brooks-was-here

İntihar Edecek Gençlere Tavsiyeler / İntihar Bulaşıcıdır. Size De Bulaşmışsa, Aklınızdan “İntihar” Düşüncesi Geçiyorsa, Okuyun Lütfen!

brooks-was-here

İntihar Edecek Gençlere Tavsiyeler / İntihar Bulaşıcıdır. Size De Bulaşmışsa, Aklınızdan “İntihar” Düşüncesi Geçiyorsa, Okuyun Lütfen!

İntihar eden adamın son konuşması videosu dönüyordu epey. ilk başta bi şeyin viral reklamıdır mutlaka dedim izlemedim ama şimdi görüyorum ki adam gerçekten ölmüş reklam değilmiş. Şimdi o vefat etmiş, kötü olmuş elbet ama daha önemli bir konu var geride bıraktığı. İntihar bulaşıcı bir şeydir, o videoyu izleyip de intihar etme fikri beynine yerleşebilecek bir sürü insan olacaktır. Ya da hali hazırda dipte olup ölmeyi düşleyip de eyleme geçmemiş kişilere gaz verebilir. Ölmeyi arzulayan güzel kardeşim, lütfen bu yazıyı sonuna kadar oku. Nazım “ne ölümden korkmak ayıp, ne de düşünmek ölümü” demiş çok güzel bir şekilde, ayıp değil hiç bir şey. Seni belki kurtaramam depresyonundan ama çıkış için bir kaç şey önerebilirim.

Öncelikle sana konuyla ilgili tecrübelerimi söyleyim. Profesyonel olarak çalışmasam da psikoloji mezunuyum. Yakın bir arkadaşım 4-5 yıl önce intihar etti. (ölmedi) başka yakın bir arkadaşım boğaz köprüsünden atladı (ölmedi) eski kız arkadaşlarımdan biri Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesinde çalışıyordu, asya yakasında intihar edip de ölmeyen hemen herkesi ona yolluyorlardı raporlamak ön muayene falan türevi işler için. Daha sonraki bir eski kız arkadaşım biz tanışmadan önce intihar etmiş biriymiş. ben sonradan öğrendim, kötü durumdaydı. kendi ellerimle hastaneye yatırttım. (3-5yıl önce biz ayrıldık şimdi durumunu bilmiyorum ama o dönem epey toparlamıştı). Bunlara ilave çevremde 30 kusur intiharlı tanıdık vardır benim bildiğim. Yani profesyonel olarak süper bilgili değilsem de iyi kötü deneyimlerim var, bu sebeple elimden geldiğince sana bu konuda yardımcı olmak isterim.

İntihar edecek gence, altın tavsiye: Etme!

Aslında bu kadar basit, etme intihar, niye ediyorsun bi tomar şey yapabilirsin çıkış için. Ama biliyorum bu laf çok yüzeysel geliyor senin için.

Öncelikle doğru kişilerle konuş, çevrendeki insan ortalama bir insandır çoğunlukla ve ortalama bir insan da “ölüm” üzerine konuşmayı düşünmeyi sevmez. hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar, sonra da yok olmayıp cennete gideceğini düşler. O sebeple çoğunlukla ölüm arzunu anlamaz.

intihar-kadin

şimdi genel bir bilgi vereyim: İntiharların sadece ve sadece %5’i gerçekten ölmek içindir. geri kalan %95 tıkanmışlığın bir ifadesidir. Yani iletişimsiz kalmışlık içinde bir haykırıştır.

Örnek vermek gerekirse %5’lik kesim için Hitler’i düşünün. Adam savaşı kaybetmiş, yakalasalar türlü türlü işkenceler soytarılıklar falan olacak. ve de öldürecekler yine de, hayatta tutmayacakları kesin. O da intihar ediyor. Onun ki gerçekten ölmek için intihar. %5’lik. Veya The sea inside filmi vardı boyun felci adamın hikayesi. adamın yaşamdan alabildiği alabileceği hiç bir şey kalmamış, tedavi şansı yok. intihar bile edemiyor tek başına, ötenazi istiyor. Onunki çözümsüz intihar, %5’lik kesim. (yani en azından çözümü zor diyelim, akademik terimi unuttum konudaki)

Bu gerçek intiharların tartışması bambaşka konu. Ama ben daha duygusal intiharlar üzerine konuşacağım, kız arkadaşı terk ettiği için intihar eden, işsizlikten bunaldığı için intihar eden, hayattan şu veya bu sebeple sıkıldığı / bunaldığı için intihar eden… Yani aslında yaşamak isteyip de yaşamda mutluluğa ulaşamamış, çıkışı olup da mücadele edecek gücü olmayan kişiler.. haykırış için intihar eden, iletişim amaçlı intihar eden %95’lik kesim. Ölmeden önce son bir videoyla haykırışını dile getiren arkadaşlarım, sizi anlıyorum az çok.

