dunyaya-disardan-bakmak

“Allah’ın, Zeus gibi tedavülden kalkması ve İslam’ın Son Kullanma Tarihi” ile ilgili Bilim Kurgu Hikaye Taslağı

Ön Not: Bu yazı tamamen bilimsel deneylere / buluşlara dayanan bir bilim kurgu hikaye taslağı. Şu soru üzerine düşünüyordum: “islam’ın ve diğer dinlerin son kullanma tarihi ne zaman gelir de günlük hayattan çıkıp, Zeus gibi mitolojideki yerini alır da insanlar rahat eder?

Bu olayın, gelecekte gerçekleşme potansiyeliyle ilgili bir hikaye konsepti kurdum. İleride öyküyü belki geliştiririm diyerek buraya notlar alıyorum, yoksa unutabilirim. Ayrıca paylaşırken düşünceyi de daha derli toplu hale getirmiş oluyorum. Bu yazı kabaca 3 bölüm. ilk bölüm düşünsel altyapıyı temel aldığım 3 tane deney / buluşu anlatıyorum. ikinci bölümde düşünsel altyapıyı tartışıyorum. üçüncü bölümde de islamın ve diğer dinlerin biteceği zamanla ilgili hikayenin sinopsis taslağını paylaşıyorum.

___________________

BÖLÜM 1: DENEYLER / BULUŞLAR

brain-to-brain-interface-rats

Deney / Buluş 1: Bir Beyinden Başka Bir Beyine Düşünce / Davranış Kopyalama Deneyi:

Bu yaklaşık 2 sene önce keşfedilen bir şey: “bir beyinden başka bir beyine davranış kopyalama“. Brezilya’daki bir farenin öğrendiği davranışı, online olarak internet üzerinden New York’taki bir fare’ye “kopyala yapıştır” yapıyorlar. (aşağıdaki videoda soldaki fareden sağdakine aktarıyorlar) Full makaleyi okumak isterseniz linke tıklayabilirsiniz, birebir makale ismi: “A Brain-to-Brain Interface for Real-Time Sharing of Sensorimotor Information

Bu deney skinner “edimsel koşullanma” temelli bir deney. Skinner’ı 1 adım öteye götürüyor. Bir yerde öğrenilen davranışı, digital yolla, farklı bir kıtadaki, farklı bir hayvana eş zamanlı olarak kopyalıyor.

Yöntemi: Deneyde ilk olarak video’da solda gördüğünüz Brezilya’da bulunan “encoder” faresinin Skinner edimsel koşullamasını tamamlanıyor. (hayvan, hangi tuşa basacağını öğreniyor) Sonra beyin dalgaları digitale çevrilip kaydediliyor. Brezilya’dan New York’taki laboratuara videoda sağdaki “decoder” faresine internet üzerinden veri yollanıyor. Yani brezilya’daki fareden gelen digital veriyi, new york’taki farenin beyninde aktif hale getiriyorlar. Öğrenilmiş davranış kopyala / yapıştır yapılıyor.

Sonuç: New York’taki fare %95 oranında daha hızlı öğreniyor o davranışı.

Harika değil mi? : )

2 farklı deney / buluşla birleştireceğiz bunu. Şimdilik cepte dursun bu.

_____________

NOT: Şimdi, diğer 2 buluşla devam etmeden önce, bu deneyi gördükten sonra, aklınıza ilk etapta gelebilecek bir şeye değineyim:

– İnsanların üzerinde direk zihin kontrolü aklınıza gelebilir. Fakat teorik olarak pek mümkün değil. 1 milyar müslümanın kafaya alıcı bağlayamazsınız. Ondan bu yöntemin oluru, teorik olarak bile çok yok.

______________

CLONED SHEEP DOLLY AND POLLY IN THEIR PEN IN SCOTLAND...ROS02:EDINBURGH,SCOTLAND,18DEC97 - Dolly (R) the first cloned sheep produced through nuclear transfer from differentiated adult cells, stands in her pen at Edinburgh's Roslin Institute with Polly another cloned sheep, December 18. Polly is the worlds first transgenic lamb, having been genetically engineered to produce a human blood factor to aid blood clotting in haemophiliacs. (SINGLE USE ONLY. NO ARCHIVE. NO SALES) hp/Photo by John Chadwick REUTERS

Deney / Buluş 2: Koyun Kopyalama:

90’larda canlı kopyalama gerçekleşti. O kadar başarılı bir buluştu ki Clinton hükümeti, “kopya koyun” buluşunun bir adım sonrasından; yani “insan kopyalama” potansiyelinden korktu, kopya insanlarla ne yapacaklarını bilemediklerinden “burada duralım” dediler. Eğer devam etselerdi şimdiye belki kopya insan yapılmıştı bile.

