hollanda-avrupa-ucak-krizi

ADIM ADIM AVRUPA İLE KRİZİN ÖZETİ ve REFERANDUM

ÖN BİLGİ:

Türkiye’de yasalar: “Halk oylaması süresince yurtdışında ve gümrük kapılarında her türlü propaganda yasaktır” der. Yani AKP’nin türk yasalarına göre Avrupa’da miting yapması, vatandaşlarla buluşması yasaktır. Tekrar ediyorum “bir bakanın Avrupa’ya gidip de, propaganda yapması TR yasalarına göre YASAKTIR. Bakanın oraya miting yapma amacıyla gitmesi suçtur.” (bizim kendi yasalarımıza göre) Ama AKP yasadışı bir şekilde miting yapma peşinde koşturdu ve hem suç işledi hem de ülke itibarını yerle bir etti!

ADIM ADIM KRİZ

1- akp miting potansiyellerini gören Almanya, avustralya, hollanda, isviçre vs. uygun dille söylüyor, “siyasi seçim mitingi yapmanızı istemiyoruz”

2- AKP “Yok biz illa yapcaz” diyip TR kanunlarına karşı geliyor.

3- Avrupa, tatlı sözle olmayınca, miting izinlerini iptal ediyor.

4- AKP “Yok biz illa yapcaz” (Tayyip: “İstersem yarın Almanya’ya gelirim, kapıdan sokmadığınız zaman dünyayı ayağa kaldırırım” diyor ve kanunlarımıza karşı geleceğini beyan ediyor.)

5- Hollanda başbakanı “Gel istersen laleleri gör, ama miting yapamazsın” diyor. (böyle bir laf sokuş yok)

6- AKP “Yok biz illa yapcaz” (çavuşoğlu uçakla gidiyor ve hem ülke saygınlığımızı mahvediyor hem de kanunlarımızı çiğniyor.)

7- Uçak izni iptal ediyor, geri postalıyorlar. (biz kendi kanunlarımızı uygulamazken, onlar uyguluyor)

8- AKP “Yok biz illa yapcaz” (aile bakanı kara yoluyla gidiyor. Hem de mülteci gibi kaçak giderek! O da hem ülke saygınlığımızı mahvediyor hem de kanunlarımızı çiğniyor.)

9- Adamlar daha önce duyurduğu kararı uyguluyorlar, izin vermiyorlar. Olaylar çıkıyor.

10- AKP “kimse sabrımızı sınamasın, gereken cevap verilecek” vs.. vs.. bildiğiniz söylemler

11- Hem CHP hem de MHP, AKP’ye destek açıklamalar yapıyor.

YORUM:

Lozan anlaşmasında bilinen bir hikaye vardır, İsmet İnönü görüşmeye gider, herkes büyük sandalyelerde otururken ona küçük tabure vermeye kalkarlar, sandalye bulamadık falan derler. İsmet İnönü’de “önemli değil, bulduğunuz zaman başlarız” der ve gider.

Sabah akşam İnönü’yü eleştiren adam, ülkeyi soktuğu acziyete bak. Adamlar defalarca gelme demiş, ısrarla gitcem demişsin, “oğlum bak git!” demişler, kapıdan giremeyince bacadan girmeye kasmışsın. Sonunda da olacak olan olmuş. (bırakın Avrupa’nın ABD’nin tepkisini vs, Batının ambargosu altındaki İran bile ” Ankara’nın bazı politikalarını anlayamıyoruz.” demiş ve eklemiş: “Türkiye’yi alttan alıyoruz”. böyle bir küçümsenme yok. Sırf batı’da değil, doğuda da saygınlık sıfırlandı. Batı’daki “gel laleleri gör” diyor, doğudaki “TRnin söylediği sözün önemi olmadığından alttan alıyoruz” diyor.

Kısacası: “İnsanda biraz gurur olur, istenmediği yere gitmez! Hem de bunu kendi yasalarına göre suç olacak şekilde hiç yapmaz! Gidersen de mülteci gibi sınırdışı edilir, aşağılanırsın. Bu kadar basit”

Ek not: “İfade özgürlüğümüz engellendi” goygoyu yapan AKP, “Sokağa çıkan olursa onları sokakta bekliyor olacağız.” diyerek tehditler savuran Sedat Peker gibi kişilere hiç bir yaptırım uygulamadığını da hatırlatmakta fayda var.

SONUÇ:

1- Türkiye’nin saygınlığı uzun zamanın dip seviyesinde, ama en dip hala oluşmadı. Muharrem İnce’nin deyimiyle: ” AKP Geçen sene vizeleri kaldırmaktan bahsediyordu, bu sene bakanı gidemiyor”.

2- AKP yine “mağdur” olmanın yolunu buldu. Referandumu kazanmaları artık garanti olabilir maalesef.

3- Kılıçdaroğulu’nun saçma sapan parti yönetimi ve liderlik kabiliyetsizliği bir seçim daha kaybettiriyor. (sırf bu olay değil, şu ana kadar CHP’nin tüm referandum çalışmaları da fiyasko)

4- MB ekstra bir müdahale etmezse, Euro uçar gider, doları da sterlini de diğer büyükleri de yanında sürükler.