çıplak-kadın-boğaz-köprüsü-atladi-intihar

Köprüden atlayan arkadaşım, daha önce de 5-6 kere mi ne intihar etmişti, hiç birinde ölmemişti. bana “köprüden atlıcam ben” dediğinde börekçide oturup su böreği yiyip çayımızı kahvemizi içiyorduk. Dedim ki “ölsen arkandan üzülsek, bunu mu istiyorsun?” bana acaip depresif bir ses tonuyla ve hiç gülmeden aşırı ciddi bir şekilde verdiği cevap aynen şuydu: “Özgür, sen benim öldüğümü hiç gördün mü?”  : ) o çok ciddiydi ama kahkaha atmıştım o lafına, su böreği boğazıma kaçmıştı. hakkaten adam sürekli intihar ediyor bir türlü ölmüyordu. köprüden atladı ve ölmedi gerçekten. 2bin yıl önce yaşasa peygamber falan olurdu.

Yani biliyorum çoğunlukla ölmeyi değil de tıkanmışlığınızı haykırmak istiyorsunuz. Size çıkış için yolu göstereyim:

Dusunen-adam-Heykeli-bakirkoy-hastanesi

Öncelikle uzmana gidin. Ama bu uzman apartman dairesini ofise çevirmiş psikologun yeri olmasın. Hastaneye gidin. İstanbul’daysanız, ya Erenköy ya da Bakırköy Ruh ve sinir Hastalıkları hastanesine gidin. (şansınız varsa bir soruşturun, ben öğrenciyken iyiydi oralar, şimdi bilmiyorum ama muhtemelen iyidir yine)

Terapi değil Muayene! Öncelikle size bir muayene yaparlar. 15 dakika falan sürer, terapi gibi uzun uzun konuşulacak şeyler olmaz. Sorun ne o tespit edilir, yatman gerekiyor mu, terapi uygulanması gerekiyor mu yoksa sadece düzenli ilaç kullanımıyla atlatabilirmisin onu tespit ederler.

İnsanlar apartmanın 3. katındaki bi psikoloğa gider ama akıl hastanesine gidip muayene olmaya utanırlar. UTANMA! utanır sıkılırsan nazım gelsin aklına: ” ne ölümden korkmak ayıp, ne de düşünmek ölümü” Utanma! kaçma, sorunlarınla yüzleş sadece. ve kaygılanma panik yapma. iyi olacaksın merak etme.

delimiyim ben ne işim olcak tımarhanede” demeyin, ölmeyi düşünüyorsun amk, delisin tabi. Rahat ol siktiret. Herkes deli, bana akıllı bi adam göster : ) korkma senin gibi çok kişi var, atlatıyorlar bir şekil. Sen mümkün olduğunca sancısız atlatmaya bak.

Mutlaka önce hastaneye git. (değişmediyse sistem, online randevu alabilirsin hastanelerin web sitelerinden) niye direk apartmanın bilmem kaçıncı katındaki 3+1 evi ofis yapana gitme biliyor musun, dürüstlüğünden emin olamazsın, içinde şüphe olabilir.

Ben hiç staj yapmadım bizde zorunlu değildi ama yapan terapist olmaya çok hevesli bir arkadaşım vardı. Epey ünlü bir psikologun yanına gitmeye başladı. Adama sormuş “Bu işin püf noktaları nelerdir?” diye, psikolog “işin sırrı, gelen insanı hasta olduğuna ikna edeceksin ve terapiye bağlayacaksın. yoksa dükkan dönmez

Evet malesef böyle ekonomik bir yönü var olayın, apartman dairesini ofise çevirmiş psikoloğun bakkaldan çok farkı yok, 2 yumurta yerine 10 yumurta alırsan adamın işine gelir. bir saat terapi ücreti 100 ila 400tl arasıdır genelde (tecrübe ve meşhurluğuna göre değişir) yani adam niye kaçırmak istesin ki seni?