________________

Deney / Buluş 3: Cansız maddeden canlı üretimi (Miller-Urey Deneyi):

Bu deneyle, cansız maddeden organik madde oluşabileceğini kanıtlamışlardı. (evrim halkasındaki en önemli buluşlardan biri). Özetle deneyde su (H2O), metan (CH4), amonyak (NH3), hidrojen (H2) ve karbon monoksit (CO) atom ve molekülleri kullanılarak, milyarlarca yıl önceki doğa şartları laboratuar ortamında canlandırılıp (buharlaşma, yıldırım vs.) maddenin %10-15’lik kısmını organik maddeye çevirmeyi başarmışlardır. Burada çok güzel anlatıyor (ingilizce)

Bunlar da burada dursun.

NOT: Sadece bu iki deneyden yola çıkarak yıllar önce bir hikaye yazmıştım: okumak isterseniz linki: “İnsan Makinesi“. kısafilm hikayesiydi. Özetle, “insan makinesi” gerçekten bulunmuş da son kullanıcıya satışı başlamış, uydu kanalı gibi kanallarda yayınlanmalık bir advertorial TV reklamı şeklinde yazmıştım. Berlin Film Festivalinde hikayeyi beğenmişlerdi epey.. Yakın bir arkadaşım da aleti 3d olarak tasarlamıştı. izlemek isterseniz linki: https://vimeo.com/14543585

_______________

BÖLÜM 2: DÜŞÜNSEL TEMEL

Hikayenin Temel Sorusu: “islam’ın ve diğer dinlerin son kullanma tarihi ne zaman gelir de günlük hayattan çıkıp, Zeus gibi mitolojideki yerini alır?”

Hikayenin Ana Çatışması: Bilimsel gerçekler ile islam / hristiyanlık gibi yaşayan dinlerin mitolojik inançları.

Ana Karakter: Nikola Tesla nasıl elektrikte hemen herşeyi bulmuşsa, “biokimya” ve “neuroscience” konularında böyle buluş yapabilecek bir bilim adamı. İnsanları buluşuyla (mucizesiyle) ikna edebilecek biri. “Allah insanı topraktan (maddeden) yarattı.” söylencesine karşı, “ben, maddeyi kullanarak daha iyi canlılar yaratabilirim” diyebilen biri.

Hikayeye dayanak oluşturulacak ekol: Davranışçı ve evrimsel psikoloji.

Hikayede Temel Alınacak Reinforment: “Yeni mucizeler yaratmak.”

____________________

İslamın Niye Hala Varolduğuyla ilgili bir kaç Not: (diyalog geliştirirken lazım olabilir)

not-almak

.

Kur’an da bahsedilen Allahı birebir gören konuşan var mı?: Yok.

Ortalama bir inananla dini tartışma nasıl işliyor?: “Allah var” dediklerinde, “Allah’ın varlığını nereden biliyorsun?” diyorsun. “Kur’an’da yazıyor” diyor. “Kur’an’ın Allahın sözü olduğunu nereden biliyorsun?” diyorsun. “Muhammed öyle dedi” diyor. “Muhammed’in doğru söylediğini nereden biliyorsun?” diyorsun, çünkü “Çünkü Allah elçisi olarak onu seçti.” diyorlar. “Allah’ın varlığını nereden biliyorsun?” sorusuna geri dönerek loop’a giriyorsun. Sarmalın içinde dönüp duran bir tartışma olacağı için tartışmayla pek ilerlenmiyor. Yani biri “benim arabam var.” dediğinde, “göster” dersin. o da “bak burada” der, gösterir. Ama bu “allah” tartışmasında işler öyle işlemiyor. “Arabanı göster” dediğinde “ne yani sen benim arabam olduğuna inanmıyor musun? inanmıyorsan arabam olmadığını kanıtla bakalım” şekline bürünüyor. Tartışmalı sonuç zor.

İnsanlar niye Allah’a inanıyor: Kısaca “koşullanma” yüzünden. Doğduktan sonra çevrendeki herkesin yaptığını taklit ederek büyür insan. Onların davranışlarıyla, “ödül ve ceza” sistemleriyle koşullanır. Sürekli islam tekrar edilerek büyüdüğü için bu ülkedekiler Müslüman. İtalya’da doğsa Hıristiyan, Nepal’de doğsa Budist olur insan. İnsanların “Default settings” böyle. Birey, eğer inanırsan toplum tarafından kabul ediliyor (ödül), inanmazsa toplum tarafından dışlanıyor (Popülasyonda %1 – %2 gibi bir oran farklı dinlere geçebiliyor elbet ama %5’in altının istatistiksel olarak pek bir değeri yok (statistical significance)

