki Allahin var olmadiģni sòylemeniz biraz kafasiz bence

  86. Çamaşır makinesi alırsın içinden kullanma kılavuzu çıkar, televizyon alırsın içinden yine kılavuz çıkar, ufacık bir mahalleye bile muhtar, okula bile müdür lazımken, güneşi insan hayatı için tam ideal bir yere, ay ı da aynı şekikde ideal bir yere koyup, havadaki azat miktarınıda tam olarak 73% yapan bir gücün olduğuna inanmamak ahmaklıktan baika birşey değil. Ayrıca postacı mektup getirirde içeriğini bilmez. Alemlere rahmet olarak gelen Ahmed Muhammed Mustafa S.A.V. o mektubun içeriğini anlatmıştır. Hiçmi etrafınıza bakmazsınız be ahmaklar. Teker teker vurup öldürdüğünüz o sıhhiyeci doktor sicrisineklerin insanlar için faydasını hiç mi okuyup. SübhanAllah demezsiniz.

  87. Öncelikle Efendimize cahil diyosun ya . Sen kurban ol öyle cehalete . Çüknü sen kendini akıllı zanneden ateist dümbeleğinin tekisin . Sonrasında ise bence o kücük beynini kendine sakla .Kuranda kötü olan hiçbişey bulamadında düşünüp düşünüp bişey çıkarmam lazım diye mi bunları yazdın . Ayrıca Allah insanlara irade verdi . Kitabı mukaddesleride ( büyük çoğunluğu yahudi ) değiştiren senin gibi şeytanlaşmış insanladı . En azından cehaletini yenmek için o eleştirdiğin Kuran -ı Kerimi okuda gel . Seni aydın bozması .

  88. Yorumlara bakıyorum da babasının dayakla ve dayatmayla eski arapça olan kuran arapçasıyla kuranı okuduğu bile meçhul tipler döktürmüşler de döktürmüşler, türkçesini okumaktan aciz, acizliğini gizleyecek kadar da çok dindar… yav sizin zaten elinizde 33 lük tesbihle kahvede bu ülkeyi hergün çay ve okeyle kurtaran tipler olduğunuz çok belli… kuranın bir çok ayeti mö 4000 yıllarından sümerler ve devamı medeniyet ve karallarına ait söylemlerine bakın bakayım da aynısını görün,gördükten sonra konuşun,bilgiyle donanıp açıklamaya hazırlanın, siz bunu açıklamaya çalışın ki bunu bile açıklamak zorunda olduğu evresine geldiklerini kaçınılmaz olarak kabül eden bazı dindar arkadaşlarınızla bir olup, onlardan yardım alıp, daha sağlam açıklamalar devşirin, zira böyle başı sıkışınca birkaç türkçe ayetle çelişkileri şeffafça açıklayacağız derken KOMİK duruma düşmeye devam edersiniz.. her yerinizden okumamışlık akıyor ve bu AKINTI dudak kenarlarınızdan şıpırdıyor, SES yapıyor :), TELAŞ LA GÜLÜNÇ durumdasınız. Burada bir yüksek olasılık konuşulurken şahsi hakaret eden ‘lan’, ‘lan koduğum’ diyen çok DİNDAR utanmazlaradır daha çok bu sözlerim..