O sebeple gerçekten sorunlu olup olmadığını bırak ekonomik beklentisi olmayan insanlar baksın. Hastanelerde deli gibi sıra bekleyen olur. (“deli gibi” deyimi burada biraz tuhaf durdu sanki : ) Neyse seni zaten hastaneye kolay kabul etmezler çok aşırı bir durumun yoksa. Şimdi kabul edilme veya edilmeme durumlarını ayrı ayrı yazayım:

erenköy  ruh ve sinir hastalıkları hastanesi

1. durum: Hastaneye kabul edilirsen:

Muayeneye gittin, doktor dedi “sen zırdelisin gel seni kapatalım” yat burada bir süre. (hemen ertesi güne neredeyse imkansızdır, sana bi iki hafta sonrasına bir gün verebilirler, hatta 1 ayı geçer belki. Panik yapma bekle gününü, iyi olacaksın acele etme)

Şimdi böyle bir durumda, sakın “tımarhaneye yattığımı duyarlarsa, başkaları ne der” diye düşünme. Tekrar ediyorum, siktiret. Bak Sartre’ın muhteşem sevdiğim bir lafı vardır: “Başkaları Cehennemdir” zaten seni başkaları delirtti canımın içi, onun için siktir et başkalarını, kendini düşün azcık.

Ve sana şunu söyleyim, çok ama çok eğleneceksin orada. Çok aşırı komik insanlar olur, ziyarete gitmiştim bi kaç kere. Ufak bir hikaye: Topluluk önünde konuşamayan bir kadın, coğrafya öğretmeni olmuş. utancından derste konuşamıyor falan. Öğrenciler affetmez, kadınla paso taşak geçe geçe delirtmişler kadını. bir tane de imam var hastanede, yanlış hatırlamıyorsam kekeme. Bir türlü vaaz veremiyor : ) adam tırlatmış zamanla. Hastanedeler aynı bölümde, imam kadına aşık oluyor. Babası geliyor kızı istiyor hastanede, kız ben istemem deli adam diyor falan çok eğlenceli hikayeler dolu.

Zaten oradaki tedavinin de esas olayı burada biraz. Sen kötü durumdasın falan ama hastaneye bir giriyorsun, 100 kusur kadın binanın çeşitli yerlerinde ağlıyor. Ama öyle böyle değil her yerde ağlayan kadınlar, “kimse beni sevmiyor“lar, “kimse beni anlamıyor“larla akan gözyaşları ve yüksek sesli ağlamalar.. Böyle bir senfoni yok.

O kişileri gördükçe kendi davranışlarını da dışarıdan gözlemleyip kendine çeki düzen vermen kolaylaşır. “Deli bunlar ayol” deyip kendini toparlamıştı benim arkadaşım.

Tabi ilaçları da düzenli alcan etcen. (hastanede kendileri veriyorlardı yanlış hatırlamıyorsam)

Bir de hastaneler devlet hastanesi olduğu için ucuz, ssk falan rahattı değiştirmedilerse.

in-treatment-terapi-odası-psikolog

2. durum: Seni hastanede kabul etmezlerse

Seni hastanede kabul etmezlerse üzülme. Bu aslında iyi bir şey olabilir, çok ciddi değilsindir diğer hastalara kıyasla. Ayakta tedavi türevi bir şekilde ara ara muayeneye gelmenle ilaç destekli bir tedavi uygulayabilirler.

Böyle bir durumda, doktorlara şunu sorun: “sizce dışarıda özel bir yerde terapi görmeli miyim?” Bu önemli bir soru çünkü hastanede yer olmadığı için seni kabul etmiyor olabilir. Oradaki doktorun görüşünü dinleyin. “Önce bir ilaçların etkisini görelim” benzeri bir yaklaşım olursa söz dinleyin, aceleci olmayın. 2 ayrı psikiyatrist aynı anda görmek iyi bir şey olmayabilir; Çünkü biri şöyle daha iyi der biri böyle daha iyi olur der kafanız karışabilir. Psikanalist farklı şey der bilişselci başka, davranışçı bambaşka şey. Onun için söz dinleyin.

Ama “İyi olur” derse özel bir özel bir psikologa terapiye gidin. Bu sefer gönül rahatlığıyla gidebilirsiniz, gittiğiniz Terapist sizi yolmak için değil, gerçekten sizi iyileştirmek için o parayı alıyor olacağını bilirsiniz böylece. tedavinin başarılı olması için terapiste güven duymanız gerekir her şeyden önce. Ve kesinlikle terapiye vereceğiniz parayı dert etmeyin, siz o sikindirik paradan daha değerlisiniz.