Peki ilk kez “Din” olayı nasıl çıkmış?: Bunu en basit ve net açıklayan aslında Skinner’ın bir deneyi. Skinner kendi bulduğu edimsel koşullanmayı bir adım daha ileri götürmüş ve “acaba tamamen rastgele ödüllendirsek ne olur?” sorusunu sormuş. (bir nevi, kuşun duaları rastgele kabul olmuş) Cevap ise “kuşun kendisine bir inanç oluşturması” olmuş. Denek güvercinlerden biri saat yönünde 2 tur dönüp ardından 1. tuşu 2 kere gagalarsa ödüllendirileceğine inanıyor. ve bu yüzden bu şekilde davranıyor (ya da bir bakıma bu yüzden bu şekilde “ibadet” ediyor). İnsanlarda da durum benzer, rastgele istediği sonucu ulaşmışlar, sonuca ulaşırken yaptığı alakasız davranışla bir bağlantı, psikolojideki terimiyle bir Association kurmuşlar. (Not: Bu sorunun daha detaylı cevabını isterseniz, inanç sistemleri üzerine araştırmalar başlığında yazmıştım, hızlı geçiyorum. )

Sabah akşam evrim teorisi anlatsan da, sonuç alınabilinir mi?: %1’lik bir dilime belki ulaşabilirsin ama full kitlenin kabulunü almak imkansız. Unutmayın, binlerce yıl boyunca”dünya yuvarlak olsa, alttakiler neden düşmüyor?” diye savunuyorlardı düşüncelerini. Bugün de evrime karşı çıkıp dine inananlar benzer. Bu bir süreç. Bu hikaye de, bu sürecin nasıl sona erebileceğine dair bir bilim kurgu. Yani amaç misyonerlik benzeri ateist propagadandası değil. İnsanların, Kur’an’da bahsedilen Allah’a (Ya da incil’de bahsedilen Tanrı’ya) inanmaktan nasıl vazgeçeceklerine dair varsayımlar.

Dinin gücü temel olarak nereden geliyor: “Tekrar”dan. Binlerce yıldır tekrar eden bir şey, öyle hemen yok olmaz. Öğrenilmiş davranışın / inancın değişmesi için, mevcut davranışın / inancın sönmesi gerekir. Psikolojideki terimiyle extinction. Bunun olabilmesi için, ödül ve ceza sisteminin yeniden yapılanması gerekir.

Mevcut ceza / ödül mekanizması: İlk etapta cennet cehennem vaadi gibi dursa da, esas olarak yukarıda da bahsettiğim sosyal kabul – dışlanma ikilemidir. Tüm canlılar çevresine “adaptasyon” kurmaya eğilimlidir. “Sosyal kabul” normlarının değişmesiyle, ödül – ceza yapılanması değişir.

Dinlerdeki “Mucize” kavramı ve “reinforcement” üzerine: mucize kavramı da davranışın pekişmesinde önemli bir reinforcement aracıdır. (reinforcement: türkçede ağırlıklı olarak “ödül” kelimesi kullanılsa da, reinforcement biraz daha genel anlamlıdır, pekiştirme, takviye vs anlamları da taşır) işte yok nuh gemi yapmış, yok isa ölüyü diriltmiş, yok muhammed’i örümcek korumuş.. Kimse bu mucizelerdeki”bug”lara kafa yormaz. Kimse tufandan sonra, Allah Nuh’un çocuklarının ensest ile üremesine “kardeşinle seviş, insanlık üresin” mantığına bir şey demez. “Niye yeni insanlar yaratmadı da enseste mahkum kıldı, ne biçim iş bu?” diye sorgulamaz. Onlar için “tufan mucizesi” vb mucizelerin söylencesi yeterli bir “reinforment” özelliği taşır.

____________

hikaye-taslagi-anlatmak-sinopsis

BÖLÜM 3: HİKAYE / SİNOPSİS TASLAĞI

Ana karakter yukarıda bahsettiğimiz 3 deneyi birleştirebilecek düzenekler kurar. ilk adım, maddeden organik madde üretir. (Miller-Urey Deneyi) ikinci adım, üretilen organik maddeden seri üretim canlı yapar. ilk adım önemli, direk koyun kopyalamaya olayına geçmiyor. Çünkü eğer amino asiti, DNA’yı kontrol edebilirse, canlıyı kontrol edebilir. Koyun kopyalamada aslını birebir kopyalanır, ama inorganik maddeden organik madde üretebilse, istediği canlıyı yaratabilir. Dragonmuş, hobbitmiş, dinazormuş, Susuwatari’ymiş panda ile karınca karışımı bişeymiş.. kafasına göre takılabilir. üçüncü adımda da, yarattıkları üzerinde full kontrol için, ilk başta paylaştığım deneyle her canlı için tekrar tekrar eğitim verme zorunluluğunu kaldırır. Tek bir tanesinin eğitimi, yarattığı tüm türe kopyala / yapıştır yapabilir.

Yani 3 deneyi birleştirdiğinde, Ana karakterin istediği davranışa koşullanmış, seri üretim canlılar elinde mevcut olmuş olur.

