maymun ailesi evrim

Evrimsel Bakış Açısıyla Türkiye Siyaseti’ni okumak ve AKP’nin gücünü anlamak

maymun ailesi evrim

Evrimsel Bakış Açısıyla Türkiye Siyaseti’ni okumak ve AKP’nin gücünü anlamak

(bu yazı, Bir önceki yazımın devamı niteliğinde: 
Gezi Parkı Olaylarının Türkiye’ye Şeriat’ın gelişini durduramayacak olmasını görmenin burukluğu
)

İnsanların varoluşlarını anlamak için diğer hayvanları, varlıkları incelemek evrimsel yöntemler içinde en önde gelenlerindendir. Siyasette de bu mümkündür. Maymunlara baktığımızda klanın en güçlü maymunu gruba lider olur. Topluluk, onun sözüyle hareket eder. Maymunun liderliğini devirecek 3 temel şey vardır:

  1. Güvenlik/ölüm tehlikesi: Kabilenin güvenliğinin tehlikede olması ve liderin kabilesini korumada yetersiz kalması.
  2. Liderin yemek bulmada yetersizliği (ekonomi): Kabilesindekilere yetecek kadar besin/su olmadığı durumlarda.
  3. Yaşlılık: Lider’in yaşlanması/güçten düşmeye başlaması.

Her 3 durumda da, liderliğinin devrilmesi için başka (muhtemelen daha genç) bir maymunun ona meydan okuması ve onla girdiği kavgada kazanmasıyla liderliği devrilir.

Bu 3 özellik, tüm primat topluluklarda ortaktır, insanlarda bir primat olduğundan, tarihimiz bunun örnekleriyle doludur.

Ülkesini koruyamadığı için nice krallıklar el değiştirmiştir (misal osmanlı, vahdettin), açlıktan nice devrimler yapılmıştır (misal fransız, rusya devrimleri). Nice yaşlı sultan, zayıf olduğu düşünüldüğünde oğlu vs. tarafından alaşağı edilmiştir. (3. köprüye ismi verilmesi düşünülen yavuz selim de babasına karşı ayaklanmış ama başaramamış vakti zamanında. 6 kere gidip 7 kere gelen süleyman demirel yaşlılıktan istenmemeye, köşede kalmaya mecbur kalmıştı cumhurbaşkanlığı bittiğinde)

örnekleri çoğaltabiliriz ama bu 3 temel özellik bakidir.

Seçimleri incelediğimizde bu paralelliği iyice görürüz:

2002 seçimlerinden önce 5 parti vardı, DSP, MHP, ANAP iktidarı çok büyük bir ekonomik krize sebep oldular. AKP’nin meydan okumasıyla liderlikleri devrildi.

2007 seçimleri öncesi bir tomar cumhuriyet mitingleri düzenlendi. Ama ekonomi büyüyordu, güvenlik tehlikesi yoktu ve de tayyip gücü kuvveti yerinde bir liderdi. Haliyle ezici bir çoğunlukla kazandı (%48).

2009 seçimleri öncesi 2008’de dünyada ciddi ekonomik kriz oldu. Türkiye’de bundan etkilendi ama 2001 krizi ya da 94 krizi gibi ezici bir kriz olmadı. AKP biraz yalpalasa da ekonomiyi toparlamayı bildi. oyları %10 azalarak %38’e düşse de, liderliğini korudu. çünkü kendisine meydan okuyanların “kabilesine yemek bulma becerisi” Tayyip’ten daha yüksek kişiler değildiler.

2011’de %50’ye çıktı, çünkü ekonomide pek bir sıkıntı yoktu. PKK olayları olmasa %60’lara bile çıkabilirdi MHP’nin ve de BBP’nin (muhsin yazıcıoğlu’nun partisi) de oylarını alarak. Ama PKK bir nevi limit oluşturdu AKP’ye.

2014’te genel seçimler bizi bekliyor. Sonuçları şimdiden okumak zor değil:

2001 yılında sadece 112$ olan asgari ücret, 2013 yılı itibariyle 520$ civarındadır. yani 4,5 kat artmıştır. Şimdi dış borç şu kadarmış, cari açık bu kadarmış sokaktaki adam bunla ilgilenmez. O, eline geçen sıcak paraya bakarak ekonomi iyi ya da kötü der. O sebeple de ekonomiyi iyi görür. AKP’de istatistiki verilerle oynamayı iyi bilen bir hükümet, basında da ekonomi iyiye gidiyor diye haberleri yaydıkça yayar. Yani ekonomi konusunda halktan tam not alır.