 

esaretin-bedeli-kurtuluşa-ulaşmak

İntihar’dan korunmak için en önemli 2 şey: Umut ve Amaç

Şimdi çoğu insan umudunu yitirdiği için intihar eder, yaşamak için bir amacı yok hisseder. Yani ne gerek var ki yaşamaya müadele etmeye, di mi? ölüver gitsin… Şimdi canımın içi, böyle düşünme. Yapabileceğin çok şey var.

Öncelikle bir filmi yeniden izle: Shawshank Redemption / Esaretin Bedeli

Umut iyi bir şeydir” çok düz basit bir o kadar da aşmış bir laftır filmde geçen. Böyle net lafları her daim çok sevmişimdir. Evet umut çok ama çok iyi bir şeydir.

Tamam biliyorum nietzsche okudun, “umut kötülüklerin en büyüğüdür, çünkü işkenceyi uzatır” lafına takıldın falan ama “umut” kavramına farklı bakıp iki sözü de aynı anda doğru kılabilirsin.

Mesela sen güzel arkadaşım, kız arkadaşın seni terk etti ve onsuz bir hayat artık düşünemiyorsun değil mi? Onun döneceğini umut etmen senin işkence çekmeni uzatıyor değil mi? Umudunu işte onun dönmesine bağlama, yeni biri bulacağına dair umudun olsun. Seni daha iyi anlayabilecek biri. Seni hiç üzmeyecek biri. Ona deli gibi aşık olabileceğin biri. Zaman ver sadece.

Mesela sen liseli kız, bunalıyorsun hayattan değil mi? sınavlar, okul, gelecek kaygısı, aile sorunları, evden kaçma istekleri, kimlik bunalımları, arkadaşların iki yüzlülükleri falan. Siktir et. umudunu kaybetme, hayat yolunu bulur bir şekilde. Senin değerini bilmeyen sana kazık atan arkadaşların olmuş olabilir, ama seni anlayacak birilerini bulursun elbet. Okulda vasat bir öğrenci de olsan, iyi kötü bir iş bulursun dert etme çok. Kaf Kef’in çok sevdiğim bir sözü vardır: “Aslında ilk çağdan çok buluğ çağı beni ilgilendirendi / 3 sene lisede rehine dönemi geçirdim” üzme yani canını sıkma. zaman geçip gidiyor zaten. Herkes benzer şeyler yaşıyor.

Yine Kaf Kef’ten Bu abi yerle çok sevişti. düşmek hiç ayıp değil, kalkmasını bil!… ve acele et şu gözyaşını sil!”

evet hepimiz düşebiliriz, herkesin kötü dönemleri oluyor. dibe düşmüş ve şu an kalkamıyor olabilirsiniz. Ama dediği gibi, yere düşmek hiç ayıp değil, “ne ölümden korkmak ayıp, ne de düşünmek ölümü” Ayıpmış rezillikmiş otmuş bokmuş siktir et güzelim benim. Sadece ve sadece kalkmasını bil. tek bilmen gereken nasıl kalkacağın!

Amerikalıların bi deyimi vardır, “No pain, No gain” acı yoksa kazanç yoktur, acı olmazsa kazanç olmaz gibi tercüme edebiliriz. Yani eğer kazanmak istiyorsan bir şeyleri, acıdan geçeceksin. emek harcayacaksın.

Ama biliyorum hiç bir şey kazanmak için mücadele etmek istemiyorsun şu an. Sadece ölmek istiyorsun. Olsun, bir dene sadece.

Bir amaç koy kendine, amaç üzerinden git.

Esaretin Bedelindeki 2 kişiyi örnek alalım, 1.si brooks, ikincisi morgan freeman. “Brooks was here” çok hüzünlü bir veda. 40-50 yıl sonra hapisten çıkmış, yaşlı adamın hayatta hiç bir şeyi yok, tüm bildiği hayat geride kalmış zaman değişmiş. Arkadaşı yok, sohbet edeceği kimsesi yok. tüm iletişim kanalları kesilmiş. iletişimsizlikten yalıtılmışlıktan aidiyetsizlikten intihar ediyor.