Bu canlılar da kontrolünde oldu muydu, artık kendi peygamberliğini hatta kendi Allah’lığını ilan edip, “Hanimiş sizin Allah?” der. “Örümcekler ebabil kuşları nerede?” der.

Geçmişin getirdiği mucize söylencelerin reinforcement özelliği, bu yeni mucizenin reinforcement özelliği karşısında direnemez. İslam da “extinction” olur, Allah, tarih sayfalarında Zeus’un yanındaki yerini alır.

____________________

Son Notlar: Şu an sadece taslak, geliştirilmesi / araştırılması gereken çok yer var. Ama özü itibariyle, böyle bir buluşla ortaya biri çıkabildiği gün, mevcut dinler tedavülden kalkmaya başlar. Fazla uçuk gelmiş olabilir ama paylaştığım buluşların kendileri zaten uçuk buluşlar. Zamanla bu buluşlar daha da öteye gidecektir. Haliyle hikayede bahsettiğim buluş, olasılık dahilinde bir buluş.

_______________________

Aylar sonra dönüp tekrar bakarım bu notlara, şimdilik kozasında dursun..

 

Share/Bookmark
Share:

16 comments

  1. haci, sen bir internetten kopya falan “infragility” yi bul. yazar nicholas taleb. . din kismini bir oku, zihnin acilir. her sey soz ve rakam ile tarif edilemez, fakat tarif edilmese de insan psişesinin varliginin olmazsa ollmaz pa
    bu sozun ve rakamin degerinii de azaltmaz, bu anlatilamayan seyin, varoldugu gercegini de degistirmez. ,
    eger ki inanmiyorsan,, olaylara, “sucks ve does not suck” diye bak. bu yazdiklarin “sucks” ve seni sucker yapiyor.
    din binlerce yildir var, ve zamana dayanikli oldugu ispatlandi. daha da gidecekler.
    bazi kibiri insanlar zaman zaman biz isa peygamberden daha populer olduk.. vb diyor, bugun isimlerini kimse bilmiyor..

    1. Evet, Deniz’in argümanları:
      1- you suck
      2- tek kanıtı “psişe”, varlığın olmazsa olmaz parçası din : neden? çünkü inanıyor. neden inanıyor? çünkü bazı şeyler anlatılamaz.
      Peki, olldu.

  2. Hacı ben de yüksek binalar yaptırdım, bağlar bahçeler falan feşmekan ama yemedi be… Bi de sen dene ama bence olmaz…
    Hem sen daha Nuh ile Adem’in hikayelerini birbirinden ayırd edemiyorsun, bence bu işleri bırak
    Eleştireceğin görüşü de önce kendi savunanından bir dinle, bir oku…
    Kur’an, Tefsir, Hadis okumadan böyle felsefe türetmeye kalkma, birgün bilgili birisi çıkar karşına her lafına bir cevap verir, bildikleri yanlış bile olsa bilgisiyle kafana küüt küüüt diye diye vura vura yerin dibine sokar kardeşim.
    İşin Felsefesini arıyorsan da Ahmet Faruk Sirhindi sana gereken cevabı verecektir, bir sır arıyorsan onda ara…
    Sonra gene yaz ne inanıyorsan, ne düşünüyorsan, hangi hikayeyi kurguluyorsan… Ama karşı görüşün her kalesini, her burcunu tek tek öğrenmeden saldırıya geçmen bence amaçsız ve yersiz olur… Elimde Atom Bombası var der güvenirsin fakat karşı kalede de kurşun kaplı sığınaklar olup olmadığını bilmen gerekir.
    İnfinite Loop sorgulaması yaparken Löööp diye kendin baştan başa bir infinite loop olursun alimallah…
    Don Kişot’un selamı var…
    Burası çok sıcak mı oldu ne?..

    1. adem gibi, nuh’un da çocukları da ensest yapar. kur’an üstünkörü geçer orayı, incil eski ahit kısmında detaylı anlatır.

  3. Allah in varligina inanip inanmamak her insanin kendi meselesi. Bundan dolayi karsidakine kufretmek yada kendi gibi dusunmesine cabalamak gereksiz.
    Insan cevresine saygiliysa, yalan soylemiyorsa, calmiyorsa, duzgun insansa yani, bence Allaha inanip inanmamasi onemli degildir.
    Asil problem din, Allah (veya bir ust varlik) var veya yok olabilir ama dinin olmadigi kesin. Biraz zekasi olan ve kutsal kitaplari sartlanmadan okuyan biri ne kadar basit, insan elinden cikma oldugunu anlar. Ayrica hepsi zamanla defalarca degisiklige ugramistir. Bugun bile ulkelere ve kulturlere gore farkliliklar gosterirler.
    Cok yakin olmayan bir gelecekte dine gerek kalmayacagini ve o zaman tarih kitaplarinin dinlerden, insanligi belli bir donem etkisine almis ve gelisimini engellemis bir hastalik gibi soz edeceklerini dusunuyorum.