Yaşlılık ufaktan mesele olmaya başlıyor Tayyip için, ama ona karşı savunması iyi. partisinin “bir kişinin 3 dönem seçilme” kuralı. haliyle, yenilenmeye açık. Zayıf halkaları iyi eliyor. Misal idris naim gibi başarısız/sevilmeyen birini yollayıp/etkisizleştirip, Numan kurtulmuş gibi kendi tabanında sevilen birini partiye eklemeyi iyi başarıyor. Haliyle, yaş mevzusu 2014 yerel seçimlerin de Tayip’e sorun çıkartmaz.

En önemli sorunu şu an için güvenlikti. Gerek PKK, gerek suriye’deki olaylar Tayyip’e en önemli sıkıntıyı vermektedir. Ama (eğer değişmezse) seçim tarihi çok avantajlı bir tarih: 30 mart. Avantajı kara kışın hemen ertesi olması. doğu’da aşırı kar ve soğuk dolayısıyla çatışmalar ekim gibi duraksar, kışın neredeyse komple durur, baharda yeniden başlar. Haliyle, uzunca bir süre terör haberleri duymayacak insanlar, duymadıkları için de güvenlikleri yerinde kabul edecekler. ayrıca PKK türkiyeden çekilsin diye de bir sürü anlaşmalar yapıyorlar. Suriye’deki olay da şu seyriyle gitse bile, Reyhanlı’daki patlamaya rağmen yine de “korkutucu” bir etkisi olmayacaktır halk üzerinde. Belki olayın geçtiği kasabalarda olabilir ama ülke genelini kastediyorum.

Haliyle, evrimsel açıdan baktığımızda AKP hükümetinin iktidarı sağlam duruyor. Olay sadece odun kömür dağıtmak ya da aziz nesine sığınıp “halkın %60 aptal” falan olmasıyla açıklamak olayları okuyamamaktır.
düşünen maymun

Gezi Parkı ve benzeri eylemler:

Cumhuriyet mitingleriyle beraber “Beyaz Türk”ler 80’deki darbe sonrası ciddi anlamda ilk kez siyasete geri döndüler. (susurluk dönemi benzeri tek tük toplu eylemler oldu belki ama hobi düzeyinde kaldı çoğu, devamı getirilmedi, azalarak bitti) Ama cumhuriyet mitinglerinden beri beyaz türkler sürekli mağlup olsalar da bir şekilde mevcut yönetime karşı çıkmaya devam ediyor.

Bunun da biri “güvenlik” bir de “ekonomi” olmak üzere 2 ayağı var.

Büyük bir güvenlik korkusu var, çünkü laik kesimdeki çoğu kimse güvenliğinden şüpheli: Süresiz tutuklanmalar, bitmek tükenmez bitmeyen davalar, tuhaf tuhaf yasalar, içki yasağı, eylem yasağı, youtube vb sitelere erişim yasağı, kürtaj yasağı, adım başı GBT aramaları, telefon dinlemeler, vb pek çok konuda laik kesimdeki insanlar geleceklerinden endişeli. Çevirmene bile, çevirdiği kitaptan ötürü ceza verebiliyorlar.

ikincisi, ekonomik tedirginlik. Beyaz Türkler gün geçtikçe fakirleştikçe fakirleşti. Türkiye’de zengin kesim değişti, ekonomik güç olarak AKP sempatizanları ekonominin büyük bir kısmını ele geçirdi. Çalışanları da haliyle AKP sempatizanlarından seçmeye gayret etmekteler. Devlet kadrolarında bile, ALES, KPSS vb sınavlarda kopyalarla kendi sempatizanlarını yerleştirmekteler. Bu yerleştirme de beyaz türklere “işsizlik” olarak geri dönmekte. İş bulamayan, iş bulsa da geçinmesine yetecek ekonomik gelire ulaşamayan Beyaz Türkler de besin bulma (ve haliyle yaşam) sıkıntısıyla yüz yüze geliyor.