Morgan freeman’da birebir aynı şeyleri yaşıyor. Ama tam intihar edecekken Andy Dufresne’nin daveti geliyor aklına. Onu bulmak amacı oluyor, ve o amaç onu intihardan kurtarıyor. Tekrardan arkadaşıyla iletişim kurabilmek fikri onu canlı tutuyor.

Şimdi seni davet eden bir arkadaşın yoktur belki, “kalabalıklar içinde yalnız” hissediyorsundur belki. Belki sana haksızlık yapılmış ve müebbet hüzne mahkum olmuşundur. Ama işte canım arkadaşım, 17 yıl minnacık şeyle tünel kazıp 500 metre mi ne lağım içinden emekleyerek gittiği gibi uzun uğraşlar vererek oluyor bazen. ama oluyor.

Yani amacın için düzenli çalışırsan, umudunu kaybetmezsen atlatırsın sorunlarını.

hiç bir zaman unutma: “Umut iyi bir şeydir!” Net.

——————————

.

Bu Ciddi Konuya Eğlenceli Bir Yaklaşım: “Montla Sıç”

montla_sic_umut_sarikaya

Ya bu karikatüre bayılırım. Yeminle dünyadaki en büyük sorunlardan biridir ala turka tuvalet, ona çömeşmesi deliğe nişan alması, ister istemez götünden bokun çıkışını izlemek, böyle dengeni kaybetmemek için duvardan destek almak falan çok dertli bir şey. Bir de buna mont ekle. Böyle mont götüne değecek, bok bulaşcak stresi bir yandan bir elle duvarı tutarken bir elle montu düzeltmeler. montun cebinden bişeyler düşer mi stresi, montun sıcaklığıyla oluşan terler falan. yeminle yazarken yoruldum : ) dünyadaki en stresli şeylerden biri.

Şimdi böyle şeyle uğraşırken ne sinir ne stres kalır başka konuda, tüm stres hakkınızı o montlu sıçmaya kullanmış olursunuz.

Geyik bir yana, düşünmeye vaktiniz kalmayacak aksiyonlar acaip rahatlatır. Sırf intiharda değil daha basit şeylerde hatta çok sıradan can sıkıntısında bile işe yarıyor.

Kamboçyada çok şükür Ala turka tuvalet yok canım sıkılınca montla sıçmıyorum ama burada çok kaotik bir trafik var. Canım sıkılınca çıkıyorum abi, trafiğin içinde biraz motor sürüyorum. Ya öyle bir şey ki o trafik, yani en ufak bir şey düşünemiyorsun yeminle, %100 yola konsantre oluyorsun. Motor araba gibi değil direk düşersin yoksa.

Bahsettiğim trafik şöyle bişiy:

 https://www.youtube.com/watch?v=08IqB7MSuXc

 

.

Mesela yürüyüş yapmak, koşmak falan çok faydası olur mu emin değilim. (tabi evde oturmanızdan iyi) ama misal masatenisi oynarsanız tüm beyniniz oyuna konsantre olur. Çok seri bir oyun tık tık tık tık, beklemesiz topu takip ediyorsun. ilgini sürekli açık tutar, sıkıntılı şey düşüncek fırsat vermez.

(Masa Tenisi oynamayı bildiğini ve normalde oynadığını varsayarak söylüyorum) Eğer masatenisi oynayamayacak kadar dikkatin dağılıyor ve seni bunaltan şeyi düşünüyorsan, üzgünüm ama boku yemiş olabilirsin. Yukarda dediğim gibi doğru hastaneden randevu al. (eğer o kadar kötüysen buraya kadar da yarım yamalak okumuşsundur. lütfen tekrar oku, senin iyiliğin için faydalı bilgiler var. Acele etme tek seferde okumak zorunda değilsin. Not al masana bir yere, sonra gel gene oku)

situationism-slayt

——————

Depresyonla Mücadelede, Davranışçı Yaklaşımla Bir İki Ufak Öneri

şimdi psikolojide ” Situationism” diye bir şey vardır, (http://en.wikipedia.org/wiki/Situationism_(psychology)) biraz google yaptım “durumculuk” diye çevirmişler sanırım ama bir tomar “dürümcülük” sayfası çıktı emin olamadım : ) kabaca şöyle der: “senin duygularını / kişiliğini içinde bulunduğun durum şekillendirir.” yani dış etkenler esas önemlidir, senin iç etkenlerin o kadar mühim değildir.

