satranc-strateji-politika

Gezi Parkı Olaylarının Türkiye’ye Şeriat’ın gelişini durduramayacak olmasını görmenin burukluğu..

satranc-strateji-politika

Gezi Parkı Olaylarının Türkiye’ye Şeriat’ın gelişini durduramayacak olmasını görmenin burukluğu..

Blog’umda politikayla ilgili çok şey paylaşmam. 2010’da Anayasa referandumu yapıldığında blogu daha açmamıştım. 2010’daki “Yetmez ama evet”çiler doğrudan ve de BDP’lilerin seçime katılmayarak AKP’ye katkı sağladıkları seçimden sonra Türkiye’nin siyasi geleceğiyle ilgili görüşüm netleşmişti. Çoğu kişi, “yok yaf, türkiye’de şeriat olmaz” dese de, Erbakan’ın o meşhur sözüne tüm samimiyetimle inanmaktayım. Hatta 2011 seçimlerinden hemen önce blogumda paylaştığım “Allahçılarla Atamcılar arasındaki tatsız tuzsuz bir seçim daha geliyor..” yazımda da bahsetmiştim, oradan copy paste:

“….. CHP bu kafayla 100 yıl daha seçime girse, 100 yıl daha kaybeder. Umarım seçime bu kalan 40 kusur günde, CHP birazcık olsun performans sergiler diyeceğim de.. pek bi inancım yok..

Şu anda Erbakan’ın da dediği gibi, “Bu düzene geçilecek. Geçiş dönemi yumuşak mı olacak, sert mi? Kanlı mı olacak kansız mı?” ayrımında ülke ve herşey çok tatlı tatlı oluyor. Kan dökülmüyor, sistem şeriata doğru ufak adımlarla değişiyor, önlerindeki burokrasi engelini kaldırdılar. Yargı engeli kalktı, yargının kontrolünü de ele geçirmek üzereler. 2-3 yıla komple kontrole girer yargı. Ordu’yu kontrol altına aldılar. Sivil iradenin önünde askeri kontrolün olmaması özü itibariyle iyi bir şey, ama 3-5 yıla da askeriyenin içine kendi adamları hakim olunca, ordu da bugünkü polis teşkilatı gibi olacaktır. Hem orduya hem polise hem de yargıya hakim oluncaya kadar halk desteğini bu şekilde korumaya devam ederlerse “hedef 2023″ sloganı daha da anlamlı oluyor.. Bizlerin yaşam şansımız kalmıyor.”

Gezi Parkı olaylarında da, çok süper bir şey orada direnmek, eylemler düzenlemek. Bu eylemler sonunda proje iptal de olabilir büyük ölçüde. Gezi Parkı park olarak kalabilir, eylemciler zafer kazanacak olabilir. Böyle bir zafer, küçümsenemeyecek büyük bir zafer olur da.

Ama önemli olan, zafer kazanmak değil, o zaferi kullanabilmektir! Ne yazık ki, türkiyede bu zaferi kullanabilecek bir lider yok!

Tarihten 2 örnek vereyim: Milattan önceki yıllarda, Kartaca ile Roma yıllar yılı savaşmışlardır. Bitmek tükenmek bilmeyen savaşları vardır. Kartaca, büyük generali Hannibal ile Roma’nın tüm ordularını talan etmiş, alpleri aşıp neredeyse romanın önüne gelmiştir. Roma’nın direnecek gücü kalmamıştır. Hannibal, Büyük iskender, Cengiz Han gibi kullandığı kusursuz savaş taktikleriyle dünyanın gelmiş geçmiş en iyi generalleri arasında gösterilecek seviyede anılmaktadır bugün bile. Atatürk bile kurtuluş savaşında Yunanlıların en güçlü olduğu Uşak/Afyon’da Hannibal’ın “mektup taktiği”ni kullanarak zafer kazanmıştır, Atatürk’ün askeri strateji alanındaki referansı olmuştur.

Ama bugün Kartaca’nın adını bilen kaç kişi vardır?

Olay zafer kazanmak değildir, Hannibal’ın yardımcı generallerinden birinin tarihe geçen deyiminde dediği gibi: “Hannibal, you know how to gain a victory, but not how to use one.” (Hannibal, sen zafer kazanmayı biliyorsun, ama zaferi nasıl kullanacağını bilmiyorsun)

2. örnek de 28 şubat dönemi.