    1. haci, okudugunun/gordugunun basit olmasi , onun cok kolayca yapılabilecegi anlamina gelmez, istersen bir dene..sifirdan,basit ve yeni guzel bir cumle yazmaya calis. bak bakalim kolaymiymis.
      dinler neden hastalık olsun? insanlarin biraraya gelmesini,dayanismasini, aile kurup toplumun gelismesini, sagladi.
      en cahil adama da en okumusuna da nasil davranmasi gerektigini ogretti.
      sanat ,kültür, medeniyet olusumu din sayesinde oldu. savasi oldurmeyi kisitlayip adalet getirdi. tum din için yapılan savaşlarda öldürülen insan sayısı, son 100 yılda laik ateist hukumetlerin savaslarinin öldürdüğü insanlarin belki yüzde biridir, belki de binde biridir. cunku birinde kulagina tuhaf gelse de karsindaki insana yapabileceginin bir sınırı var, (yemek vermek kaydiyla senle savasani, köle /rehin alabilirsin, savasta kadınlar cocuklar oldurulmez,insanlar yakılmaz,) digerinde boyle bir sınır olmadigindan kulaga daha hos gelse de vahsette sınır yok, istedigin melaneti yapabilirsin. (yahudi soykırımı,japonyaya atom bombasi, alman ve ruslarin birbirlerinin esirlerini öldürmesi toplam 6 milyon,2 milyon alman kadina tecavuz ve bir kisminin, öldürülmeleri, afganistan, suriye ve irakta yasananlar ,)

  4. insan yapısı gereği bir koruyucuya, sığınacak bir varlığa ihtiyaç duyuyor çünkü doğduğunda aciz ve savunmasız bu koruyucu kollayıcı görevi anne üstleniyor tabi insanın tüm temelleri bebeklikte atıldığı için bu “koruyucu” inancı anne öldükten sonra da devam etmesi gerekiyor anne yerine aciz olan insanı bu sefer tanrı koruyor. eğer aciz insanın tanrısını elinden alırsan kendini çıplak hisseder, yaşayamaz o yüzden bırak ellerinde kalsın, sığınacak bir yerleri olsun.

  5. Gözün varsa kapat kulağın varsa tıka burnunu da tıka ! Ağzından nefes al yalnızca ! Dilini üst damağına yapıştır.
    Ellerin varsa yanlarına yapışık tut, ayaklarını da !
    Uzan bir yere rahar edeceğin.
    Sonra dilin dahil hiç bir yerini milim hareket ettirmeden düşünmeyi ve konuşmayı dene !
    Yarım saat !

    Ve şimdi düşün senin bu iptal ettiklerin birer organ !
    İsmi Allah olan yapı ile iletişim kur ! Kurabilirsin ! Ya da başka şeyler düşün !

    Sonra serbest bırak organlarını !

    Neler düşündün neler konuştun birer birer sıralı şekilde yaz !
    Yazabilir misin ?
    Yazamadın mı ?
    Yazamıyor musun ?
    Organların olmadan bir hiç mi oldun yoksa !

    Ama senin sevemediğin anlayamadığın MUHAMMED o haldeyken 1400 senedir geçerli
    KURAN I YAZDIRDI !!!

    Ve mesela diyorki ;

    “Biz onların önlerine ve arkalarına set çektik ne bir adım ileri gidebilirler ne de bir adım geri !
    Onlar körler ve sağırdırlar ! Ne görebilir ne duyabilirler !”

    Ya da

    İnen ilk sure Alak suresindeki anlatılar (biz ayet deriz)

    ” İNSAN KENDİ KENDİNİ YETERLİ GÖRDÜKTEN SONRA TUĞYAN EDER ”

    Tuğyan = Ziyan edip zarar edendir.

    Cennet bekleriz olsada olmasada !!
    Allah ile bir olanda hoş olur hayalde gerçek de !

    Allah ın olmadığına İNAN ırken İNANÇ yoktur demek ne saçma !!!

    İstersen Kuantum dan gel istersen evrimden ister kendi aklından !!

    Ne olursan ol yine gel :))

  6. Islâmın özü eski Ahit + Budizmdir.

  7. Bu ülkede boş konuşmayan birilerinin de var olduğunu görmek güzel… Din üzerinden masum insanları kandıran birey ve kuruluşları mahkeme edip cezalandıran bir üst kurum oluşturmayı da kurguya eklerseniz tadından yenmez.

    Sadece dil kullanımı konusunda bir düzeltme yapmak isterim:

    “extinction olur” değil

    “extinct olur” olmalı.

    Saygılar.