şöyle örnekle özetleyim. Dalai Lama’yı al ne bileyim dünyanın en sakin en sevgi dolu insanını al, iple bağla hareketsiz bırak, kafasına çin işkencesi gibi su damlat şıp şıp şıp 10 gün boyunca uyutma ne bileyim türlü türlü işkence uygula. Yani en sakin adam bile bir yerden sonra tırlatır. Onun için, İçinde bulunduğun durumu değiştirmek, hızlı bir şekilde seni huzura erdirir.

Misal her gün sıkış tepiş otobüslerde mi gidiyorsun okuluna / işine? yakına taşın. Biliyorum taşınmak dert falan ama geçici çözüm olarak bir arkadaşında kalmayı da deneyebilirsin. O otobüslerde insan hakkaten bunalıyor. Senin çocukluğuna insek de inmesek de o otobüslerde o trafikte boku yersin kaçarı yok.

Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam kitabında çok sevdiğim bir lafı vardır. “bir kadın bunalmışsa, evliyse boşucaksın, bekarsa evlendireceksin, başka yolu yok” (kitap yanımda değil, aklımda kaldığı kadarıyla yazdım, google’da bulamadım tam düzgün halini. biraz yanlış yazmış olabilirim)

Evet bu özet bir yöntem.

Seni bunaltan sevgilin mi? hayattan ayrılcağına sevgilinden ayrıl. Seni bunaltan yalnızlık mı, bir tomar arkadaşlık sitesi şu bu var. Ne bileyim ya da dumanın dediği gibi: “Yalnızlığa belki alışman lazım” yalnızlık denize girmek gibi, ilk başta biraz soğuk geliyor ama içine girince alışıyorsun, o kadar kötü olmuyor.

İşte mi bunalıyorsun, olabilir. Misal en kötü şirket tayvan’ydı sanırım bu konuda. Her yıl 10’larca çalışanı gökdelenin üstünden atlayıp intihar ediyordu çalışma koşullarının zorluğuna dayanamayıp. o kadar intihar oluyorduki şirket bir duyuru yapmıştı, “eğer önümüzdeki 6 ay kimse intihar etmezse herkese %50 zam yapacağız” diye. yani çok aşırı sikko çalışma yerleri olabiliyor, biliyorum. Ama seni bunaltan şey işyerin ise, işten ayrıl! çok basit abi, napacam diye düşünme, evde soğuk sandviç yap, git maç çıkışlarında stadlarda falan sat. inan bana beyaz yaka stresli ofis hayatından daha rahat bir hayatın olur. siktiret yapmacık beyaz yaka prestijini. “proje” peşinde koşturup yalan etme hayatını.

Kısacası, dedikleri gibi: “bulunduğun yer seni mutsuz ediyorsa, yerini değiştir. Ağaç değilsin!

Ama başta da dediğim gibi, uzmanından yardım al ve tedavini aksatmadan yap bu değişikliği.

Umut iyi bir şeydir!

—————-

funny-suicide

İllaki İntihar edeceklere Etik olmayan bir Tavsiye: (Geyiktir, ciddiye almayın lütfen) : )

bir de illah ölcem vallaha da ölcem billaha da ölcem diyorsanız, ölmeden önce kefilsiz kredi çekin. bilmiyorum tüm detayları ama çoğu banka 15-20bin falan verebiliyor kefilsiz. Çek abi parayı, yakınlarına ver ne bileyim bir yardım kuruluşuna bağışla. Ölmeden önce son bir faydan olsun : ) (ama tabiki ne kredi çekmez ne de ölmezsen çok daha iyi)

—————

intihar selfie fotoğrafı boğaz köprüsü

özetle sevgili arkadaşım, çevrendekiler büyük ihtimal anlamayacak seni, üzülme. Hastaneye gitmekten çekinme. Sen mühimsin, Siktir et gerisini. 

 

umut-guzel-bir-seydir-esaretin-bedeli

Share/Bookmark
Share:

12 comments

  1. bu yazıyı kaçıncı kattan yazdığını bilmiyorum..yatağımın intihar kıvrımları boşaldı.hayatının damarları ıslık çalan dumanla tetiklenen intiharlı insanlardan biri olarak..olmamış diyorum.özgürlüğünü yaz şehirleri yaz..yolları ve ölümsüzlüğü yaz ama bunu yazma.uçurumdan atlamayı düşünen değil uçurum olan insanlar var.uçurum sarkan.çocukların gözlerine intiharlarını saklayan.sen merak etme bi yere siktirolup gittiğimiz yok.en fazla yatağından düşersin sevişirken.