28 şubat vesilesiyle, bir ara tüm tarikatçiler dışlandı toplumdan. siyasileri yasaklandı. Erdoğan’ın sık tekrarladığı gibi kendisine “muhtar bile olamaz” denildi. Sonuç? Erdoğan başbakan, Çevik Bir gibi pek çok 28 şubat’çı hapiste. Çünkü kazandıkları zaferi kullanamadılar. (yanlış anlaşılmasın, 28 şubat’ı savunmuyorum, sadece durum analizi yapıyorum)

Siyasi manevraları çok güçlü bir lider olan erdoğan var. Gezi parkında ne olursa olsun, kendi yoluna bakacak olan, insanların da ilgisini üzerinde tutacak olan türkiye halkını iyi tanıyan bir erdoğan var.

CHP’den korkmaz, “O gezi pakı planının altında CHP’nin de tam kadro imzası var” der, CHP’ye daha önce dediği gibi “bir gün öyle bir gün böyle” olmakla suçlar. (-ki yapmak da en doğal hakkı, CHP hem onay vermiş projeye, sonra da sokaklarda eylemcilere destek veriyor)

BDP’den de korkmaz, istanbulda BDP seçimlere bağımsız girdiği için her bölgeden birer milletvekili aday gösteriyor nasılsa. o milletvekili ister 100bin oy alsın ister 2 milyon oy. bir şey değişmez, bdp her bölgeden anca 1 milletvekili çıkartır.

Ayrıca “faşizme karşı omuz omuza” vs. gibi solcu sloganlarla yapılan polisle çatışmalara girilen eylemlere, anadoluda “anarşi” gözüyle bakıldığından, anadolu genelinde bu eylemlerin ters tepmesi muhtemel.

Kayseri’de, Afyon’da, Yozgat’da, Elazığ’daki yerli halka “faşizm”, “sermaye”, “kapital düzen” vs. diyen bir gruba polisin gaz bombalarıyla müdahale ettiğini görünce, tüyleri diken diken olur. “Serseriler gene olay çıkarmışlar” derler, sizin ne için mücadele ettiğinize bakmaz, polisin anarşiyi bastırması gerektiğini haliyle de iktidarın doğru yaptığını düşünür.

Tayyip’de böyle bir olayla zafer kazanamaz elbet. Sadece mevzisini yani mevcut kitlesini koruyabilir.

Peki bu olaylardan kim zafer kazanabilir?

Size belki ilk başta “yok yaf” dedirtebilir, ama bu olaylardan zafer kazananı MHP olacaktır.

Ortalama türk halkı, muhafazakardır. Milletvekillerinin polisle çatıştığını görmek istemez, onları saygın, ağırbaşlı devlet adamı olarak görmek ister. BDP’li Sırrı Süreyya ile birlikte bir chp’li vekil polis tarafından yaralanmış hastanelik oldu” haberi ortalama anadolu halkını MHP’ye iter.

AKP gezi parkını AVM yaparak yandaşlarına rant sağlıyor algısı anadolu halkını MHP’ye iter.

MHP’nin olaylara fiilen karışmaması, bunun yerine Bahçeli’nin Demirel’in cenazesine gitmesi, milleti MHP’ye çeker.

Ve de en önemlisi, türk halkı milliyetçidir. Ulusalcılıktan beklediğini bulamadıkça, gerçek milliyetçiliğe yönelir.

PKK ile olan anlaşmalardan dolayı rahatsız olan pek çok milliyetçi AKP’li MHP’ye kaymaya başlamıştı son 3-5 ayda. bu olaylar da MHP’yi güçlendirecektir.

Önümüzdeki seçimlerde -böyle giderse- ben MHP’den %20-%25 arası oy bekliyorum açıkcası.

Dolayısıyla, bu Gezi Parkı eylemlerinin başarıyla sonuçlanıp AVM projesi kalksa bile, CHP buradaki zaferden faydalanamaz.

AKP “adil düzen” dediği şeriat yolunda bildiği adımları tek tek atmaya devam eder. tek başına yetmediği yerlerde -alkol yasağında olduğu gibi- eski milliyetçi cephelerdeki yol arkadaşı MHP’nin de desteğini alarak yapar.

Ama gezi parkı olaylarına katılan arkadaşların direnci, tutumu, azmi bir şeyi net gösterdi:

Bu ülkeye şeriat gelecekse, ancak kanlı gelecek..

——————————————-

P.S. “Peki bunu durduracak bir yol yöntem yok mudur?” derseniz, yeni bir lider çıkmadan, mevcut muhalefetle imkansıza yakın derim. (bir sonraki yazımda onunla ilgili bir şeyler yazdım, buradan okuyabilirsiniz: Evrimsel Bakış Açısıyla Türkiye Siyaseti’ni okumak ve AKP’nin gücünü anlamak)

 

Share/Bookmark
Share:

2 comments

Leave a Reply


Notify me of followup comments via e-mail. You can also subscribe without commenting.