  8. ..herkes kendi kozası kadar vardır. ..insan evreni 5 duyusu kadar algılar örnek; insan gözü 4000 angstrom ile 7000 arası dalgaları değerlendirerek beyne yollar ve bu dalgalar beyinde görüntü şeklinde değerlendirilir. .bizde beynimizin programlandığı şekilde değerlendirdiği bu dalgaları yayan veya aksettiren nesneleri var kabul ederiz. İşte gerçeği görememe bu noktada başlar. .işte herseyi algıladiklarımizdan ibaret sanıyor ve değerlendirmeye çalışıyoruz. Oysa evren sınırsız ve sonsuz dalga Boylarından diğer ifadeyle kuantlardan oluşan bir yapıdır. Oysa atom boyutunda değerlendirme aracımiz olsaydı hepimiz bir olacaktık geniş ve kapsamlı düşünen insana yakışan şey inkar değil bilimsel düşüncedir.evren özü itibariyle tek ve tümel bir bilinç ve enerji olduğuna gerçekte sonsuz sınırsız yapısına ve her birimin kendi ilmi ve kudreti ile ve gene kendi varlığıyla varolduguna göre insan için evrenin gerçeğine vardirici tek yol gene insanın kendi bilinci ve özüdür. Hz.muhammed neyi okudu o ?ozamanda toplumun hangi şartlarda yaşadığına ve ne tarz düşünce yapısında olduğuna bakmak lazım…sartlanmalarınin getirdiği değer yargılarını ve duygularından arinmadıģin sürece Allah ismiyle işaret edilei idrak edemezsin. yoktur sadece Allah vardır. la ilahe illallah ne demektir.?la arapça da yoktur. İlahe tapinalicak tanrı yoktur demektir. İlla Allah sadece Allah vardır demektir. There is no god ONLY ALLAH. …Tanrıya tapilir Allah a kulluk edilir. Başka bir deyişle bir içinde yaşadığımız âlemler kainat mevcut birde bunların ötesinde bunlardan ayrı bunların dışında bir tanrı mevcut anlayışı tümüyle batıldır. ALLAH AHAH; yani sınırsız sonsuz zerrelere ayrılmaz her yöne ve her boyuta şamildir.anlatacak Çok ŞEY VAR SAYFALAR YETMEZ. ..Bu kadar zahmete girip deliler ve ayetlerle konuşan birisin bence bu savunununun zıtını araştırmak istersen çok daha detay ve eksiksiz bir bilgi kaynağı. …www.Ahmedhulusi. Org hersey şüpheyle başlar düşünen beyinler iyidir 👍

  9. Sayfalar dolusu yazıp cizdiginiz dusuncelerinizin bizim goremedigimiz ama varlığını sizinde kabul edeceğiniz aklinizin bir ürünü olduğuna herkes hemfikirdir. Iste tamda bu yüzden biz göremiyoruz diye size akılsız demek büyük haksızlık olur.

  10. sayfalar dolusu duygu düşünce ve çalışmalarınızdan sonra sırf aklınızı göremiyoruz diye size geri zekalı demek gibi bir şeydir Allah’ın varlığını inkar etme çabalarınız.

  11. Nedir bu insan oğlunun dinle alıp veremediği ? Rahatlıyormusunuz ingilizce kelımelerle teorıler yazarak ? en kötü örnekleri vererek Allahın olmadığını ispat etmeye çalışarak ?

    İslam dini bilime önem vermeyin cahil kalın mı diyor ?

    islam dini islama inanmayan herkezi yok edin öldürün mü diyor ?

    islam dini insanın özgürce yaşamasını mı kısıtlıyor ?

    islam dini kutsal kitapta yazana değil , islam adına yobazlık vahşet yapanlarla islamı değerlendirin mi diyor ?

    Ben böyle dediğini göremedim gören varsa açıklasın bizde fikir sahibi olalım .islam dini bana yaşamak için amac veriyor yol gösteriyor. Zaman zaman onun koyduğu kurallara uymadığımda da beni cezalandırmıyor . Bana tekrar açık kapı bırakıyor tövbe et bir daha yapma diyor . Çünkü ben insanım keyfime göre hareket edebilme lüksüm var . Bunu bildiği için yaradan bana kurallar koyuyor ve diyorki ; bu dünya senin , dilediğin gibi yaşayabilirsin ama şunu bil ki yaşayacağın süre kısıtlı ve bu süre bittiğinde yaşamında son bulacak .