    arkeolojik ve sosyolojik geçmişe baktığınızda ilk medeniyetler arabistan, mezopotamya bölgesidir ve tüm bilinen eski dinler buraya gelmiştir, öncesinde de çok tanrılı inançlara gidersiniz kronoojik olarak, hepsi birbirininn devamı olarak çok benzer kurallardan bahseder,örneğin hamurabi kralının kanunlarına bakarsanız kurandan benzerlikler bulursunuz. Tüm evren ve cosmos, gezegenler binlerce yıl öncesinden mısır, antik yunan, sümerler tarafından zaten hesaplanıp ortaya konmuş durumdalardı, kurandan binlerce yıl öncesinde hem de kurandan daha net bilgiler vererek, araştırma zahmetine katlanır ve nasıl araştırılması konusunda tarafsızca bir tavır sergileyip sorgularsanız zaten göreceksiniz, şu anda olan namaz, oruç, sünnet, akrabayla evlilik yasağı, hırsızlık cezası, bayram, kandil gibi birçok olayın bozulmuş olduğunu cahil bilginizle iddia ettiğiniz kitaplardan olan tevratta bile var olduğunu yine göreceksiniz, bize burda kuran yeni bunu söyledi deyip tereciye tere bile değil ROKA satmaya kalkmayın :), zira bizler kafa patlatan insanlar olarak ‘koduğum’ ‘lan’ felan gibi adice sözleri kullanıp çay eşliğinde kahve köşelerinde bol keseden sallayan tipler değiliz, önce biraz saygı duymayı öğrenip bilgilenerek gelin, ezbere bilgiyle değil ama, önce samimi olun. Kurandaki ahlak ve etik kurallar ise on binlerce yıl öncesine ait olup 1500 yıl öncesi daha dünkü kitaba ait değildir. Örneğin kuran ahlakının ya da şeriat hükümlerini bu on binlerce yıllık dilimler sekmelerinde en yakın ifade eden olgular hamurabi kanunlarıdır, bakmanızı öneririm. demekki neymiş kuranı bülbül gibi okuyan arkadaşlar kuran peygamberin aile hayatı dışında yeni birşey getirmemiş..

    Ayrıca bir konuya daha değinmek isterimki arabistan dışında eski zamanlarda gelen bir peygamber yoktur, bunu sakın islama göre bir hadise göre ki sanki tüm hadisler şimdilik doğru olsun der gibi !! 🙂 saçmalayarak ‘124.000 peygamber gelmiştir. Bunlardan 313 tanesi resüldür ‘ gibi çayı fazla kaçırmaktan demirin eksilmesi sonucunu kendinizden eminlikle karıştırmayınız, zira bu demiri eksilmiş arkadaşların peygamber mucize göstermiştir deyip kendisinden ileride olan arkadaşlarından ‘göstermediğini’, peygamber okur yazar değil deyip okur yazar ‘olduğunu’, ayı yarmışdır deyip ayın kıyamet günü ‘yarılacağını’ çay içmeye ara verince ÖĞRENECEK arkadaşlara tavsiyem ‘REİS’ çayına biraz ara vermelerini öneririm.
    Son olarak kendi şahsi fikrim Tanrı vardolabilir,ama dinler.. TÜM dinlerin hepsi TARTIŞILMALI, tartışmalıdır ..

  89. Bu yazıdan anladığın şu ki; ne kadar cahil, ne kadar eksik, ne kadar çok az bilgiye sahip olduğun ve ne kadar çok komik olduğun…. ve ne kadar çok da saçmamaladıüın. ama bu düşünceler bizatihi senin özgür iradenle ortaya koyduğun fikirlerin değil. birileri seni yönetiyor ve send e birilerini yani gençliği yönetmeye çalışıyorsun aklın sıra. sen, bu fikirler ile elektriği yeniden kefetmeye, ABD y yeniden keşfetmeye veye dünyanın döünüp- dönmediğini tartışmaya çalışıyosun….