5- 2017 sonbahar’ında ekonomik kriz beklediğimi yazmıştım. Onu koruyorum. Ama ekstra bir “2017 Turizm Krizi” beklemiyordum, artık onu da bekliyorum. Niye beklemiyordum, 2016 zaten Turizm için yeterli bir krizdi. Bu sene de benzer geçer diyordum. çünkü euro çok değerlendi (Türkiye çok ucuzladı) ve de bu ucuzluğa rağmen bir de bir sürü turizm indirim kampanyası yapılıyor. Haliyle, 2016 yılının cirosunu yakalayıp geçme potansiyeli mevcuttu. Ama şu an “2017 No Turkey” kampanyaları başladı avrupa’da ve Erdoğan yüzünden ülkenin ne saygınlığı kaldı ne sevilirliği. Haliyle Turist gelme ihtimali iyice düştü. Turizm’de 2017, 2016’dan da zor bir yıl olacak sanırım.

6- Avrupa’dan kopuş ile anti demoktarik uygulamaların ivmesi daha da artabilecektir. Kısa vadede referandum seçimini bile etkileyebilir. Şöyle ki: Seçimlerde genelde Avrupadan gözlemciler gelir, takip ederdi. Bu seçim, uçak krizini bahane edip izin vermeyebilirler. Onun dışında, daha önceki yıllarda yürürlüğe giren “Avrupa Birliği uyum yasaları”, daha rahat bir şekilde teker teker yürürlükten kalkabilecek. (örneğin idam)

7- İDAM: Hazır avrupayla ipler kopma noktasındayken, İdam da sanırım referandumdan bir kaç ay sonrası yürürlüğe girer. İlk başlarda FETÖ veya PKK iddia edilerek istedikleri kişileri idam ederler. (Ama bak buraya yazayım, Apo’yu öldürmeyecekler, türlü bahanelerle el altında tutacaklardır.) Sonra da kafalarına göre idamlar uygulayabilirler.

8- Başbakanımızın miting miting dolaşıp, aslında yaptığı işin ne kadar gereksiz olduğunu anlattığı Referandum’da sonuç “evet” çıkıp, rejim değişikliği “resmen” gerçekleştiğinde, hepimize geçmiş olsun. Resmi politikamız “yurtta sulh, cihanda sulh” seviyesinden, “yurtta kriz, cihanda kriz”e sabitlenecek gibi.

 

—-

EK BİLGİ: Atatürk zamanında uçak fabrikası kurulmuş, 200 civarı uçak üretmiş o fabrika. Bu üretimleri hiç borç almadan, hatta duyun-i umumiye’den kalan borçları öderken yapmışlar. 2. dünya savaşı sonrası Hollanda bizden uçak satın almak istemiş, o seviyedeymiş iki ülke arası seviye. Üretimden kopan, eldeki avuçtakileri satan, üstüne borç üzerine borç alan Türkiye, bırak teknolojiyi, bugün “Saman” bile ithal ederken; Konya kadar büyüklüğü olan Hollanda, Türkiye’den daha fazla tarım üretimine sahip.

 

Share/Bookmark
Share:

4 comments

  1. yazınızın buyuk bir cogunluguna katılıyorum ama asagidaki konuları gozden gecirebilir misiniz.
    1-bakanın kacak olarak hollanda’ya girmesi: almanya’ya girmesi ile birlikte ab sınırlarına girmiş olan ve diplomatik pasaport tasıyan bakan “kaçak” statüsünde olmamalı diye düşünüyorum. kastettiğiniz başka bir vurgu mu var?
    2-apo’yu öldürmeyecekler: hukukçu değilim ama kanunların geçmişe donuk işlemeyecegini biliyorum. apo’nun hakkında karar hükme yıllar önce bağlandı ve şu an yatıyorsa idam edilebilmesi sanırım mümkün olmayacaktır.

  2. Merhabalar,

    1- Bakan da olsa, “diplomatik dokunulmazlık” için karşıdaki ülkenin bunu kabul ve taahhüt etmesi lazım. Misal Alman vekiller TR’ye gelip doğudaki olayları izlemek istediklerinde izin verilmediği olmuştu daha önce. Bu Türkiye’nin yasal hakkıydı, Almanlar da gelmemişti. Bizimkilere de gelme diye açıkca belirtmişler, biz uymamışız

    Yani “Diplomatik Pasaport = Diplomatik Dokunulmazlık” diye bir şey yok. Ve de karşıdaki ülke sana diplomatik dokunulmazlık vermek zorunda değil. (biz de başkasına vermek zorunda değiliz)

    2- Apo zaten idam almıştı, idam cezası müebbet hapse çevrilmişti. Yani yine yargılanması gerekmez. Ama inan mümkün olup olmadığından ben de emin değilim. Sadece şundan eminim, “Apo’yu idam edicez” argumanını kullanacaklardır

  3. Halk oylaması süresince yurt dışında ve gümrük kapılarında propaganda ve miting yasaktır. Bu kanun çerçevesinde 2015 yılı genel seçimlerinde neden tüm avrupa da propaganda ve miting yapılmasına kimse sesini çıkarmadı diye sormak istiyorum. Aşağıdaki linkte Cumhuriyet Halk Partisinin Avrupa programı var seçim öncesi mitingleri.
    http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/374473/CHP_nin_Secim_programi_aciklandi.html

  4. bir bakanın Avrupa’ya gidip de, propaganda yapması TR yasalarına göre YASAKTIR. Bakanın oraya miting yapma amacıyla gitmesi suçtur. ve doğru ama gümrükte ve açık alanlarda kapalı alanlarda serbestdir

Leave a Reply


Notify me of followup comments via e-mail. You can also subscribe without commenting.