    O zaman bu süreli yaşamda amacımız ne insan oğlu olarak ?
    Termodinamiğin 3 kanunu vardır bilimsel ve ingilizce meraklıları için okumalarını tavsiye ederim kutsal kaynak wikipediye bakın o size anlatır mutlak sıfırın ne olduğunu

    1. kanunu şöyle der ;Enerji, yoktan var edilemez; var olan enerji de yok edilemez; sadece bir şekilden diğerine dönüşür.
    Yaşam hareketle başlar , harekette bir enerjinin sonucudur, madem enerji yoktan var edilemez yazılı kaynaklar big bang ın oluşumunu açıklayan enerjiyi ne kadar geriye kadar kanıtlayabiliyor ?Malum biz allahın varlığını kanıtlayamıyoruz ya, sadece inanamakla yetiniyoruz

    Big bang teorisi kanıtlayamamıza rağmen aklımıza yatıyor da neden yoktan var eden bir yaratıcının olduğu teorisi bize mantıksız geliyor ?

    İki teori var , ya yaratıcıya inanacaksın yada big bang e başka ortaya atılmış teori olmadığına göre iki şık var .

    Ben yaratıcıya inandım. Neden mi ?
    Çünkü yaratıcı kısaca bana şunu diyor ; seni ben yarattım , senin yaşayabilmen için gerekli ortamıda ben yarattım sana öyle bir zihin verdim ki ; sürekli genişlemeye açık , genişledikçe evrimleşeceksin ilk yarattığım gibi kalmayacaksın ve bu zihni dürtülerle destekledim , merak gibi , zevk gibi , acı gibi .Aslında senin algoritman şöyle çalışıyor ; merak edersin denersin , acı veriyorsa uzaklaşırsın , zevk veriyorsa yakınlaşırsın aslında sen bu kısır döngüde yaşarsın .

    Termodinamik kanunlarının mutlak sıfıra erişmesi gibi .

    Fakat yaşadığın ve diger canlılara yaşattığın acı ve zevk kavramlarına sınır koymadım . Güçün yettiği oranda sınırları zorlayabilirsin . Sadece seni senden daha iyi bildiğim için durman gereken noktaları sana telkinde bulundum . Fakat yine seni sınırlamadım sana irade verdim , durup durmamakta karar senin .

    Neden böyle yaptım ? çünkü ben seni bir sınava tabi tutmak için dünyaya gönderdim . Sınavı geçersen sınırı olmayan bir yaşama geçme hakkı kazanacaksın . Bu yaşamda algoritman değişecek ve acı kavramı senin için anlamını yitirecek.

    Eğer sınavı geçemezsen Yaşattığın acıları ve kurallara uymamanın cezasını cekeceksin , fakat ben seni yaratırken öyle bir merhametle yarattım ki senin yapabileceğin kötülükleri görmeme rağmen ben senin kadar, sana azap etmeyeceğim . Cezan bitince sende acıdan kurtulacaksın .

    İsteseydim her kezi salt iyilik üzerine yaratırdım her şey ayan beyan net olurdu . Nasıl ki ateşe elini sokmuyorsun hayatta bu kadar net olurdu . Ama o zaman çalışanla çalışmayanın ne farkı kalırdı .

    Nasıl ki her isteyen doktor avukat mühendis olamıyor , Çünkü sadece istemek yetmiyor istediğini hak etmen gerek .

    Bu inanç bana yaşadığım hayatın anlamlı olmasını sağlıyor .

    Her şeyi mantık kurgusuyla anlamaya çalışıyoruz ya ikinci teoriye geçelim .

    Allah ve din insan uydurması yok öyle bir şey .

    O zaman insanın amacı ne neden varız ? Gözümle gördüğüm bir gerçek var ölüm , bir gün yok olacağım yaşam son bulacak . O zaman yaşadığım sürece hep zevke ulaşmak için çabalayayım .
    Bunun için de zekamı kullanayım çünkü yaşamdan gözlemlediğim bu , her zaman zayıf güçlünün avı oluyor .
    Mesela canımın istediği kadına gücüm yeterse tecavüz edeyim onun isteyip istememesi umrumda değil beni durduracak olan kanunlar mı hapis cezası mı ilk bulduğum boşlukta bunu yapacağım .

    canımın istediği şeyleri almak için çalışmama ne gerek var yakalanmadığım sürece istediğimi güçümün yettiğinden alırım .

    Evlilik nedir ya neden sorumluluk alayım ki ohhh takılmak varken bana ne üreme işini kim yaparsa yapsın tavuk mu yumurtadan çıkar yumurtamı tavuktan bana ne be ben koyar geçerim .

    Çekerim şarabı vururum laf salatasının gözüne oturduğum yerden keyfime bakarım herşey benım zevkıme göre olsun kısacık yaşamda ne işim var sorumluluk la mücadeleyle memleket mi bozuldu kaçarım başka memlekete , insanlar mı cahil uzaklaşırım ordan onlar gelsin benim seviyeme ben mi uğraşacağım eğitmekle zevk nerdeyse ben oradyım , gerekirse yunan olurum ingiliz olurum rus olurum ne fark eder zaten hepsi big bang ın sonucu değilmi kısacık hayatta gelemem sıkıya , ölücemde cennete gitcemde , gidip gelen varmı ? ben zevkime bakarım . ben ölmeden cenneti yaşıyorum zaten .

