McHale_genesis_lg

“Her şeyin bir yaratıcısı vardır” yaklaşımına eğlenceli bir cevap


Hafta sonu nette takılırken, Tanrının varlığı/yokluğuyla ilgili güzel bir argümana denk gelmiştim. Hazır paylaşıma başlamışken onu da buraya koyayım:

Şimdi genel olarak bize ne derler, “hiçlikten evren varolamaz, tesadüfen insan ortaya çıkamaz her şeyi yaratan bir tanrı vardır. Misal bir bilgisayar gördüğünde bilirsin ki o bilgisayar tesadüf eseri oluşmamıştır onun bir tasarımcısı vardır. Bir tablo gördüğünde, bilirsin ki o tablo tesadüf eseri oluşmamıştır, bir ressamı vardır. Dolayısıyla evrenin de bir yaratıcısı vardır.”

Şimdi bu argüman içinde bir çelişki içerir. Bu söylemi alıp şöyle düzenleyelim:

Önerme 1: Bir şeyin hiçlikten ortaya çıkması imkansızdır.

önerme 2– Bir bilgisayar gördüğünde, bilirsin ki bir tasarımcısı vardır.

önerme 3– Bir Tablo görürsen bilirsin ki o tablonun bir ressamı vardır.

önerme 4– Evrene bakınca da bilirsin ki evrenin bir yaratıcısı vardır.

Durum 1: Bilgisayar tasarımcısı halihazırda mevcut materyalleri kullanarak bilgisayarı tasarlar.

Durum 2: Bir ressam mevcut boyaları fırçaları vs. kullanarak resmi yapar.

Soru 1: Allah hangi mevcut maddeleri kullanarak evreni yarattı?

Klasik cevap: Tanrı herşeyi kendisi yoktan varetti.

Soru 2: Zaten ilk başta karşı çıktığın şey, bir şeyin hiçlikten ortaya çıkmasının imkansızlığı değil miydi? 🙂

———————————————————

ve bu argümana yakın bir başka karikatür:

Satranç terminolojisiyle: Çoban Matı 🙂

.

Share/Bookmark
Share:

7 comments

  1. Merhaba sevgili arkadaş… Zihnini olabilecek en engin kapasitesi ile kullanmaya çalıştığından ve şüpheciliğinden dolayı seni tebrik ediyorum… Bu tebriğimden sonra da izninle, ve başka biri daha yorum yazmamışken yorum yazayım.. Kimsenin yorum yazmamış olması komik doğrusu.. Ama başka bir yazında dini kitaplar değişti mi deyince herkes ayağa kalkmış yorum yazmış… 🙂

    Buradaki mesela şu.. Bu dünya zaten gerçekte var bile değil!!!… Kuantum fizikçilerinin bulduklarına biraz bakmanı öneririm… ve de şu iki kitap çok aydınlatıcı oldu benim için:

    *Ben O’yum…. yazar: Sri Nisargadatta Maharaj…. Akaşa yayınları
    *Işığın Doğuşu…..yazar: Barbara Ann Brennan…….. Meta yayınları

    Bunları senin geçtiğin sıkıntıların aynısından geçtiğim için, belki seni de aydınlatması açısından faydası olur diye yazıyorum… Anladığıma göre, zihnin ve aklın gerçeği arıyor, ama bunu yaparken devamlı dindar kimselerin söylediklerine ve inandıklarına çarpıp duruyor… Evet, çoğu kişinin önüne aynı cümleyi koy… hepsi başka anlam çıkarıyor, kör inanmakla hiç inanmamak arasında gidip geliyorlar.. Ama ben şimdi bunu geçiyor ve senin yukarıda yazdığın konuya geri dönüyorum…

    Yani bir şeyin hiçlikten meydana gelemeyeceği konusuna… İşte ben de diyorum ki( ve birebir de deneyimledim!!!) zaten bu bizim gerçek dünya dediğimiz zaten var değil… Evet, tabii ki var, ama bir yandan da yok. Yani bizim zihnimizin zannettiği anlamda var değil…
    Bunu kelimelerle açıklamak gerçekten de zor, o yüzden de bu iki kitabı önerdim, özellikle de ilkini öncelikli okumanı öneriyorum…