  2. ne yalan söyleyeyim sonunda bu durumumda güldüm allah da seni güldürsün. umut var amaç var ama birde güç lazım bilmiyorum ki. bazen herşeyi bırakıp uzak bir yere mi gitsem diyorum ama gidilmiyor ki. ne yapalım el mahkum devam edeceğiz.

  3. 1. Duruma kadar çok güzel yazmışsın ama sonra sıçmışsın be dostum… haaa genede faydalı birazcık. Artık intihar etmeyi düşünmüyorum(!) (aramızda kalsın hiç düşünmemiştim ki zaten, daha çok bana zarar verenleri yok etmeyi düşünürüm 😉 )

  4. Asıl sorun intahar edecek bir sebebin olması değil. Asıl sorun yaşamaya değer bir şeyin olmaması.

    Hayat aynı bir tazı koşusu gibi. Yapay bir tavşanı ileri doğru salarlar, bütün tazılarda ne olduğu anlamadan ileri doğru koşar. Sanki tavşanı yakaladıklarında bir şey olacakmış gibi.

    İnsanlar içinde durum aynıdır.

    Lüks arabalar, yakışıklı yada güzel insanlar, çok para, tüm Dünya’yı dolaşmak.

    Bunları elde etsen ne olur, etmesen ne olur. Ve gerçektende hayatta yapmak istediğin bir şey yoksa hayat gerçekten de boştur.

    Kısaca hayat boş. Sadece anlam yükleyip, vakit geçirmeye çalışıyoruz…

  5. Ilk baslarini keyifle okudum sonra baktimki olay olayliktan cikti flim elestirmenin yazisina size kolay gelebilir damdan dusen gelsin deriz ya intihar edip basaramamis biri olarak soyluyorum keskelerle dolu bir yasam yada guzel bir hayat herkesin kendi ellerinde suan yasiyorum kazada yaptim ölmedim intahari bazen düşünuyorum tedavi almiyorum sadece umudum yarinlar guzel olsun diye hayal ediyorum 26. Senemde emekli oldum hayattan bakalim hayat bizi nereye goturecek, kimseye nasihat veya hayat hikayemi yazmiyorum cunku herkes kendi yasar hayatini unutmadim unutamam sizde unutmayin Her fani bir gün ölümü tadacaktir…

  6. ben malmıyım bilmiyorum ama bu düşünce git gide büyüyyor 2 yıldır belkide daha fazla 3-4 seneden beridir yaşama sevincim yok hayata bir işkence olarak bakıyorum bir yaratıcının oldugunu düşünmüyorum

  7. Ya doguştan bir eşcinselseniz, ama beyniniz ve kalbiniz bunu kabullenmek istemiyorsa, gerçek oldugunu bile bile kendini deiştirmek istedikçe 4 kere 5 kere 6 7 8900.. dibe battıysanız,? İleçlar,namaz,oruç,dualar hepsini denedigin halde kendi yapını deiştiremiosan ne yapacaksın arkadass ?? 1 kere bile karşı cinse yaklasmadan sırf iyi niyetin aşırı iyi niyetli duyguların yüzünden çevren tarafandan sürekli arkandan ibne bu çocuk denmesi. 18 yaşıma kadar Çok kibirli bi erkek çocuguydum insanlar o zamanlarda bana bişeyler ima etmeye calısıomus ama cahillik yada vurdum duymazlık işte anlamamısız.. İntihar edicem ve Kesin tek sorum Yüce Mevlaa Beni neden böyle yarattın ??????? aç kalsaydım,sakat kalsaydım,anam babam olmasaydıda bu şekilde olmasaydım………………

    1. Yanlış yazmısım hemcinsinize yaklasmadan.

  8. Bu dusunceyle yasayanlardan biri de benim sanirim..bazen butun sartlar uygunken bile olemiyorsun.yeniden denemelisin yasadigin hic bir sey gercek degil.her sey de bitti zaten yasamani gerektirecek hic bir durum yok

  9. İntihar etmeyi düşünenlere söylemek istediğim tek şey “beklediğiniz şeyler beklemediğiniz anda gerçekleşir.” buna hep hayatın paradoksu gibi bakarım beklentilerinizi sıfıra indirin ve anı fark edin ait olduğunuz yeri düşünün şükredin.

Leave a Reply


Notify me of followup comments via e-mail. You can also subscribe without commenting.