Hem güvenlik korkusu, hem de yaşam zorluklarının birleşmesi de mevcut lidere karşı yani Tayyip’e karşı insanları isyan’a sürüklüyor.

Ancak, bu isyanın Türkiye seçmeninde karşılığı sınırlı, muhtemelen 10-15 milyon insanı geçmez. Nasıl ki kürt isyanı sayısal azınlıktan dolayı güvenlik güçleri ve yargı yollarıyla yıllardır bastırılıyorsa, laik kesimin de bu isyanları sayısal yeterliği olmadığı için aynı yöntemlerle bastırılacaktır.

Çünkü, içki/kürtaj yasağını, web sitelerine erişim yasaklarını, telefon dinlemeleri, siyasi tutuklamaları, halkın çoğunluğu hoş karşılıyor! islami kurallarla yönetilmeye itirazları yok, ve “devlet’in Bekası” için AKP’nin çoğu uygulamasını gerekli ve yerinde görüyor.


maymun topluluğu

Kısacası, hem 2 yıl önceki yazımda hem de bir önceki yazımda dediğim gibi, türkiye’ye şeriat gelecek. Sorun kanlı mı olacak kansız mı olayı.

Bunu durdurmak için Gezi Parkı eylemi gibi eylemlerin tek bir olumlu sonuç doğurmasını umabiliriz: “Yeni Bir Lider çıkarmasını”

Daha Kadir Topbaş’a karşı seçimi kazanamayan bir Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Tayyip Erdoğan gibi deneyimli birine karşı hiç bir şansı olamaz,

2001 ekonomik krizinin sorumlularından Bahçeli’nin oyunu önümüzdeki seçim arttıracak olduğunu düşünmeme karşın genel anlamda hiç bir şansı yok.

BDP’nin de kürtler dışındaki halkta bir karşılığı yok. Çanakkaledeki bir çiftçinin sıkıntılarıyla, karadenizli bir balıkçının sorunlarıyla, yozgattaki bir esnafın sıkıntılarıyla  ilgili bir politikaları yok. Haliyle, Tayyip’e karşı bir şansları yok.

Ütopik olacak ama Sırrı Süreyya ile Kemal Derviş karışımı bir liderin CHP’nin başına geçmesi gerek Tayyip’i devirmek için. Sırrı Süreyya gibi karizması yerinde, hitabet gücü yüksek, halkın hem derdinden hem dilinden anlayan biri ile Kemal Derviş gibi Türkiye’yi krizden kurtaran, sağlam ekonomik temeller kurabilen ekonomiyi çok iyi anlayan sicili tertemiz birinin karışımı CHP’nin başına geçse çok şey değişir.

Ama fazla ütopik biliyorum..

Bu yüzden de umudum pek yok. Evrimin temel ilkesi “Survival of the fittest” (en uygunların hayatta kalması)’a göre, Laik kesim doğal seleksiyon uyarınca elenip gidecek gibi duruyor.

Gerek Akp’lileştirilerek, gerek ekonomik zorluklarla toplum dışına itilerek, gerek tutuklamalarla/gözaltılarla etkisizleştirilerek..

Gezi parkı eyleminin gösterdiği üzere, Bu dönemde ama az ama çok kan da akacak, direnç yüksek olacaktır.

Ama laiklerin mağlubiyeti kesinleştiğinde şeriat iyice yükseldiğinde kalan laikler de İran’da olduğu gibi bir şekilde yeni düzene (adil düzene ) adapte olacaklardır.

Kısacası 2010’daki referandumdan beri karamsarım.. Ama yine de şu an bu satırları yazdığım Kathmandu’da görüntüleri izledikçe, haberleri takip ettikçe, ufak da olsa bir umut beliriyor..

yoksa umut işkenceyi uzatan en büyük kötülük mü?

Share/Bookmark
Share:

4 comments

  1. Maymunlardaki gibi direkt dış bir etken ile devrilme şartını düşünürseniz haklısınız, şu an muhalefet yapabilecek bir lider yok.. fakat içten bir bölünmeyi de hesaba katmak lazım.. o da 864 rakıma kimin geçeceği ile ilgili Gül + Cemaat vs. Tayyip çekişmesinden kaynaklanabilir, ki kuvvetle muhtemeldir..

Leave a Reply


Notify me of followup comments via e-mail. You can also subscribe without commenting.