    Kuantum fizikçilerinin güzel bulguları var.. Mesela gözlerin nasıl gördüğüyle ilgili.. Herkesin de bildiği gibi ışık gözlere giriyor ve içeride çarpraz yapıp görüntü oluşturuyor. buraya kadar tamam, okulda öğrettiler de, burada eksik olan bir şey var.. Kuantum fizikçileri ve yukarıda kitabını önerdiğim Maharaj gibi ermiş olan kimseler buluyorlar ki dışarıda aslında bir kaç atomun oynaşmasından başka bir şey yok. Ki onun bile yüzde doksanı boşluk, geriye kalanı da titreşim gibi ışık oyunu gibi bir şey… Her neyse, bir de şöyle bir sorun var… Gözlerden ışık giriyor, her birimizin beyin yapılanmasının, algı sistemimiz, inanç sistemimizin vs. olduğu sinaptik ağlardan geçiyor ve beyinin içindeki bir kum tanesi büyüklüğündeki ekrana yansıyor. Yani mesela içi kedilere karşı korku dolu düşüncelerle dolu olan bir insanın bir kediye bakınca, onu korkulacak bir şey gibi algılaması, yada Allah’ı cezalandırıcı olarak tasfir eden bir insana, bu türden ayetler inmesi bundan… Ama asıl mesele bu değil.. O kum tanesi kadar yere yansıyan görüntüyü gören biri var! Kim o? Sensin?…Nerede peki?…Sen şimdi bu ekranı görüyorum diyebiliyorsun? Ama o gören kim? İşte en üst düzey fizikçiler buna bilinç diyorlar ve gerisine karışmıyorlar.. Yani karışamıyorlar… :).. Çünkü o gören, yani sen ve ben, üzerinde araştırma yapılabilecek bir şey değil.. Çünkü herhangi bir maddesi yok..Ama yine de var… Yani nasıl canlılarda organik varsa inorganik de var onun gibi… 🙂

    Sen yine de benim dediklerime inanma… otur araştır… dediğim kitapları da zihnin hazır ise alıp oku… Umarım böylece inananların bahsettiği her şeyin nasıl yoktan var edildiği biraz aydınlığa kavuşmuş olur.. Buna hintli ermişler ‘maya’ diyorlar, yani aldatıcı serap dünyası..
    Sevgilerimle.
    (l.klomp@hotmail.com)

  2. Görme merkezi var.Occipitalde renkleri tefrik merkezi var.Bunlarda hep ayni yerde oluşuyor tesadüfen(?)Morula ,safhası gibi bölünürken tıp a tıp ayni olan hücreler;corneada cam gibi saydam,kemikte tahtadan 29 kat sert ve güçlü,beyinde ise yağ gibi yumuşak oluyor tesadüfen(?) Hepsi tesadüf olsa bir kere de burun enseden çıkabilirdi tesadüfen(?) Maalesef bir Tıp adamında tereddüt dahi uyandıramazsın.Benim dinim bana,senin ataizmin de sana…..(Kafurun suresi) 🙂

  3. bak arkadaş bir yaratıcı var. kotu olan gerçekten kitaplar ve din varmı. bence islamda ve diğer dinlerde problem var. sıkıntı burda. şimdi yaratıcının olmaması imkansız bunu bir geç herşey tesadüf değil. mesela arabanın ortalama 22,000 parçası vardır sen bunu al karıştır bakalım montajlanmış bir otomobil çıkarmı çıkmaz. yani sorun insanlarda. din zaten insanları kanalize etmeye yarar şekillerndirir. insanlar sorgulamasın ama krallar sultanlar ohhhh cariyeler bakireler takılsınlar ama sen aaaa mümin adamsın olurmu yakışırmı derler. neyse devam et arkadaş…