  90. Yani siz atheist olanlar bana deseniz ben bu dùnyada uzayda ve gòklerin her yerinde olan her bilgiyi biliyorum ve bu bilgiler den Allahin in varliģi yoktur deseniz o zaman size ok gardaş sana inaniyorum derim fakat vucudunun içinde olan bùtùn bilgilerin hatta 1 /100 ni bilmeden birde ùstùnden bana Allah yoktur dersen.Sana ben senin çok komik olduģnu sòylerim. Kuranda son 30 yilda bulunan sırlı matamatikli formullere ve bu formulerin içinde olan sırlı ileriyi gòsteren hadiseleri oku. Bu sirli formuller Kuranin bu gùne kadar hiç deyişmemesine sebeb oldu Yani Kuranda 1 kelime deyişse bu formùller hariç olur. Bu formùller o kadar entrikali ki bu gùnùn komputeri bilem bunu halà daha çòzemedi. Yani Hz Muhameddin bunlari matematikli bir formùllù bir şekilde yazmasi imkansizdir. Birde ileriyi gòsteren sırlı hadiseleri oku 1-2 òrnek vereyim. 1969 da amerikanin aya inme senesi Kuranda sırlı olarak yazilidir Periodik cetvelini umarim biliyorsun orada olan birçok maddeler atom numaralariyla bilem Kuranda sırlı olarak yazilidir. Kuranin 16 inci suresinde arı hakkinda yazmalar var. Şimdi sana soruyorum neden bu ari hakkinda olan bu sùre 16 inci sùrede yer aliyor. Sen onu araştir ve emailime cevap gònder. Zaten kùçuklùģunden beri tembel olduģun belli. Ve yalniz başina yaşadiģini da biliyoruz. Annen baban halà birbirlerine evli mi ?

  91. Insanin doģuşundan yani Hz Adem den(sas)tee Hz Muhammede (sas) kadar 100 binlernen Peygamberler geldi Kuranda sadece 24 u yazilidir. Bu uzun sure içinde gettirdikleri kitap yada mesajin hemen hemen ayni olmasi lazim dir onun için sùmer devletiymiş yada hamurabi kralliģiymiş o zamanlarda ve hatta òncesinden de peygamberler gelmiş ve mesajlari krallar tarafindan alinarak kanun yarine getirilmiştir Tabii Allahin birliģne inanan devletleri demek istiyorum. Yani Kuranda yazilanlar deyişik olsa Allah da yahudi ve hristiyanlarin Allahindan deyişik olurdu. Bu uzun sure içinde birçok devletlerin ve kralliģin Allahin varliģna ve birliģne inanmalari o zamanda ve ònce sinde gelen peygamberler in getirdikleri mesajlarin ispatlarindan biridir. Kuranda yaziyor bòyle bir kutsal kitap bu dunyada yoktur. Şimdi buluyoruz Kuranda son 30 yil içinde sırlı matematikli formuler Kurani korumak için entrikali birşekilde kuranin içinde yer aliyor. Birde yahudilerin ve hristiyanlar in kitaplarini Allah neden korumadi konusunu biraz açiklayim Yahudiler zaten zamaninda yaptiklari kabahattan halà daha cezalarini çekiyor They are the condemned race when they didn’t listen to their prophet and in fact killed him on the cross. But he did not die on the cross!!

  92. Rabbim diyor ki” Şüphesiz ki cehennemi cinler ve insanlarla dolduracağım”
    Secde süresi 13. Ayet ben şöyle düşünüyorum ki siz bunlardansiniz resmen ALLAH’ın sizi yarattığına ve onun varlığa inanmıyorsunuz dünya da gerçekleşen hiç bir olay hiç bir hadise hiç bir olağan üstü yaşanmışlık da mı size bunu kanitlamiyor

  93. İnsAllah doğru yolu bulursun… Ama senin iftira ve Kur’an ‘ı karalamaya çalışman yüzünden bir insan bile DİNDEN çıkacak olursa vay haline !! mahşeri bekle veya dur ölmeyi bekle Azrail ‘i görünce çok geç kalmış olucaksin. Aklının başına çabuk gelmesini umut ediyorum