    Pozitif bilimlerin hepsi dengeden bahseder , hatta insan karmaşık hayatı oyun teorileri kurarak anlamlı ölçülebilir bir dengeye oturtmak için çabalar .

    Yaşamın devam edebilmesi için mutlak dengenin korunması gerekir , bir dolandırıcı için en az bir aptala ihtiyac vardır , bir hırsız için en az bir namusluya ihtiyaç vardır , bir zeki için bir aptala ihtiyaç vardır bu liste uzar gider …. demem o ki toplumun düzenini sağlayan otorite dışardan değil içerden gelir , yani toplumun iyi tarafını oluşturan kesim , kanunlardan korktuğu için değil , iç dünyasındaki değer yargılarından korktuğu için kötü olmayı seçmez , bu değer yargılarının temeli dine dayanır, sonsuz mutluluğa erişme çabası ( cennet kavramı )

    Eğer bu durumu medeniyetin gereği olarak algılamayı seçersek bütün pozitif bilimler baştan gözden geçirilmesi gerekir .

    Aklımda cevabını bulamadığım ikna olamadığım bir çok soru var Allah ve Din kavramı hakkında , Fakat ben yinede inanmayı seçiyorum Mantıksız saçma demiyorum onun yerine ; bana mantıksız ve saçma gelen kısımları tam anlamıyla kavrayamadığımı düşünüyorum , ve şuna inanıyorum bir gün o kısımlarda anlaşılacak insanlık tarafından nasıl ki suyun kaldırma kuvveti bulunduğu gibi gemiler icat edilmediyse zaman ihtiyaç hissettiyse anlaşılmayan saçma kabul edilen konularında anlaşılması için zamana ihtiyaç olduğunu düşünüyorum . İnsan oğlunun henüz hakikatini tam anlamıyla kavrayamamış olması onun saçma olduğunu ispat etmez.

    1000 küsür yıldır İnsanların bir çoğu Allaha ve islamiyete inanıyor ve peşinden gidiyor , 1000 küsür yıldır ögretilerinin peşinden gidilen kaç insan var yada kaç teori ? Birde bu pencereden bakılıp düşünülmeyi hak etmiyormu ? yada bu yüzden mi bu kadar taşlanıyor?

    Özgür bey 2 teoriden bahsettim birincisi benim inandığım teori gereklerini ve sebeplerini kendimce anlattım .
    Merakım şudur ki Allah ve din kavramını çıkardığınızda siz hayatı nasıl tasvir edip amaçlandırıyorsunuz ? Anlatırda beni bilgi sahibi yaparsanız size müteşekkir kalırım .

    Yazdıklarım benim görüşüm ve inancımdır ben bir otorite, bir kaynak değilim bu sebeple her türlü hata noksan ve yanlışlıktan gelişip öğrenmek üzere okuyanların affına sığınırım .

    SAYGILARIMLA.

  12. Yedi Semâ, arz ve onların içindekiler (hep) O’nu tesbih eder (başkaca varolamazlar zâten, esmâ’sının özelliklerini açığa çıkaran işlevleriyle her an hâlden hâle dönüp dururlar)… Hiç bir şey yok ki O’nu Hamdı olarak tesbih etmesin (O’nun Hamdı ile tesbih etmeyen mevcud değildir)… Fakat siz onların tesbihini anlamıyorsunuz… Muhakkak ki O, Hâlîm’dir (Açığa çıkan bir olaya ani ve fevrî tepki vermeyip, açığa çıkış amacı doğrultusunda değerlendiren), Ğafûr’dur. (Rahmetinden asla ümit kesilmemesi gereken. Gerekli arınmayı yaptırtarak Rahîmiyetin nimetlerine erdiren) [17:44]

  13. Bence buradan gitme gideceksen eğer, Allah’ı kim yarattı sorusundan git. Sonunda bir sıfır çözüme ulaşacaksın o zaman sıfır çözümden kurtulmak için şeyleri nasıl algıladığımızı irdele mutlaka Allah varsayımını yapmaya gerek olmadığı sonucuna gideceksin. Ben bunu diferansiyel denklemlerdeki f(x) e u diyerek yapılan çözümlemelere benzetiyorum. Çoğu kişi çok türev bir ortamda dini öğrenmiştir. Mucizeyi irdelemez senin hemen hemen tüm mucizeleri irdeleyip aksini ispat etmen gerekiyor adamları çevirebilmek için zira adamlar şu an kucağındaki siyah kuğuya bakmak yerine ipleri kendi ellerinde olan kuğu sürüsüne bakıyorlar.

    Kolaylıklar dilerim bu uğraşında.

Leave a Reply


Notify me of followup comments via e-mail. You can also subscribe without commenting.