  4. Şükrü arkadaşım iyi güzel yazmışsın da, bildiğim kadar durumu sana açıklamaya çalışacağım ve eğer yanlışım varsa bilen arkadaşlar yanlışlarımı düzeltsinler.İlk olarak ben deistim ve benim için tanrı var fakat din,peygamber,kitap vs şeyler göndermemiştir.Senin dediğine gelecek olursak ateistler bunu şöyle açıklıyor.Mesela kurbağanın sinek yakalayabilmek için uzun dilli olması,yılanların yaşadıkları ortama uygun renkte olması,penguenlerin ayak parmaklarının arasındaki perdeleri hızlı yürümelerini, deri altında depolanan yağ ise soğuk ortamlarda vücut sıcaklığının korunması vs gibi.Yani canlılar bulundukları ortama göre milyonlarca hatta milyarlarca yıl boyunca adaptasyon sürecine maruz kalıyor ve vücutlarıda bu sürece göre şekilleniyor.Kısacası gözlerimizin ensemizde değilde yüz çerçevemizde bulunması bizim daha iyi görüntü almamamız için bu süreç içinde şekillenmiş olabilir düşünsene arkanı göremiyorsun ama önünü görebiliyorsun yada şöyle diyelim neden perdeli ayaklarımız yok ? Çünkü suda yaşamıyoruz karada yaşıyoruz ve suda yaşamış olsaydık şayet, perdeli ayaklarımız olabilirdi daha iyi yüzüp hayatta kalabilmemiz için vs vs örnekleri çoğaltabilirsin.

    1. Sukru bey; 2014 senesinde yorumunuzda ‘Hepsi tesadüf olsa bir kere de burun enseden çıkabilirdi tesadüfen(?) demissiniz.
      hemen hemen tum canlilarda kulak, burun, agiz, goz duyularini birbirne cok yakin olmasinin sebebini su sekilde acikladilar; INSAN DAHIL CANLILARIN (BITKI HARIC) tek hucreli bir canlidan tureyerek bugunku canli turlerini olusturduklarini kanitladilar. agiz. burun, goz ve kulagin ayni bolgede ve birbirine cok yakin olmasinin sebebi gayet ilkel ve hala gecerli bir sebebten kaynaklanmaktadir, her canli yiyecegine mumkun olan en kisa surede yenilebilir olanla olmayani ayirt etmek icin ve en kisa surede yemek icin goz,burun, agiz ve kulak ayni bolgede gelismistir; bu temelde burunun enseden olusabilmesi soz konusu olamaz cunku doganin gelisimiyle uyumlu degil.
      Why Are We So Similar?
      The DNA of these species is so similar because the basic organization of life is widely shared, with the largest differences found between plants and animals, or between tiny single-celled organisms like yeast and large multicellular organisms like ourselves. The similarities reflect a common ancestry that appears to be shared by all life on Earth.

  5. Allahım yarabbim, ne kadar da mantıksızsın. Önerme 1 ne diyor ? “Bir şeyin hiçlikten ortaya çıkması imkansızdır” yani demeye çalıştığın şey yoktan varın olması imkansızdır. Allah da her şeyi yoktan var etmiştir diyorsun, çelişiyor diyorsun, zaten ilk başta yanılıyorsun, Allah’ın her şeyi yoktan var ettiğine de ilk baştan karşı çıkmıştın. Doğrulara yanlış katıyorsun, 5 doğruya 1 yanlış karıştırıp (hiçlikten evren varolamaz (yanlış), tesadüfen insan ortaya çıkamaz(doğru) her şeyi yaratan bir tanrı vardır(doğru). Misal bir bilgisayar gördüğünde bilirsin ki o bilgisayar tesadüf eseri oluşmamıştır onun bir tasarımcısı vardır(doğru). Bir tablo gördüğünde, bilirsin ki o tablo tesadüf eseri oluşmamıştır, bir ressamı vardır(doğru). Dolayısıyla evrenin de bir yaratıcısı vardır(doğru).) insanların aklını mı çelmeye çalışıyorsun anlamadım. Doğruyu anlayabilecek kadar akıllı olduğunu düşünüyorum. İnşallah insanlar senden etkilenmez, sen de doğru yolu seçersin. Amin…

Leave a Reply


Notify me of followup comments via e-mail. You can also subscribe without commenting.