  94. Arkadaşlar bu dinlerin çıkış noktasına ve ana kökenlerine indiğinizde ve korkularınızı yenip üzerine gittiğinizde aslında masallardan farkı olmadığını , zamanın insanlarının kitleleri arkasına alıp kendilerine yeni düzenler kurmaları ve savaş bahaneleri yaratıp yeni topraklar ele geçirmek tek gayeleri olduğu Tevrattada Kuran’da da çok açık ve net şekilde belirtiliyor.
    Bu kadar dünyada olan şeyler tesadüf mü diyenler için: Geçenlerde omzunda 2 ayak daha olan 4 ayaklı bebek dünyaya geldi yaratıcı yanlış mı yaptı yani o çocuğun sınavı bu mu yani yaratık gibi yaşamak mı. Neyse ki tıp ilerledi bu tür sakat doğumlara çözüm bulunabiliyor. Tüm inananlar herşeyin Allahtan/Tanrıdan geldiğine inanırlar herşeyi ona bağlarlar. Geçen sene kabeye üzerinde yıldırım düşmesi ile vinç düştü 120 küsür hacı feci şekilde can verdi , bunu da Allahın takdirine bağladılar ne güzel şehit oldular ne mutlu onlara dediler kusura bakmayın ama akıl tutulması böyle birşey heralde. Söylenecek çok şey var herkes neye inanmak istiyorsa inansın ama aydınlanmış insanlara iki de bir hidayete erersin inşAllah diye serzenişte bulunmaları kendi çıkamadıkları kuyuya başkalarını da çekmeleri hiçte hoş bir davranış değil. Herkes inancını içinde yaşasın diyeceğim fakat inanç gereği kutsal kitapların içerikleri gereği inanmayan insanları rahat bırakamazlar çünkü tek din Allahın oluncaya kadar Cihat vardır akıllarda bu da aklı yine dışlar. Sorgulama sadece Yap!
    Son olarak çok sayıda çelişkisi bulunan İslam Tanrısının neden insanlara dinini yayması için ihtiyaç duymasıdır. Şimdi biri gelip ben Peygamberim ben Mehdi’yim deyip bana inanın yoksa Allah’ım sizi böyle böyle cezalandırır derse deli deriz. Tımarhaneye atarız heralde veya aşırı radikaller sayesinde öldürülür kafir diye. Peki biz doğarken bilmem kaçıncı haftada ruh üfleniyor deniliyor kutsal kitapta. Çok daha mantıklı bir yaratıcı olsa dünyadaki herkes dünyanın en ücra köşesindekiler bile doğarken bilinç altında bu kuralları şeriatı cennet cehennemi bilerek doğsa ve herşeyin farkında olup yinede günah işleyenlerin yakılması veya cehenneme atılması söz konusu olsa çok daha adaletli bir sınav olacaktır. Fakat imanla dolu olan arkadaşlar (sorgusuz teslim olanlar) Allah’tan daha iyi mi bileceğiz diyecekler ve bizi hidayete davet edeceklerdir. Tüm sebebi ölümden sonra başka bir yere gidebilme arzusu ve korkularıdır. Dinlerin insanoğluna faydaları nelerdir tartışılır ama bir insan önce vicdanlı olmalıdır. Vicdanı olan insan cehennem korkusuna ihtiyaç duymaz.

  95. Kis aylarinda özellikle sabah saatlerinde disari ciktiginiz zaman hic rüzgar olmamasina ragmen insani üsüten bir hava vardir, bazen her mevsimde siddetli rüzgarlar eser, ve bazende günes görünmemesine ragmen cok sicak olur, yani sogugu, sicagi, rüzgari gözle görebiliyormuyuz? Hayir, ama hissedebiliyoruz, Allahta böyledir, göremezsin ama hissedersin.

  96. Özgür bey siz bunları demissiniz ama şöyle düşünün siz Kur’an-ı Kerime,Allaha,Peygambere inanmiyorsunuz. Kıyamet günü geldiginde ya bizim dediklerimiz gerçekse ozmn ne yapacaksınız cekeceginiz acıyı dusunsenize bi o ateşi düşünün biz daha yeni haşlanmış yumurtanın kabuğunu soyarken bile yanan biz insanlar o saf ateşe nasıl dayanacagiz. Bence gelin bu dediklerimi iyi düşünün eğer benim dediklerim yanlissa (bence yanlışlık ihtimali yok) varsın bu fani dünyada zorluk cekelim ki ahiretimiz kurtulsun. Saygılarımla Murat Can Elitaş

Leave a Reply


Notify me of followup comments via e-mail. You can also subscribe without commenting.